‘ Ya ’ kelimesi ile ilgili yazılar

Çinlilerin halay merakı bir başka

16 Kasım 2010

 Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek, Şanghay’da ”Ankara Kültür Günleri” çerçevesinde Oriental Sanat Merkezi’nde düzenlenen etkinlikte yaptığı konuşmada, Türkiye ve Çin medeniyetlerinin dünyanın köklü ve zengin medeniyetleri arasında yeraldığını söyledi. Tarihin her döneminde bu iki köklü milletin yakın ilişkiler içinde bulunduğunu ifade eden Gökçek, yakın ilişki sonucu Türkiye ile Çin arasında ortak ilgi alanları oluştuğunu belirtti.

Çin’de uygulanan doğru ve istikrarlı ekonomi politikalarının, güçlü aile yapılarının ve çalışkan insanların dünyadaki hızlı değişimi lehlerine çevirebildiklerini anlatan Gökçek, şöyle devam etti:

”Çin dünya ekonomisinde ön sıralara çıkmış, öyle ki dünya ekonomisi Asya’ya doğru eksen değiştirmiştir. Mutlulukla belirtmek isterim ki iki ülke arasındaki yakın dostluk ve ekonomik ilişkiler yakın zamanda Çin Halk Cumhuriyeti Başbakanı’nın Türkiye ziyareti sırasında imzalanan sekiz anlaşma ile stratejik işbirliğine dönüşmüştür. Bu sayede iki ülke arasındaki iş hacminin 17 milyar dolardan 50 milyar dolara çıkarılması hedeflenmiştir. Ankara ve Şanghay bu büyümenin odağında yer almışlardır.

BM raporlarına göre tarihte ilk kez insanların yüzde 50′den fazlası kentlerde yaşamaya başlamış ve 21. yüzyıl kentler çağı olmuştur. Ankara ve Şanghay gerçekleştirdikleri kentsel dönüşüm, çevre, ulaşım ve sosyal projelerle dünya kentlerine örnek oluştururken, halklar arasında dostluk ve kültürel anlayışı arttırmaya yönelik kentler diplomasisinin de öncüleri olmuşlardır.”

Şanghay Belediye Başkanı Han Zheng ile Ankara’da görüştüklerini, dostluk ve işbirliği anlaşması imzaladıklarını anımsatan Gökçek, anlaşmaların kağıt üzerinde kalmadığını ve geçen yıl Ankara’da Şanghay Kültür Haftası düzenlediklerini belirtti. Ankaralıların Şanghay ve Çin kültürünü çok sevdiklerini ifade eden Gökçek, bu yıl da Şanghay’da Ankara Kültür Günleri düzenlendiklerini söyledi. Bu çerçevede geleneksel Türk dansları ve modern Türk müziğinden bir demet hazırladıklarını dile getiren Gökçek, ”Memnuniyetle izliyorum ki konuksever Şanghay halkı da Ankaralı kardeşlerime aynı ilgi ve alakayı gösteriyorlar” dedi.

-ÇİNLİ İŞ ADAMLARINA YATIRIM DAVETİ-

Şanghay halkının 10 gün önce sona eren Şanghay EXPO’daki Türkiye pavyonuna gösterdikleri ilgiden de memnun kaldıklarını bildiren Gökçek, ”EXPO tarihininde bir rekor olan ve 70 milyon kişinin katıldığı Şanghay EXPO’da Türkiye pavyonunu 7 milyon kişi ziyaret etmiştir” diye konuştu.

Dostluk ve kültürel ilişkilerin ekonomik işbirliğiyle desteklenerek, halkların refahını daha da arttırması gerektiğine inandığını anlatan Gökçek, ”Bu nedenle Çinli iş adamlarını Ankara’ya yatırıma davet ediyorum. Başta raylı sistemler ve tünel yollar olmak üzere ulaşım, tema parklar, kongre ve fuar merkezleri gibi geniş biz yelpazede, Ankara’da cazip yatırım fırsatları bulunuyor” dedi.

Gökçek ayrıca Ankara’nın Çin Çok Uluslu Şirketler Birliği tarafından ”Türkiye’nin En İyi Yatırım Yapılabilir Kenti” seçildiğini anımsatarak, Şanghay’da düzenlenen Ankara Kültür Günleri’nin aralarındaki ekonomik, kültürel ve dostluk ilişkilerine yeni bir ivme kazandıracağına inandığını söyledi.

Şanghay Halk Siyasi Danışma Konferansı Başkanvekili Wu You Ying ise Ankara’nın mesafe olarak uzak olduğunu, buna rağmen her iki ülke halkının çok eskiye dayanan ortak geçmişe sahip bulunduklarını söyledi.

Bu geçmişin önceleri İpek Yolu şimdi ise EXPO’da biraraya geldiğini ifade eden Ying, Şanghay’da düzenlenen Ankara Kültür Haftası etkinliğinin, 2 şehir ve halklar arasında olumlu etkiler yaratacağına inandığını dile getirdi. Ying, ”İnanıyorum ki bugün düzenlenen etkinlikte her iki ülke de kendi sanat gösterilerini dolu dolu sunacaklardır” dedi.

-ÇİNLİLERİN HALAYA İLGİSİ-

Konuşmaların ardından Ankara Büyükşehir Belediyesinin halk oyunları ekiplerince folklor, kına gecesi canlandırması, Karadeniz yöresi oyunları, Ankara misket havası, ecüş mecüş gösterileri sunuldu. Şangay Belediyesine ait ekipler de yöresel kıyafetlerle Çinlilere özgü halk oyunları ile Kurşun Asker gösterisi sergiledi.

Sanatçı Ferhat Göçer de aralarında Çince parçaların da yer aldığı bir konser verdi. Göçer’in şarkılarına zaman zaman eşlik eden Çinli ve Türk izleyiciler, Göçer’e yoğun sevgi gösterisinde bulundular.

Konser bitiminde Ferhat Göçer’in orkestrası tarafından çalınan Mehter Marşı ile 10. Yıl Marşı’na konseri izleyen Türkler eşlik etti.

Etkinlikte Türk halk oyunlarını izleyen Çinliler, konser salonundan ayrıldıktan sonra Şanghay Meydanı’nda, aralarında Türklerin de yer aldığı gruplarla beraber büyük bir keyifle halay çektiler. Halayda zorlanan bazı Çinlilere ritm tutma konusunda Türkler yardımcı oldu.

AA

Popularity: 75% [?]

Rüştü Asyalı’nın sesinden Nazım şiirleri

16 Kasım 2010

Düzenlemesi Nihat Asyalı tarafından yapılan sunumu yöneten, aynı zamanda sesiyle anlam katan Rüştü Asyalı AA muhabirinin sorularını yanıtlarken, Nazım Hikmet’in yazdığı her yapıtın, her gün taze, her gün geçerli olduğunu ifade ederek, ”Nazım’ın modası hiçbir zaman geçmiyor, Her an etkileyici bir düşüncesi vardır. Düşüncelerinin dışında olağanüstü bir şairdir” dedi.

Memleketimden İnsan Manzaraları’nın her sanat dalına ve sanatçıya büyük bir malzeme olduğunu dile getiren Asyalı, duygularını, ”Kim bilir bu eserden kaç ressam tablo çıkarır, kim bilir kaç müzisyen senfoni besteler, kaç heykeltıraş kompozisyon çıkarır. Bütün sanat dallarını sayabiliriz. Bu büyük bir yapıttır. Hatta şairler onun üzerine şiir bile yazabilirler, kendisi şiir olmasına rağmen” sözleriyle ifade etti.

Nihat Asyalı’nın kendi tiyatral yaklaşımına göre yapıttaki ”onbir tablo”yu aradan süzdüğünü anlatan Asyalı, ”Ölene kadar ‘Ben bir Türk şairiyim’ diyen Nazım Hikmet tüm sanat dallarına ve sanatçılarına malzeme veren büyük bir yazardır. Tiyatro da bundan kendine düşen payı almıştır” diye konuştu.

Asyalı, sunumun ortaya çıkış sürecisini ise şöyle anlattı:

”Devlet Tiyatrolarında Nihat Asyalı’nın yazdığı ‘Rab Şeytana Dedi ki’ adlı bir oyunumuz var. Cem İdiz, bu oyunun müziklerini hazırladı. Oyunun prömiyerini kutlarken, Nihat Asyalı’ya ‘Bize ne zaman Memleketimden İnsan Manzaraları’ndan bir düzenleme, kurgu yapacaksın ki ikimiz bunu bir resital şeklinde sunalım’ diye sorduk. Kendisi ‘bakalım’ dedi.

Biz zannetik ki ‘bakalım’ dedi ve geçti. Sonra 1.5 ay sonra bizi aradı, ‘istediğiniz hazır gelin alın’ dedi. Cem’le ben çok şaşırdık ve sevindik. Zaten yıllardır Cem’le böyle bir çalışma yapmak istiyorduk. Daha önce de birlikte birçok çalışma yaptık ama bu uzun soluklu ilk işimiz olacak. Umuyorum bundan sonra da devam edecek.”

-”ÖZELLİKLE GENÇLER ESERİN GERİ KALANINI MERAK ETSİN İSTİYORUZ”-

Nazım Hikmet’in bütün yapıtlarıyla tiyatroya elverişli büyük bir yazar olduğuna işaret eden Asyalı, ”Ben başrejisör olarak şunu söyleyebilirim DT’de Nazım Hikmet’e dair oyunlar, benzeri çalışmalar yıllardır yapılıyor. ‘Ferhat ile Şirin’ kim bilir kaç kez seyirciyle buluştu, büyük bir etki yaratarak, Biz ”onbir tablo”yu yaptık, belki 21 tablo yapan da olur, bu yaklaşıma bağlı bir şeydir. Benzeri çalışmalar hep yapılmakta yapılacaktır” diye konuştu.

Asyalı, yapıtın amacını ise şöyle özetledi:

”Bu eseri resital biçiminde sunuyoruz. Cem, bestesi ve piyanosuyla ”onbir tablo”ya eşlik ediyor. İki bölümde sunuyoruz toplam 1.5 saat sürüyor. Ben hem sunumu yapıyorum, hem de Cem’in bestelerinden Nazım şarkıları var onları söylüyorum. Yeni 4 şarkı çıkıyor ortaya, hiç duyulmamış bu yapıt için bestelenmiş şarkılar bunlar.Asıl amacımız gelen seyircimizin özellikle gençlerin, Memleketimden İnsan Manzaraları’nın bütününü, 500 sayfalık kocaman cildi merak etmelerini sağlamak. ‘Onbir tablo’ bu peki gerisi ne diye merak ederlerse bu sunuş da Devlet Tiyatroları da Nazım konusunda, Türk edebiyatı konusunda amacına ulaşmış demektir.

Türk edebiyatının birçok büyük eseri Devlet Tiyatrolarında sahne bulmuştur. Bu açıdan üzerimize düşen görevi yapmaya çabalıyoruz. Ben de bu uğraş içinde bulunan sanatçılardan biri olarak gururlanıyorum. Bu 60 yıldır böyle. 60. yılımız sürüyor bu kapsamda sunumumuz dünya prömiyeri yapacak. Nazım, uçsuz bucaksız büyük bir kaynak, dev yapıtların buluştuğu bir büyük dağarcık, bitmez tükenmez. Seyircilerimiz merak etsinler, özellikle bütünü alıp okusunlar, Nazım Hikmeti’i anlamaya çalışsınlar.”

Nihat Asyalı’nın düzenlediği, Rüştü Asyalı’nın yönettiği 2 perdelik ‘Nazım Hikmet’in Memleketimden İnsan Manzaraları’ndan Onbir Tablo adlı sunum, 18 Kasımda Akün Sahnesi’nde dünya prömiyeri yapacak.

Müziği Cem İdiz’e ait sunumda, dekoru Hakan Dündar hazırladı. Işık tasarımını Ersen Tunççekiç’in üstlendiği sunumda Füruzan Tercan dramaturg, Berin Ötenel yönetmen yardımcısı, Batuhan Yalçın da reji asistanı olarak görev yaptı.

AA

Popularity: 100% [?]

Osmanlı’nın unutulup giden bayram adetleri

16 Kasım 2010

”BAYRAMLIKLARIYLA SOKAĞA ÇIKAN ÇOCUKLARA ARİFE ÇİÇEĞİ DENİRDİ”

Bayramların bilhassa çocuklar için ayrı bir yeri olduğuna değinen tarihçi Demirel, ”bayramlıklarıyla sokakta gezen çocuklara halk, arife çiçeği derdi.” dedi. Demirel, Osmanlı’dan gelen ‘Arife Çiçeği’ kavramını, bayramdan birkaç gün önce yapılan alışverişten sonra çocukların sabırsızlanarak giysilerini bayramdan 1 gün önce yani Arife günü giyerek dolaşması olarak açıkladı.

”PADİŞAH ÖNCE ANNESİYLE BAYRAMLAŞIRDI”

Demirel, Osmanlı’da bayram tebriklerinin ‘Saray’ ve ‘Halk’ şeklinde olarak 2 şekilde olduğunu söyledi. Saraydaki törenin, dünyanın ‘en tatlı acı tören geleneği’ olarak değerlendiren Demirel, Osmanlı’daki tören geleneğinin çok ağır olmasına rağmen herkesin zevk aldığını söyledi.

Osmanlı’da Sultanın bayram namazı için camiye gelişiyle başlayan bir tören anlayışına sahip olduğunu dile getiren Demirel, bütün Osmanlı padişahlarının bu duruma riayet ettiklerini ifade etti. Demirel, Saraya dönen padişahın önce annesinin elini öpüp ardından diğer aile efradıyla bayramlaştığını söyledi. Padişahın, bayram tebriğinin ardından güzel işlemeli keselerle çocuklara para saçarak onları sevindirdiğini söyleyen Demirel, padişahların yeniçeriye ayrı bir ihtimam gösterdiklerini söyledi. Bütün devlet erkanıyla bayramlaşan padişahın Ehl-i Beyt’e ayrı bir özen gösterdiğini de ekledi.

BAYRAM NAMAZI SONRASI MEZARLIK ZİYARETİ YAPILIRDI

Bayram namazından sonra mezarlık ziyareti yapıldığını söyleyen Demirel, Osmanlı medeniyetinin şekillenmesinin ‘Akl-ı selim, Kalb-i selim ve Zevk-i selim’ olarak 3 sac ayağı olduğuna dikkat çekti. Demirel, ”Cami, mezarlık ve ev. Bunlardan mutlaka şehirlerde ya da köylerde cami vardı ve mezarlıklar da buralara çok uzak yapılmamıştır ki dünyevileşme, sekülerleşme olmasın.” diye konuştu. 

Büyük merkezlerde, mutlaka küçük de olsa bir kabristan bulunduğuna dikkat çeken Demirel, buraların namaz sonrası ziyaret edilmesinin uhrevileşmeyi sağladığına dikkat çekiyor. Demirel, bu ziyaret yolu üzerindeki ev sahiplerinin de yemek hazırlayarak ziyaret dönüşünde misafir ağırladığını söyledi.

”KURBAN ETİ HEMEN YENMEZDİ”

Kurban etinin biraz dinlendirildiğini söyleyen Demirel, kanlı etin yenmesinin İslam dininde caiz olmadığını hatırlattı. Demirel, kurban etinin 3′e bölündüğünü ifade ederek, bunu, kendi aile efradı, fakirlere dağıtma, eş ve dostlarıyla paylaşma olarak açıkladı. Osmanlının et bekletme geleneğinin olmadığına dikkat çeken Demirel, Kurban Bayramı’nın öncelikle İslam alemine ve bütün dünyaya mutluluklar getirmesi temennisinde bulunurken, insanlar birbirlerini ziyaret etmelerini, özellikle yaşlı insanları ziyaret etmeleri konusunda hassas olmalarını dile getirdi. Demirel, “Kurban keserken Hz. İsmail’i (a.s) düşünerek kurbana insanca muamele etmelerini hatırlatmayı da ihmal etmedi.

CİHAN

Popularity: 51% [?]

Mersin’de taş heykel sempozyumu

16 Kasım 2010

Sempozyum Düzenleme Kurulu Başkanı ve MEÜ Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Berika İpekbayrak, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türkiye ile toplam 8 ülkeden gelen 10 sanatçının katılımı ile devam eden sempozyumun, başarılı bir şekilde sürdüğünü söyledi.

Bir haftadır devam eden çalışmalar neticesinde heykellerin şekillenmeye başladığını ifade eden İpekbayrak, sempozyum sayesinde, heykel bölümünde eğitim gören öğrenciler için deneyim kazandıklarına işaret ederek, ”Öğrencilerimiz bu sempozyumla birlikte dünyanın çeşitli ülkelerinden gelen sanatçılarla tanışma fırsatı bulurken, aynı zamanda onların deneyiminden de faydalanıyorlar. Üniversitede bulunan öğrencilerimiz buraya gelerek heykel yapımında kullanılan aletlere aşinalıkları artıyor, mesleklerini mutfakta görme fırsatını buluyorlar” dedi.

Sempozyuma katılan sanatçılara geziler düzenleyerek onlara aynı zamanda Türkiye’nin tarihi ve kültürel zenginliklerini anlatmak istediklerini ifade eden İpekbayrak, şunları kaydetti:

”Sanatçılarımızı her yıl ülkemizin güzelliklerini anlatmak için değişik yerlere geziler düzenliyoruz. Sanatçılarımızı geçen yıl Kapadokya’ya götürdük. Bu yıl Mersin’deki tarihi ve kültürel yerlerini gezdireceğiz. Bazı sanatçılarımız ülkemizin güzellikleri karşısında hayretlerini gizleyemiyor, bazıları da önümüzdeki yıllarda buraya yerleşmeyi düşündüklerini söylüyorlar. Ülkemize karşı Avrupa’daki ön yargıları kırmak için herkes üzerine düşeni yapması gerekir. Yani sempozyum, aynı zamanda ülkemiz için gönüllü turizm elçileri yetiştiriyor.”

30 Kasıma kadar sürecek olan sempozyum kapsamında yapılacak heykeller, daha sonra kentin farklı noktalarına yerleştirilecek.

AA

Popularity: 40% [?]

Mesir Macunu için ünlü yönetmene teklif

16 Kasım 2010

‘Manisa 1. Altın Üzüm Kısa Film Festivali’nde finale kalan eserlerin gösterimi için Manisa’ya gelen yönetmen Sinan Çetin, Manisa Belediye Başkanı Cengiz Ergün’ü makamında ziyaret etti.

Ziyarette Çetin, Manisa Belediyesi’nin film festivali düzenlemesinin ve kısa filmi ön plana çıkarmasının oldukça önemli olduğunu vurgulayarak, ”Bu sayede Manisa, ülkemize yeni ve genç yönetmenler kazandırabilir. Artık Manisa’dan yönetmenler ithal edilmeli” dedi.

Festivale katılan 270 filmi merakla beklediğini de ifade eden Çetin, Şehzadeler Şehri olarak anılan Manisa’nın yakın gelecekte artık yönetmenler şehri olarak ta anılabileceğini söyledi.

Belediye Başkanı Cengiz Ergün, Manisa Belediyesi olarak sanata büyük önem verdiklerini belirterek, Sinan Çetin’e içerisinde Manisa’yı tanıtıcı ürünlerin yer aldığı çanta hediye etti.

Kendisine hediye edilen mesir macunlarını merakla açan Yönetmen Sinan Çetin, Mesir Macunu’nun önemli bir marka olduğunu ve bunun üzerine bile film yapılabileceğini söyledi. En kısa zamanda Manisa’da bir film çekmek istediğini anlatan Sinan Çetin’e Ergün, gelecek yıl ki Mesir Festivali’nde temsili Merkez Efendi olması yönünde teklif götürdü.

Ünlü yönetmen Çetin, Manisa Şehir Tiyatrosu’nda da ‘Manisa 1. Altın Üzüm Kısa Film Festivali’de finale kalan 60 eserin gösterimini de izledi.

Burada finale kalan kısa filmlerin yönetmenleri ile bir söyleşi yapan Çetin, kısa filmlerin en kısa olanının makbul olduğunu ancak, kısa filmlerin uzun çekilmesinin bu alandaki en büyük problemlerden biri olduğunu söyledi.

Bir filmin güzel ve başarılı olması için yönetmeninin iyi olmasının çok önemli bir etken olduğuna dikkat çeken Çetin, ”Bir film, yönetmen kötü ise asla güzel olamaz. Bunun dünyada bir örneğine rastlamadım. Senaryo iyi, oyuncular iyi, kameraman iyi, prodüksiyon iyi, film kötü, bu nasıl oluyor. Bunun bir tek cevabı vardır. Çünkü yönetmen kötüdür. Yönetmen doğulur, yönetmen olunmaz. Sonradan ben yönetmen olacağım, canım yönetmenlik yapmak istiyor, diyerek yapılacak bir iş değil. Dünyanın en tatsız, zor işlerinden biridir” diye konuştu.

AA

Popularity: 40% [?]

Arafat vakfesi için kutsal yolculuk başladı

16 Kasım 2010

Hacı adayları, Kurban Bayramı Arefesi’nden bir gün önceki gün olan Telviye Günü’nde Arafat’a çıkmak için yaklaşık 25 kilometre yol kat ediyor. Bazı hacı adayları yürüyerek bazıları ise araçla Arafat’a gelirken, hacı adayları bu yolculuklarını gece 03:00′e kadar tamamlamış olacak.

Türk hacılarının büyük kısmı otobüslerle taşınırken, özellikle Şafi mezhebinde olanlar ise ilk gün sadece Mina’ya kadar olan 8 kilometrelik yolu gidecekler. Şafi mezhebindekiler Arefe günü sabahında ise Arafat’a kalan 17 kilometreyi tamamlayacaklar. Bu yıl Diyanet İşleri Başkanlığı Hac İdaresi tarafından Mekke-i Mükerreme’de kiralanan 650 otobüs ile 2 bin sefer yapılarak 100 bine yakın Türk hacısı Arafat’a çıkarılıyor.

Hacı adayları Arafat’ta bir gece konaklayacak. Hacı adaylarının kalacağı çadırlar, Müzdelife ve kurbanların kesileceği Mina’da da hazırlıklar tamamlandı.

Öğle ve ikindi namazlarını cem ederek kılıp, Arafat’ta güneş batımına kadar duracak olan Türk hacıları daha sonra otobüslerle Müzdelife’ye getirilecek. Hacı adayları burada da akşam ve yatsı namazlarını cem edecek. Müzdelife vakfesinden sonra otellerine dönecek olan bazı hacı adayları, daha sonra şeytan taşlamaya gidecek.

Ziyaret tavafı ve kurbanların kesilmesinin ardından tıraş olup ihramdan çıkacak olan hacılar, bayramın 2 ve 3′üncü günü de şeytan taşlayarak hac ibadetlerini tamamlayacak.

İHA

Popularity: 19% [?]

Kraliçe Elizabeth’in Facebook pişmanlığı

16 Kasım 2010

Facebook’a katılması olay olan İngiltere Kraliçesi II. Elizabeth’in başı hesabıyla dertte.

Ancak gelen son haberler Kraliçe’nin hayranları kadar sevmeyenleri de olduğunu kanıtlar nitelikte.

İngiliz Kraliyet Ailesi adına açılan hesaptaki paylaşımlar Kraliçe Elizabeth’in onayından geçiyor. Kraliçe’yi dürtmek ya da onu arkadaş olarak eklemek mümkün olmasa da bu tedbirler protestocuları durdurmaya yetmedi.

Kraliyet ailesinin video ve fotoğraf paylaşımlarına yapılan yorumlar, Kraliçe’yi kızdırdı. Özellikle Prens Charles ve Camilla’yı hedef alan hakarete varan yorumlar Kraliçe’nin isteğiyle derhal siliniyor.

Yapılan paylaşımların altına yapılan ”Bu demode ve dolandırıcı kurum bize bir servete mal oluyor,iş bulun , verginizi ödeyin ve üretime katkıda bulunun.” tarzı eleştiriler ise kraliyet ailesini kızdırmış gibi görünüyor.

Zaman

Popularity: 19% [?]

Tarkan’ın kurban gafı çişinden beter!

16 Kasım 2010

Ünlü sanatçı Tarkan’ın vacip olan ilahi emri gelenek sandığı ortaya çıktı. Kurban Bayramı öncesi “Keşke gelenekler değişse ve daha az hayvan öldürsek” diyen Tarkan’ın devirdiği çama bugün gazeteler geniş yer ayırdı. Görünen o ki dini cehaletinin doğurduğu büyük gaf Tarkan’ın başını “çişim geldi” gafından daha çok ağrıtacak. Tarkan yıllar önce Savaş Ay’ın kendisiyle yaptığı röportaj sırasında “çişim geldi” diye koşarak yanıdan ayrılmış ve cahilliğinden dolayı çok kınanmıştı…

Tarkan’ın bugün gazetelerde geniş yer bulan gafıyla ilgili Akşam muhabiri Süleyman Şen’in haberi şöyle:

Popstar Tarkan, önceki gün bir iş gezisi için Paris’e giderken Atatürk Havalimanı’nda görüntülendi. Ünlü şarkıcı, Paris’ten sonra Londra’ya geçeceğini, fakat Kurban Bayramı için Türkiye’ye döneceğini söyledi. Şimdiden bayram mesajını da veren megastar, Kurban Bayramı’nda kesilen hayvanlara dikkati çekerek, ‘Umarım bu bayram olabildiğince az hayvan öldürülür. Haberlerde kurbanlık hayvanları görüyorum. Ölümleri için geri sayımı bekliyorlar. Ama bazı gelenekler maalesef değişemiyor. Keşke biraz değişse ve daha az hayvan öldürsek’ diye konuştu.

ALLİONOİ RANT İÇİN YOK EDİLİYOR

Tarkan, Allianoi ve Hasankeyf antik kentleriyle ilgili düşüncelerini da yineledi. Ünlü müzisyen, ‘Ülkemizde maalesef rant uğruna böyle yerler feda ediliyor. Barajların ömrü 40 yıl. Ama kültürel mirasımız ebediyen yok ediliyor. Olmasa keşke, her şey para değil’ diye konuştu.

Kelebek etkisi!

Tarkan, uçağına binmeden önce Atatürk Havalimanı’nda ‘Kozanın Dönüşümü’ adlı kelebek sergisini gezdi. Kelebekleri incelerken, ‘Hayvanların canlı canlı yakalanıp dondurulması ve sergilenmesi beni üzüyor’ dedi. Üzüntüsü yüzüne yansıyan Tarkan, tabelayı okuyunca biraz rahatlayarak, ‘Burada kelebeklerin yaşam sürelerini doldurdukları yazıyor. Öyle olmasaydı çok üzülürdüm. Doğal yaşam alanlarının korunması önemli’ diye konuştu.

Haber7

Popularity: 34% [?]

Zayıf kadının erkeğe ihtiyacı yok

16 Kasım 2010

Uzmanlar, aşırı kilolu olmanın olumsuz etkisinin çok büyük olduğunu ve hayatı her anlamda etkilediğini söylüyor. ‘How to be a Happy Human’ın (Nasıl Mutlu İnsan Olunur?) yazarı psikolog Dr. Pam Spurr, çok sayıda aşırı kilolu kadınla görüştüğünü ve kilonun, bu kadınların sürekli aklında olduğunu söylüyor.

Bu fikrin kadınların zihninin arka planında da değil, ön planda yer ettiğini söyleyen Spurr’a göre bunun sebebi şekil, çekicilik gibi faktörlere çok önem veren bir toplumda yaşıyor olmamız. Spurr, “İnsanlar obezleri aptal ya da tembel buluyor” diyor.

Öte yandan ‘bekâr’ olmak, toplumda kilolu olmaktan daha kabul edilen bir durum. Araştırma 1984-2008 yıllarında binlerce Almanla görüşerek yapıldı. ‘Proceedings of the National Academy of Sciences’da yer alan çalışmaya göre sosyal olmak ve egzersiz yapmak da hayattan alınan zevki arttırıyor.

Radikal

Popularity: 19% [?]

Mürekkep lekesini nasıl çıkarırsınız?

16 Kasım 2010

Ehow isimli internet sitesinde yer alan habere göre, tükenmez kalem mürekkebi lekesini çıkarmaya başlamadan önce kumaşın görünmeyen bir yerinde test etmelisiniz, daha sonra ise sırayla şu işlemleri uygulayabilirsiniz:

- Mürekkep lekesini süngerle ıslatıp kurumasını bekleyin.

- Temiz bir kumaşın ya da kağıt havlunun üzerine lekeli bölgeyi yüzüstü yerleştirin.

- Lekenin arka tarafından saç spreyiyle kolonya veya aseton dökün ya da bölgeyi bu sıvılarla ovalayın.

- Mümkün olduğunca fazla leke çıkarmak için temiz bir havlu ya da bezle gömleğin arka tarafını kurutun.

- Yukarıdaki işlemlerin ardından gömleği çamaşır makinesinde ılık suda ön yıkama uygulayarak yıkayın.

zaman

Popularity: 6% [?]

Sitemizi kişi takip ediyor.Aşağıdaki kutucuğa e-posta adresinizi girin sitemize yeni eklenen içerikten haberiniz olsun...

Sitemize üye olduktan sonra, e-posta adresinize bir onay maili gelecek. O maili onaylamazsanız, üyeliğiniz tamamlanmaz. 

SohbetClub.Net Anket

How Is My Site?

View Results

Loading ... Loading ...