‘ genel ’ kelimesi ile ilgili yazılar

Roma dönemine ait 3700 yıllık mezar bulundu

16 Kasım 2010

Kütahya’nın Emet ilçesinde, Eti Maden İşletmeleri Genel Müdürlüğüne bağlı Emet Bor İşletmesine ait sahada iş makinesiyle kazı yapılırken 3700 yıl öncesine ait olduğu sanılan ve içerisinde insan kafa tasları ile kemik parçalarının olduğu Roma döneminden kalma mezar bulundu.

AA muhabirinin aldığı bilgiye göre, bor madeni cevherinin bulunduğu Espey maden sahasında dozerle kazı yapan işletme çalışanları, bir insana ait kafa tası ve kemik parçalarını görünce durumu işletme yetkililerine bildirdi.

Yetkililerce Cumhuriyet Savcılığı ve İlçe Jandarma Komutanlığına bilgi verilmesinin ardından yapılan araştırmada, burasının tarihi nitelikte bir mezar olduğu belirlenerek, Kütahya Müze Müdürlüğünden uzmanların araştırma yapması istendi.

Müze Müdürlüğü uzmanları, çevresi taşla örülen mezarda 4 adet insan kafa tası, kemikler, diş parçaları, ikişer adet kırık toprak küp ve demir bilezik ile 3 adet metal küpe bulunduğunu tespit etti.

Roma döneminden kaldığı belirlenen mezardaki kafa tasları ve kemiklerin bozulmadan günümüze kadar gelmesinin bor madeninin koruyucu özelliğe sahip olmasından kaynaklandığı, eski Mısır’da cesetlerin mumyalanmasında bor tozunun kullanılmasının buna örnek oluşturabileceği belirtildi.

MÖ 1700′lü yıllara ait olduğu sanılan mezarda bulunan parçalar, Kütahya Arkeoloji Müzesinde sergilenmek üzere yetkililere teslim edildi.

1958 yılından bu yana bor madeni çıkarılan Espey mevkisinde önceki yıllarda çevresi taşla örülmüş mezarlara rastlanmış ancak kafa tasları, kemik parçaları gibi bulgular elde edilememişti.

AA

Popularity: 71% [?]

Huzurevi sakinlerinden kurşun gibi ağır sözler

16 Kasım 2010

-BAYRAMDA YAŞLILARI UNUTMAYIN

Antalya Fethi Bayçin Huzurevi, 123 sakini konuk ediyor. Güne kahvaltı ile başlayan huzurevi sakinlerinden bazıları, sabah sporunun ardından okuma salonunda kitap gazete okumayı, oyun salonunda oyun oynamayı, dinlenme salonunda birlikte vakit geçirmeyi tercih ediyor. Sosyal faaliyetlerin sık yapıldığı huzurevi sakinleri, şimdi yaklaşan Kurban Bayramı’na hazırlanıyor.

Huzurevinde kalmalarından şikayet etmeyen yaşlılar, bayram gibi özel günlerde ise hatırlanmak istiyor. Özellikle de çocuklarını ve torunlarını bekleyen huzurevi sakinleri, ”Burası bizim evimiz, burada yaşamaktan mutluyuz ancak bayramlarda bizleri unutmayın” mesajı gönderiyor.

-”EVLADIN İÇİN BİLE ÜÇÜNCÜ ŞAHIS OLUYORSUN”-

Huzurevi sakinlerinden Şermin Enül, AA muhabirine çocuklarının karşı çıkmasına rağmen kendi isteğiyle huzurevine yerleştiğini ve burada yaşamaktan mutlu olduğunu söyledi.

Oldukça bakımlı görünen 83 yaşındaki Enül, şöyle konuştu:

”Dış kaporta güzel ama içim çürüdü. İki damar tıkalı, kalp kapağım bozulmuş. ‘Hayat arkadaşımız yok’ diyoruz ama, tansiyon, kolesterol, şeker benim yol arkadaşlarım. Burada tertemiz bakılıyoruz. Günde dört çeşit yemek çıkıyor. Kim evinde dört çeşit yemek yiyor? Benim çevrem çok geniş, gelenim gidenim çok ama buradaki insanların genel sıkıntısı, yakınlarının ziyaret etmemesi. Huzurevinde kimsesizler çoğaldı, akrabalar azalıyor. Bazılarının çocuğu bile ziyaretine gelmiyor. Büyüt, yetiştir, bir yaştan sonra kendi evladın için bile üçüncü şahıs oluyorsun. Buradan evlatlara çağrım; anne ve babalarını huzurevinde unutmasınlar. Çocuklarını alıp büyüklerinin ellerini öptürmeye getirsinler. Buradaki insanlar için bayramlar gerçekten çok anlamlı.”

-DUYGULARINI ŞARKILARLA DİLE GETİRİYOR-

Huzurevi’nin en yaşlılarından olan 90 yaşındaki Abdullah Kemal Taşmış ise 16 yıldır huzurevinde kalıyor.

İçindekileri sanat müziğiyle dile getiren Taşmış, huzurevlerinin ziyaretçi profilinin değiştiğini belirtti. Artık huzurevlerini daha çok sivil toplum örgütleri temsilcileri, okullardan öğrencilerin ziyaret ettiğini anlatan Taşmış, her bayram olduğu gibi Kurban Bayramı’nda da huzurevi sakinlerinin diğer ziyaretçilerin yanı sıra ailelerinden birini, özellikle de çocuklarını ve torunlarının gelmesini beklediğini söyledi.

-PET ŞİŞELERİ VAZO YAPIYOR-

Ruhen 20 yaşında olduğunu söyleyen Semiha Vural, pet şişelerle vazolar yapması ve el emeği takılarıyla tanınıyor. Artık elleri titreyen Semiha Vural, ”Eskiden katı atıklardan ne süs eşyaları yapardım, herkes hayrandı bana, artık bu hale geldik. Eskisi gibi değilim” dedi ve hüzünlendi. Semiha Vural da diğer huzurevi sakinleriyle aynı şeyi söylüyor ”Bayramlar sevdiklerimizi görmek için bir vesile.”

-6 ÇOCUĞU VAR 20 YILDIR HUZUREVİNDE-

Polis emeklisi olan 90 yaşındaki Selahattin Şengüler de, kendisini anlatırken en çok çocukluğundan bahsediyor.

Makedonya göçmeni Şengüler, kızını ve torunlarını uzun uzun anlattıktan sonra bayrama beklediğini belirtti.

89 yaşındaki Mustafa Küçük ise Fethi Bayçin Huzurevi’ne Konya’dan gelmiş. 20 yıldır huzurevinde kalan Mustafa Küçük, 6 çocuğu olduğunu ve hiçbirisiyle görüşmediğini kaydetti. Çocuklarına dargınlığını anlatırken içi burulan, gözleri dolan Mustafa Küçük, büyüklerin mutlaka hatırının sayılması gerektiğini ifade etti.

-TORUNLARIYLA İNTERNETTE HASRET GİDERİYOR-

Mehmet Lütfi Dostoğlu ise, kızları ve torunlarıyla internette görüşmek için 60′ından sonra bilgisayar öğrendiğini söyledi.

ASMEK kurslarına giderek bilgisayar öğrendiğini belirten Dostoğlu, ”Kızlarımla ve torunlarımla internet aracılığıyla haberleşiyorum. Sevdiklerimle hasretimi sanal alemden gideriyorum. Gazetelerimi internetten okuyorum. Hastaneye gidecek huzurevi sakinlerine internetten randevu alıyorum” diye konuştu.

Dostoğlu da yaşlıların sadece bayramlarda değil sürekli hatırlanması ve ziyaret edilmesi gerektiğini düşünüyor.

AA

Popularity: 34% [?]

Avrupalı öğrenciler Çini’ye merak sardı

16 Kasım 2010

Avrupa Birliği Hayat Boyu Öğretim programı kapsamında Kütahya’ya Bulgaristan, Litvanya, Romanya, Belçika, Macaristan ve Polonya’dan gelen 20 kişilik bir grup Kütahya Kültür ve Sanat Derneğinde çini ve seramik çalışmaları yapıyor.

Grundtving Çalıştayı olarak Kütahya İl Milli Eğitim Müdürlüğü ve Kütahya Kültür ve Sanat Derneğinin ortaklaşa düzenlediği organizasyonda 20 kişilik grup Kütahya’da çeşitli etkinliklere katılacak. Konu hakkında bilgi veren Kültür ve Sanat Derneği Başkanı Abdurrahman Yıldız misafir grubun Kütahya’da 5 gün kalacağını kaydetti. Yıldız, Kütahya’ya 6 ülkeden gelen grup üyelerine dernek binasında çini ve seramik sanatının öğretilmeye çalışıldığını, grubun 16. yüzyıl Saray sanatı ve desenlerinden oluşan Haliç, Rumi, Selçuklu gibi çininin ana desenleri uygulanarak ikişer obje çalıştığını, grup üyelerinin yapmış olduğu çinilerin hazırlanarak kendilerine armağan edileceğini söyledi.

Türkiye Ulusal Ajans tarafından finanse edilen proje kapsamında grup üyelerinin çini ve seramik çalışmalarının yanı sıra Kütahya’yı da gezeceklerini bildiren Yıldız, bu sayede misafirlere Kütahya’nın tanıtımının da yapılacağını kaydetti.

Ankara Ulusal Ajans Grundtving çalışanlarından İsmail Hakkı Bilgen ve Yasemin Uz denetiminde yürütülen projede Kütahya Kültür ve Sanat Derneği Başkanı Abdurrahman Yıldız, Dernek çalışanı Filiz Arık, Genel Koordinatör Özlem Özrenk, çevirmen ve dernek görevlisi Tuba Aybak ve Usta Öğretici Kerim Keçecigil görev alıyorlar.

İHA

Popularity: 23% [?]

Türkiye’de 15 bini kayıtsız 100 bin hayat kadını var!

16 Kasım 2010

Önder Yılmaz’ın haberi

Türkiye genelindeki seks sektöründe 15 bini vesikalı yaklaşık 100 bin kadın bulunuyor. Genelevde çalışan kadınların yüzde 80’inin sigortası bulunmuyor.

BİHB, genelevlerde çalışan ve bu yola girme aşamasında olan kadınlar 4 ayrı koldan çalışma başlattı. Çalışmalar; “vesikadan kurtarmak”, “sigortalı hale getirmek”, “kesin istatistik çıkarmak” ve “genelevlerin kapatılmasının uygun olup olmadığını belirlemek” ekseninde sürdürülüyor.

BİHB, ilk somut sonucu “genelev kadınlarından nüfus cüzdanını alarak vesika verilmesi” uygulamasına son verilmesiyle aldı.

Geneleve düşme nedenlerinin başında “maddi çaresizlik ve aile içi şiddet” geliyor. Geneleve düşenlerin yüzde 15’i ilkokul mezunu.

Sayıları az olmasına rağmen 60 yaş grubunda bulunan kadınlar çaresizlik nedeniyle hâlâ genelevlerinde çalışıyor.

Milliyet

Popularity: 21% [?]

Camiilerde kadın şadırvanı talebi

16 Kasım 2010

Camii ve Kur’an Kursu Dernekleri Federasyonu, cami derneklerini yeni yapılacak camilerde kadınlar için abdest alma ve namaz yeri ayırmaları konusunda uyardı. Mevcut camilerin de yeniden dizayn edilerek kadınlara açılmasını isteyen federasyon, bu konurda cami derneklerinin çalışma yapmasını istedi.

Camii ve Kur’an Kursu Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı Recep Kıyak, kadınların sadece camilerde abdest alma değil, namaz kılma yeri konusunda da sıkıntıları olduğunu söyledi. Kıyak, Cihan Haber Ajansı (Cihan)’na yaptığı açıklamada, federasyon olarak bu konuda cami derneklerini uyardıklarını belirterek, “Bugün camilerimiz bu dernekler sayesinde inşa ediliyor. Eğer derneklerimiz hassas davranır ise kadınlarımızın camideki abdest alma ve namaz kılma yeri konusunda sıkıntısı ortadan kalkar. Öncelikle yeni inşa edilecek camiler konusunda dernekleri uyardık. Ayrıca mevcut camilerde de yeniden düzenlemeler yapılmasını istedik. Camilerde ibadet etmek kadınlarımızın da hakkı. Kadınların camilere gelmeleri, vaaz ve cemaate katılmaları camilerde namaz kılma imkanları sağlanmalı. Bu konuda cami derneklerimize büyük bir görev düşmektedir.” diye konuştu.
 

CİHAN

Popularity: 20% [?]

Kadınlar erkeklerden daha çok kazanıyor

16 Kasım 2010

Japonya İç İlişkiler Bakanlığının yaptığı araştırmada, geçen yıl 30 yaşın altındaki kadınların aylık gelirinin ilk kez erkeklerden daha fazla olduğu saptandı.

Ülkede 5 yıl önce yapılan incelemeye göre genç kadınların geliri yüzde 11,4 artarken, erkeklerde yüzde 7′lik düşüş oldu.

Kadınların, aylık ortalama 218 bin 156 yen (yaklaşık 3780 TL) kazandığı, erkeklerinse 215 bin 515 yen (yaklaşık 3720 TL) aldığı belirtildi.

Aradaki farkın, küresel ekonomik krizin önceki yıllarda genel olarak daha çok kazanan erkeklerin gelirini etkilemesinden kaynaklandığı ifade edildi.

Japon ekonomisinin herzaman ihracata dayalı olduğu ve ihracatın temelinde üretici firmaların bulunduğu, bu sektörün ekonomik krizden büyük oranda etkilendiği hatırlatılarak, üretim sektöründe en çok erkeklerin çalıştığına dikkat çekildi.

Bunun aksine kadınların, tıp ve hemşirelik alanlarında istihdam edildiği, ülkedeki yaşlanmanın artmasının da etkisiyle bu alanların ivme kazandığı kaydedildi.

BM Kalkınma Programının geçen yıl yayımladığı, 109 ülkede kadınların siyaset ve ekonomiye katılımının ölçüldüğü endekste Japonya 57. sırada yer almıştı.

AA

Popularity: 7% [?]

Çocuğunuzun ensest ilişkisine şaşmayın!

16 Kasım 2010

Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, ensest ilişkiyi anlatan televizyon dizisini seyreden anne babaların, ileride çocuklarının da bu tarz bir ilişkiye girmesi karşısında şikayet etmeye hakları olmadığını söyledi.

Aylık genel kültür dergisi Moral Dünyası’nın kapak konusu olarak işlediği “Çocuk ve Mahremiyet Eğitimi” konusunda dergide bir röportajı yayınlanan Prof. Dr. Tarhan, çocukta mahremiyet bilincinin oluşması için önemli açıklamalarda bulundu.

Prof. Dr. Tarhan, televizyonlarda çarpık ilişkileri anlatan dizileri seyreden anne-babaların dikkat etmeleri gereken bir konuya vurgu yaparak “Televizyonlarda oynayan bir dizi var. Bu dizide anlatılan aslında ensest bir ilişkidir. Dizide bir kadın bir evlat gibi büyüttüğü eşinin evlatlığı ile ilişki kuruyor! Eğer, anne-baba evde bu diziyi izleyerek bu ilişkiyi onaylamışsa ve ileride kendi çocuğu böyle bir ilişki içerisine girerse şikâyet etmeye hiç hakkı yok.” diyor.

Prof. Dr. Tarhan, böyle bir durumda anne-babaların nasıl davranması gerektiği hakkında ise şunları söylüyor: “Bu durumdaki anne-baba ‘Ben ruhen rahatsız oluyorum böyle bir şeyi seyretmekten’ deyip odadan çıkarsa, o ilişkiyi onaylamazsa bu çocuğa yeter. Böyle durumlarda televizyon pat diye kapatıldığı zaman çocuk merak eder, gider arkadaşında seyreder. İnternetten indirir, orada seyreder. Bunun yerine, ‘Böyle bir şeyi seyretmek insanın psikolojik sağlığı için, insanın hayatı için onaylanmayacak bir şey. Ben bunu onaylamadığım için seyretmiyorum, sana da seyretmeni tavsiye etmiyorum’ deyip çocuğunun vicdanında bir sorumluluk duygusu uyandırmak yeter.”

YANLIŞI DA ANLATMALI

Prof. Dr. Tarhan, mahremiyet eğitimi konusunda genel olarak yapılan bir yanlışa dikkat çekerek şunları söylüyor:

 kullan

 Moral Dünyası dergisinin Ekim 2010 tarihli 79. sayısında kapak konunusu çocuk ve mahremiyet eğitimi.

Mehmet Paksu ise yazısında huzurlmu bir aile için her deliye bir veli öneriyor…

www.moraldunyasi.com

“Siz eğer çocuğu çok steril bir ortamda, mikrop olmayan bir ortamda yetiştirirsiniz bu çocuk topluma ilk çıktığı anda, örneğin okula ilk gittiği gün hastalanacaktır. İlkokula gelinceye kadar evden çıkmamış, hiç başka yabancıyla karşılaşmamış, hiç mikropla teması olmamış bir çocuk birdenbire okula gittiği zaman karşısına çıkan ilk mikropta hasta olur. Çünkü bağışıklık kazanmamıştır. Aman hiçbir şeye dokunmasın, aman üşümesin, öksürmesin, hasta olmasın diyerek soğuğa, sıcağa çıkarılmamış, cam kavanozda büyütülmüş korunaklı bir çocuk topluma girdiği zaman, okula gittiği zaman, ufak bir düzen bozulduğu zaman hemen hasta olur. Onun için çocuğu toplumdan soyutlamak çözüm değil. Bunun gibi aynı şey psikolojik riskler için de geçerli. Aynı şekilde mahremiyet eğitiminde de çocuğa sadece bazı şeyleri yapmamasını söylemek, günah olduğunu söylemek doğru değildir.

Çocuk, yanlışla karşılaştığı zaman ne yapacağıyla ilgili beceri kazanamamışsa, böyle durumlarla karşılaştığı zaman yanlış-doğru ayırımını yapamaz ve kolaylıkla özellikle ergenlik dönemine başladığı zaman hemen zevk tuzaklarına düşebilir. Böyle yetişen çocuk, örneğin kendisine öğretilenlerin dışında televizyonda bir görüntüyle karşılaştığında bocalayacaktır. Öğrendiğiyle karşılaştığı şey arasında belki de ikileme düşecektir. Oysa çocuğa zamanında böyle şeylerle de karşılaşabileceği, bunların doğru şeyler olmadığı, bunların yanlış olduğu nedenleri ve niçinleriyle anlatılsaydı çocuk bu görüntülerin yanlış olduğunu bilecek, dolayısıyla bir bocalama ve ikilem içerisinde kalmayacaktı. Anne-babalar mahremiyet konularında yasaklamak yerine, neden bu yanlışın olumsuz etkileri var, neden sakıncalı, neden bizim kültürümüzde böyle bir kural oluşmuş, bunları çocuğa büyük insan gibi gerekçeleriyle anlatmalı. Yasak, ayıp, günah lafı çocukta daha çok savunma duygusunu uyandırıyor, onu ters yöne itiyor. Onun için burada ayıp, günah, yasak sözünden daha çok, çocuğa bunun gerekçeleriyle doğrularını, yanlışlarını anlatmalı.”

Moral Dünyası dergisinin mahremiyet eğitimi sayısında ayrıca çocuğa mahremiyet bilincinin nasıl kazandırılacağı konusunda Uzman Pedagog Adem Güneş ve Sosyolog Doç. Dr. Ali Murat Yel ile yapılmış röportajlara ve yazılara da yer veriliyor.

CHA

Popularity: 38% [?]

Türkiye’nin First Lady’sinden bir ilk!

16 Kasım 2010

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün eşi Hayrünnisa Gül, Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi’nin (AKPM) Ekim ayında düzenlenecek genel kuruluna hitap edecek.

AKPM sonbahar dönemi çalışmaları gündem taslağına göre, Hayrünnisa Gül, 7 Ekim Perşembe günü, “Hasta ve Engelli Çocukları Eğitiminin Güvence Altına Alınması” konulu raporun tartışılması sırasında, genel kurula hitap edecek.

Söz konusu raporu, AKPM üyesi, Adalet ve Kalkınma Partisi İstanbul milletvekili Lokman Ayva kaleme aldı.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, geçmişte, AKPM’deki siyasi ve uzmanlık komisyonlarında aktif olarak görev almıştı. Gül, daha önce başbakan ve cumhurbaşkanı sıfatlarıyla genel kurula hitap etmişti.

AKPM başkanlık görevi, AK Parti Antalya milletvekili Mevlüt Çavuşoğlu tarafından yürütülüyor.

AA

Popularity: 12% [?]

Karıncalar tasarımlara ilham olunca- Galeri

16 Kasım 2010

Londra Moda Haftası, aralarında üç Türk modacının da bulunduğu, çok sayıda modacı ve tasarımcının ilkbahar-yaz 2011 koleksiyonlarını sunduğu defilelerle başladı.

22 Eylüle kadar sürecek moda haftasında Türk modacılardan Bora Aksu ve Erdem Moralıoğlu yeni koleksiyonlarıyla yer alırken, haftaya Hüseyin Çağlayan da “Üzgünüm Leyla” adlı enstalasyon çalışmasıyla katılıyor.

İngiltere’de yaşayan ve 2003 yılından bu yana Londra Moda Haftasına katılan Aksu’nun moda haftasının ilk günündeki defilesine yoğun ilgi olurken, Aksu defilenin ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı.

“KARINCALAR VE KORSELER”

“Karıncalar ve Korseler” adlı yeni koleksiyonunda, karıncaların genel anatomik yapısından esinlendiğini söyleyen Aksu, “Karıncaların anatomik yapısını incelerken de 1950′li yılların iç giyimine ne kadar benzediğini hatırladım ve oradan da 50′lerin iç giyimine doğru bir geçiş oldu. 50′lerde kıyafetlerin altına elyaflı korseler kullanıyorlardı. Dünya daha çok zayıflık üzerineyken, ben biraz daha 50′lerin yumuşak hatlarını getirmeye çalıştım” diye konuştu.

Londra Moda Haftalarına katılımının kariyeri için önemli olduğunu belirten Aksu, yeni koleksiyonunu satış için Fransa’nın başkenti Paris’e götüreceğini kaydetti. Aksu, geçen ay da İstanbul Moda Haftasına katılarak, “İstanbul” isimli koleksiyonunu sunmuştu.

Londra’da yaşayan tasarımcı ve modacı Bora Aksu, İngiltere’nin önde gelen sanat ve tasarım okullarından Central Saint Martins’ten 2002 yılında yüksek lisansını aldı. İngiltere’de yeni kuşak modacı ödülünü dört kez üst üste kazanan Aksu, aralarında Keira Knightley, Kristen Dunst, Elizabeth Jagger, Tori Amos gibi ünlü isimlerin bulunduğu çok sayıda sanatçıyı giydirdi.

WHITNEY HOUSTON’IN KARDEŞİ AKSU DEFİLESİNDE

Bu arada ünlü şarkıcı Whitney Houston’ın kardeşi Alexis Houston da Aksu’nun defilesini izleyenler arasındaydı.

Aksu’nun koleksiyonunu çok beğendiğini ifade eden Houston, ilk kez bir Türk modacının koleksiyonunu izleme fırsatı bulduğunu kaydetti. Houston, “Gerçek güzellik ve moda yaratılacaksa bunun Türkiye gibi ülkelerde yapılabileceğine inanıyorum. Türkiye’ye gittim, insanlarını gördüm. Türkiye, eski ile modernin iyi evliliğini gözler önüne seren bir ülke. Türk tasarımcılar bunu tasarımlarına yansıttıklarında da asla kaybetmezler” dedi.

Alexis Houston, defilenin ardından modacı Aksu’yu tebrik etti.

AA

Popularity: 12% [?]

Eşinden az kazanan erkek aldatıyor

16 Kasım 2010

ABD’deki Cornell Üniversitesi’nden Christin Munsch, eşinden daha az geliri olan erkeklerin bu durumu ”erkekliklerine tehdit olarak algılayabileceklerini ve aldatma yolunu seçebileceklerini” belirtti.

Munsch, eşinden daha az kazanmanın, ”ailenin ihtiyaçlarını erkek karşılar” genel anlayışına ters düşerek erkek kimliğini tehdit edebileceğini, bu genel anlayışın daha çok kabul gördüğü Latin Amerika kökenli erkeklerde aldatma riskinin daha fazla olduğunu vurguladı. 

Araştırmacı ayrıca, ailenin ihtiyaçlarını karşılayanın kadın olması durumunda, kadının eşini aldatma ihtimalinin daha fazla, maddi açıdan eşine bağlı olan kadının ise aldatma ihtimalinin daha az olduğunu belirledi.

1024 erkek ve 1559 kadının katıldığı, Amerikan Sosyoloji Birliği’nin yıllık toplantısında sunulan araştırmada, şartlar ne olursa olsun, kadınların eşlerini daha az aldattığı da ortaya çıktı. 6 yıllık süre zarfında erkeklerin yüzde 6,7′si, kadınların yüzde 3,3′i eşini aldattı.

AA

Popularity: 12% [?]

Sitemizi kişi takip ediyor.Aşağıdaki kutucuğa e-posta adresinizi girin sitemize yeni eklenen içerikten haberiniz olsun...

Sitemize üye olduktan sonra, e-posta adresinize bir onay maili gelecek. O maili onaylamazsanız, üyeliğiniz tamamlanmaz. 

SohbetClub.Net Anket

How Is My Site?

View Results

Loading ... Loading ...