‘ Uzun ’ kelimesi ile ilgili yazılar

94′lük ikizlere 86 yaşındaki gelin bakıyor İZLE

16 Kasım 2010

Aydın’ın Nazilli ilçesinde oturan ve Türkiye’nin bilinen en yaşlı tek yumurta ikizleri olduğu kaydedilen 94 yaşındaki Esma Telliel ve Hediye Demircioğlu, uzun yaşama sırrının erken yatıp erken kalkmak ve hayır yapmak olduğunu söylüyor. Hayatları boyunca sabah namazından sonra yatmadıklarını belirten ikizler, yatsı namazından sonra da hemen uyuduklarını anlatıyor.

Sekiz kardeşin arasında ikiz doğan sevimli ninelerin anneleri, 100 yaşında vefat etmiş. İkiz kardeşlerden Hediye bir, Esma ise iki defa evlenmiş.

İki kişiyle evlendiğini açıklayan Esma Telliel,” Biriyle 35 sene, biriyle 20 sene durdum.” dedi. “Belki bir daha evlenirsiniz.” sorusuna karşılık ise gülerek, “Ne evlenmesi? 94 yaşındayız oğlum. Ben ölüm bekliyorum artık. Allah sağlıklı ömür versin. Ayağım kırık, bir çayı zor dolduruyorum.” şeklinde konuştu.

Uzun yaşamalarındaki sırrı öğrenmek için ne yiyip içtikleri konusunda sorular sorulduğunu ifade eden ikiz nineler, “Canavar gibi yer, canavar gibi işlerdik (çalışırdık). Hiçbir şey sakınmadık, her şeyi yedik. Yoğurt, süt, kekik yedik. Kekiği tabaktan eksik etmedik. Ayaklarım ağrıyınca kekik yağını sürerim, geçer.” diye konuştu.

Popularity: 11% [?]

Modern anne-baba mağara insanının gerisinde kaldı

16 Kasım 2010

Psikologlar, bebeklerin ağlamasına izin vermek, uzun zaman bebek arabasında bırakmak ve dışarıda oynamalarına izin vermemenin, sağlıklı iletişim kuramayan bir kuşağın ortaya çıkmasına yol açtığını bildiriyorlar.

Prof. Darcia Narvaez’e göre, avcı-toplayıcı toplumlar, çocuk yetiştirme konusunda 21. yüzyılın ailelerinden daha iyi fikirlere sahipti. O dönemin çocuklarının ağlamasına asla izin verilmiyordu, çocuklar sürekli kucakta taşınıyordu, sokakta çok zaman geçiriyordu ve aylar değil yıllarca meme emiyordu.

Daily Mail’deki habere göre Prof. Narvaez, 3 yaşındaki çocukların ebeveynlerinin tutumları ve bunların avcı-toplayıcı toplumlardaki çocuk yetiştirme biçimleriyle karşılaştırıldığı bir araştırma yaptı.

Eski toplumlarda çocukların geniş ailelerde büyüdüğünü, evde anne ve baba dışındaki bir sürü insanın daha çocuğa sevgi gösterdiği bir ortamın bulunduğunu belirten Prof. Narvaez, bu ailelerde çocukların ağlamaları ve yaygaralarına daha çabuk müdahale edilebildiğini söyledi.

Narvaez, “Çok eski atalarımız ayrıca, annelerinin kucağında daha fazla zaman geçiriyorlar ve böylece yakın bağ kuruluyordu. Çocuklar dövülmüyordu” dedi.   

Çocukların ayrıca dışarıda özgürce oynamasına ve çevreyi keşfetmesine izin verildiğini belirten Prof. Narvaez, bu tür bir çocuk bakımının, kişiliğinin şekillendiği ilk yıllarda çocuğun maneviyatının oluşumunda önemli olduğunu kaydetti.

Günümüzde ise uzmanlar ebeveynlere, çocukların “kontrollü ağlamasına izin vermelerini” ve yaramazlık yapan çocukların odalarına kapatılarak cezalandırmalarını tavsiye ediyor.

Yapılan araştırmalar, yeteri kadar oynamasına izin verilmeyen çocuklarda hiperaktivite ve ruh sağlığı sorunları ihtimalinin daha fazla olduğunu gösteriyor.

Prof. Narvaez, son 50 yılda Amerikalı çocukların mutluluk ve huzurunda azalma olduğunu gösteren araştırmaları da hatırlattı. İngiltere’de yapılan bir araştırma da, çocuklarda ruh sağlığı sorunlarında artış olduğunu gösteriyor.

Narvaez’in araştırması, gelecek ay ABD’deki bir konferansta bilim çevrelerine sunulacak.

AA

Popularity: 15% [?]

Şirinler yıllar sonra geri döndü

16 Kasım 2010

 Bu yeni uygulamalardan biri de kullanıcılara sunulduğu ilk gün yoğun ilgi gören Smurf’s Village isimli oyun…

1958 yılında Belçikalı çizer Pierre Culliford tarafından yaratılan ve uzun yıllar çocukların severek takip ettiği Şirinler, en çok da “Uslu çocuk olursanız, belki Şirinleri görebilirsiniz” sözüyle hatırlanır.

Şirinleri iPhone’a uyarlayan oyun firması Capcom Interactive, ücretsiz olarak Smurfs’ Village isimli bu oyunuyla App Store’da yerini almış durumda. Kısa sürede en çok indirilen uygulamalar listesinde bir numaraya yerleşen oyunda kullanıcılar, kötü büyücü Gargamel’den kaçan Şirinlerin ayrı bir kasaba kurmasına ve şehirlerinin gelişmesine yardımcı oluyor.

Oyun her ne kadar ücretsiz olarak kulanıcılara sunuluyor olsa da, oyun içinde kullanılan bazı araçlardan faydalanabilmek için iTunes üzerinden ödeme yapılması gerekebiliyor.

The Smurfs’ Village isimli bu oyun hem iPhone hem de iPad altında oynanabiliyor.

Hürriyet

Popularity: 8% [?]

Chuck Norris geri döndü VİDEO

16 Kasım 2010

80′li yılların yenilmez aksiyon kahramanı Chuck Norris, 2000′li yıllarda bu imajını giderek kaybetmeye başladı. Son 5 yıldır yeni film çekmeyen Norris şu anda internetin sembollerinden biri olan esprilere konu oldu.

 

Chuck Norris’in diğer reklamlarını görmek için tıklayınız

 



Norris’den Yeni Reklam

Chuck Norris hakkındaki espriler,genelde ünlü oyuncunun yenilmez karakterlerini tiye alıyor. Aksiyon filmlerinin eskimeyen yüzün uzun yıllardır süren sessizliğini yeni bir proje için bozdu.

Çek operatör T-Mobile‘ın reklamları için kamera karşına geçen Norris sert karakterinden vaz geçmemiş. İşte o reklam filmleri…

 

:: Bu reklamlardan en çok hangisi hoşunuza gitti?

SDNShiftDelete.Net

Popularity: 6% [?]

Zaman gazetesi adına dolandırıcılık

16 Kasım 2010

İstanbul’da ‘İlkson San. Tic. Ltd. Şti.’ adını kullanan dolandırıcılar, İstanbul, Malatya ve Samsun’daki Zaman abonelerini arayarak, “Uzun süreli aboneliğinizden dolayı sizi kutluyoruz, size saat hediye ediyoruz.” diyerek bir liralık Çin malı saatleri göndererek 20 TL kargo ücreti talep ediyor.

Kendilerine gelen bir telefon üzerine kargo ile paket geldiğini söyleyen Zaman abonesi İ.Z., “Kargo ücreti yüksek olmasına rağmen gazetemin hediyesi diye reddedemedim, ödemek zorunda kaldım. Daha sonra dağıtım temsilciliğini aradığımda Zaman’ın böyle bir uygulaması olmadığı cevabını alınca dolandırıldığımı anladım.” dedi. Saatleri gönderen firma, böyle bir uygulamaları olduğunu ancak Zaman aboneleriyle ilgisinin bulunmadığını öne sürdü. Gazetenin dağıtım temsilcileri de böyle bir uygulamaları olmadığını belirterek abonelerinin bu şekilde gönderilen hediyelere karşı dikkatli olmasını istedi.

Zaman

Popularity: 6% [?]

Cephane kamyonu ile ilgili iki TRT çalışanına beraat

16 Kasım 2010

TRT Genel Müdürlüğünden yapılan yazılı açıklamada, 10 Mart’ta TRT’de alt yazıyla yayınlanan ”TSK’ya ait el bombalarının bir tırla nakledildiği ve hiçbir güvenlik önlemi alınmadığına” yönelik haberin dava konusu edildiği ve kurumun 2 çalışanının yargılandığı belirtildi.

Alt yazıda yer alan ”Ankara’da operasyon, araçtaki şahsın verdiği bilgiye göre kamyonda 900 adet el bombası bulunuyor” ifadesinin kamuoyunda uzun süre tartışıldığı, TRT’ye haksız ve art niyetli eleştiriler yapıldığı belirtilen açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

”Ankara Asliye Mahkemesi, 10 Kasım’da verdiği kararla TRT’nin ve iki çalışanının beratına karar vererek adaleti tescil ettirmiş oldu.

Mahkeme kararında ‘aynı gece, aynı saatte tüm ulusal kanallarda bu haber sesli ve alt yazılı olarak yayınlanmış ve bu haberler bizzat izlenmiştir’ deniliyor.

Karar basınımızdaki kötü niyetli bazı yorumculara da ders niteliğinde ifadeler barındırıyor. Mahkeme kararında, ‘Diğer tüm ulusal kanalların şüpheli konumundan çıkartılıp sadece bir devlet kurumu olan TRT’nin şüpheli olarak gösterilmesinin nedeni de tespit edilememiştir. Eğer bir suç işlenmiş ya da işleniyorsa işleyen tüm şahıs veya kurumlar hakkında işlem yapılması yasa gereğidir’ diyerek TRT’yi bugünlerde de benzer sebeplerle eleştirenlere en güzel cevabı veriyor.

Bilindiği üzere TRT Haber kanalında yayınlanan Mehmet Ali Ağca röportajı bugünlerde haksız eleştirilere maruz kalmaktadır. Daha önce Türk ve dünya medyasında da defalarca yapılan Ağca röportajlarını yılın gazetecilik olayı olarak nitelendirenler, bugün benzer bir röportajı yapılamaz olarak tanımlıyor.”

TRT kanallarının habercilik reflekslerini her geçen gün artırarak kamuoyunda ses getiren yayınlar hazırlamayı sürdüreceği belirtilen açıklamada, habercilik ve ideolojik hırslarla TRT’ye saldıranların da tarih ve hukuk önünde mahcup olmaya devam edecekleri ifade edildi.

AA

Popularity: 16% [?]

Cengiz Çandar TRT Haber kadrosuna katıldı

16 Kasım 2010

Bir süre önce CNN Türk’te Hasan Cemal’le birlikte sunduğu “Tecrübe konuşuyor” adlı program sona eren Çandar, sessiz bir bekleme döneminin ardından TRT Haber’le el sıkıştı. Cengiz Çandar, uzun yıllar boyu edindiği bilgi ve gazetecilik birikimiyle TRT Haber’de yayınlanan Çıkış Yolu programında izleyicilerle buluşacak.

Zaman Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ekrem Dumanlı ve Star Gazetesi Yazarı Ergun Babahan tarafından yürütülen yorum-analiz programına usta gazeteci Cengiz Çandar da görüşleriyle katılacak. Üç medya kıdemlisi her hafta Pazartesi akşamları saat 20:10’dan itibaren sadece eleştirmekle kalmayacak, Türkiye’nin sorunlarına çözümler üretmeye de çalışacak…

Popularity: 13% [?]

Teksas’dan Adana’ya ‘The Global Imam’

16 Kasım 2010

Aslı Aydıntaşbaş’ın yazısı

Suzy Hansen’in makalesi için cemaatle ilgili ‘Amerikan medyasında çıkan en kapsamlı yazı’ diyebiliriz. Hansen, ‘Global İmam’ isimli makalesinde Teksas’dan Adana’ya cemaati anlatıyor…

Artvin’den İzmir’e, Türkiye’de Fethullah Gülen’in ismini duymamış kimse yoktur herhalde. Seveni de sevmeyeni de Gülen hareketinin Türkiye’de ciddi bir sosyal olgu ve siyasal güç haline geldiğini teslim ediyor.

O kadar ki, artık Ankara’da siyasi sohbetlerde insanlar uzun uzadıya hareketin ismini anmaktansa kısaca ‘cemaat’ diyor. Kim yapmış? Cemaat. Hangi cemaat? The cemaat.

Tabii madalyonun bir görünen bir de görünmeyen yüzü var. Cemaatin Gülen hayranları tarafından desteklenen okulları, yayınları, sivil toplum örgütlerinin yanında bir de kimsenin tam olarak bilemediği bir karar verme mekanizması ve iç hiyerarşisi var. Pek az kişi buralarda ne olduğunu bilebiliyor.

Ancak konumuz bunlar değil.

Konumuz, Amerika’da neler olduğu. Fethullah Gülen 1999’dan beri ABD’de yaşıyor. Zaman zaman kendisini ziyaret eden gazeteciler veya yandaşları aracılığıyla Türk kamuoyuyla düzenli olarak iletişim halinde.

Oysa, Washington’da yaşayan üç-beş Türkiye uzmanını saymazsanız, Amerika’daki sıradan vatandaş Pensilvanya’da Fethullah Gülen diye birinin yaşadığından haberdar değil.

Garip çünkü aslında Amerikalılar sabahtan akşama kadar İslam’ı, kendi aralarında yaşayan Müslümanları ya da İslam coğrafyasının sorunlarını tartışıyorlar. Herhangi bir gazeteyi açın, İslam coğrafyasıyla ilgili en azından 3-4 haber, bir kaç makale görürsünüz. Gülen hareketinin de ABD’de sessiz ama gittikçe yaygınlaşan vakıf okulları, sivil toplum kuruluşları, hatta Washington’da think-tank ve lobi kuruluşları var.

Fakat Amerikan merkez medyasında Gülen hareketiyle ilgili şu zamana kadar sadece 2 ciddi yazı çıktı.

Bunlar, Mavi Marmara krizi sırasında Gülen’in Wall Street Journal ve New York Times’a verdiği (ve hükümetin keskin İsrail karşıtı söylemine ciddi ayar veren) röportajlardı.

Ancak, belli ki Gülen fenomeni, Amerikan medyasında da yavaş yavaş ilgi uyandırmaya başlıyor.

Son aylarda bir değil bir kaç yabancı gazeteciden ‘Gülen’le ilgili bir şeyler yapmak istiyorum ama tam nasıl yapabileceğimi çözemedim’ lafını duydum.

Yabancılar bu hareketin matruşka yapısını anlamaya çalışıyor.

Duyduğum kadarıyla birkaç önemli dergi ve gazete, konuyu son dönemde gündemine almış; ancak hareketin yarı-açık yarı-kapalı, yarı-merkezi yarı-dağınık yapısından dolayı anlatım zorluğu çekerek henüz düğmeye basmamış.

İşte bu yüzden bu hafta ABD’nin önemli siyasi dergilerinden The New Republic’daki 6 bin kelimelik Fethullah Gülen yazısını ilgiyle okudum.

Suzy Hansen’in makalesi, cemaatle ilgili ‘Amerikan medyasında çıkan en kapsamlı yazı ’ diyebiliriz.
İstanbul’da yaşayan genç gazeteci Hansen, ‘Global İmam’ isimli makale için Teksas’dan Adana’ya cemaatin farklı boyutlarını anlatıyor. Ciddi anlamda ‘sokak gazeteciliği.’
İdeolojiden, Türkiye’deki önyargılardan uzak, düz bir gazetecilik ve açıkçası bizde şu zamana kadar yapılan bir çok makale ve yorumdan daha doyurucu. Yazıda Gülen’in yaşadığı Pensilvanya’daki Altın Nesil kampının detayları da var; Anadolu’da işadamlarından okullara bağış kampanyasından sahneler de. Hanefi Avcı olayı ve şeffaflık tartışmaları da var, cemaatin Ak Parti hükümetiyle ilişkisi de.
Hansen ’in 6 bin kelimede yaptığını burada özetlemek imkansız.  (Merkalıları http://www.tnr.com/article/world/magazine/79062/global-turkey-imam-fethullah-gulen’a bakabilirler) Ancak yazıda dikkatimi çeken bazı unsurları paylaşıyorum.

Teksas’daki anneler nasıl bakıyor?

* Hansen, Afganistan’daki Türk okulunu ardından da Teksas’daki Türkçe Olimpiyatları’nı ziyaret ediyor. Teksas’da siyah ve Latin Amerikalı gençlerin folk dansları yapıp Türkçe şiirler okuduğu sahneler renkli.

ABD’deki vakıf okullarının ismi ve bağlı oldukları kuruluşlar var. Çoğu Uyum, Manolya, Turkuaz, Gökküşağı, Dostluk, Kozmos, Zirve gibi soyut hoş-beş kavramlar üzerine kurulu isimler.

* Gülen okullarının Amerika yüzü ve hareketin genç nesil ABD temsilcilerinin hikayeleri son derece ilginç. Bana sanki daha liberal, daha Amerikalılar gibi geldi.

En azından gazetecilerle daha rahat konuşuyorlar. Hareket son 10 yılda Amerika’da o kadar hızlı yayılmış durumda ki, yazıyı okurken ‘Acaba gelecek nesillerde ‘Amerikalı Gulenistler’ ve Türkiye’dekiler arasında siyasi farklar oluşur mu?’ diye düşündüm.

* Hansen, Teksas’da getto’daki siyah çocuklara da eğitim veren Gülen okulunda üç anneye ‘Bu okulun Türk işadamları tarafından kurulduğunu biliyor musunuz?’ diyor.

Collee O’Brian ağır bir Texas aksanıyla ‘Aaa hiç düşünmedik ’ diyor. Anneler okuldan son derece memnun. Ancak, Amerika’da mantar gibi biten Gülen okullarına karşı bazı yerel medya organlarında hafif bir rüzgar da başlamış.

* Adana’da cemaatin Senegal ve Kongo’da okul açmak için işadamlarıyla yaptıkları organizasyonu ilgiyle okudum. Kongo’yla ilgili belgesel gösteriminden ödül töreni ve TUSKON tarafından organize edilen akşam yemeğine kadar dört dörtlük bir alan çalışması.

Türkiye’de siyaset artık tabanda yapılıyor. Greenpeace’den CHP’ye kadar tabanda etkin olmak isteyen tüm siyasi gruplar bu örgütlenme yapısını iyi çalışmalı.

* Yazı Gülen cemaati açısından ‘yıldızlı pekiyi’den ibaret değil. Yazar, bir noktada hareketin siyasi gücü ve ‘paralel toplum’ iddiasından rahatsız olmaya başlıyor.

Ergenekon davasının ardında cemaat olduğu iddialarının kanıtlanamaz olduğunu, ancak birçok kişinin buna inandığını belirtiyor.

Konuştuğu üst düzey bir Amerikalı yetkili, cemaatin özellikle polis içindeki gücünden söz ediyor. Oradan da şeffaflık konusundaki sıkıntıları dile getiriyor.

Finansal profil çizememiş

* Hansen  ‘Global İmam ’ başlıklı New Republic yazısında Gülen Hareketinin dünyanın çeşitli yerlerindeki taraftarlarının sayısını 5 milyon olarak veriyor. Ancak, aylar süren araştırma sonrasında harekete finansal bir profil çizmekte zorlanıyor.

* Gülen’in yaşadığı Pensilvanya Saylorsburg’daki Altın Nesil kampında kayak şalelerine benzeyen evler, bir ortak mekan, göl ve ufak bir ormanlık var. Ziyareti sırasında muhabire kamp müdürü Bekir Aksoy eşlik ediyor.

O gün kampın çeşitli yerlerindeki ziyaretçiler arasında egzersiz yapan Türkler, ziyarete gelen işadamları, bir gazeteci ve gölde balık tutmakla meşgul New York Musevi Teoloji Semineri’nden bir profesör var.

* Tükçede Gülen terminolojisi problemli. Cemaat, kendisi için ‘gönüllüler hareketi’ sözünü tercih ediyor. Gülen’i destekleyenlere ise ‘Fethullahçı ’ ya da ‘mürid’ denmesinden rahatsızlar;  ‘gönül verenler’ diyorlar. Ancak, ingilizcede mesele daha basit.

Gülen’i destekleyenlere ‘Gulenist’ deniyor.

Hansen yazısında  ‘Bu insanlar neden kampı ziyaret ediyor?’ ve ‘Gülen’in müridleri üzerinde ne kadar etkisi var?’ sorularına cevap arıyor. Dönüş yolunda Bekir Aksoy’a, Gülen’in ziyaretine gelenlere ne yapmalarını söyleyip söylemediğini soruyor.

Aksoy, ‘Hiçbir zaman söylemez; tavsiye eder’ diyor: ‘Şöyle anlatayım. Eğer elinde doktora olan bir adam Hocaefendi’yi görmeye gelir ve Hocaefendi kendisine Kuzey Kutbu’nda bir köyde okul açmasının iyi olabileceğini söylerse, o adam ertesi gün valiziyle buradadır.’

* Doğrudan harekete organik olarak bağlı kurum ve kuruluşlarla ilgili çok şey öğrendim. 1983 yılında kurulan Kaynak holding, 15 ülkede teknolojiden inşaata kadar bir çok sektördeymiş.

Gülen’in kasetleri, geçmişte NT isimli zincirde satılırmış; bugün Türkiye genelinde 110 NT varmış. Doktorasını cemaat üzerine yapmış sosyolog Joshua Hendrick, hareketin ana fikri ekseninin Akademi olduğunu söylüyor.

* Zaman, Aksiyon ve Samanyolu, Feza Medya Grubu’ndaymış. Bank Asya ve TUSKON ise ‘Gülen’den alınan ilhamla’ kurulmuş. University of Houston’dan sosyolog Helen Ebaugh, Gülenist’lerin maaşlarından yüzde 5 -20 arasında bir miktarı hareketin hayır projelerine harcadığını anlatıyor. Yılda 3.5 milyon dolar veren de çok cüzzi katkılarda bulunanlar da varmış.

* Cemaatin 100 ülkede 1000 okulu var deniyor ancak yazar bir türlü gittiği okulları kimin yaptırdığını öğrenemiyor. Aldığı cevap her zaman  ‘Bir hayırsever’ ya da ‘Bir Türk işadamı’ oluyor.

Milliyet

Popularity: 16% [?]

Sarkozy, Fillon’a hükümet kurma görevi verdi

16 Kasım 2010

Atama, cumhurbaşkanlığından yapılan açıklamayla duyuruldu.

Fillon ve bakanlar kurulu, hükümette uzun zamandır beklenen değişikliğe olanak sağlamak için dün istifasını sunmuş, Sarkozy’nin istifayı kabul ettiği bildirilmişti.

Sarkozy, geçen haziran ayında yaptığı bir açıklamada, emeklilik yasasının kabul edilmesinden sonra kabinede değişiklik yapmayı planladığını söylemişti. Yeni emeklilik yasası geçen çarşamba günü onaylanmıştı.

Fillon da yaptığı yazılı açıklamada, derin küresel ekonomik ve mali krize rağmen üç buçuk yıldır yapılan cesur reformlardan sonra, ekonomik büyümeye yoğunlaşacak, dayanışmayı teşvik edecek ve tüm Fransız halkının güvenliğini garanti edecek yeni bir döneme başladığını belirtti.

AA

Popularity: 8% [?]

66 yaşında anne oldu 72′sinde de düşünüyor

16 Kasım 2010

Dünyanın en yaşlı annesi, emekli bir öğretim üyesi Rumen Adriana Iliescu, ilerde ikinci bir çocuk dünyaya getirebilmesinin mümkün olduğunu söyledi. 66 yaşında tüp bebek yöntemiyle hamile kalan Iliescu, Ocak 2005′te kız çocuk dünyaya getirdi.

‘SİGARA-ALKOL İÇMİYORUM’

Bağışlanmış sperm ve yumurta ile “taşıyıcı anne” olan Iliescu, İngiliz Daily Mail gazetesine konuştu. 72 yaşındaki Iliescu, tıbben ikinci bir çocuk için sağlığının yerinde olduğunu söyledi.

“İngiltere’de 70 yaşındaki bir kadın üzerinde denemelerin sürdüğünü biliyorum” diyen Iliescu, “Dolayısıyla bu mümkün. Ben iyiyim ve bence gelecekte bir başka çocuk sahibi olabilirim.

Fakat bunun için şu anda acele etmiyorum” şeklinde konuştu. Şimdi 5 yaşında olan Eliza’nın son derece enerjik ve hayat dolu olduğunu söyleyen Iliescu, “O benim için her şey demek.

Başka hiçbir şeyin önemi yok. Sigara ve alkol kullanmıyorum. Anne ve babam gibi uzun yaşarsam, Eliza ben öldüğümde 20′li yaşlarında olacak. Sanırım ona hâlâ verecek çok şeyim var” diyerek duygularını ifade etti.

Eliza’ya bakmanın zaman zaman hayatında başını yıkayacak vakit bırakmadığını söyleyen Iliescu, “Son iki yılda muazzam enerji harcadım. Fakat Eliza arkadaş ediniyor ve onlarla oynuyor. Bu da bana mola fırsatı veriyor” dedi.

5 YAŞINDAKİ ELIZA OKULDA BAŞARILI

Okula yeni başlayan Eliza’nın ders performansının yaşıtlarının önünde olduğu kaydedildi. Adriana Iliescu, 20 yaşında hem evlenmiş hem de hamile kalmıştı.

Ancak vereme yakalanınca doktorlar sağlık gerekçesiyle bebeğini aldırmasını önerdiği için istemeden kürtaj olmuştu. Kocası 24 yaşında terk ettikten sonra, bir daha evlenmeyen Iliescu, 57 yaşında tüp bebek yöntemiyle hamile kalma tedavisine başlayıp, 2005′te doğum yapıp, en yaşlı anne unvanına sahip olmuştu.

Sabah

Popularity: 9% [?]

Sitemizi kişi takip ediyor.Aşağıdaki kutucuğa e-posta adresinizi girin sitemize yeni eklenen içerikten haberiniz olsun...

Sitemize üye olduktan sonra, e-posta adresinize bir onay maili gelecek. O maili onaylamazsanız, üyeliğiniz tamamlanmaz. 

SohbetClub.Net Anket

How Is My Site?

View Results

Loading ... Loading ...