‘ Gelen ’ kelimesi ile ilgili yazılar

Osmanlı’nın unutulup giden bayram adetleri

16 Kasım 2010

”BAYRAMLIKLARIYLA SOKAĞA ÇIKAN ÇOCUKLARA ARİFE ÇİÇEĞİ DENİRDİ”

Bayramların bilhassa çocuklar için ayrı bir yeri olduğuna değinen tarihçi Demirel, ”bayramlıklarıyla sokakta gezen çocuklara halk, arife çiçeği derdi.” dedi. Demirel, Osmanlı’dan gelen ‘Arife Çiçeği’ kavramını, bayramdan birkaç gün önce yapılan alışverişten sonra çocukların sabırsızlanarak giysilerini bayramdan 1 gün önce yani Arife günü giyerek dolaşması olarak açıkladı.

”PADİŞAH ÖNCE ANNESİYLE BAYRAMLAŞIRDI”

Demirel, Osmanlı’da bayram tebriklerinin ‘Saray’ ve ‘Halk’ şeklinde olarak 2 şekilde olduğunu söyledi. Saraydaki törenin, dünyanın ‘en tatlı acı tören geleneği’ olarak değerlendiren Demirel, Osmanlı’daki tören geleneğinin çok ağır olmasına rağmen herkesin zevk aldığını söyledi.

Osmanlı’da Sultanın bayram namazı için camiye gelişiyle başlayan bir tören anlayışına sahip olduğunu dile getiren Demirel, bütün Osmanlı padişahlarının bu duruma riayet ettiklerini ifade etti. Demirel, Saraya dönen padişahın önce annesinin elini öpüp ardından diğer aile efradıyla bayramlaştığını söyledi. Padişahın, bayram tebriğinin ardından güzel işlemeli keselerle çocuklara para saçarak onları sevindirdiğini söyleyen Demirel, padişahların yeniçeriye ayrı bir ihtimam gösterdiklerini söyledi. Bütün devlet erkanıyla bayramlaşan padişahın Ehl-i Beyt’e ayrı bir özen gösterdiğini de ekledi.

BAYRAM NAMAZI SONRASI MEZARLIK ZİYARETİ YAPILIRDI

Bayram namazından sonra mezarlık ziyareti yapıldığını söyleyen Demirel, Osmanlı medeniyetinin şekillenmesinin ‘Akl-ı selim, Kalb-i selim ve Zevk-i selim’ olarak 3 sac ayağı olduğuna dikkat çekti. Demirel, ”Cami, mezarlık ve ev. Bunlardan mutlaka şehirlerde ya da köylerde cami vardı ve mezarlıklar da buralara çok uzak yapılmamıştır ki dünyevileşme, sekülerleşme olmasın.” diye konuştu. 

Büyük merkezlerde, mutlaka küçük de olsa bir kabristan bulunduğuna dikkat çeken Demirel, buraların namaz sonrası ziyaret edilmesinin uhrevileşmeyi sağladığına dikkat çekiyor. Demirel, bu ziyaret yolu üzerindeki ev sahiplerinin de yemek hazırlayarak ziyaret dönüşünde misafir ağırladığını söyledi.

”KURBAN ETİ HEMEN YENMEZDİ”

Kurban etinin biraz dinlendirildiğini söyleyen Demirel, kanlı etin yenmesinin İslam dininde caiz olmadığını hatırlattı. Demirel, kurban etinin 3′e bölündüğünü ifade ederek, bunu, kendi aile efradı, fakirlere dağıtma, eş ve dostlarıyla paylaşma olarak açıkladı. Osmanlının et bekletme geleneğinin olmadığına dikkat çeken Demirel, Kurban Bayramı’nın öncelikle İslam alemine ve bütün dünyaya mutluluklar getirmesi temennisinde bulunurken, insanlar birbirlerini ziyaret etmelerini, özellikle yaşlı insanları ziyaret etmeleri konusunda hassas olmalarını dile getirdi. Demirel, “Kurban keserken Hz. İsmail’i (a.s) düşünerek kurbana insanca muamele etmelerini hatırlatmayı da ihmal etmedi.

CİHAN

Popularity: 51% [?]

Can Gürzap: Bırakmayı düşünmüyoruml

16 Kasım 2010

Senem Yazıcı‘nın haberi

Başrolünü Nurseli İdiz ile paylaştıkları ”Evliliğe Gelince” adlı oyun için İzmir’e gelen Gürzap, AA muhabirine yaptığı açıklamada, özel tiyatroların ayakta kalmalarının giderek zorlaştığını ifade etti ve ”Tiyatro giderek ciddi ölçüde kan kaybediyor, kaybedilen kan da seyircidir” dedi.

Gürzap, seçim dönemleri, kandiller, maç günleri dahil, eskiden seyirci sayısını etkilemeyen pek çok şeyin, artık seyirci sayısını etkilediğini, en çok da bilet fiyatlarının ”özel tiyatroyla seyircisi arasına girdiğini” belirterek, tiyatroların altın dönemini yaşadığı yıllarda özel tiyatro biletlerinin, Devlet Tiyatroları biletlerinin iki katı pahalı olmasına karşın, bugün makasın 5 kata kadar yükseldiğini, bu durumun da orta gelir grubuna dahil tiyatro izleyicisini, gitmek istemesine karşın tiyatrodan uzak tuttuğunu kaydetti.

Tiyatro salonlarının yüksek kiralar istediğini ve yeterli sayıda salon bulunmadığını da ifade eden Gürzap, şöyle konuştu:

”Genç tiyatrolar, tiyatrocular, yeni ve güzel işler var elbette, ama büyük bir aşkla, karın tokluğuna, tiyatro aşkına yapılıyor. Salonlarda değil, kafelerde oynuyor çocuklar. Bırakmayı düşünmüyor değilim. Yaptığınız işin karşılığını alamayınca ne kadar süre uğraşacaksınız, sonuçta ben de Don Kişot değilim. 40 yıldır bu işi yapıyorum, yıllardır yazıyorum, çeviriyorum, oynuyorum, ama bir yere kadar. Tiyatro öyle bir aşk ki, onsuz yaşamak zor. Yoksa ben de dizimi çekerim, dersimi veririm.”

Sanatın bir lüks olarak algılanmaması gerektiğine de işaret den Gürzap, 2. Dünya Savaşı sonrasında Almanya’da önce opera, tiyatro ve konser binalarının ayağa kaldırıldığını hatırlatarak, sanatın, kişinin olaylar karşısında, yaşam içinde doğru yorum yapabilmesini sağladığını, bunun da bireyin ve toplumun gelişmesi için kaçınılmaz olduğunu söyledi.

Özel tiyatrolara desteğin, Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’ın belirttiği gibi satılan bilet üzerinden olması gerektiğini, bu teşvik sisteminin en kısa zamanda hayata geçmesini beklediklerini ifade eden Gürzap, satılan bilete göre desteğin adil bir uygulama olduğunu belirterek, ”Bilet, başarı kriteridir, başarı seyircidir” dedi.

Gürzap, her gün başka bir etkinlik ve festivale ev sahipliği yapan İstanbul’da, tiyatro salonu sayısının azlığından da yakınarak, devletin özellikle kent merkezi olarak kabul edilen alanlara tiyatro salonu yapmasını istediklerini belirtti.

-”TELEVİZYON MÜTHİŞ BİR ŞEY”-

Gürzap, TV dizilerinde rol almanın, oyuncunun çok geniş kitlelere ulaşmasını sağladığını, televizyonda basmakalıp işlerin yanında çok başarılı dizilerin de olduğunu belirterek, ”Televizyon müthiş bir şey, kültür kutusu, istediğin herşeyi bulabiliyorsun” dedi.

Televizyon kanallarında yer alan bazı dizilerin çok başarılı senaryoları olmasına, çok sayıda senaristin çalışmasına karşın, tiyatroda çok büyük çoğunlukla yabancı yazarların oyunlarının oynanmasının nedenlerinin sorulması üzerine, Gürzap, şöyle konuştu:

”Sorunun yanıtı, sorunun içinde. Nedeni televizyon. Bu kadar çok dizi olmasaydı, belki bu yazarların büyük bölümü tiyatroya yönelecekti. Şimdi iyi kazanıyorlar, yaptıkları iş milyonlara ulaşıyor, tanınıyorlar, televizyonu tercih etmelerini anlamak zor değil. Geriye eserler kalsın, kalıcı olsun diye tiyatro oyunu yazmak isteyenler de olabilir, ama çok sık olmuyor işte. Mesela bir Haldun Taner, eserleri ortada. Belki Haldun Taner yaşıyor olsaydı, o da bugün televizyona iş yapıyor olacaktı.”

”Kurtlar Vadisi” dizisindeki ”Davut Tataroğlu” rolünden çok memnun olduğunu ifade eden Gürzap, ”Vadi’deki rolümden, ortamdan, ekipten çok memnunum, devam etmek isterim tabii ki ama, bizim dizi malum, ne zaman ölürüm bilemiyorum?” diye konuştu.

Bazı dizilerin çocukları olumsuz etkilediğine yönelik eleştirileri haklı bulmadığını söyleyen Gürzap, ”Dizilerin çocukları olumsuz etkilediğini söylüyorlar, demokrasi tam da budur,seyretme o zaman. O saatte çocukların televizyon karşısında ne işi var?” dedi.

Kariyerinde canlandırmak istediği rollerin hemen hepsini oynama fırsatı bulduğunu, yapmak istediklerini yaptığını belirten Gürzap, ”Ben mesleki açıdan mutlu bir adamım” diye konuştu.

(aa)

Popularity: 88% [?]

Batman’da 5 boyutlu sinema keyfi

16 Kasım 2010

Funny Club’te 5 boyutlu sinemayı denemek isteyen vali ve emniyet müdürü, heyecanlı anlar yaşadı. Böylesi teknolojik bir eğlenceyi ilk defa gördüklerini ve denediklerini ifade eden Vali Turhan ve Emniyet Müdürü Bilim, heyecan ve eğlenceyi bir arada yaşadıklarını dile getirdiler.

Temmuz 2010′da Batman World Center AVM’de hizmete giren 5D Motıon Theater “Beş boyutlu sinema” çok kısa bir süre zarfında 7′den 77′ye herkesin ilgi odağı haline geldi. Çevre iller Diyarbakır, Van, Mardin ve Siirt başta olmak üzere, Batman’a gelen yerli yabancı turistler sinemada  heyecan, adrenal ve eğlenceyi bir arada yaşıyor.

AA

Popularity: 69% [?]

İdil Biret kulakların pasını sildi – DİNLE

16 Kasım 2010

 İzleyenlerin ilgiyle takip ettiği konserde ünlü müzisyen, dünyaca ünlü eserleri seslendirdi.

Piyano kariyerinin yanı sıra Kraliçe Elisabeth, Van Cliburn, Busoni, Liszt gibi saygın piyano yarışmalarında jüri üyeliği yapan İdil Biret, Ataköy’deki İstanbul Kültür Üniversitesi Kampüsü Akıngüç Oditoryum ve Sanat Merkezi’nde bir piyano resitali verdi. Eleştirmenler tarafından ‘çağımızın önde gelen piyano ustalarından biri’ olarak nitelendirilen Biret, konserde Beethoven/Liszt senfonileri, Chopin’in piyano yapıtları ve Brahms’ın solo ve konçertolarının yanı sıra Rachmaninof’un birçok eserini dile getirdi. Salonun tamamının dolduğu konseri katılımcılar ilgiyle takip etti.

Popularity: 53% [?]

Harput türkülerinin üstadı yanarak öldü

16 Kasım 2010

Alınan bilgiye göre, 12 yıldır felç hastası olan Enver Demirbağ’ın yalnız yaşadığı Kültür Mahallesi Arka Sokak’taki bir apartmanın zemin kattaki dairesinden kokular geldiğini belirten komşuları, yakınlarına ve güvenlik güçlerine haber verdi.

Olay yerine gelen itfaiye ve polis ekipleri yaptıkları incelemede Demirbağ’ı oturduğu koltukta yanmış vaziyette buldu.

Demirbağ’ın ölümünün duyulmasının ardından olay yerine gelen İl Emniyet Müdürü Fahrettin Coşkun ile Elazığ Belediye Başkan Yardımcısı Atik Birici incelemelerde bulunarak, yakınlarına taziyelerini iletti.

Emniyet Müdürü Coşkun, gazetecilere yaptığı açıklamada, felçli Enver Demirbağ’ın oturduğu koltuğun elektrik sobasından alev alması sonucu çıkan yangında can verdiğini belirterek, şunları söyledi:

”Herhalde üşüdü ki oturduğu koltuğun sırtını elektrik sobasına yaslamış. Sobaya fazla temas ettiğini tahmin ediyoruz. Oturduğu koltuk tutuşuyor kendisi de ayağa kalkıp yürüyebilen sağlıklı bir insan değildi. O konuda sıkıntı yaşadığını tahmin ediyorum. Koltuğun üzerinde maalesef yanarak değerli bir sanatçımızı kaybetmiş bulunuyoruz.”

Elazığ Folklor Turizm Derneği Başkanı Bünyamin Eroğlu da Demirbağ’ın uzun süredir hasta olduğunu hatırlatarak, ”Harput musikisini en güzel, en doğru ağzını kullanan ve güzel şeklinde gelecek nesillere aktaran çok değerli sanatçımızdı. Bir ustadır. Çok üzüldüm. Ölüm şekli hiç yakışmadı ama Allah’ın takdiri yapacak bir şey yok” dedi.

-ENVER DEMİRBAĞ-

Palulu İbrahim Bey ve Ayşe Hanım’ın dört çocuğundan en küçüğü olan Enver Demirbağ, 1935 yılında Palu’da dünyaya geldi.

Babasının müziğe olan ilgisi nedeniyle müzikle erken yaşta tanışan Demirbağ, çocukluğunu Müzeyyen Senar, Hamiyet Yüceses ve Münir Nurettin Selçuk gibi sanatçıları dinleyerek geçirirken, Türk sanat müziğine ilgi duydu.

Palu’da yaşanan bir yangında evleri yanan ve bir süre sonra da babasını kaybeden Demirbağ ile kendisi gibi yerel sanatçı olan kardeşi Mehmet (Paşa) Demirbağ, Palu’nun Sekrat köyünde dayısı Ali Bey’in konağına yerleşti. Yeğenlerinin seslerinin güzel olduğunu fark eden Ali Bey, zamanın musiki ustası Köğenkli Hafız Mustafa Süer’den ders almalarını sağladı. İki kardeş 15 yıl süren eğitimleri ile yöredeki birçok etkinlikte türküler okumaya başladı.

Çeşitli illerde konser veren Demirbağ, TRT Radyosu’nun arşivi için birçok eserler okuyarak kaynak kişi unvanını aldı, bugüne kadar 70′e yakın plak doldurdu.

Yaklaşık 10 yıl önce felç olan Demirbağ, yalnız yaşıyordu.

Enver Demirbağ, Elazığ-Harput yöresi türkülerinin yaşayan en iyi icracısı olarak kabul ediliyordu.

AA

Popularity: 25% [?]

Mersin’de taş heykel sempozyumu

16 Kasım 2010

Sempozyum Düzenleme Kurulu Başkanı ve MEÜ Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Berika İpekbayrak, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türkiye ile toplam 8 ülkeden gelen 10 sanatçının katılımı ile devam eden sempozyumun, başarılı bir şekilde sürdüğünü söyledi.

Bir haftadır devam eden çalışmalar neticesinde heykellerin şekillenmeye başladığını ifade eden İpekbayrak, sempozyum sayesinde, heykel bölümünde eğitim gören öğrenciler için deneyim kazandıklarına işaret ederek, ”Öğrencilerimiz bu sempozyumla birlikte dünyanın çeşitli ülkelerinden gelen sanatçılarla tanışma fırsatı bulurken, aynı zamanda onların deneyiminden de faydalanıyorlar. Üniversitede bulunan öğrencilerimiz buraya gelerek heykel yapımında kullanılan aletlere aşinalıkları artıyor, mesleklerini mutfakta görme fırsatını buluyorlar” dedi.

Sempozyuma katılan sanatçılara geziler düzenleyerek onlara aynı zamanda Türkiye’nin tarihi ve kültürel zenginliklerini anlatmak istediklerini ifade eden İpekbayrak, şunları kaydetti:

”Sanatçılarımızı her yıl ülkemizin güzelliklerini anlatmak için değişik yerlere geziler düzenliyoruz. Sanatçılarımızı geçen yıl Kapadokya’ya götürdük. Bu yıl Mersin’deki tarihi ve kültürel yerlerini gezdireceğiz. Bazı sanatçılarımız ülkemizin güzellikleri karşısında hayretlerini gizleyemiyor, bazıları da önümüzdeki yıllarda buraya yerleşmeyi düşündüklerini söylüyorlar. Ülkemize karşı Avrupa’daki ön yargıları kırmak için herkes üzerine düşeni yapması gerekir. Yani sempozyum, aynı zamanda ülkemiz için gönüllü turizm elçileri yetiştiriyor.”

30 Kasıma kadar sürecek olan sempozyum kapsamında yapılacak heykeller, daha sonra kentin farklı noktalarına yerleştirilecek.

AA

Popularity: 40% [?]

Hacı adaylarına ücretsiz Zemzem dağıtılıyor

16 Kasım 2010

Kabe’de çıkan zemzem suyu, borularla Kudey bölgesindeki dağıtım tesislerine, oradan da Suudi Arabistan Krallığı’na bağlı olarak faaliyet gösteren Zamzam United Ofice’in dolum tesislerine ulaştırılıyor.

Zemzem, tesislerde gerekli filtreleme ve bidonların dezenfekte işleminin ardından plastik damacanalara dolduruluyor. Daha sonra kamyonlarla ofisin 6 bölgedeki dağıtım noktalarına gönderilen zemzem, hacı adaylarının konakladıkları yerlere ücretsiz bırakılıyor.

GÜNDE 600 BİN LİTRE

Zemzem United Ofice sorumlusu Abdullah El Koşek, Hac döneminde günlük ortalama 600 bin litre zemzemin damacanalara doldurularak, Hacı adaylarının kaldıkları otellere ücretsiz dağıtıldığını bildirdi.

Zemzem paketleme tesislerinin tüm giderlerinin devlete ait Suudi Arabistan Hac İdaresi tarafından karşılandığını bildiren Koşek, zemzemin herhangi bir şekilde ticaretinin yapılmasının yasak olduğunu anlattı.

Koşek, tesislerde çalışanların dahi zemzem tüketemediğini belirterek, tesislerde damacana ve pet şişelere doldurulan zemzemin sadece hacı adaylarına ikram edildiğini kaydetti.

KAYNAK HACER-ÜL ESVET’İN ALTINDA

Zemzem United Ofice tesislerini de bünyesinde barındıran Zamezemah United Ofice’in Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman El Galiye, Türk gazetecileri kabul ederek, zemzem hakkında bilgi verdi.

Zemzem kuyusunun asıl damarının, Kabe’ye yerleştirilen Hacer-ül Esved taşının tam altında olduğunu belirten Galiye, kaynağın 4 pınardan beslendiğini söyledi.

Zemzem kuyusunun 1981 yılında temizliğine Kralın da katıldığını ve temizlik sırasında inceleme yapılarak kuyunun görüntülendiğini bildiren Galiye, kuyuda asla yosun üremediğini, kuyu açık olduğu dönemlerde hacı adayları tarafından kuyuya atılan bazı madeni para ve eşyaların ise her yıl Berat Kandiline denk gelen Şaban ayının 15′inde kuyunun taşarak kendini temizlediğini anlattı.

HER DERDE ŞİFA

Zemzemin ”mucize” olduğunu kaydeden Galiye, bu suyu içenin niyetine göre her derdine derman bulabileceğini ifade etti.

Galiye, insanlık var olduğu sürede zemzem kuyusunun kurumayacağına ilişkin hadisler bulunduğunu söyledi.

Zemzemin her türlü maddi ve manevi hastalıklara şifa olduğunu belirten Galiye, Mekke’de hasta ziyaretine zemzem ve tespih götürüldüğünü, tespihle Allah’ı zikreden ve zemzem içen hastaların şifa bulmasının sağlandığını bildirdi.

Zemzem Müzesinde ise zemzem kuyusunun eski halinin maketi, değişik fotoğraflar ve zemzem ikram edilen kaplar sergileniyor. Müzede ayrıca, Mekke valiliklerince zemzem işletmeciliği yapanlara verilen ve taş üzerine yazılı beratlar da yer alıyor.

AA

Popularity: 7% [?]

Avrupalı öğrenciler Çini’ye merak sardı

16 Kasım 2010

Avrupa Birliği Hayat Boyu Öğretim programı kapsamında Kütahya’ya Bulgaristan, Litvanya, Romanya, Belçika, Macaristan ve Polonya’dan gelen 20 kişilik bir grup Kütahya Kültür ve Sanat Derneğinde çini ve seramik çalışmaları yapıyor.

Grundtving Çalıştayı olarak Kütahya İl Milli Eğitim Müdürlüğü ve Kütahya Kültür ve Sanat Derneğinin ortaklaşa düzenlediği organizasyonda 20 kişilik grup Kütahya’da çeşitli etkinliklere katılacak. Konu hakkında bilgi veren Kültür ve Sanat Derneği Başkanı Abdurrahman Yıldız misafir grubun Kütahya’da 5 gün kalacağını kaydetti. Yıldız, Kütahya’ya 6 ülkeden gelen grup üyelerine dernek binasında çini ve seramik sanatının öğretilmeye çalışıldığını, grubun 16. yüzyıl Saray sanatı ve desenlerinden oluşan Haliç, Rumi, Selçuklu gibi çininin ana desenleri uygulanarak ikişer obje çalıştığını, grup üyelerinin yapmış olduğu çinilerin hazırlanarak kendilerine armağan edileceğini söyledi.

Türkiye Ulusal Ajans tarafından finanse edilen proje kapsamında grup üyelerinin çini ve seramik çalışmalarının yanı sıra Kütahya’yı da gezeceklerini bildiren Yıldız, bu sayede misafirlere Kütahya’nın tanıtımının da yapılacağını kaydetti.

Ankara Ulusal Ajans Grundtving çalışanlarından İsmail Hakkı Bilgen ve Yasemin Uz denetiminde yürütülen projede Kütahya Kültür ve Sanat Derneği Başkanı Abdurrahman Yıldız, Dernek çalışanı Filiz Arık, Genel Koordinatör Özlem Özrenk, çevirmen ve dernek görevlisi Tuba Aybak ve Usta Öğretici Kerim Keçecigil görev alıyorlar.

İHA

Popularity: 23% [?]

Atatürk’ü ölümünün 72. yılında anıyoruz

16 Kasım 2010

Türkiye bugün Cumhuriyetin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ü ebediyete intikalinin 72’nci yılında saygı ve özlemle anacak. Türkiye’nin dört bir yanından gelen vatandaşlar Anıtkabir’e akın edecek.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül yayımladığı anma mesajında “Ülke ve millet olarak, Atatürk’ün gösterdiği hedefler doğrultusunda daima ileriye bakıyoruz. O’nun dünyaya ilham vermeyi sürdüren mirasına sahip çıkma kararlılığıyla yolumuza devam ediyoruz. Daha müreffeh bir geleceği inşa etmek için azimle çalışıyoruz” dedi.

Popularity: 11% [?]

Muhammed Emin’e kan bulma seferberliği

16 Kasım 2010

Dayı Abidin Karabacak, AA muhabirine yaptığı açıklamada, yeğeninin, bugün solunum cihazından çıkarıldığını ve uyandırıldığını, 24 saatlik süre içinde durumunun netleşeceğini ancak genel olarak doktorlarından iyi haberler aldıklarını söyledi.

Yeğeninin iyileşmesi için A-RH negatif kana ihtiyaç bulunduğunu, ancak normal bir kan alımı yapılamadığını anlatan Karabacak, kandaki trombosit maddesini elde etmek için kan aradıklarını, fakat kan bulmakta zorlandıklarını belirtti.

Kan bulmak için yaptıkları çağrılara cevap verenler olduğunu anlatan ve kan vermek isteyen herkese teşekkür eden Karabacak, ”Kan bulma sıkıntısı yaşamamızın yanı sıra, kan verme bahanesiyle gelen dolandırıcılarla da uğraşıyoruz. Gelenler çoğunlukla para istiyorlar. Yemek yedirmemizi ya da işi bırakıp geldikleri için o günkü yevmiyelerini ödememizi istiyorlar. Kan alımı öncesi tahlil sonuçlarını beklerken de bırakıp kaçıyorlar. Bu durum bizi hem üzüyor hem de gereksiz yere meşgul ediyor. Herkesten bizim şu an içinde bulunduğumuz duruma duyarlı olmalarını bekliyoruz” dedi.

AK Parti Kadın Kolları Genel Başkanı ve Gaziantep Milletvekili Fatma Şahin’in kendileriyle yakından ilgilendiğini ve sıkıntılarının çözümü için çalıştığını vurgulayan Karabacak, yeğeninin kan grubunun zor bulunan kan grupları arasında olduğunu, adeta samanlıkta iğne aradıklarını, kan vermek isteyenlerin Dışkapı Yıldırım Beyazıt Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne gelebileceklerini bildirdi.

-BAŞBAKAN ERDOĞAN’LA GÖRÜŞME GERÇEKLEŞTİ-

Haftasonu telefonla Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile görüştüğünü ve kendisiyle yakından ilgilendiğini ifade eden Karabacak, ”Başbakanımıza kan bulma konusunda yaşadığımız sıkıntıyı anlattım. Sağlık Bakanı Recep Akdağ’a kan bulunması için talimat verdi. Başta Başbakanımız ve eşi Emine Hanım olmak üzere bizimle ilgilenen tüm yetkililere teşekkür ediyoruz” diye konuştu.

-OLAY-

Gaziantep’te elektrik akımına kapılarak ağır yaralanan Muhammed Emin Karabacak, bir ay boyunca Gaziantep 25 Aralık Devlet Hastanesi’nde tedavi görmüş, ancak, durumunun kötüye gitmesi nedeniyle daha donanımlı bir hastaneye nakledilmesi gerekince ailesi çaresiz kalmıştı. Dayı Abidin Karabacak, tüm aramalara rağmen hastanelerde yer bulamamış, Başbakan Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’a e-mail göndermişti.

Başbakan Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan’ın bir gece Abidin Karabacak’ı aramasının ardından, Muhammed Emin ambulans uçakla Ankara’ya getirilerek, Dışkapı Yıldırım Beyazıt Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde tedavi altına alınmıştı.

AA

Popularity: 13% [?]

Sitemizi kişi takip ediyor.Aşağıdaki kutucuğa e-posta adresinizi girin sitemize yeni eklenen içerikten haberiniz olsun...

Sitemize üye olduktan sonra, e-posta adresinize bir onay maili gelecek. O maili onaylamazsanız, üyeliğiniz tamamlanmaz. 

SohbetClub.Net Anket

How Is My Site?

View Results

Loading ... Loading ...