‘ Milli ’ kelimesi ile ilgili yazılar

Türk ve Avustralya barışı anısına 95 fidan dikildi

16 Kasım 2010

Eceabat Çamburnu yolunda, deniz kıyısında yaklaşık 10 bin metre karelik alana sahip Seyit Onbaşı Parkı’ndaki,   geçmişte çıkan küçük çaptaki yangın sonucunda ağaçsız kalan alana, zeytin, çınar, fıstık çamı, leylendi çamı, limon, selvi, iğde ve akça ağaç türünde 95 adet fidan dikildi.

Barış ve dostluğun simgesi olarak bilinen zeytin fidanlarının dikimini, Eceabat Kaymakamı Bülent Uygur, Belediye Başkanı Kemal Dokuz, Avustralya’nın Çanakkale Konsolosu Andrew Koç McDonald, Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Park Müdürü İsrafil Erdoğan ve Eceabat Orman İşletme Şefi Tuncay Işık, birlikte yaptı.

Konsolos Andrew Koç McDonald, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Eceabat’ta 95 fidanın dikildiği bu etkinlikte Kaymakam Uygur, Belediye Başkanı Dokuz ve diğer dostları ile beraber olmaktan dolayı son derece mutlu olduğunu söyledi.

Çanakkale Savaşlarının ardından geçen 95 yıl sonra, her yıl için birer fidan olmak üzere toplam 95 fidan diktiklerini ifade eden McDonald, şunları söyledi:

”Ulu Önder Atatürk’ün, ‘Bu memleketin toprakları üstünde kanlarını döken kahramanlar, burada bir dost ülkenin toprağındasınız. Huzur ve sükun içinde uyuyunuz’ sözü ebedi barış ve dostluğu pekiştiren sözlerdir. Bu sözler daima hatırımızdadır. Bu sözler ayrıca Avustralya’nın Başkenti Canberra’da bizler için çok önemli olan Atatürk Anıtı’nda da yer alıyor. Bu sözler evlatları Çanakkale’de savaşmış, Avustralyalı annelere de teselli vermiş, iki ülke arasındaki ilişkilerin ne denli sağlam temellere oturduğunu gösteren bir kaide olarak Canberra’da yerini almıştır.”

Kaymakam Bülent Uygur da, 95 yıl önce zırhlıların dövdüğü bu kıyılarda, bu topraklarda, o gün canlarını kaybeden Avustralyalı askerler ile Mehmetçiklerin ruhlarını şad etmek için 95 adet fidanı toprak ile buluşturduklarını vurguladı.

Dikilen fidanların çoğunluğunun zeytin fidanı olmasının etkinliğe ayrı bir anlam kattığını ifade eden Uygur, ”Bugün savaştan bir dostluk elde edilmiş durumda. Her yıl Avusturalya ve Yeni Zelandalı genç, yaşlı bu topraklara atalarını anmak için geliyorlar. Yerel yönetim olarak gelen ziyaretçilerin bu topraklarda ziyaretlerini en iyi bir şekilde gerçekleştirip memleketlerine memnun ayrılmalarını sağlamak noktasında gayretler içerisindeyiz. Bu etkinliğin gerçekleştirilmesinde emeği geçenlere teşekkür ederim. Nice barış dolu günlere” diye konuştu.

Belediye başkanı Kemal Dokuz ise, her iki ülkenin 95 yıl evvel bu topraklarda bir mazilerinin olduğunu, 95 yıl sonra buraya dikilen 95 fidanın her iki ülkenin iyiliğine, dostluğuna, barışına, huzuruna, mutluluğuna ve güzelliğine doğru atılan bir adım olduğunu belirterek, dikilen bu fidanların sürekli güzelliklerin yeşermesi için bir adım olması temennisinde bulundu.

AA

Popularity: 16% [?]

Öğretmen atamalarının yapılacağı tarih

16 Kasım 2010

Bakanlığın internet sitesinde yapılan açıklamada, ağustos ayında yapılması planlanan 30 bin kadrolu öğretmen alımının, ”KPSS’ye ilişkin yürütülen soruşturma nedeniyle, başvuruda bulunan öğretmen adayları açısından telafisi güç hukuki ihtilafların doğmaması adına durum netleşinceye kadar ileri bir tarihe ertelendiği” anımsatıldı.

Tekrarlanan KPSS Eğitim Bilimleri Sınavı sonuçlarının netleşmesi üzerine, Bakanlık tarafından yeni atama takvimi belirlendiği belirtilen açıklamada, şunlar kaydedildi:

”5-12 Kasım 2010 tarihleri arasında kontenjanların güncellenmesi işlemi yapılmıştır. 22-24 Kasım’da taban puanlar belirlenerek, kılavuz yayınlanacaktır. 25 Kasım-3 Aralık tarihleri arasında başvurular kabul edilecektir. Öğretmen atamaları 6 Aralık 2010 tarihinde yapılacaktır. Atanan öğretmen adayları 7 Aralık’ta göreve başlayacaktır.”

AA

Popularity: 10% [?]

YURTKUR, Başbakanlığa bağlanıyor

16 Kasım 2010

Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu, özellikle son yıllarda sayıları artan vakıf üniversitelerinin artık ülke geneline yayılıyor olmasını sevindirici bir gelişme olarak nitelendirdi.

TBMM Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonunda; İzmir ve Trabzon’da 2 yeni vakıf üniversitesi kurulmasını öngören tasarı, AK Parti Konya Milletvekili Kerim Özkul’un, Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına ilişkin kanun teklifiyle birleştirilerek, teklif üzerinden görüşüldü.

Milli Eğitim Bakanı Çubukçu, komisyonda yaptığı konuşmada, Türkiye’nin yüksek öğrenimde hem nicelik hem de nitelik açısından büyük bir ilerleme sürecinden geçtiğini belirtti. Çubukçu, 2001 yılında Türkiye’de 76 üniversite bulunurken, bugün bu rakamın, 102′si devlet, 52′si vakıf üniversitesi olmak üzere 154′e ulaştığını kaydetti.

İki yeni vakıf üniversitesi kurulmasıyla birlikte, vakıf üniversitelerinin sayısının 54′e yükseleceğini belirten Çubukçu, vakıf üniversitelerin artık ülke geneline yayıldığını, bunun sevindirici bir gelişme olduğunu dile getirdi.

Türk yüksek öğretimine ilk defa 1984 yılında giren vakıf üniversitelerinin zaman içinde artan sayıları ve büyüyen öğrenci kapasiteleriyle, devlet üniversitelerinin yanında yerlerini aldığını anlatan Çubukçu, ‘Yüksek öğrenime olan talebin karşılanması, kalkınma planlarında hedeflenen okullaşma oranına ulaşılması, devlet üniversiteleri üzerindeki kontenjan baskısının azaltılması konusunda önemli bir görev üstlenen vakıf üniversitelerinin kurulmasının desteklenmesi gerekir” dedi.

Dünyada yüksek öğrenimde okullaşma oranının arttığına dikkati çeken Çubukçu, gelişmiş ülkelerdeki yüksek öğrenimde okullaşma oranının, Türkiye’nin üzerinde seyrettiğini belirtti.

Kalkınma planında 2013 yılı için yüksek öğrenimde okullaşmada hedeflenen oranın yüzde 48 olduğunu, 2009-2010 yılında bu oranın yüzde 53 olarak gerçekleştiğini, hedefin şimdiden aşıldığını hatırlatan Bakan, ”Ancak dünyadaki gelişmeler dikkate alındığında gidecek uzun bir yolumuzun olduğu açıktır” dedi. Çubukçu, Türkiye’nin genç nüfusunun dikkate alınması halinde, bugün atılan adımların bir çoğunun geç kalmış adımlar olduğunun söylenebileceğini kaydederek,özellikle son 4 yılda devlet ve vakıf üniversiteleri sayısındaki artışın, Türkiye’nin geleceği için yapılan en anlamlı yatırımlar olduğunu vurguladı.

-”YURTLARDA KONTENJAN” TARTIŞMASI-

Komisyonda, teklifin tümü üzerindeki görüşmeler tamamlandıktan sonra maddelerinin görüşmelerine geçildi.

CHP Sinop Milletvekili Engin Altay, Kredi ve Yurtlar Kurumu Genel Müdürlüğünün, öğrencilerin barınma ihtiyaçlarını karşılamada yetersiz kaldığını söyledi. Altay, yurtlarda yer bulamayan bir çok öğrencinin, kendilerinden bu konuda yardım talebinde bulunduklarını, bu tür durumlarda kendilerinin de Kredi ve Yurtlar Kurumu Genel Müdürlüğüne talepleri ilettiklerini ifade etti. Altay, ”Ancak bu yıl, iktidar milletvekillerinin bu yöndeki talepleri karşılanırken, muhalefet milletvekillerinin talepleri karşılanmıyor” dedi. Bu arada Bakan Çubukçu ve bazı AK Parti’li milletvekilleri, taleplerin karşılanmamasına ilişkin, ”Bu konuda yalnız değilsiniz” dedi.

Bunun üzerine söz alan CHP İstanbul Milletvekili Fatma Nur Serter ise ”Bu kurumda siyaset kontenjanı mı var? Eğer siyasetçi kuruma bunun için telefon açıyorsa, torpil meşrulaştırılıyor demektir. O zaman siyasetçi tanımayan öğrenciler ne yapacak?” dedi.

AK Parti Kahramanmaraş Milletvekili Avni Doğan da Türkiye’de siyasetin en az etkilediği kurumun, Kredi ve Yurtlar Kurumu olduğunu söyledi. Doğan, mağdur durumda olan ve yurt çıkmayan zor durumdaki bazı öğrencilerin geldiğini, bu öğrencilere destek amacıyla kurumdan talepte bulunulduğunu, bunun, ”siyasete kontenjan ayrılıyor” anlamına gelmeyeceğini ifade etti.

Öte yandan, komisyonun CHP’li üyeleri, teklifte yurt dışındaki Türk öğrenciler için yurt binası yaptırılmasına ilişkin düzenlemeyi eleştirerek bu düzenlemenin gerekçesini sordular.

-”SİYASİ KAYIRMACILIK DEĞİL”-

Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu ise yurtlar konusunda yaptığının bir espri olduğunu, bunun ”siyasi kayırmacılık” olarak değerlendirilmesini yadırgadığını söyledi.

Kredi ve Yurtlar Kurumu Genel Müdürüne, yasal bir düzenlemeyle yurtlarda yüzde 5′lik bir kontenjan tanındığını belirten Çubukçu, bu kontenjanın olup olmaması gerektiği konusunun tartışılabileceğini, ancak bunun siyasi bir kontenjan olarak değerlendirilmesinin yanlış olacağını vurguladı.

Çubukçu, söz konusu kontenjanın, özel mağduriyetleri olan öğrenciler için kullanıldığını, bu konuda iktidar ya da muhalefet gibi bir ayrımın da söz konusu olmadığını kaydetti.

Bakan Çubukçu, ayrıca, yurt dışında Türk öğrencilerin eğitim gördüğünü ve bazı ülkelerde Türk üniversitelerinin bulunduğunu belirterek, amaçlarının, kaldıkları ülkelerde barınma sıkıntısı yaşayan öğrencileri, devlet olarak himaye etmek olduğunu bildirdi.

Görüşmelerin ardından ”Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi” komisyonda kabul edildi.

YURT-KUR, BAŞBAKANLIĞA BAĞLANACAK; BAŞBAKAN, YETKİLERİNİ BİR BAKANA DEVREDEBİLECEK

TBMM Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonunda, Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumunun (YURTKUR), Başbakanlığa bağlanmasını öngören kanun teklifi kabul edildi.

Teklif, Askerlik Kanunu, Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu Kanunu, Yükseköğretim Kurumları Teşkilat Kanunu, Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun, Yüksek Öğrenim Öğrencilerine Burs, Kredi Verilmesi Hakkında Kanun, Özel Öğretim Kurumları Kanunu ile Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanunda değişiklik öngörüyor.

Teklife göre, askerlik hizmeti sırasında anne, baba, kardeş, eş veya çocuğu vefat eden erlere istemeleri halinde 10 gün izin verilebilecek. Tugay, alay ve eşiti birlik komutanlığının onayıyla verilecek bu izin, askerlik hizmetinden sayılacak.

Mevcut düzenlemeye göre Milli Eğitim Bakanlığının denetimi altında olan YURTKUR, Başbakanlığa bağlanacak. Başbakan, kurumun yönetimi ile yetkilerini gerekli gördüğü takdirde bir bakan aracılığıyla kullanabilecek. 

YURTKUR, halen yürüttüğü görevleri, yurtiçinde ve dışında yapabilecek. YURTKUR, yurtdışındaki Türk öğrencilerinin barınma ihtiyaçlarının karşılanması için de yurt binası yaptırabilecek.

YURTKUR Genel Kurulunun Başkanı, Başbakan veya görevlendireceği Devlet Bakanı olacak.

Teklifle, Genel Kurulda yer alacaklar yeniden düzenleniyor. YURTKUR Genel Müdürü ve yardımcıları da Genel Kurulda yer alacak. Genel Kurul, yılda bir yerine, iki yılda bir toplanacak. 

Yeni düzenlemenin yürürlüğe girmesinden itibaren, en geç 4 ay içinde olağanüstü Genel Kurul yapılacak, bu toplantıda Yönetim Kurulu belirlenecek. Olağan genel kurullara ilişkin süreç, bu tarihten itibaren başlayacak.

Teklifle, yine 7 kişiden oluşacak YURTKUR Yönetim Kurulunun üye yapısı, kurumun bağlı olduğu bakanlık boyutunda yeniden düzenlenerek, bunların görev ve özlük haklarına ilişkin hükümler getiriliyor. YURTKUR Genel Müdürlüğü, yurtdışında kuracağı yurtlarla ilgili mevzuat uyarınca, ”uzman müşavir” atayabilecek.

-ÖĞRENCİ KREDİLERİ-

Teklife göre, YURTKUR’dan kredi alan lisans öğrencileri, kredilerini öğrenim süresinin bitiminden 2 yıl sonra geri ödemeye başlayacak; lisansüstü eğitim yapan öğrenciler ise kredi borcunu mezuniyetten 3 yıl sonra yerine 4 yıl sonra ödemeye başlayacak.

Herhangi bir sosyal güvenlik kurumuna tabi olmayan bir borçlu, talep ederse, kredi alma süresinin bitiminden itibaren endeks uygulanmak ve birer yılla sınırlı olmak üzere geri ödemeye başlama süresini uzattırabilecek.

Sağlık nedenleri dışında, kendi isteğiyle yüksek öğretim kurumundan ayrılan ya da herhangi bir nedenle ilişiği kesilen öğrenci, bu tarihten 2 yıl sonra başlamak üzere, kredi aldığı sürede ve aylık dönem halinde kredi borcunu ödeyecek.

Teklifin geçici maddesine göre, ”değişikliğin yürürlüğe girdiği tarihe kadar kredi almakta olanlar ile kredi borcunu ödeme zamanı henüz başlamamış olanlar, bu borçlarını kredi aldıkları sürede; kredi ödeme zamanı başlayıp borç taksitlerini aksatmadan düzenli olarak ödemekte olanlar ise bakiye borçlarını kalan taksit süresinin 2 katı sürede” ödeyecek.

Yurtdışında öğrenim gören öğrencilerden kefil veya diğer teminatlar alınacak.

Yurt binası ve tesisler TOKİ’ye yaptırılabilecek. Bu bina ve tesisler, kamuya ait taşınmazlar üzerine 49 yılı geçmemek üzere kiralama yoluyla inşa edilebilecek. Bu kapsamdaki işlemler damga vergisi ve harçlardan istisna tutulacak.

YURTKUR’un mal varlığı haczedilemeyecek.

YURTKUR’un merkez teşkilatında 157, taşra teşkilatında da bin 453 personel görevlendirilecek.

-2 YENİ VAKIF ÜNİVERSİTESİ KURULUYOR-

Teklife göre, İzmir’de Türkiye Tabipler Vakfınca ”Şifa Üniversitesi” adıyla; Trabzon’da da Maçka İmar Eğitim Kültür ve Sosyal Hizmet Vakfınca ”Avrasya Üniversitesi” adıyla vakıf üniversiteleri kurulacak.

Özelleştirme uygulamalarında, milli güvenlik ve kamu yararının gerektirdiği durumlar hariç, kamu kurum ve kuruluşları ile kamu tüzel kişiliğine sahip eğitim kurumları ve mahalli idarelere devir yapılmaması ilkeleri esas alınacak.

Yüksek Öğrenim Öğrencilerine Burs Kredi Verilmesine İlişkin Kanunun amacı; yurt içinde ve dışında yüksek öğrenim gören öğrencilere burs, kredi ve nakdi yardım verilmesiyle ilgili esas ve usulleri düzenlemek olacak.

Özel öğretim kurumlarına, iş yeri açma ve çalışma ruhsatı belediyeler yerine Milli Eğitim Bakanlığınca verilecek. Bakanlık, bu yetkisini valiliklere devredebilecek.

Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumunda istihdam edilecek personel için yabancı dil yeterliliği şartının aranmayacağı tarih, 31 Aralık 2010′dan 31 Aralık 2012 tarihine uzatılacak.

AA

Popularity: 5% [?]

Çubukçu ‘rütbeli öğretmene’ noktayı koydu

16 Kasım 2010

Çubukçu, Plan ve Bütçe Komisyonunda bakanlığının bütçesi üzerindeki görüşmelerde, milletvekillerinin soru ve eleştirilerine yanıt verdi.

Sözleşmeli öğretmenlerin durumuna değinen Çubukçu, öğretmenlerin farklı istihdam modelleriyle istihdam edilmelerinin bir zaruret karşılığında gerçekleştiğini belirtti. Çubukçu. ”Asıl olan, öğretmenlik mesleğinin ve eğitim hizmetlerinin kadrolu öğretmenler eliyle verilmesidir. Takdir edersiniz ki ülkemizin belli bölgelerinde özellikle hizmetin ulaşması açısından, derslerin boş geçmemesi ve öğrencinin öğretmensiz kalmaması adına farklı istihdam modellerini tercih etmek durumundayız” diye konuştu.

”Yeni sözleşmeli öğretmen alınmayacağı yönündeki taahhüdünü yerine getirmiş durumda olduğunu” vurgulayan Çubukçu, sözleşmeli öğretmenlerin kadroya geçirilmesiyle, boşalan kadrolara sözleşmeli öğretmen alındığını söyledi.

20 bine yakın sözleşmeli öğretmenin kadroya geçirildiğini belirten Çubukçu, ”Kadrolu öğretmen atamalarına başvurup da atanan sözleşmeli öğretmenlerin yerine hem öğretmen açığımız devam ederken, hem de öğretmenlerin atanma talepleri devam ederken atama yapmamız çok normal. Bir kadro ilave etmedik. 70 binlik kadroya, boşaldıkça yerine atama yapıyoruz” dedi.

Sözleşmeli öğretmenlerin görev sürelerine göre, hizmetlerin gerekleri doğrultusunda kademeli olarak kadroya geçirilmesine ilişkin hazırlık çalışması yaptıklarını belirten Çubukçu, ”Fakat bizimle birlikte diğer sözleşmeli öğretmen çalıştıran bakanlıkların da yeniden ve kapsamlı şekilde bu personel rejimi içerisinde değerlendirilmesi önerisi üzerinde çalışma, daha kapsamlı bir hale dönüştürüldü ve sürdürülüyor” diye konuştu.

-”GELECEKTE BÖYLE BİR SIKINTI OLMAYACAK”-

Atanamayan öğretmenler konusuna da değinen Çubukçu, YÖK ile birlikte eğitim fakültelerinin hangi alanlarında ihtiyaç varsa o alanlarda eğitim fakültesi kurulmasına izin verdiklerinin altını çizdi.

Çubukçu, ”Bu atanamayan öğretmenler adı altında bugün burada dile getirilen husus aslında eğitim fakültelerinin zamanında hem kuruluşu hem de geleceğe yönelik bu alanda ihtiyaç duyacağımız istihdam modellerinin, uygun projeksiyon tutulmamasının bir sonucudur. Bugün bizim planlamalarımıza göre gelecekte böyle bir sıkıntı olmayacak” diye konuştu.

-18. MİLLİ EĞİTİM ŞURASI-

Geçen hafta gerçekleştirilen 18. Milli Eğitim Şurası ile ilgili soruları da yanıtlayan Çubukçu, komisyonlara katılımın daha çok olması için şuranın Kızılcahamam’da yapıldığını, başka bir maksadın olmadığını söyledi.

Şuraya katılımın çok olduğunu belirten Çubukçu, ”Bu şurada daha spesifik, daha yoğunlaşmış bir şekilde tartışalım istedik. Bu kararlar kesin kararlar değil, tavsiye niteliğinde kararlar” dedi.

Nimet Çubukçu, ”Ben arzu ederdim ki burada Milli Eğitim Komisyonu üyesi olup davet edildiği halde gelmeyen milletvekilimiz keşke şurada bulunsaydı. Bütün itirazlarını orada dile getirseydiler. Gerçekten biz orada demokratik bir ortam oluşturduk” diye konuştu.

Şura kararlarının redaksiyon ve düzeltme işlemlerinin sürdüğünü anlatan Çubukçu, şurada 240′ın üzerinde kararın alındığını ve 260 civarında önerge verildiğini söyledi.

-MİLLİ GÜVENLİK DERSİ-

Milli Güvenlik dersine üniformalı askerlerin girmesini doğru bulmadığını belirten Çubukçu, bu dersin pedagojik formasyona sahip öğretmenlerce verilebileceğini belirtti. Bakan Çubukçu, bunun, yeteri kadar öğretmeni olan bir ülke için hala aynı yöntemle devam ediyor olmasını eleştirdi.

Zorunlu din dersi konusuna da değinen Çubukçu, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ile Danıştay’ın bu konuya ilişkin verdiği kararlarını anımsattı.

Çubukçu, ”Bu konuda Türkiye, 2007 yılında tamamlayarak müfredata koyduğu şekliyle tekrar Avrupa Konseyi delegasyonuna sundu. Üç yıldır da sunulmuş yeni müfredata itiraz gelmedi” dedi.

-”ALEVİ KESİMİN TALEPLERİ”-

”Alevi çalıştayları” sonunda taleplerin gündeme geldiğini ifade eden Çubukçu, oluşturdukları komisyonla, ders kitaplarında, bu konuların nasıl ele alınması gerektiği konusunda mutabakata vardıklarını söyledi. Çubukçu, ”En kısa sürede Talim Terbiye Kurulu Başkanlığımızca bu çalışmalar yürütülecek. Nesnel, çoğulcu bir anlayışla Alevi kesimin taleplerinin de Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi derslerinde arzu ettikleri şekilde yer alması çalışmalarımız sürecek” dedi.

Çubukçu, KPSS’nin Eğitim Bilimleri testi sınavının iptali nedeniyle öğretmen atamalarını da ertelediklerini anımsatarak, bunun bir zaruret sonucunda olduğunu kaydetti. Çubukçu, öğretmen atamalarını zamanında yapamamalarının getirdiği bir mağduriyet yaşadıklarını dile getirdi.

En başından beri, olaya ilişkin siyasi bir tutum takınmadıklarını kaydeden Çubukçu, ÖSYM’nin ülkenin en güvenilir kurumlarının başında geldiğini, bu güvenin de daima sürmesini arzu ettiklerini kaydetti. Çubukçu, ”ÖSYM’deki hem sistem hem de bu konuda alınan tutum, bu sorunun kısa vadede ve bu şekilde çözümlenmesine olanak sağlamadı. Nasıl kopya çekenlerin kullandığı ileri bir teknoloji varsa, yapılanmanın da bu şekilde olması gerektiğine karar verildi. Burada kim kabahatli kim değil, sorun kimdeydi sorularının cevabı henüz verilmedi” diye konuştu.

-HAYRÜNNİSA GÜL’ÜN AÇIKLAMALARI-

Nimet Çubukçu’ya, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün eşi Hayrünnisa Gül’ün, ”ilköğretimde başörtüsü” konusuyla ilgili, ”Bu konuda yaşanan bir cehalet varsa, biz bunu da ortadan kaldıracağız. İlkokul öğrencisinin kendi isteği ile başörtüsü takması gibi bir şey söz konusu olamaz. Bu konuda karar verecek yaşa geldiğinde kararını verir” şeklindeki açıklamaları da soruldu.

İlk ve orta öğretim kurumlarında, öğrenci ve öğretmenlerin kılık kıyafetlerinin nasıl olacağına dair yönetmeliğin bulunduğuna dikkati çeken Çubukçu, sözlerini şöyle sürdürdü:

”Bu konuda mevzuatımızda açıklık var; ilk ve ortaöğretim öğrencileri ve öğretmenlerinin, okullara başları açık gitmesi gerekliliği var. Hayrünnisa Gül’ün açıklamalarını benim ayrıca tercüme etmem gibi bir durum olamaz. Milli Eğitim Bakanı olarak ilk ve ortaöğretim kurumlarında yönetmeliğin açık olduğunu hatırlatıyorum.

Kamu görevlileri, yükseköğretim öğrencilerine dair ise, hukukçu olarak, öğrenciliğim de dahil evvel ezelden beri yükseköğrenim kurumlarında kılık kıyafetin yasalarla engellenmediği sürece serbest olduğuna ilişkin düzenlemenin halen yürürlükte olduğunu biliyorum. Bu konuda da diğerinde olduğu kadar mevzuatta açıklık var. Orada bir de facto durumundan ziyade mevcut olan… Burada bakış açınızın özgürlükçü olup olmamasıyla ilgisi var. Çünkü üniversitelerde şu anda sağlanan, muhalefetin de gösterdiği hoşgörünün rolü var. Bir tutumun demokratik tutum olarak, özgürlüklerden yana alınmasından Türkiye’nin kazançlı çıkacağını düşünüyorum.”

CHP İstanbul Milletvekili Mustafa Özyürek’in, yasal engel yoksa, neden anayasanın değiştirildiğinin sorması üzerine Çubukçu, ”CHP’nin tutumu yüzünden olmuştur belki” karşılığını verdi.

Kamuyla ilgili düşüncelerinin sorulması üzerine ise Çubukçu, öğretmen personeliyle ilgili bir açıklama yapabileceğini kaydetti.

AA

Popularity: 12% [?]

Çubukçu, MEB 2011 Bütçesini açıklandı

16 Kasım 2010

Milli Eğitim Bakanlığı Nimet Çubukçu, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda Bakanlığının 2011 bütçesini sundu.

Bakan Çubukçu, eğitim sistemini sürekli olarak geliştirme ve eğitimde niteliği yükseltme arayışlarının, 2007-2013 dönemini kapsayan 9. Kalkınma Planında öngörülen; ”istikrar içinde büyüyen, gelirini daha adil paylaşan, küresel ölçekte rekabet gücüne sahip, bilgi toplumuna dönüşen ve AB’ye üyelik için uyum sürecini tamamlamış bir Türkiye” vizyonuyla, toplumsal ve evrensel gelişim doğrultusunda sürdürüldüğünü ifade etti.

”Yaklaşık sekiz yıllık süreçte başlayan eğitim seferberliği ve bütçeden eğitime ayrılan payın rekor düzeyde yükselmesiyle eğitimin niceliğine ilişkin birçok sorunu arkamızda bıraktık” diyen Çubukçu, nicelikteki iyileşmenin, eğitimin niteliğinin yükselmesine de doğrudan etki yapan bir faktör olduğunu, öte yandan eğitimde kaliteyi artırmaya dönük çabaların da altyapıyı iyileştirmeye dönük çabalarla paralel yürütülmeye çalışıldığını söyledi.

Dünya ekonomisi ve teknolojideki hızlı değişim ve gelişmeler karşısında, Türk eğitim sisteminin okul öncesinden yaygın eğitime kadar, hayat boyu öğrenme yaklaşımıyla yeniden düzenlenmesi çalışmalarında önemli bir mesafe alındığını belirten Çubukçu, ”Türk eğitim sistemi ve yönetiminin ülkemizin insan kaynaklarının en etkin biçimde gelişmesini destekleyecek yapı ve işleyişe kavuşturulması, eğitimde fırsat ve imkanların herkes için erişilebilir olmayı, kaliteli eğilim fırsat ve imkanlarının yaygınlaştırılması, eğitimde kalite güvence sisteminin oluşturulması öncelikli politikalarımız arasındadır” dedi.

-OKUL ÖNCESİ EĞİTİM-

Hükümetin temel önceliklerinden biri olan okul öncesi eğitimde; 2002 yılında yüzde 11 olan okullaşma oranının, 2009-2010 eğitim-öğretim yılında 48-72 aylık dönemde yüzde 39′a, 60-72 aylık dönemde ise yüzde 61′e yükseldiğini bildiren Çubukçu, ”9. Kalkınma Planı’nda (2007-2013) 4-5 yaş hedefi yüzde 50 öngörülmüşken, bizim hedefimiz, önümüzdeki yıllar içinde yüzde 100 okullaşma oranına ulaşmaktır. 2012-2013 eğitim-öğretim yılına kadar kademeli olarak okul öncesi eğitim 81 ilde zorunlu olacaktır” bilgisini verdi.

Çocukların mutluluğu, başarısı, fiziksel ve zihinsel gelişimlerinin kaliteli bir okul öncesi eğitime bağlı olduğunu belirten Çubukçu, ”Ülkemizde okul öncesi eğitim alanında büyük yatırımlar yapılmakta, büyük projeler hayata geçirilmektedir. 2009 yılında 31 milyon TL olan anaokulu yapım ödeneğini yüzde 103 artışla 2010 yılında 63 milyon TL’ye, 2011 yılında ise 85 milyon TL’ye yükselttik” diye konuştu.

-İLKÖĞRETİM-

Gelişmiş tüm ülkelerde olduğu gibi zorunlu ilköğretim başta olmak üzere eğitim hizmetlerini ülkenin her yöresine, bölgesine, beldesine ve her insanına ulaştırmayı öncelikli görevleri arasında saydıklarını ifade eden Çubukçu, şunları söyledi:

”En iyi yatırım eğitime ve insana yapılan yatırımdır. Ülkemiz genelinde yapılan derslik sayısı, derslik başına düşen öğrenci sayısı, öğrenci başına öğretmen sayısı ve bilişim altyapısı gibi Türkiye’nin eğitim alanındaki altyapı sorunlarını önemli oranda çözdük.

Bundan sonra dünya ile rekabet edebilen bir nesil yetiştirebilme ve eğitimde kaliteyi yükseltmeye odaklanacağız.

İlköğretimde net okullaşma oranı; 2002′de yüzde 90,9 iken 2009-2010 eğitim-ögretim yılında yüzde 98,2′ye ulaşmıştır. Bu eğitim-öğretim yılında yüzde 99′a ulaşması beklenmektedir. 9. Kalkınma Planında öngörülen brüt okullaşma hedefi, 2013 yılında yüzde 100 iken, 2009-2010 eğitim-öğretim yılında sağlanan yüzde 106,5 brüt okullaşma oranı ile bu hedef aşılmıştır.

2002′de derslik başına düşen öğrenci sayısı 36 iken, 2009-2010 eğitim-öğretim yılında 32′ye düşürülmüştür. 9. Kalkınma Planındaki 30 hedefine ulaşma çabalarımız devam etmektedir.

2002 yılında burs alan öğrenci sayısı 95 bin iken, 2010 yılında bu sayısı yüzde 237 artış ile 225 bine ulaşmıştır.”

-GENEL, MESLEKİ VE TEKNİK ORTAÖĞRETİM-

Durumu uygun olan bir kısım liselerin de mesleki ve teknik ortaöğretime daha fazla öğrencinin yönlendirilmesi amacıyla kademeli olarak mesleki ve teknik ortaöğretim kurumuna dönüştürülmesi çalışmalarının sürdüğünü anlatan Nimet Çubukçu, bu kapsamda 355 genel lisenin Anadolu lisesine dönüştürüldüğünü, 69 okulun da mesleki ve teknik ortaöğretime devredildiğini bildirdi.

Çubukçu, ortaöğretimde 2002 yılında net okullaşma oranı yüzde 50,6 iken 2009-2010 eğitim-öğretim yılında yüzde 65′e yükseldiğini, 2014 yılı sonunda brüt okullaşmanın yüzde 90′ın üzerine çıkarılması için çalışmaların devam ettiğini kaydetti. Çubukçu, sözlerini şöyle sürdürdü:

”Ortaöğretimde kız çocukların brüt okullaşma oranının, erkek çocuk brüt okullaşma oranı, 2002′de yüzde 72 iken, bugün yüzde 88,6′ya çıkarılmıştır.

2001-2002 eğitim-öğretim yılı itibariyle mesleki ve teknik ortaöğretimin, ortaöğretim içindeki payı (açık öğretim öğrencileri hariç) yüzde 28,9 iken 2009-2010 eğitim-öğretim yılında yüzde 45,06′ya yükselmiştir. Türkiye’nin en önemli ve öncelikli gündem maddesi olan işsizliğin azaltılması ve nitelikli eleman ihtiyacının karşılanması için Hükümet olarak tüm imkanlarımızı seferber etmiş bulunmaktayız. 

Mesleki eğitimden mezun gençlerimizin yaklaşık yüzde 93′ünün istihdama katılması aslında mesleki eğitimin cazibesini yitirmediğini hatta arttığını göstermektedir. Gençlerimizin artık iki alanda yönlendirilmesi gerekiyor. Birincisi, yükseköğretime devam için akademik başarısı yüksek okullar, ikincisi mesleki eğitim. Mesleki eğitime yönelik seçimin düşük olmasına neden olan yükseköğrenime geçişte uygulanan ve meslek liseleri aleyhine adaletsizlik içeren katsayı uygulaması geçen yıl itibariyle kaldırılmıştır. Yükseköğrenim görmek isteyen her öğrencinin, eşit şartlarda yapılan sınavda istediği bölüme yerleşebilme imkanına kavuşmasını bir hakkın teslimi olarak görüyoruz.

Yeni dönemde ortaöğretimde alanları kaldırdık. Ortaöğrenimde her genç yükseköğrenime geçişle herhangi bir alan kısıtlamasına bağlı olmadan, ortak derslerini gördükten sonra farklı bölümlerde sınava girebileceklerdir.”

-ÖZEL ÖĞRENİM-

2008-2009 eğitim-öğretim yılı itibariyle özel öğretim kurumlarının örgün öğretim kurumları içindeki payının, okul sayısına göre yüzde 8,4, öğrenci sayısına göre yüzde 2,7, öğretmen sayısına göre yüzde 7 olduğunu belirten Çubukçu, 2014 yılı sonuna kadar özel öğretim kurumlarının eğitim sistemi içindeki payının okul sayısına göre yüzde 9′a, öğrenci sayısına göre de yüzde 5′e çıkarılmasını hedeflediklerini anlattı.

Özel eğitime gereksinim duyan öğrencilerin okullara erişiminin sağlanması için ücretsiz taşımas projesi kapsamında 127 bin 400 öğrencinin ücretsiz taşındığını, 2010-2011 eğitim-öğretim yılında da devam edecek bu proje kapsamında, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Fonundan 45 milyon TL kaynak tahsis edildiğini bildiren Çubukçu, ”Üstün yetenekli çocuklarımızın örgün eğitim kurumlarındaki eğitimlerinin yanı sıra yeteneklerine uygun eğitim sağlayan bilim ve sanat merkezlerimizin sayısı 2002′de 9 iken, bugün itibariye 60′a, öğrenci sayısı ise 8 bine ulaşmıştır. Özellikle dezavantajlı bireylerin temel öğrenme ihtiyaçlarını karşılayabilmesi için 2003 yılında 98 olan Rehberlik ve Araştırma Merkezi sayısını da 211′e ulaştırdık” dedi.

”CUMHURİYET TARİHİNDE İLK KEZ BAKANLIĞIMIZ BÜTÇESİ, MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİNDEN EN BÜYÜK PAYI ALARAK 34 MİLYAR 112 MİLYON 163 BİN LİRA OLARAK ÖNGÖRÜLMÜŞTÜR”

Milli Eğitim Bakanlığı Nimet Çubukçu, Cumhuriyet tarihinde ilk kez Bakanlığının, 34 milyar 112 milyon 163 bin lira ile  merkezi yönetim bütçesinden en büyük payı aldığını bildirdi.

Çubukçu, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda, Bakanlığının bütçesini sunarken, yükseköğretimde 8 yılda çok önemli ilerlemeler sağlandığını söyledi.

2002 yılında 53′ü devlet, 23′ü vakıf toplam 76 üniversite bulunduğunu hatırlatan Çubukçu, üniversite sayısının; bu yıl Ekim sonu itibariyle, 102′si devlet 52′si vakıf olmak üzere 154′e yükseldiğini ifade etti. Çubukçu, yükseköğretimde 2002 yılında yüzde 14,65 olan net okullaşma oranının da 2009-2010 eğitim-öğretim yılında yüzde 30,42′ye çıktığını bildirdi.

Kız çocuklarının eğitime teşvik edilmesi için yapılan çalışmaları anlatan Çubukçu, ”Hayat boyu öğrenme stratejisi doğrultusunda bireylerin kişisel taleplerinin karşılanmasının yanı sıra değişen ve gelişen ekonomiye iş gücü duyarlılığının artırılması için kamu, özel sektör ve sivil toplum kuruluşlarıyla işbirliği içinde, bireylerin kişisel bilgi ve istihdam becerilerini geliştirerek iş ve hayal kalitelerini artırmayı hedefliyoruz” dedi.

Çubukçu, yaygın eğitimde 2003-2008 yılları arasında 1 milyon 643′ü kadın, 1 milyon 580 bin 595 kişiye okuma-yazma öğretildiğini, 2008-2009 eğitim-öğretim yılı sonu itibariyle de 385 bin 356 vatandaşa okuma-yazma becerisi kazandırıldığını söyledi.

Öğretmen maaşlarındaki artışa dikkati çeken Çubukçu, 9. derecenin 1. kademesinde bulunan bir öğretmenin maaşının 1387 TL’ye, 15 saat ek ders ücretinin ise 421 TL’ye yükseldiğini anlattı.

Genel bütçe kaynağı dışındaki kaynakları da harekete geçirerek, hayırsever kişi, kurum ve kuruluşların katkılarıyla düzenlenen kampanyalarda bugüne kadar 159 bin 951 derslik, 736 öğrenci pansiyonu ve 889 yeni spor salonu hizmete açtıklarını ifade eden Çubukçu, ADSL internet erişimi olan kurumların ortaöğretimde oranının yüzde 100, ilköğretimde ise yüzde 95 olduğunu belirtti.

42 bin okuldaki 570 bin dersliğe dizüstü bilgisayar, projeksiyon cihazı, internet ve çok amaçlı yazıcı ve akıllı tahta sağlanmasına yönelik altyapının kurulması ile ilgili çalışmaların devam ettiğini anlatan Çubukçu, şunları söyledi:

”Cumhuriyet tarihinde ilk kez Bakanlığımız bütçesi, merkezi yönetim bütçesinden en büyük payı alarak 34 milyar 112 milyon 163 bin TL olarak öngörülmüştür.

Milli Eğitim Bakanlığı bütçesi, 2002 yılında 7,5 milyar TL iken, 2010 yılında yüzde 278 artışla 28,24 milyar TL olmuş ve 2011 yılında 34,1 milyar TL öngörülmesiyle artış oranı 2002 baz yılına göre yüzde 354,6 olmuştur.

Üniversitelerin 2002 yılında konsolide bütçeden aldığı pay yüzde 2,54 iken, 2010 yılı bütçe tasarısında bu oran yüzde 3,26 olmuştur. 2011 yılında ise yüzde 3,68 olarak öngörülmüştür.

Üniversitelerin Ar-Ge bütçesi 2002 yılında 86,6 milyon TL iken 2010 yılında 480,4 milyon TL’ye yükseltilmiştir. 2011 yılında ise 547 milyon TL olmasıyla artış oranı yüzde 531′e yükselecektir.”

AA

Popularity: 8% [?]

YÖK ödüllendirme modeline geçiyor

16 Kasım 2010

Yüksek Öğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan, Milli Eğitim Bakanlığının bir tasarı hazırladığını, kendilerinin de performansa bağlı ödüllendirme sistemi üzerinde çalıştıklarını, bunu TBMM’nin kabul etmesi halinde ayrıntılarını hazırlayıp üniversitelerde uygulamaya geçeceklerini söyledi.

Özcan, Çorum’da vatani görevini yapan oğlu Kaan Özcan’la birlikte geldiği Samsun’da çeşitli ziyaretlerde bulundu.

Özcan, program kapsamında kentin tarihi ve turistlik mekanlarını gezdi, Özel Canik Başarı Üniversitesi inşaatında incelemelerde bulundu. YÖK Başkanı’na, Prof. Dr. Ahmet Bulut ile YÖK üyesi Prof. Dr. Sait Bilgiç de eşlik etti.

Yeni kurulan üniversitelerden artık farklılıklar beklediklerini ifade eden Özcan, ”Mesela biz, bilimsel çıktılar olarak da çok iyi olmasını istiyoruz. Onun için biz böyle tematik üniversitelerin ortaya çıkmasını arzu ediyoruz. Başarı Üniversitesi’nin kurulumunun ardından özellikle belli konularda temayüz etmiş diğer üniversitelerden bir farkının olması bekliyorum. İngilizce öğretimine verecekleri önem gerçekten dikkate şayandır. Bu üniversiteyi diğerlerinden farklı kılan bir husus olacaktır”dedi.

Üniversitelerde öğretim görevlilerinin belli seviyeye geldikten sonra bilimsel araştırmayı azaltığını ifade eden Özcan, öğretim görevlilerinin sözleşmeli görev yapmasının Türkiye’de herkesin konuştuğu bir konu olduğunu kaydetti.

İskandinav ülkelerinde öğretim görevlilerinin sözleşmeli olarak çalıştığını da vurgulayan Özcan, şunları kaydetti:

”İsviçre, Danimarka gibi İskandinav ülkelerinde öğretim üyelerinin pek çoğu bizde olduğu gibi 12 ay devletten maaş almıyorlar. Getirdikleri projeler miktarında derslere katılıyorlar. Bir veya iki sömestr ders veriyorlar. Yazın devletten maaş almıyorlar. Getirdikleri projeden elde ettikleri parayla geçimlerini sağlıyorlar. Böyle bir sistem var. Bizim ülkemizde uygulanır mı? Uygulanmaz mı? Siyasiler buna nasıl bakar bunu bilmiyoruz. Hani birazcık ürkütücü ilk dile getirildiğinde gerçekten bir çalışma emniyetiniz yok, iş güvenceniz yok. Bu bakımdan insanları biraz etkiliyor.

Ama bizim sistemimizde de verimlilikle ilgili çok ciddi sıkıntılarımız var. Hocalarımızın bir kısmı belli seviyelere geldikten sonra bilimsel çalışmalarını azaltıyorlar. Gençliklerinde olduğu kadar üretken olmuyorlar. Esasından biz o üretkenliği biraz olsun arttırmak istiyoruz. Mesela şu an Türkiye Büyük Millet Meclisine (TBMM) Milli Eğitim Bakanlığı bir tasarı sundu. Genel kurula inmesi için elimizden geleni yapıyoruz. Performansa bağlı ödüllendirme sistemi üzerinde çalışıyoruz. Eğer TBMM bunu kabul ederse bunun detaylarını hazırlayıp üniversitelerde uygulamaya geçeceğiz. Bu üreten ve çalışkan hocalarımızın üniversitelerde daha fazla para alması anlamına gelecek. İlla hizmet alımı şeklinde hocaları çalıştırmak değil de çalışına birazcık daha fazla vermek şartıyla özlük haklarında iyileştirme yapabiliriz.”

AA

Popularity: 23% [?]

MEB’den okulu 1 yıl erken bitirme önerisi

16 Kasım 2010

Milli Eğitim Bakanlığı, sınıf geçme ve ortaöğretimi erken bitirmeye ilişkin çalışmalarını sürdürüyor.

18. Milli Eğitim Şura’sının sona ermesinin ardından Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu, bakanlık bürokratlarıyla Asya Termal Otel’de toplantı yaptı.

Edinilen bilgiye göre, toplantıda bürokratlar ortaöğretimi erken bitirme ve sınıf geçmeye ilişkin yaptıkları çalışmaları Bakan Çubukçu’ya anlattı.

Erken bitirme önerisine göre, not ortalaması 9. ve 10. sınıfta 85 ve üzeri olan öğrenci, 11. sınıfta da aynı not ortalamasını sağlarsa, istemesi halinde okulu erken bitirerek 12. sınıfı okumayacak. Çalışma lise 2. sınıftan lise 3. sınıfa geçen öğrencileri kapsayacak.

Yetkililer, bu çalışmanın daha çok çalışkan öğrenciler için olduğunu belirterek, şu an için tamamlanmış bir çalışma olmadığını, Bakan Çubukçu’nun bunun önemli bir konu olduğu için üzerinde tekrar değerlendirme yapılması gerektiğini söylediğini kaydetti.

-”SINIF GEÇME” ÖNERİSİ-

Ortaöğretimde sınıf geçme konusunun da öneriler arasında konuşulduğunu belirten yetkililer, liselerde sınıf geçmede not ortalamasının 2.5′a inmesi yönünde bir önerinin olduğunu söyledi. Buna bağlı olarak dört dersten not ortalaması 2.5 olan bir öğrencinin sınıf geçebileceği belirtildi.

Toplantıda, Anadolu öğretmen ve Anadolu liselerinde sınıf geçme için not ortalamasının 3, Fen liselerinde 3.5 olduğunun anımsatıldığı, bütün liselerde bu not ortalamasının standart hale getirilerek 2.5′a inmesi konusunun konuşulduğu belirtildi.

Bu sistemin adının ”not ortalamasıyla sınıf geçme” olduğunu ifade eden yetkililer, bunun üzerinde 5-6 aydır çalışıldığını, bunun henüz ham bir proje olduğunu belirtti.

Yetkililer, Bakan Çubukçu’nun bu konu üzerinde de çalışmaların devam etmesini istediğini kaydetti.

Toplantıda ayrıca, resim, müzik, beden eğitimi derslerinde not verilmemesi, bir eğitim-öğretim yılının iş günü sayısının 180′den 190′a çıkarılması konularının da sorgulandığı, bazı bürokratlarca bu görüşlerin benimsenirken bazılarınca benimsenmediği öğrenildi.

Yetkililer, bu sene bu kararların netleşmeyeceğini, seçimlerden sonra konunun belirginleşebileceğini belirterek, şu anda resmi bir taslak olmadığının, bunun sadece bir plan, program olduğunun altını çizdi.

AA

Popularity: 7% [?]

Audi Autoshow’da 3 günde 107 araç sattı

16 Kasım 2010

İstanbul Auto Show’da Türkiye lansmanını gerçekleştirdiği A7 modelinin yanısıra, A1, A8 Long, RS5, S5 gibi ürün gamında yer alan modellerini sergileyen Doğuş Otomotiv-Audi, Fuar’ın ilk üç günü 107 adetlik bir satış gerçekleştirdi

Doğuş Otomotiv-Audi, Fuar’ın ilk üç günü 107 adet araç satışı gerçekleştirdi.

İstanbul Auto Show’un müşterileriyle bir araya gelme olanağı sunması nedeniyle son derece önemli olduğunu ifade eden Doğuş Otomotiv – Audi Genel Müdürü Gino Bottaro, “Oldukça iyi geçen 9 ayın ardından, fuara olan ilginin ve katılımın oldukça fazla olacağını öngörüyoruz.

Hareketli geçeceğini beklediğimiz fuar, ilk günleri itibarıyla bu beklentimizi doğrular bir görüntü verdi. Bu durum, yılın kalan bölümü için gerek satış adedi gerekse motivasyon adına oldukça olumlu bir etki yapacaktır.” dedi.

Fuarda, 1470 metrekarelik stand alanında, A1’den başlayarak R8’e kadar geniş bir ürün yelpazesinde araç sergileyen Audi’nin, özellikle Türkiye lansmanı eski Milli Basketbolculardan İbrahim Kutluay ile yapılan A7 Sportback gibi ilk kez tüketiciyle buluşturduğu modellerine büyük ilgi var.

Standta sergilenen tüm niş modellerin yoğun ilgi gördüğünü belirten Gino Bottaro “Sergilediğimiz S5 Cabriolet, RS 5 gibi niş modellerimizi sattık.

İlk kez tüketicilerimizle tanıştırdığımız A7 de başarılı bir satış elde etti; 11 adedi ilk gün olmak üzere, gelen tüm A7 modellerimiz sattık ve yurtdışından A7 için extra üretim alıyoruz. Fuarın ilk 3 günü içinde toplam 107 araç satışı gerçekleştirdik.” dedi

Haber7

Popularity: 10% [?]

Milli Gazete’den HAS Parti’ye katılım

16 Kasım 2010

Milli Gazete’de sular durulmuyor. Numan Kurtulmuş’un Saadet Partisi’nden ayrılmasından sonra yaprak dökümü yaşayan gazeteden iki yeni ayrılık haberi daha geldi.

Geçtiğimiz günlerde Has Parti Kurucular Kurulu Üyesi olan Milli Gazete Yazarı ve İstihbarat Şefi Mustafa Canbey ve Saadet Partisi Çanakkale İl Müfettişi olarak görev yapan Ekonomi Editörü Necmettin Çakmak da gazete ile yollarını ayırdı. Bugün itibarıyle iki gazetecinin isimleri de künyeden çıkarıldı.

Yıllardır gazeteye büyük emek veren iki gazetecinin bu kararı almasında Milli Gazete’nin Saadet Partisi’ni desteklemesi ve kendilerinin Has Parti’ye yakın durmalarının etkili olduğu öğrenildi.

Milli Gazete’den bir süre önce de Genel Yayın Yönetmeni Necdet Kutsal istifa etmiş, ardından da Düşünce Sayfası Editörü İbrahim Tenekeci ve yazarlar Hüseyin Akın, Kamil Yeşil, Osman Toprak, Ayhan Demir Milli Gazete`ye veda etmişti. 

Popularity: 11% [?]

Fener’de yıldızlara ‘Milli’ yasak

16 Kasım 2010

Fenerbahçe doktoru Ertuğrul Karanlık 9 yerli ve yabancı futbolcunun milli takımlara gittiğini söyledi. Bu oyuncuların son durumları hakkında takımlarına bilgi verdiklerini kaydeden Karanlık “Niang ve Dia ağır sakatlıktan çıktığı için futbol federasyonuna kadro kurulurken buna dikkat edilmesi yönünde yazı yolladık. Andre Santos’un kasığındaki problemi de Brezilya’ya bildirdik. Oyuncuların sağlam dönmesi bizim için çok önemli” ifadelerini kullandı.

GÖKHAN ÜNAL BİLMECESİ
Niang konusunda bu olumlu gelişmeler yaşanırken, sarı-lacivertlilerin bir diğer forveti Gökhan Ünal’da ise belirsizlik hakim. Forma savaşında Niang-Semih ikilisinin gerisinde kalan ve Güiza’nın takıma katılacak olmasıyla şansı iyice azalan Gökhan, devre arasında Fenerbahçe’den ayrılabilir. 28 yaşındaki oyuncunun menajeri Batur Altıparmak, Gökhan Ünal’ın Fenerbahçe’den ayrılmayı düşünmediği söylese de Gökhan’ın transferi için birçok Anadolu kulübünün devrede olduğu biliniyor.

sabah

Popularity: 10% [?]

Sitemizi kişi takip ediyor.Aşağıdaki kutucuğa e-posta adresinizi girin sitemize yeni eklenen içerikten haberiniz olsun...

Sitemize üye olduktan sonra, e-posta adresinize bir onay maili gelecek. O maili onaylamazsanız, üyeliğiniz tamamlanmaz. 

SohbetClub.Net Anket

How Is My Site?

View Results

Loading ... Loading ...