‘ Yapan ’ kelimesi ile ilgili yazılar

Roma dönemine ait 3700 yıllık mezar bulundu

16 Kasım 2010

Kütahya’nın Emet ilçesinde, Eti Maden İşletmeleri Genel Müdürlüğüne bağlı Emet Bor İşletmesine ait sahada iş makinesiyle kazı yapılırken 3700 yıl öncesine ait olduğu sanılan ve içerisinde insan kafa tasları ile kemik parçalarının olduğu Roma döneminden kalma mezar bulundu.

AA muhabirinin aldığı bilgiye göre, bor madeni cevherinin bulunduğu Espey maden sahasında dozerle kazı yapan işletme çalışanları, bir insana ait kafa tası ve kemik parçalarını görünce durumu işletme yetkililerine bildirdi.

Yetkililerce Cumhuriyet Savcılığı ve İlçe Jandarma Komutanlığına bilgi verilmesinin ardından yapılan araştırmada, burasının tarihi nitelikte bir mezar olduğu belirlenerek, Kütahya Müze Müdürlüğünden uzmanların araştırma yapması istendi.

Müze Müdürlüğü uzmanları, çevresi taşla örülen mezarda 4 adet insan kafa tası, kemikler, diş parçaları, ikişer adet kırık toprak küp ve demir bilezik ile 3 adet metal küpe bulunduğunu tespit etti.

Roma döneminden kaldığı belirlenen mezardaki kafa tasları ve kemiklerin bozulmadan günümüze kadar gelmesinin bor madeninin koruyucu özelliğe sahip olmasından kaynaklandığı, eski Mısır’da cesetlerin mumyalanmasında bor tozunun kullanılmasının buna örnek oluşturabileceği belirtildi.

MÖ 1700′lü yıllara ait olduğu sanılan mezarda bulunan parçalar, Kütahya Arkeoloji Müzesinde sergilenmek üzere yetkililere teslim edildi.

1958 yılından bu yana bor madeni çıkarılan Espey mevkisinde önceki yıllarda çevresi taşla örülmüş mezarlara rastlanmış ancak kafa tasları, kemik parçaları gibi bulgular elde edilememişti.

AA

Popularity: 71% [?]

İdil Biret kulakların pasını sildi – DİNLE

16 Kasım 2010

 İzleyenlerin ilgiyle takip ettiği konserde ünlü müzisyen, dünyaca ünlü eserleri seslendirdi.

Piyano kariyerinin yanı sıra Kraliçe Elisabeth, Van Cliburn, Busoni, Liszt gibi saygın piyano yarışmalarında jüri üyeliği yapan İdil Biret, Ataköy’deki İstanbul Kültür Üniversitesi Kampüsü Akıngüç Oditoryum ve Sanat Merkezi’nde bir piyano resitali verdi. Eleştirmenler tarafından ‘çağımızın önde gelen piyano ustalarından biri’ olarak nitelendirilen Biret, konserde Beethoven/Liszt senfonileri, Chopin’in piyano yapıtları ve Brahms’ın solo ve konçertolarının yanı sıra Rachmaninof’un birçok eserini dile getirdi. Salonun tamamının dolduğu konseri katılımcılar ilgiyle takip etti.

Popularity: 53% [?]

Sivaslıların Feshane buluşması başladı

16 Kasım 2010

Açılışa, İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu, Ak Parti İstanbul Milletvekili İdris Güllüce, Ak Parti Sivas Milletvekili Hamza Yerlikaya, Bağımsız Milletvekili İlhan Kesici, Eyüp Kaymakamı Osman Kaymak, Eyüp Belediye Başkanı İsmail Kavuncu, Kağıthane Belediye Başkanı Fazlı Kılıç, Üsküdar Belediye Başkanı Mustafa Kara, Sancaktepe Belediye Başkanı İsmail Erdem ve çok sayıda Sivaslı vatandaş katıldı… 

Açılışta bir konuşma yapan Eyüp Belediye Başkanı İsmail Kavuncu, Sivas’ı tanıtma adına gerçekleştirilen organizasyonu yapan Sivas Platformu’nu kutlayarak şunları söyledi: “ Sivaslı olup da günlük hayatın yoğunluğundan bir araya gelemeyen hemşehrilerimiz bu etkinlikte buluşmuş oldu… Her türlü sanatsal aktivitenin yeraldığı , kültür mozayiğimizin sergilendiği bu tür organizasyonlar, birlik ve beraberliğimizin, sevgi ve kardeşlik duygularının ön plana çıkmasına vesile olmaktadır. Dileğimiz, yurdumuzdaki tüm il ve ilçelerin böyle örnek etkinliklerle anılmasıdır..”

Feshane’de üç gün boyunca 14 Kasım’a açık kalacak kültürel etkinlikler arasında folklor, semah, resim sergileri, slayt gösterileri, aşıklar, THM sanatçılarının konserleri, illüzyon gösterileri gibi her detay düşünülmüş… Ünlü sanatçılar Sabahat Akkiraz ve Ali Kızıltuğ sevilen türkülerini seslendirecek.

Popularity: 12% [?]

Sarılmaktan sadece kadınlar hoşlanıyor

16 Kasım 2010

Söz konusu insanın üremesi olduğu zaman cinsel beraberlik sonrasında yaşananlar da önem kazanıyor. Albright College’ın seks sonrası insan davranışlarını inceleyen araştırması bu davranışların cinsiyetlere farklılık gösterdiğini söylüyor.

İster uzun ister kısa süreli bir ilişki olsun, cinsel ilişkinin ardından kadınlar erkeklere göre daha çok yakın olmak istiyor ve bağlanma isteği duyan davranışlar sergiliyor. Katılımcılarının çoğunun gençler olduğu 170 erişkine uygulanan online anket erkeklerinse daha çok birlikteliğin tekrarına yönelik hareketlerde bulunduğunu gösteriyor.

Ayrıca erkekler daha çok cinsel beraberliğin öncesinde öpüşmeyi severken kadınlarsa beraberliğin sonrasında öpüşmekten hoşlanıyor. Uzun süreli ilişkilerdekiler birliktelikten sonra duş almayı pek tercih etmiyor.

Kadın ve erkek arasındaki en benzer davranışsa uzun süredir birlikte olan çiftlerin seksin ardından birbirlerine “Seni seviyorum.” denmesine verdikleri önem.

Araştırmayı yapan psikolog Susan Hughes, erkeklerin daha fazla üreyebilme potansiyelleri yüzünden doğaları gereği kısa süreli ilişkilere daha yatkın olduklarını, kadınlarınsa çocuk için iyi ebeveyn olabilecek uzun süreli bir partner aradığını söylüyor ancak bir çifti birlikte tutan başka birçok güdü olduğunu da belirtiyor.

ntvmsnbc

Popularity: 10% [?]

Kaynanayla oturmak boşanma nedeni!

16 Kasım 2010

Daire, eşini kendi annesi ve babası ile oturmaya zorlayan kocanın bu davranışıyla ‘eşini terk etmiş sayılacağını’ ifade etti.

Kararda, “Diğerini ortak konutu terk etmeye zorlayan veya haklı bir sebep olmaksızın ortak konuta dönmesini engelleyen eş de terk etmiş sayılır. Bu halde terk sebebiyle boşanma davası açma hakkının kadına ait olduğu açık ve tartışmasızdır” denildi.

Davaya konu olan olayda, kocasının kendi ailesi ile oturmaya zorladığını ileri süren davacı kadın, evini terk ederek boşanma davası açtı. Başvuruyu inceleyen yerel mahkeme dava açılmadan önceki ayrılık süresinin ‘altı ay’ olması gerektiğini belirterek davayı reddetti.
Yerel mahkemenin kararının ardından dava temyiz edildi. Davanın temyiz incelemesini yapan Yargıtay 2. Hukuk Dairesi ise olayda, tarafların kendilerinin seçtikleri bağımsız bir konutun bulunmadığını belirtti.

Bağımsız, ortak konut seçiminden kaçınarak eşini, rızası olmadan kendi anne ve babasıyla oturmaya mecbur bırakan kocanın, ‘eşini terk etmiş’ sayılması gerektiğini belirten daire, bu durumda terk edilenin davacı kadın olduğunu kaydetti.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi bu halde terk edilmiş olmak sebebiyle boşanma davası açma hakkının Türk Medeni Kanunu’nun 164’üncü maddesine göre terk edilen eşe (kadına) ait olduğunun ‘açık ve tartışmasız’ olduğuna karar verdi.

‘Konutu sadece koca seçemez’

Daire kararında ayrıca, “… terk edilen eş boşanma davası açabilir. Diğerini ortak konutu terk etmeye zorlayan veya haklı bir sebep olmaksızın ortak konuta dönmesini engelleyen eş de terk etmiş sayılır…” denildi.

Yerel mahkemenin davayı reddetmesinin doğru olduğunun belirtildiği daire kararında, şu değerlendirmede bulunuldu:

“Türk Medeni Kanunu’nun yürürlüğe girmesiyle artık, ortak konutu seçmek münhasıran kocanın yükümlülüğünde olan bir husus değildir. Eşler oturacakları konutu birlikte seçerler. Eşlerin birlikte seçtikleri bir konut bulunmadığına göre, ihtar geçersizdir. Davanın reddi, açıklanan gerekçe ile sonucu itibarıyla doğrudur.”

ANKA

Popularity: 6% [?]

250 bin öğretmene diyabet dersi

16 Kasım 2010

Milli Eğitim ve Sağlık Bakanlıkları ile Çocuk Endokrinolojisi ve Diyabet Derneğince, diyabetli çocukların yaşam koşullarını iyileştirmek için Sanofi-Aventis ilaç firmasının desteğiyle hazırlanan ”Okulda Diyabet Programı” projesi çerçevesinde The Marmara Otel’de toplantı düzenlendi.

İstanbul İl Milli Eğitim Müdürü Muammer Yıldız’ın da katıldığı toplantıda, kentteki okullarda görev yapan yaklaşık 250 rehber öğretmene Tip 1 Diyabet konusunda eğitim verilerek, program kapsamında öğretmenlerin üstleneceği rol uzmanlar tarafından anlatıldı.

Çocuk Diyabet Grubu Başkanı Prof. Dr. Şükrü Hatun toplantıda yaptığı konuşmada, diyabetli çocukların eğitimlerini okul dışında sağlıklı bir şekilde alamadıklarını belirterek, ”Bu projemiz, diyabetli çocukların okullarda da tedavi sürecine devam etmesini sağlayacak” dedi.

Türkiye’de 15 bin diyabetli çocuk bulunduğunu, öğretmen ve öğrencilerin diyabet hastalığı konusunda bilinçlenmesine destek vermeyi amaçladıklarını söyleyen Hatun, diyabetli çocuklara erken tanı konulmaması ve tedavinin gecikmesi nedeniyle ortaya çıkan ağır tablonun önlenmesinde aileyle birlikte öğretmenlere de önemli görevler düştüğünü vurguladı.

Türkiye’de diyabetli çocuklar için ilk kez böyle bir çalışma yapıldığını belirten Hatun, proje kapsamında diyabet tanısı konulan çocukların durumunun bir mektup ile okul idaresine bildirileceğini, diyabet hastalığında acil durumlarda mutlaka kullanılması gereken glukagon iğnesinin okulda buzdolabında hazır bulundurulacağını, okul hemşiresi ve ilgili öğretmenin bu iğneyi yapabilecek eğitimi alacağını söyledi.

Hatun, rehber öğretmenlere de diyabet hastası öğrencilere acil müdahale edebilecek eğitimin verileceğini, diyabetli öğrencilerde kan şekeri düşüklüğü durumunda sınav tekrarı sağlanabileceğini kaydetti. Hatun, diyabete, Sağlık Bilgisi dersinin müfredatında yer verilerek öğrenci ve öğretmenlerde bilinç seviyesi artırılmasının sağlanacağını ifade etti.

Okulda Diyabet Programı kapsamında Milli Eğitim Bakanlığına bağlı tüm eğitim kurumlarındaki öğretmen, öğrenci ve veliler için eğitim materyalleri hazırladıklarını belirten Hatun, ”Diyabet belirtilerine dikkati çeken 60 bin afiş çok hızlı bir şekilde okullara asılacak. ‘Öğrencim ve Diyabet’ isimli bir broşür hazırladık. Bu broşür tüm okullara elektronik ortamda gönderilerek, öğretmenlere ulaştırılması sağlanacak” diye konuştu.

AA

Popularity: 13% [?]

KPSS’de bu kez tam puan alan çıkmadı

16 Kasım 2010

10 Temmuz’da gerçekleştirilen ancak kopya çekildiği ve soruların sızdırıldığı kesinleşince iptal edilen KPSS Eğitim Bilimleri Sınavı’na giren 280 bin öğretmen adayından 350 kişi tam puan almıştı.

21 Ekim’de tekrarı gerçekleştirilen sınavdan ise tam puan alan kimse çıkmadı.

YÖK Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan, KPSS Eğitim Bilimleri Sınavı sonuçlarına göre, sınavda tüm soruları yapan aday bulunmadığını, en fazla 111 net yapan olduğunu belirterek, ”Böylece kopya iddiaları güçlendi” dedi.       

Özcan, soruların sızdırıldığı iddiasıyla iptal edilerek, 31 Ekim 2010′da yeniden yapılan KPSS Eğitim Bilimleri Sınavı sonuçlarına ilişkin yaptığı açıklamada, sonuçlara göre sınavda tüm soruları doğru yanıtlayan aday bulunmadığını, 120 sorudan en fazla 111 net yapan aday olduğunu kaydetti.        

Bu sonuçlara göre, sınavda soru sızdırılması ya da kopya iddialarının güçlendiğini belirten, bundan sonraki görevin savcılığa düştüğünü ifade eden Özcan, ÖSYM’nin yapısında değişiklik öngören kanun taslağını sunduklarını ve bu taslağın kanunlaşmasını beklediklerini bildirdi.

“ÖSYM’NİN SINAV SONUCU RAPORUNU İNCELEYECEĞİZ”
Özcan, KPSS Eğitim Bilimleri Sınavı sonuçlarına ilişkin ÖSYM’nin rapor hazırladığını belirterek, ”ÖSYM, o raporu hazırlayıp getirecek. İnceleyeceğiz” dedi.

”Savcılık bu sınav sonuçlarına ilişkin bilgi istedi mi?” sorusunu Özcan, ”Hayır. İsterlerse ÖSYM’den isterler. Onlarla temas ediyorlar. Bizden isteyeceklerini zannetmiyorum” şeklinde yanıtladı.        

Özcan, ”Hiç kimsenin tam soru yapamaması bir öncekinde kopya olduğunun delaletidir. Önceki sınavda 350 kişinin 120 sorunun 120′sine de cevap vermesi kesinlikle kopyaya delalettir. Biz zaten onu dağılımdan görmüştük. Bu bizi doğruladı sadece” diye konuştu.

Sınavda 2 bin 718 aday ise 100 ve üzeri net yaptı. Adayların, toplam 120 soruya verdikleri doğru ve yanlış cevaplardan hesaplanan net soru sayısı ortalamasının yaklaşık 65 olarak gerçekleşti.

Tekrarlanan sınava katılım oranı yüzde 80, 235 bin 134 aday katıldı.

KPSS’de 280 adayın sınavı iptal edildi. Geçerli özel kimlik belgesi olmaksızın sınava girmek isteyen, kural dışı davranışlarıyla sınav düzenini bozan ve cevap kağıtları üzerinde kopya incelemesi yapan istatistiksel analiz çalışması sonucunda iptaller belirlendi.

Sınav sonuçları, bugün saat 14.00′de ÖSYM’nin internet sitesinde duyuruldu. Ancak yoğunluk nedeniyle ilk saatte siteye girmek mümkün olmadı.

6 ARALIK’TA ATAMA, 7 ARALIK’TA İŞBAŞI
Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), öğretmen atamalarının 6 Aralık 2010 tarihinde yapılacağını ve atanan öğretmen adaylarının 7 Aralık’ta göreve başlayacağını bildirdi.        

Bakanlığın internet sitesinde yapılan açıklamada, ağustos ayında yapılması planlanan 30 bin kadrolu öğretmen alımının, ”KPSS’ye ilişkin yürütülen soruşturma nedeniyle, başvuruda bulunan öğretmen adayları açısından telafisi güç hukuki ihtilafların doğmaması adına durum netleşinceye kadar ileri bir tarihe ertelendiği” anımsatıldı.        

Tekrarlanan KPSS Eğitim Bilimleri Sınavı sonuçlarının netleşmesi üzerine, Bakanlık tarafından yeni atama takvimi belirlendiği belirtilen açıklamada, şunlar kaydedildi:       

”5-12 Kasım 2010 tarihleri arasında kontenjanların güncellenmesi işlemi yapılmıştır. 22-24 Kasım’da taban puanlar belirlenerek, kılavuz yayınlanacaktır. 25 Kasım-3 Aralık tarihleri arasında başvurular kabul edilecektir. Öğretmen atamaları 6 Aralık 2010 tarihinde yapılacaktır. Atanan öğretmen adayları 7 Aralık’ta göreve başlayacaktır.”

ABBAS GÜÇLÜ:
KOPYA OLDUĞU ORTAYA ÇIKTI
Milliyet gazetesi yazarı Abbas Güçlü, KPSS sonuçlarını NTV canlı yayınında değerlendirdi:

“Sonuçlarla birlikte kopya olduğu ortaya çıktı. Daha önce 350 tane tam puan alan varken şimdi nerede onlar? Büyük bir ihtimalle sınava da girmedi onlar, durumları tespit edilmesin diye. YÖK’ün bunların tek tek tespitini yapması gerekiyor.

60 bin aday da sınava girmedi, hedef şaşırtmak için mi böyle bir şey yapıldı? Daha da önemlisi YÖK bu skandalı en başından itibaren örtmeye çalışıyordu, yine sonuçların açıklanmasını 9 günlük bayram tatilinin öncesine getirerek bir taktik uyguladı. Sonuçların üç gün öncesinden hazır olduğunu biliyorduk, niye daha önce de açıklamadılar da öğretmen atamaları bayram sonuna kaldı. Atanamayan öğretmenler zaten birkaç aydır çok mağdur durumdalardı. Şimdi de atamalar 15-20 gün sarktı.

Bütün bunların cevabını birileri vermeli. Öğrenciler aynı, sınavı yapan kurum aynı, sorular aynıyken birdenbire puanlar niye bu kadar düştü? Bu da sorgulanmalı. Daha önce 100 netle alan yerler şimdi 80 netle öğretmen alacak. MEB taban puanları yeniden düzenleyeceğini açıkladı zaten.

Şimdi kopyacılar devreden çıktığı için adayların kazanma şansı yüksek olacak.”

İSMAİL KONCUK:
TEK ADAYIN BİLE 120 NET YAPMAMASI KOPYANIN BÜYÜKLÜĞÜNÜ GÖSTERMEKTEDİR
Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk, KPSS Eğitim Bilimleri Sınavı sonuçlarını değerlendirdi.

”350 kişinin 120′de 120 net yaptığı sınavda, bugün tek adayın bile 120 net yapmaması kopyanın büyüklüğünü göstermektedir” diyen Koncuk, şunları söyledi:         

”Bir önceki sınava 15 bin kişi girmiyor, bu sınava girmeyenlerin sayısı 60 bin. Bir önceki sınavda 115 ve üzeri net yapanların sayısı 4 bin 200 iken bu sınavda 100 ve üzerinde net yapanların sayısı sadece 2 bin 718. 100 ve üzerinde net yapan sayısı daha önceki sınavda 8 bin civarındaydı. Yani yüzde 75′lik bir azalma olması enteresan bir durumdur. Sınavdaki kopya olayının boyutlarını göstermek açısından son derece önemlidir. 350 kişinin 120′de 120 net yaptığı sınavda, bugün tek adayın bile 120/ net yapmaması kopyanın büyüklüğünü göstermektedir. Savcılık eski istatistiklerle yenilerini karşılaştırmalı, şüpheli olanlar tespit edilmeli. Savcılık bugüne kadar elde ettiği tespitleri kamuoyu ile paylaşmalıdır. Bu kişilere öğretmenliğe başvuru hakkı verilmemelidir.”
       
”UCU KİME VEYA KİMLERE DAYANIRSA DAYANSIN TESPİT EDİLMELİ”
KPSS adaylarının bazılarının soruşturmadan bir şey çıkmayacağına ve bir takım kişilerin korunduğuna inandığını öne süren Koncuk, yetkililerin bu konuda açıklama yaparak kamu vicdanını rahatlatması, sorumluların bulunup cezalandırılacağını açıklaması gerektiğini söyledi.        

Genel kültür ve genel yetenek sınavlarında da kopya çekildiğinin açık olduğunu iddia eden Koncuk, sınav sonuçlarının genel yetenek ve genel kültür testleri bakımından da değerlendirilmesinin ve tespit edilen kişilere KPSS 3 puan türü ile memur kadrolarına başvuru hakkı verilmemesini istedi.       

TBMM’de KPSS araştırma komisyonu kurulması gerektiğini savunan Koncuk, öğretmen ve memur ataması yapılsa bile kopyaya karışanların tespit edilmesi halinde atamaların iptal edileceği, ödenen maaş ve ücretlerin yasal faiziyle geri alınacağını ilişkin bir açıklama yapılması gerektiğini söyledi.        

Koncuk, ”Binlerce kişinin katıldığı 2010 KPSS sınavında soruları sızdıranlar ve dağıtanlar, ucu kime veya kimlere dayanırsa dayansın tespit edilmeli. Ana aktörler bakımından TCK’da en ağır cezalar getirilmelidir” dedi.        

Koncuk, öğretmen olarak atama bekleyen 374 bin gencin sıkıntılarını hafifletmek ve öğretmen açığını da azaltmak için 70 bin boş öğretmen kadrosunun bu atama döneminde kullanılmasını da istedi.       

“KİMLER, NEDEN GİZLENİYOR?”
Koncuk, ÖSYM Başkanlığının TC kimlik numarasının yanında her adayın şifre ile sonuçları öğrenebilmesi yönünde bir düzenleme yaptığını söyledi. Bu nedenle ellerindeki kimlik numaralarından 120′de 120 net yapanların kaç puan aldıklarını öğrenemediklerini ifade eden Koncuk, ”Bunu da manidar buluyoruz. Neyi gizliyoruz? ÖSYM’nin sayfasında da son derece kısıtlı bilgiler verilmiş. Bunu da anlamlı buluyoruz. Şeffaf olmaması bakımından ÖSYM’nin başına bir sürü iş geldi. ÖSYM’nin hala bundan bir ders çıkarmadığını anlıyorum. Neden gizliyoruz, kimleri gizliyoruz?” diye konuştu.

Popularity: 16% [?]

Eğitim-Sen: Kopyanın büyüklüğü ortada

16 Kasım 2010

Koncuk, sendika genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında, KPSS’ye ilişkin olarak iddiaların 15 Ağustos tarihinde gündeme geldiğini ve henüz cevap bulunamadığını söyledi.

YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcan’ın ”KPSS eğitim bilimleri ikinci sınav sonuçlarının kopya iddialarını güçlendirdiği” şeklindeki açıklamasını hatırlatan Özcan, kopya çekildiğinin zaten apaçık ortada olduğunu öne sürdü.

Koncuk, şunları kaydetti:

”Bu sınav sonuçlarının, bu kopya olayına katılımın ne derece büyük olduğunu göstermesi açısından, irdelenmesi, değerlendirilmesi gerekmektedir. Bir önceki sınava 15 bin kişi girmiyor, bu sınava girmeyenlerin sayısı 60 bin. Bir önceki sınavda 115 ve üzeri net yapanların sayısı 4 bin 200 iken bu sınavda 100 ve üzerinde net yapanların sayısı sadece 2 bin 718. 100 ve üzerinde net yapan sayısı daha önceki sınavda 8 bin civarındaydı. Yani yüzde 75′lik bir azalma olması enteresan bir durumdur. Sınavdaki kopya olayının boyutlarını göstermek açısından son derece önemlidir. 350 kişinin 120′de 120 net yaptığı sınavda, bugün tek adayın bile 120/ net yapmaması kopyanın büyüklüğünü göstermektedir. Savcılık eski istatistiklerle yenilerini karşılaştırmalı, şüpheli olanlar tespit edilmeli. Savcılık bugüne kadar elde ettiği tespitleri kamuoyu ile paylaşmalıdır. Bu kişilere öğretmenliğe başvuru hakkı verilmemelidir.”

-”UCU KİME VEYA KİMLERE DAYANIRSA DAYANSIN TESPİT EDİLMELİ”-

KPSS adaylarının bazılarının soruşturmadan bir şey çıkmayacağına ve bir takım kişilerin korunduğuna inandığını öne süren Koncuk, yetkililerin bu konuda açıklama yaparak kamu vicdanını rahatlatması, sorumluların bulunup cezalandırılacağını açıklaması gerektiğini söyledi.

Genel kültür ve genel yetenek sınavlarında da kopya çekildiğinin açık olduğunu iddia eden Koncuk, sınav sonuçlarının genel yetenek ve genel kültür testleri bakımından da değerlendirilmesinin ve tespit edilen kişilere KPSS 3 puan türü ile memur kadrolarına başvuru hakkı verilmemesini istedi.

TBMM’de KPSS araştırma komisyonu kurulması gerektiğini savunan Koncuk, öğretmen ve memur ataması yapılsa bile kopyaya karışanların tespit edilmesi halinde atamaların iptal edileceği, ödenen maaş ve ücretlerin yasal faiziyle geri alınacağını ilişkin bir açıklama yapılması gerektiğini söyledi.

Koncuk, ”Binlerce kişinin katıldığı 2010 KPSS sınavında soruları sızdıranlar ve dağıtanlar, ucu kime veya kimlere dayanırsa dayansın tespit edilmeli. Ana aktörler bakımından TCK’da en ağır cezalar getirilmelidir” dedi.

Koncuk, öğretmen olarak atama bekleyen 374 bin gencin sıkıntılarını hafifletmek ve öğretmen açığını da azaltmak için 70 bin boş öğretmen kadrosunun bu atama döneminde kullanılmasını da istedi.

Koncuk, ”Önceki sınavda 120′de 120 yapan adayların bu sınavdaki sonuçlarına bakabildiniz mi?” şeklindeki soru üzerine, ÖSYM Başkanlığının TC kimlik numarasının yanında her adayın şifre ile sonuçları öğrenebilmesi yönünde bir düzenleme yaptığını söyledi. Bu nedenle ellerindeki kimlik numaralarından 120′de 120 net yapanların kaç puan aldıklarını öğrenemediklerini ifade eden Koncuk, ”Bunu da manidar buluyoruz. Neyi gizliyoruz? ÖSYM’nin sayfasında da son derece kısıtlı bilgiler verilmiş. Bunu da anlamlı buluyoruz. Şeffaf olmaması bakımından ÖSYM’nin başına bir sürü iş geldi. ÖSYM’nin hala bundan bir ders çıkarmadığını anlıyorum. Neden gizliyoruz, kimleri gizliyoruz?” diye konuştu.

AA

Popularity: 14% [?]

Yenilen KPSS’de 280 adaya kopya iptali

16 Kasım 2010

ÖSYM, KPSS Eğitim Bilimleri sınavında tüm sorulara doğru cevap vererek 120 net yapan adayın bulunmadığını, en yüksek netin 111 olarak hesaplandığını, sınava giren 2 bin 718 adayın 100 ve üzeri net yaptığını bildirdi.

ÖSYM’den yapılan açıklamada, 31 Ekim 2010 Pazar günü 81 il ve Lefkoşa’da gerçekleştirilen sınava 235 bin 134 adayın katıldığı belirtildi.

Sınava katılım oranının yaklaşık yüzde 80 olarak hesaplandığı ifade edilen açıklamada, ”ÖSYM tarafından 5 Ekim 2010 tarihinde ve sonrasında kamuoyuna duyurulan sınav güvenlik tedbirlerinin bu sınavda da etkin ve başarılı biçimde uygulanması sonucunda sınav sorunsuz tamamlanmıştır” denildi.

280 ADAYIN SINAVI İPTAL

Geçerli özel kimlik belgesi olmaksızın sınava girmek isteyen, kural dışı davranışlarıyla sınav düzenini bozan ve cevap kağıtları üzerinde kopya incelemesi yapan istatistiksel analiz çalışması sonucunda toplam 280 adayın sınavının, ÖSYM Yürütme Kurulu kararı ile iptal edildiği vurgulanan açıklamada, sınavı geçerli olan adayların, toplam 120 soruya verdikleri doğru ve yanlış cevaplardan hesaplanan net soru sayısı ortalamasının yaklaşık 65 olarak gerçekleştiği kaydedildi.

Bu sınavda tüm sorulara doğru cevap vererek 120 net yapan aday olmadığına işaret edilen açıklamada, en yüksek netin 111 olarak hesaplandığı, sınava giren 2 bin 718 adayın 100 ve üzerinde net yaptığı belirtildi.

ÖZCAN KOPYA İDDİALARI GÜÇLENDİ

YÖK Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan, KPSS Eğitim Bilimleri Sınavı sonuçlarına göre, sınavda tüm soruları yapan aday bulunmadığını, en fazla 111 net yapan olduğunu belirterek, ”Böylece kopya iddiaları güçlendi” dedi.

YÖK Başkanı Prof. Dr. Özcan, soruların sızdırıldığı iddiasıyla iptal edilerek, 31 Ekim 2010′da yeniden yapılan KPSS Eğitim Bilimleri Sınavı sonuçlarına ilişkin yaptığı açıklamada, sonuçlara göre sınavda tüm soruları doğru yanıtlayan aday bulunmadığını, 120 sorudan en fazla 111 net yapan aday olduğunu kaydetti. 

Özcan, bu sonuçlara göre, sınavda soru sızdırılması ya da kopya iddialarının güçlendiğini belirterek, bundan sonraki görevin savcılığa düştüğünü ifade etti.

Özcan, soru üzerine, ÖSYM’nin yapısında değişiklik öngören kanun taslağını sunduklarını ve bu taslağın kanunlaşmasını beklediklerini bildirdi.

AA

Popularity: 11% [?]

YÖK ödüllendirme modeline geçiyor

16 Kasım 2010

Yüksek Öğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan, Milli Eğitim Bakanlığının bir tasarı hazırladığını, kendilerinin de performansa bağlı ödüllendirme sistemi üzerinde çalıştıklarını, bunu TBMM’nin kabul etmesi halinde ayrıntılarını hazırlayıp üniversitelerde uygulamaya geçeceklerini söyledi.

Özcan, Çorum’da vatani görevini yapan oğlu Kaan Özcan’la birlikte geldiği Samsun’da çeşitli ziyaretlerde bulundu.

Özcan, program kapsamında kentin tarihi ve turistlik mekanlarını gezdi, Özel Canik Başarı Üniversitesi inşaatında incelemelerde bulundu. YÖK Başkanı’na, Prof. Dr. Ahmet Bulut ile YÖK üyesi Prof. Dr. Sait Bilgiç de eşlik etti.

Yeni kurulan üniversitelerden artık farklılıklar beklediklerini ifade eden Özcan, ”Mesela biz, bilimsel çıktılar olarak da çok iyi olmasını istiyoruz. Onun için biz böyle tematik üniversitelerin ortaya çıkmasını arzu ediyoruz. Başarı Üniversitesi’nin kurulumunun ardından özellikle belli konularda temayüz etmiş diğer üniversitelerden bir farkının olması bekliyorum. İngilizce öğretimine verecekleri önem gerçekten dikkate şayandır. Bu üniversiteyi diğerlerinden farklı kılan bir husus olacaktır”dedi.

Üniversitelerde öğretim görevlilerinin belli seviyeye geldikten sonra bilimsel araştırmayı azaltığını ifade eden Özcan, öğretim görevlilerinin sözleşmeli görev yapmasının Türkiye’de herkesin konuştuğu bir konu olduğunu kaydetti.

İskandinav ülkelerinde öğretim görevlilerinin sözleşmeli olarak çalıştığını da vurgulayan Özcan, şunları kaydetti:

”İsviçre, Danimarka gibi İskandinav ülkelerinde öğretim üyelerinin pek çoğu bizde olduğu gibi 12 ay devletten maaş almıyorlar. Getirdikleri projeler miktarında derslere katılıyorlar. Bir veya iki sömestr ders veriyorlar. Yazın devletten maaş almıyorlar. Getirdikleri projeden elde ettikleri parayla geçimlerini sağlıyorlar. Böyle bir sistem var. Bizim ülkemizde uygulanır mı? Uygulanmaz mı? Siyasiler buna nasıl bakar bunu bilmiyoruz. Hani birazcık ürkütücü ilk dile getirildiğinde gerçekten bir çalışma emniyetiniz yok, iş güvenceniz yok. Bu bakımdan insanları biraz etkiliyor.

Ama bizim sistemimizde de verimlilikle ilgili çok ciddi sıkıntılarımız var. Hocalarımızın bir kısmı belli seviyelere geldikten sonra bilimsel çalışmalarını azaltıyorlar. Gençliklerinde olduğu kadar üretken olmuyorlar. Esasından biz o üretkenliği biraz olsun arttırmak istiyoruz. Mesela şu an Türkiye Büyük Millet Meclisine (TBMM) Milli Eğitim Bakanlığı bir tasarı sundu. Genel kurula inmesi için elimizden geleni yapıyoruz. Performansa bağlı ödüllendirme sistemi üzerinde çalışıyoruz. Eğer TBMM bunu kabul ederse bunun detaylarını hazırlayıp üniversitelerde uygulamaya geçeceğiz. Bu üreten ve çalışkan hocalarımızın üniversitelerde daha fazla para alması anlamına gelecek. İlla hizmet alımı şeklinde hocaları çalıştırmak değil de çalışına birazcık daha fazla vermek şartıyla özlük haklarında iyileştirme yapabiliriz.”

AA

Popularity: 23% [?]

Sitemizi kişi takip ediyor.Aşağıdaki kutucuğa e-posta adresinizi girin sitemize yeni eklenen içerikten haberiniz olsun...

Sitemize üye olduktan sonra, e-posta adresinize bir onay maili gelecek. O maili onaylamazsanız, üyeliğiniz tamamlanmaz. 

SohbetClub.Net Anket

How Is My Site?

View Results

Loading ... Loading ...