‘ Etti ’ kelimesi ile ilgili yazılar

Ünlü sanatçı Sacit Onan vefat etti

16 Kasım 2010

Sacit Onan’ın bugün Beşiktaş’taki evinde 12,40 sularında hayata veda ettiği öğrenildi.

Sacit Onan kimdir?

1945 yılında İstanbul Rumelihisarı’nda doğdu. 12 yaşına kadar babasının devlet görevlisi olması sebebiyle Anadolu’nun doğusundan batısına çok çeşitli ilçe ve kentlerini dolaştı. Sanat hayatı, 1962 yılında tiyatro ve sinema çalışmalarıyla başladı. İstanbul Şehir Tiyatrosu aktör ve yönetmenlerinden merhum Sami Ayanoğlu’nun gözetiminde dublaj sanatçısı olarak ilk filmini seslendirdi. 4 yıl Türk Sineması’nda yönetmen asistanlığı ve özel tiyatro oyunculuğu yaptı.

1971 yılında açılan sınavı kazanarak TRT’de kadrolu spiker ve redaktör olarak görev aldı. O yılların yabancı belgesellerinden; Savaşan Dünya, Kaptan Cousteau ve İpek Yolu, yerli yapımlardan ise; Toprak ve İnsan, Keçenin Teri, Fırat’ın Türküsü, Su ile Gelen Kültür, Karadeniz’ den Çeşitlemeler isimli yapıtlara ses verdi. Kır Yoksullarının Türküsü, Madenlerin Devletleştirilmesi, Balyanın Taşı Toprağı Kurşun ve Güney Antalya Projesi – Yasak Deniz gibi sosyal içerikli belgesellerde ise hem seslendiren hem de yönetmen olarak çalıştı.

1975 ve 1991 yıllarında, siyasi propaganda filmlerinin ( CHP- Ecevit Belgeseli, DYP, ANAP, Refah Partisi ve yerel yönetimleri) yapım ve yönetmenliği ile birlikte seslendirme çalışmalarını üstlendi. Atlı İmar Bankası reklamları, Adabank, “Macit Beni Otomobillendir” sloganlı İmar Bankası reklamı, Refah Partisi – 91 Kampanyası, TeleOn tanıtımları, AIDS – Sağlık Bakanlığı “Sigarayı Bırakma Kampanyası”, İttifak Holding (10. Yıl) gibi sayısız akıllara yazılmış ve başarılı reklama imza attı.

Bugüne kadar; reklam filmi yapım ve yönetmenliğinin yanı sıra reklam filmleri seslendirme çalışmalarını da yürüten Sacit Onan, ilk kez profesyonel olarak “Yere Düşen Yıldızlar” adlı Filistin Şiirleri albümüne imza attı. Başarılı yönetmenlik ve seslendirme çalışmaları kariyerine şiir albümünü de eklemiş oldu. 2004 ile 2009 yılları arasında Radyo 7, Marmara FM, Show Radyo ve TV5′te Canlı Yayında “Su Tadında” isimli şiir programı ve yorumculuğunu yaptı. Ayrıca Bursa Olay TV’de “Su Tadında -Vaktin Darağacında Şiir-” programını hazırlayıp sunmuştur. Başta seslendirme olmak üzere çalışmalarına devam etmektedir. Sacit Onan, 2 kız çocuk babasıdır.

Yönetmenliğini yaptığı Filmler, Belgesel Çalışmalar ve Seslendirmeler:

(TRT’de yapılanlar)

Kır Yoksullarının Türküsü (Toprak Reformuyla ilgili)

Yasak Deniz (Güney Antalya Projesiyle ilgili)

Balya’nın Taşı Toprağı Kurşun

Kömür Karası Değil Yüz Karası (Madenlerin Devletleştirilmesi)

Özel Yapımlar

1975 Ecevit Belgeseli

1977 Cumhuriyet Halk Partisi Belgeseli

1991 Refah Partisi Seçim Kampanyası Televizyon Filmleri yapım ve yönetmenliği

1992 İmar Bankası “Macit Beni Otomobillendir” ve “Kır At Türkiye” Belgeselleri

1993 T.C. Sağlık Bakanlığı AIDS Kampanyası.

1993 T.C. Sağlık Bakanlığı Sigarayı Bırakma Kampanyası

1995 – 2009 yılları arasında 500 kadar Reklam Filmi

2006 T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı’na Sinop ve Samsun Belgeselleri Yapımı

2006 Gülümse Taş Duvar Belgesel Şiir Klibi

2008 ve 2009 Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Genel ve Yerel Seçimler Kampanya Filmleri yapım ve yönetmenliği.

Seslendirdiği Yapımlar

Toplamda 10.000′e yakın Belgesel, Tanıtım ve Reklam filmi

-İpek Yolu

-Savaşan Dünya

-Kaptan Cousteau

Kişisel Yapımlar

2004 ile 2009 yılları arasında Radyo 7, Marmara FM, Show Radyo ve TV5′te Canlı Yayında “Su Tadında” isimli şiir programı ve yorumculuğunu yaptı. Ayrıca Bursa Olay TV’de “Su Tadında -Vaktin Darağacında Şiir-” programını hazırlayıp sunmuştur.

SACİT ONAN’IN CENAZESİ 14 KASIM PAZAR GÜNÜ ÖĞLE NAMAZINDAN SONRA ALTUNİZADE’DEKİ MARMARA İLAHİYAT FAKÜLTESİNDEN KALDIRILIP ÇENGELKÖY MEZARLIĞI’NA DEFNEDİLECEK…,

(Haber 7)

Popularity: 100% [?]

Can Gürzap: Bırakmayı düşünmüyoruml

16 Kasım 2010

Senem Yazıcı‘nın haberi

Başrolünü Nurseli İdiz ile paylaştıkları ”Evliliğe Gelince” adlı oyun için İzmir’e gelen Gürzap, AA muhabirine yaptığı açıklamada, özel tiyatroların ayakta kalmalarının giderek zorlaştığını ifade etti ve ”Tiyatro giderek ciddi ölçüde kan kaybediyor, kaybedilen kan da seyircidir” dedi.

Gürzap, seçim dönemleri, kandiller, maç günleri dahil, eskiden seyirci sayısını etkilemeyen pek çok şeyin, artık seyirci sayısını etkilediğini, en çok da bilet fiyatlarının ”özel tiyatroyla seyircisi arasına girdiğini” belirterek, tiyatroların altın dönemini yaşadığı yıllarda özel tiyatro biletlerinin, Devlet Tiyatroları biletlerinin iki katı pahalı olmasına karşın, bugün makasın 5 kata kadar yükseldiğini, bu durumun da orta gelir grubuna dahil tiyatro izleyicisini, gitmek istemesine karşın tiyatrodan uzak tuttuğunu kaydetti.

Tiyatro salonlarının yüksek kiralar istediğini ve yeterli sayıda salon bulunmadığını da ifade eden Gürzap, şöyle konuştu:

”Genç tiyatrolar, tiyatrocular, yeni ve güzel işler var elbette, ama büyük bir aşkla, karın tokluğuna, tiyatro aşkına yapılıyor. Salonlarda değil, kafelerde oynuyor çocuklar. Bırakmayı düşünmüyor değilim. Yaptığınız işin karşılığını alamayınca ne kadar süre uğraşacaksınız, sonuçta ben de Don Kişot değilim. 40 yıldır bu işi yapıyorum, yıllardır yazıyorum, çeviriyorum, oynuyorum, ama bir yere kadar. Tiyatro öyle bir aşk ki, onsuz yaşamak zor. Yoksa ben de dizimi çekerim, dersimi veririm.”

Sanatın bir lüks olarak algılanmaması gerektiğine de işaret den Gürzap, 2. Dünya Savaşı sonrasında Almanya’da önce opera, tiyatro ve konser binalarının ayağa kaldırıldığını hatırlatarak, sanatın, kişinin olaylar karşısında, yaşam içinde doğru yorum yapabilmesini sağladığını, bunun da bireyin ve toplumun gelişmesi için kaçınılmaz olduğunu söyledi.

Özel tiyatrolara desteğin, Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’ın belirttiği gibi satılan bilet üzerinden olması gerektiğini, bu teşvik sisteminin en kısa zamanda hayata geçmesini beklediklerini ifade eden Gürzap, satılan bilete göre desteğin adil bir uygulama olduğunu belirterek, ”Bilet, başarı kriteridir, başarı seyircidir” dedi.

Gürzap, her gün başka bir etkinlik ve festivale ev sahipliği yapan İstanbul’da, tiyatro salonu sayısının azlığından da yakınarak, devletin özellikle kent merkezi olarak kabul edilen alanlara tiyatro salonu yapmasını istediklerini belirtti.

-”TELEVİZYON MÜTHİŞ BİR ŞEY”-

Gürzap, TV dizilerinde rol almanın, oyuncunun çok geniş kitlelere ulaşmasını sağladığını, televizyonda basmakalıp işlerin yanında çok başarılı dizilerin de olduğunu belirterek, ”Televizyon müthiş bir şey, kültür kutusu, istediğin herşeyi bulabiliyorsun” dedi.

Televizyon kanallarında yer alan bazı dizilerin çok başarılı senaryoları olmasına, çok sayıda senaristin çalışmasına karşın, tiyatroda çok büyük çoğunlukla yabancı yazarların oyunlarının oynanmasının nedenlerinin sorulması üzerine, Gürzap, şöyle konuştu:

”Sorunun yanıtı, sorunun içinde. Nedeni televizyon. Bu kadar çok dizi olmasaydı, belki bu yazarların büyük bölümü tiyatroya yönelecekti. Şimdi iyi kazanıyorlar, yaptıkları iş milyonlara ulaşıyor, tanınıyorlar, televizyonu tercih etmelerini anlamak zor değil. Geriye eserler kalsın, kalıcı olsun diye tiyatro oyunu yazmak isteyenler de olabilir, ama çok sık olmuyor işte. Mesela bir Haldun Taner, eserleri ortada. Belki Haldun Taner yaşıyor olsaydı, o da bugün televizyona iş yapıyor olacaktı.”

”Kurtlar Vadisi” dizisindeki ”Davut Tataroğlu” rolünden çok memnun olduğunu ifade eden Gürzap, ”Vadi’deki rolümden, ortamdan, ekipten çok memnunum, devam etmek isterim tabii ki ama, bizim dizi malum, ne zaman ölürüm bilemiyorum?” diye konuştu.

Bazı dizilerin çocukları olumsuz etkilediğine yönelik eleştirileri haklı bulmadığını söyleyen Gürzap, ”Dizilerin çocukları olumsuz etkilediğini söylüyorlar, demokrasi tam da budur,seyretme o zaman. O saatte çocukların televizyon karşısında ne işi var?” dedi.

Kariyerinde canlandırmak istediği rollerin hemen hepsini oynama fırsatı bulduğunu, yapmak istediklerini yaptığını belirten Gürzap, ”Ben mesleki açıdan mutlu bir adamım” diye konuştu.

(aa)

Popularity: 88% [?]

İdil Biret kulakların pasını sildi – DİNLE

16 Kasım 2010

 İzleyenlerin ilgiyle takip ettiği konserde ünlü müzisyen, dünyaca ünlü eserleri seslendirdi.

Piyano kariyerinin yanı sıra Kraliçe Elisabeth, Van Cliburn, Busoni, Liszt gibi saygın piyano yarışmalarında jüri üyeliği yapan İdil Biret, Ataköy’deki İstanbul Kültür Üniversitesi Kampüsü Akıngüç Oditoryum ve Sanat Merkezi’nde bir piyano resitali verdi. Eleştirmenler tarafından ‘çağımızın önde gelen piyano ustalarından biri’ olarak nitelendirilen Biret, konserde Beethoven/Liszt senfonileri, Chopin’in piyano yapıtları ve Brahms’ın solo ve konçertolarının yanı sıra Rachmaninof’un birçok eserini dile getirdi. Salonun tamamının dolduğu konseri katılımcılar ilgiyle takip etti.

Popularity: 53% [?]

Romalılar enflasyonla böyle mücadele etmiş

16 Kasım 2010

Kenan Gürbüz‘ün haberi  

Pamukkale Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi ve Stratonikeia Antik Kenti Kazı Başkanı Doç. Dr. Bilal Söğüt, antik kentteki 2010 yılı kazı çalışmalarının 15 Haziran’da başladığını belirterek, ilk olarak Kuzey Şehir Kapısı’nın yer aldığı bölgeye odaklandıklarını bildirdi.

Bu süreç içinde Kuzey Şehir Kapısı’ndan kent merkezine doğru devam eden anıtsal caddeyi açtıklarını kaydeden Sögüt, bu sırada 3 bin yıllık tarihsel sürecinin her dönemine ait eserlere ulaştıklarını belirtti. Kazı çalışmalarının yapıldığı alanın, 2500 yıl önce bölgenin yerli halkı olan Kayralıların toplandığı yer olduğunu anlatan Söğüt, ”Hekatomnos ailesi ve özellikle Pers Satrabı Maussolos’un çok önem verdiği kentlerden birisi burasıdır. Burası aynı zamanda antik dönemin en önemli birliklerinden birisi olan Atika Deniz Birliği’ne para veren bölgedeki birkaç kentten birisidir. Bu kültür zenginliğini başka bir antik kentte bulmak imkansız. Ayrıca burası tam anlamıyla yaşayan bir tarih köyü. Antik dönem ile Osmanlı ve Cumhuriyet Dönemi eserlerinin birlikte dimdik ayakta durduğu tek antik kent Stratonikeia’dır” diye konuştu.

kullan

-ROMALILARIN ”ENFLASYONLA MÜCADELE” YÖNTEMİ-

Stratonikeia Antik Kenti’ndeki bulgulara göre Romalıların asırlar önce enflasyonla mücadele ettikleri bilgisini veren Kazı Başkanı Doç. Dr. Bilal Söğüt, sözlerine şöyle devam etti:

”M.S. 301 yılında burada satılan tüm ürünlerin adlarını meclis binasının duvarlarına Latince yazmışlar. Ortaya çıkan tarihi bulgulara göre satılan ürünlerin fiyatı enflasyonla mücadele kapsamında sabitlenmiş ve herkes belirlenen fiyatlara göre ürünlerini satıyormuş. Bunun dışında 5 liralık bir ürünü 3 liraya vermek istiyorlarsa, bunun 2 lirasını bir zengin karşılıyormuş. Satıcı 5 liraya satıyor, tüketici 3 liraya alıyor, aradaki farkı bir zengin karşıladığı için sorun yaşanmıyormuş. Yani dönemin zenginleri fiyatları sübvanse ediyorlarmış. Günümüzden yaklaşık bin 709 yıl önce Romalılar, fiyatları sabitleyerek enflasyonun önüne geçmişler. Ayrıca o döneme ait ekonomik hayatla ilgili önemli bilgilere ulaştık. Bir mermer ustasının çalışması karşılığı kaç para alacağı bile belirlenmiş.”

kullan

Romalıların enflasyonla mücadele yöntemlerinin bugün de geçerliliğini koruduğunu vurgulayan Söğüt, ”Fiyatlar artmadığı sürece Romalıların 1709 yıl önce enflasyonla mücadele amacıyla başvurduğu yöntemler günümüze uyarlanabilir. Özellikle domates ve et fiyatları konusunda sübvanse yönetimine başvurulabilir. Önemli olan fiyatların tüketiciye yansıması. Sübvanse işlemini devlet veya zenginler yapabilir” dedi.

-STRATONIKEIA ANTİK KENTİ-

Karia Bölgesi’nin en önemli kentlerinden biri olan Stratonikeia, Helenistik, Roma, Bizans, Anadolu Beylikleri, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerinde adından söz ettiren önemli bir antik kenttir.

kullan

Söz konusu dönemlerin her birine ait onlarca tarihi yapıyı hala antik kent içinde görmek mümkün. Kenti ziyaret edenler, Hellenistik ve Roma dönemi ile Osmanlı dönemine ait yollardan yürüyüş yapabilir. Antik kentin gözde mekanlarından biri de Beylikler dönemine ait Türk Hamam ile 18′inci yüzyıla ait Ağa Konakları ve Yaşayan Osmanlı Köy Meydanı turistlerin ilgi odağı olmayı sürdürüyor.

Yatağan Kaymakamlığının, Stratonikeia Antik Kenti’nin dünyaya tanıtılması için 2009 yılında başlattığı çalışmalar ise devam ediyor. Kentin adının verildiği Stratonike ile Antiokhos’un aşkını anlatan bir tablo yaptırılarak, kentin tanıtımı için Bodrum-Yatağan karayolundan Stratonikeia Antik Kenti’ne ayrılan yol kavşağına yerleştirilmiş.

kullan

Ayrıca ilk kez bu sene düzenlenen ”Karsanat Stratonikeia Barok Festivali” kapsamında Karya Barok Topluluğu, 3 bin yıllık Stratonikeia Antik Kenti’nde çıplak sesle konser vermiş ve konsere vatandaşlar yoğun ilgi göstermişti. Bu konser ile Stratonikeia Tiyatrosu’nun 1650 yıllık sessizliği de son bulmuştu.

Bölgede Kasım ayının sonuna kadar sürecek kazı çalışmalarını yaklaşık 35 kişilik bir ekip yürütüyor. Bu yıl ki kazılarda gün ışığına çıkarılan sütunlar yapılan bir çalışma ile ayağa kaldırılarak, orijinal şekillerine zarar vermeden bulundukları noktalara yerleştirildi.

Kazı çalışmalarına Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Muğla Valiliği destek veriyor.

(aa)

Popularity: 47% [?]

Kanalizasyondan İmp. 3. Gordianus çıktı

16 Kasım 2010

Pamukkale Üniversitesi (PAÜ) Fen Edebiyat Fakültesi Dekanı ve Laodikya Kazı Heyeti Başkanı Prof. Dr. Şimşek, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Laodikya’da yılın 12 ayı kazı çalışmalarını sürdürdüklerini belirterek, 2010 yılı kazı çalışmalarının da kesintisiz olarak devam etmekte olduğunu bildirdi.

2010 yılında Tapınak A, Asopos Tepesi, Stadyum, Tapınak Doğu Sokağı ve 2 kilisede kazı çalışmalarının yapıldığını ifade eden Şimşek, kazıların en büyük finans kaynağının Denizli Belediyesi, Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Pamukkale Üniversitesi olduğuna işaret etti.

Laodikya’da 8 yıldır devam eden kazı ve restorasyon çalışmalarıyla antik kentte birçok alanın ortaya çıkarıldığını ve gezilip görülen ören yerleri içine girdiğini ifade eden Şimşek, ”Tapınak A’da kanalizasyon kazısında asker imparator Gordianus III’e ait olduğu düşünülen çok kaliteli bir mermer baş ele geçti. Bu baş Laodikya heykel atölyesinin kaliteli ürünleri arasında yer alıyor ve Aphrodisiasla yarışacak nitelikte” diye konuştu.

Şimşek, heykel başının Tapınak A’da 2005 yılında kanalizasyon kapağı olarak kullanılan heykele ait olduğunu belirtti.

Heykel başının, M.S. 225 ile 244 yılları arasında yaşayan ve M.S. 238-244 arasında hüküm süren Roma imparatoru 3. Gordianus’a ait olduğunu ve kanalizasyon kazılarında 5 yıl önce bulunan başsız mermer gövdeye ait olduğunu tahmin ettiklerini vurgulayan Şimşek, 4.yüz yılda çok tanrılı dinlerden Hristiyanlığa geçildiği o dönemlerde heykellerin parçalanarak kanalizasyona atıldığını, bunun da onlardan biri olduğunu düşündüklerini ifade etti.

Şimşek, ”Ayrıca Tapınak A’da dinsel seremoniler için kullanılan sunak masasına ait aslan bacak ele geçti. Diğer taraftan Doğu sokağında Helenistik döneme ait yunuslu Eros heykeli bulundu. Diğer bir mermer eser Eros başı ve Şarap tanrısı Dionysos’un eşi Ariadne’ye ait uyuyan tipte baş bulundu. Heykeller yönünden 2010 yılında Laodikya’da zengin buluntular elde ettik. Laodikya, Anadolu’nun Efes’ten sonra en büyük antik kenti. Tapınak A’daki çalışmalarımız bitmek üzere. Burada bir arkeoloji parkı oluşturmak istiyoruz. Buranın dünyaya tanıtılmasına büyük önem veriyoruz” dedi.

Şimşek, yazın 250 kişilik geniş ekiple devam eden kazı çalışmalarının şu an 85 kişilik bir ekiple sürdürüldüğünü kaydetti.

AA

Popularity: 43% [?]

Mesir Macunu için ünlü yönetmene teklif

16 Kasım 2010

‘Manisa 1. Altın Üzüm Kısa Film Festivali’nde finale kalan eserlerin gösterimi için Manisa’ya gelen yönetmen Sinan Çetin, Manisa Belediye Başkanı Cengiz Ergün’ü makamında ziyaret etti.

Ziyarette Çetin, Manisa Belediyesi’nin film festivali düzenlemesinin ve kısa filmi ön plana çıkarmasının oldukça önemli olduğunu vurgulayarak, ”Bu sayede Manisa, ülkemize yeni ve genç yönetmenler kazandırabilir. Artık Manisa’dan yönetmenler ithal edilmeli” dedi.

Festivale katılan 270 filmi merakla beklediğini de ifade eden Çetin, Şehzadeler Şehri olarak anılan Manisa’nın yakın gelecekte artık yönetmenler şehri olarak ta anılabileceğini söyledi.

Belediye Başkanı Cengiz Ergün, Manisa Belediyesi olarak sanata büyük önem verdiklerini belirterek, Sinan Çetin’e içerisinde Manisa’yı tanıtıcı ürünlerin yer aldığı çanta hediye etti.

Kendisine hediye edilen mesir macunlarını merakla açan Yönetmen Sinan Çetin, Mesir Macunu’nun önemli bir marka olduğunu ve bunun üzerine bile film yapılabileceğini söyledi. En kısa zamanda Manisa’da bir film çekmek istediğini anlatan Sinan Çetin’e Ergün, gelecek yıl ki Mesir Festivali’nde temsili Merkez Efendi olması yönünde teklif götürdü.

Ünlü yönetmen Çetin, Manisa Şehir Tiyatrosu’nda da ‘Manisa 1. Altın Üzüm Kısa Film Festivali’de finale kalan 60 eserin gösterimini de izledi.

Burada finale kalan kısa filmlerin yönetmenleri ile bir söyleşi yapan Çetin, kısa filmlerin en kısa olanının makbul olduğunu ancak, kısa filmlerin uzun çekilmesinin bu alandaki en büyük problemlerden biri olduğunu söyledi.

Bir filmin güzel ve başarılı olması için yönetmeninin iyi olmasının çok önemli bir etken olduğuna dikkat çeken Çetin, ”Bir film, yönetmen kötü ise asla güzel olamaz. Bunun dünyada bir örneğine rastlamadım. Senaryo iyi, oyuncular iyi, kameraman iyi, prodüksiyon iyi, film kötü, bu nasıl oluyor. Bunun bir tek cevabı vardır. Çünkü yönetmen kötüdür. Yönetmen doğulur, yönetmen olunmaz. Sonradan ben yönetmen olacağım, canım yönetmenlik yapmak istiyor, diyerek yapılacak bir iş değil. Dünyanın en tatsız, zor işlerinden biridir” diye konuştu.

AA

Popularity: 40% [?]

Kore gazisi İbrahim Odabaşı vefat etti

16 Kasım 2010

İl Jandarma Komutanlığı’ndan yapılan yazılı açıklamaya göre Honaz’da toprağa verilen Odabaşı’nın oğlu Hüsem Odabaşı’na, Jandarma Kurmay Albay Fuat Güney tarafından, gazinin tabutu üzerinde bulunan Türk bayrağı takdim edildi.

 

CİHAN

Popularity: 15% [?]

‘Hain’i Atatürk heykeli önünde astılar!

16 Kasım 2010

Senaryo gereği, şehir meydanına kurulan darağacında, vatansever kişiler, vatan hainliği yapan bir kişiyi idam etti.

Çekimleri devam eden Gesi Bağları sinema filminin başrol oyuncusu Metin Yücel’in, filmin en önemli sahnelerinden olan oyuncu Şekip Taşpınar’ı darağacına asma bölümü çekildi.

Kayseri şehir meydanına kurulan darağacındaki asma sahnesine vatandaşlar da ilgi gösterdi.

Gesi Bağları filminin oyuncularından olan Levent İnanır, filmin senaryosunun tamamı anlatamayacağını ama idam bölümünde vatan haini olan, dış güçlerle işbirliği yapan kişinin asıldığını söyledi.

kullan

Gesi Bağları’nın tarihi bir film değil günümüzdeki olayların gelişmelerini konu aldığını anlatan İnanır, “Ülkemiz dış güçler tarafından kuşatma altına alınmış. Böyle bir dönemde Kayseri’deki vatansever, sağduyulu insanlar ülkesine sahip çıkma adına bu dış güçlerle mücadele eder. Bu mücadelede vatan hainlerine karşı mücadelelerini sürdürür. Filmin senaryosunda olduğu gibi vatan haini olan kişi idam edilir. Daha detaylı bilgi vermem de doğru olmaz.” dedi.

CİHAN

Popularity: 22% [?]

Ona 850 bin TL vereyim kendi çocuğunu atsın

16 Kasım 2010

Malatya’da, 2 yıl önce üstü açık bırakılan su kanalına düşerek can veren Sedef Kömürgöz’ün (5) annesi, Malatya Belediyesi avukatının, ’850 bin TL tazminat ödenirse, zihniyeti bozuk aileler, çocuklarını öldürür’ savunmasına tepki gösterdi…

Su kanalında can veren Sedef’in ailesi 850 bin TL tazminat istemiş, avukatları ‘Türkler de en az Alman ve İngiliz vatandaşları kadar değerledir’ demişti. Belediyeyi savunan avukat İnanç Kara Ölmeztoprak ise ‘Türkiye’nin Avrupa ile kıyaslanamayacağını, Türkiye’de tek dil, tek din olmadığını’ belirtmişti. Ölmeztoprak savunmasında, ‘Bu tazminata karar verilirse, ufak çıkarlar için kendi akrabası çok sayıda kişiyi çoluk-çocuk demeden katletme zihniyetine sahip birçok vatandaşımız, sırf tazminat için kendi çocuklarını ölüme itebilir’ demişti. Sedef’in Ailesi, mezarı başından avukata tepki gösterdi.

DUYUNCA YÜREĞİM DONDU

Anne Gülhan Kömürgöz, ‘Kadın avukatın savunmasındaki ifadeleri öğrenince yüreğim dondu. Para için kimse evladını dereye atmaz. O sözü söyleyen avukata sesleniyorum, anne ise evladını para için dereye atar mı? Eğer atarım diyorsa, 850 bin TL’yi ona vereyim gidip çocuğunu dereye atsın. Böyle mantıksız bir savunma olabilir mi? Anlayamıyorum’ diye konuştu

O AVUKAT BENİ ANLAYAMAZ

Anne şöyle devam etti: Sedef’siz bir dünya geçmiyor. O içimdeki yanardağı anlayamaz. Evlat yitirmemişse hiç anlayamaz. Bir hayal edip evladını yok saysın. Sofrada olmadığını, yatağının boş olduğunu hayal ederse beni anlayabilir. Bir kadın bir avukatın bunları söylemesi şaşırtıcı.

CESEDİNİ ELLERİMLE ÇIKARTTIM

BABA Levent Kömürgöz ise, ‘Olay sonrası derenin kapatılması için şikayetçi olduk. Malatya Belediye Başkanımız Ahmet Çakır seçim çalışması için gelmişti. Durumu aktardım, kapatılacağını söyledi. Fakat kapatılmadı. Ben 12 yıldır buradayım. Bu dereye 11 çocuk düştü, 8 tanesi de öldü. Her gün o derenin önünden geçiyoruz ve içimiz yanıyor. Çocuğumu o dereden kendi ellerimle çıkardığımda cesedi paramparçaydı. Evlat acısı bu, başka bir şeye benzemez’ diye konuştu.

AVUKATA ‘SUS’ TALİMATI

Tartışma yaratan savunmayı hazırlayan ve AK Parti Milletvekili Fuat Ölmeztoprak’ın kızı olan sözleşmeli avukat İnanç Kara Ölmeztoprak önce muhabirimizle görüşmeyi kabul etti. Ancak daha sonra Belediye Başkanı Ahmet Çakır’ın izin vermediğini belirterek görüşmeyi iptal etti.

- GENELLEYİCİ İFADELER YOK:

Savunmayla ilgili belediyenin Hukuk İşleri Müdürlüğü’nden ise özetle şu açıklama geldi:Habere konu edilen kısımlar, 14 sayfalık dilekçeden cımbızla çekilerek alınmıştır. Cevap dilekçesinde, Avrupa ile Türkiye arasındaki ekonomik ve kültürel farklar vurgulanmış, ailenin çocuk üzerindeki sorumluluğuna yönelik uzman görüşleri değerlendirilmiştir. Tazminat davalarındaki zenginleşme yasağı vurgulanmıştır. Hiçbir şekilde vatandaşları genelleyici ve kötü niyetli addedici bu şekilde düşünmeye yönlendiren ifadeler kullanılmamıştır.

Akşam

Popularity: 32% [?]

Bilim kanıtladı: Çirkin kadın yok, sadece…

16 Kasım 2010

Ntvmsnbc’nin haberine göre İngiltere’de, ayık ve alkol etkisindeki üniversite öğrencileri üstünde yapılan araştırmaya göre alkolün, asimetrik yüzleri algılama yeteneğini azalttığı ortaya çıktı.

Araştırmacılar; daha önce yaptıkları araştırmalar ışığında “Simetrik yüzleri tercih etme eğilimimiz vardır” dedi.

Alkolün bu algıyı değiştirip değiştirmediğini anlamak için üstlerinde oynanan fotoğraflar, mükemmel şekilde simetrik veya asimetrik hale getirildi.

Bir akşam, üniversite yerleşkesinin barına gidip dizüstü bilgisayarlarını açan araştırmacılar, nefes ölçümüyle öğrencilerin aldıkları alkol seviyesini belirledi ve onlara resimleri gösterdi.

64 öğrenciye biri simetrik diğeri asimetrik iki yüzden oluşan 20 fotoğraf çifti gösterildikten sonra, tek bir yüzün olduğu 20 fotoğraf gösterildi. Öğrencilere hangi yüzün daha çekici olduğu ve resimdeki yüzün asimetrik olup olmadığı soruldu.

Ayık öğrenciler simetrik yüzleri tercih etti. Dahası, verilere göre, erkekler alkol aldıklarında simetriyi algılamakta kadınlardan daha çok zorlandı. Bunun sebebinin, erkeklerin görüntüye daha çok önem verme yatkınlığı olabileceği söylendi.

Daha önce yapılan bazı araştırmalar içkiliyken algının kötüleşmesinin yanında seçiciliğin azalmasının da mümkün olduğunu öne sürmüştü.

Araştırmacı Benedict Jones; önceki araştırmaların laboratuar ortamında gerçekleştiğini, cinsiyetle ilgili bu farklılığın ortaya çıkmasının, deneyin topluluk içinde yapılmış olmasından kaynaklanmış olabileceğini söyledi.

Popularity: 11% [?]

Sitemizi kişi takip ediyor.Aşağıdaki kutucuğa e-posta adresinizi girin sitemize yeni eklenen içerikten haberiniz olsun...

Sitemize üye olduktan sonra, e-posta adresinize bir onay maili gelecek. O maili onaylamazsanız, üyeliğiniz tamamlanmaz. 

SohbetClub.Net Anket

How Is My Site?

View Results

Loading ... Loading ...