‘ Eden ’ kelimesi ile ilgili yazılar

Anadolu Ateşi’nin Macaristan gösterisi iptal

16 Kasım 2010

Gösterilerin iptaliyle ilgili açıklamada bulunan Macar organizasyon şirketi yetkilileri, gösterinin teknik nedenlerden ötürü iptal edildiğini ve iptalin kendilerinden kaynaklanmadığını bildirdi.

Yetkililer, sadece 8, 9 ve 10 Kasımda Macaristan’da yapılacak gösterilerin değil, Orta Avrupa turnesi doğrultusunda Hırvatistan ve Sırbistan’daki gösterilerin de iptal edildiğini kaydetti.

Satılan biletlerin iadesine yarından itibaren başlanacağını ifade eden yetkililer, ”Troya” gösterisinin gelecek yıl 8 Martta Budapeşte’de sahneye konulacağını, biletlerin bu gösteri için geçerli olacağını belirtti.

Mustafa Erdoğan’ın sanat yönetmenliğini yaptığı Anadolu Ateşi Dans Grubu’nun, ”Troya” gösterisini üç gün boyunca Macaristan’da sahneye koyacağı açıklanmış, gösterinin Macar medyası ve halkından büyük ilgi gördüğü bildirilmişti. 

Yaklaşık 4 yıl önce de ”Anadolu Ateşi” gösterisi Macaristan’da sahnelenmiş ve Macar sanatseverlerin büyük beğenisini kazanmıştı.

AA

Popularity: 9% [?]

Türk ve Avustralya barışı anısına 95 fidan dikildi

16 Kasım 2010

Eceabat Çamburnu yolunda, deniz kıyısında yaklaşık 10 bin metre karelik alana sahip Seyit Onbaşı Parkı’ndaki,   geçmişte çıkan küçük çaptaki yangın sonucunda ağaçsız kalan alana, zeytin, çınar, fıstık çamı, leylendi çamı, limon, selvi, iğde ve akça ağaç türünde 95 adet fidan dikildi.

Barış ve dostluğun simgesi olarak bilinen zeytin fidanlarının dikimini, Eceabat Kaymakamı Bülent Uygur, Belediye Başkanı Kemal Dokuz, Avustralya’nın Çanakkale Konsolosu Andrew Koç McDonald, Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Park Müdürü İsrafil Erdoğan ve Eceabat Orman İşletme Şefi Tuncay Işık, birlikte yaptı.

Konsolos Andrew Koç McDonald, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Eceabat’ta 95 fidanın dikildiği bu etkinlikte Kaymakam Uygur, Belediye Başkanı Dokuz ve diğer dostları ile beraber olmaktan dolayı son derece mutlu olduğunu söyledi.

Çanakkale Savaşlarının ardından geçen 95 yıl sonra, her yıl için birer fidan olmak üzere toplam 95 fidan diktiklerini ifade eden McDonald, şunları söyledi:

”Ulu Önder Atatürk’ün, ‘Bu memleketin toprakları üstünde kanlarını döken kahramanlar, burada bir dost ülkenin toprağındasınız. Huzur ve sükun içinde uyuyunuz’ sözü ebedi barış ve dostluğu pekiştiren sözlerdir. Bu sözler daima hatırımızdadır. Bu sözler ayrıca Avustralya’nın Başkenti Canberra’da bizler için çok önemli olan Atatürk Anıtı’nda da yer alıyor. Bu sözler evlatları Çanakkale’de savaşmış, Avustralyalı annelere de teselli vermiş, iki ülke arasındaki ilişkilerin ne denli sağlam temellere oturduğunu gösteren bir kaide olarak Canberra’da yerini almıştır.”

Kaymakam Bülent Uygur da, 95 yıl önce zırhlıların dövdüğü bu kıyılarda, bu topraklarda, o gün canlarını kaybeden Avustralyalı askerler ile Mehmetçiklerin ruhlarını şad etmek için 95 adet fidanı toprak ile buluşturduklarını vurguladı.

Dikilen fidanların çoğunluğunun zeytin fidanı olmasının etkinliğe ayrı bir anlam kattığını ifade eden Uygur, ”Bugün savaştan bir dostluk elde edilmiş durumda. Her yıl Avusturalya ve Yeni Zelandalı genç, yaşlı bu topraklara atalarını anmak için geliyorlar. Yerel yönetim olarak gelen ziyaretçilerin bu topraklarda ziyaretlerini en iyi bir şekilde gerçekleştirip memleketlerine memnun ayrılmalarını sağlamak noktasında gayretler içerisindeyiz. Bu etkinliğin gerçekleştirilmesinde emeği geçenlere teşekkür ederim. Nice barış dolu günlere” diye konuştu.

Belediye başkanı Kemal Dokuz ise, her iki ülkenin 95 yıl evvel bu topraklarda bir mazilerinin olduğunu, 95 yıl sonra buraya dikilen 95 fidanın her iki ülkenin iyiliğine, dostluğuna, barışına, huzuruna, mutluluğuna ve güzelliğine doğru atılan bir adım olduğunu belirterek, dikilen bu fidanların sürekli güzelliklerin yeşermesi için bir adım olması temennisinde bulundu.

AA

Popularity: 16% [?]

Üst geçit evi kapatınca bu tabelayı astı

16 Kasım 2010

Düzce’de evinin girişine inşa edilen üst geçit nedeniyle evine giremeyen vatandaş, üst geçidin ayaklarına ”Bize bayramı zehir ettiniz size iyi bayramlar” yazılı pankart astı.

Düzce D 100 Karayolu üzerine inşa edilen ve Hamidiye Mahallesi’ni ile Kültür Mahallesi’ne birbirine bağlayan üst geçit yüzünden dış dünyayla iletişimlerinin tamamen kesildiğini belirten Nuri Çetin, evine giremediğini söyledi.

Üst geçidin yapımında hata olduğunu iddia eden Çetin, ”Biri bana çıkıp da bu üst geçidin yamuk olmadığını söylerse, intihar edeceğim. Bayram geldi, evimize giremiyoruz. Evde yaşlı annem var ve rahatsız. Bu üst geçit bizim dış dünyayla tamamen irtibatımız kesti” dedi.

Daha sonra üst geçidin üzerine çıkan Çetin, ”Yetkililer sesimi duyana kadar burada bekleyeceğim” diye konuştu. Vatandaşlar tarafından ikna edilen Çetin, bir süre sonra aşağı indirildi.

Bu arada Nuri Çetin üst geçidin ayaklarına, ”Bize bayramı zehir ettiniz, size iyi bayramlar” ve ” Bu üst geçidi 5 metre kaydırarak evimizi rezil edenler size iyi bayramlar” yazılı iki ayrı pankart astı.

AA

Popularity: 11% [?]

94′lük ikizlere 86 yaşındaki gelin bakıyor İZLE

16 Kasım 2010

Aydın’ın Nazilli ilçesinde oturan ve Türkiye’nin bilinen en yaşlı tek yumurta ikizleri olduğu kaydedilen 94 yaşındaki Esma Telliel ve Hediye Demircioğlu, uzun yaşama sırrının erken yatıp erken kalkmak ve hayır yapmak olduğunu söylüyor. Hayatları boyunca sabah namazından sonra yatmadıklarını belirten ikizler, yatsı namazından sonra da hemen uyuduklarını anlatıyor.

Sekiz kardeşin arasında ikiz doğan sevimli ninelerin anneleri, 100 yaşında vefat etmiş. İkiz kardeşlerden Hediye bir, Esma ise iki defa evlenmiş.

İki kişiyle evlendiğini açıklayan Esma Telliel,” Biriyle 35 sene, biriyle 20 sene durdum.” dedi. “Belki bir daha evlenirsiniz.” sorusuna karşılık ise gülerek, “Ne evlenmesi? 94 yaşındayız oğlum. Ben ölüm bekliyorum artık. Allah sağlıklı ömür versin. Ayağım kırık, bir çayı zor dolduruyorum.” şeklinde konuştu.

Uzun yaşamalarındaki sırrı öğrenmek için ne yiyip içtikleri konusunda sorular sorulduğunu ifade eden ikiz nineler, “Canavar gibi yer, canavar gibi işlerdik (çalışırdık). Hiçbir şey sakınmadık, her şeyi yedik. Yoğurt, süt, kekik yedik. Kekiği tabaktan eksik etmedik. Ayaklarım ağrıyınca kekik yağını sürerim, geçer.” diye konuştu.

Popularity: 11% [?]

Sultan, Vahdettin’in mezarını ziyaret etti

16 Kasım 2010

Türkiye’nin Şam Büyükelçisi Ömer Önhon’un eşi Meltem Önhon ve Türkiye’nin Şam Kültür Ataşesi Vehip Özdemir’in ev sahipliğinde Şam’ı gezen Türkan Şoray, tarihi Emeviye Camii, Süleymaniye Külliyesi ve Türk Hava Şehitliği’ni de ziyaret etti.

Osmanlı Devleti’nin son padişahı Vahdettin’in Süleymaniye Külliyesi’nde bulunan kabrini ziyaret eden Şoray, ‘Son padişah Vahdettin’in mezarına gittik. Çok garip duygular hissettim. Onun gurbette ölmesi, mezarının orada olması…

Buranın her karışında bizim de izlerimiz var’ dedi.

(Akşam)

Popularity: 12% [?]

Muhteşem manzarada tavaf GALERİ

16 Kasım 2010

Hacer-ül Esved taşı ile Kabe’nin duvarlarına dokunan hacı adayları gözyaşlarına boğuluyor. Kabe’de bol bol namaz kılan hacı adayları, umre ve tavaflarının ardından kana kana zemzem suyu içiyor.

Hacca çok az bir süre kala Mekke’ye akın eden yüzbinlerce hacı adayı havaların sıcak olması nedeniyle geceleri Kabe’nin muhteşem atmosferi altında bir yandan umrelerini gerçekleştiriyor, umrelerini bitirmiş olanlar ise nafile tavaf yapıyor.

Kabe’nin tavaf edilmesi sırasında hacı adayları Cennet’ten inen Hacer-ül Esved taşına ve Kabe duvarlarına dokunabilmek için birbirleriyle yarışıyor. Hacer-ül Esved taşı ile Kabe’ye dokunanlar gözyaşlarına boğularak ağlıyor.

Havanın kararmasıyla Harem-i Şerif’e girebilen hacı adayları, vakit namazları ile nafile namazlarını kılıyor.

Umre ve nafile tavaf yapan hacı adayları ise kana kana zemzem suyu içiyor. İbadetlerini tamamlayan hacı adayları son olarak Mescid-i Haram’ın üst katlarına çıkarak Kabe’nin ihtişamlı görüntüsünü ve on binlerin tavafını izliyor.

CİHAN

Popularity: 2% [?]

‘Hain’i Atatürk heykeli önünde astılar!

16 Kasım 2010

Senaryo gereği, şehir meydanına kurulan darağacında, vatansever kişiler, vatan hainliği yapan bir kişiyi idam etti.

Çekimleri devam eden Gesi Bağları sinema filminin başrol oyuncusu Metin Yücel’in, filmin en önemli sahnelerinden olan oyuncu Şekip Taşpınar’ı darağacına asma bölümü çekildi.

Kayseri şehir meydanına kurulan darağacındaki asma sahnesine vatandaşlar da ilgi gösterdi.

Gesi Bağları filminin oyuncularından olan Levent İnanır, filmin senaryosunun tamamı anlatamayacağını ama idam bölümünde vatan haini olan, dış güçlerle işbirliği yapan kişinin asıldığını söyledi.

kullan

Gesi Bağları’nın tarihi bir film değil günümüzdeki olayların gelişmelerini konu aldığını anlatan İnanır, “Ülkemiz dış güçler tarafından kuşatma altına alınmış. Böyle bir dönemde Kayseri’deki vatansever, sağduyulu insanlar ülkesine sahip çıkma adına bu dış güçlerle mücadele eder. Bu mücadelede vatan hainlerine karşı mücadelelerini sürdürür. Filmin senaryosunda olduğu gibi vatan haini olan kişi idam edilir. Daha detaylı bilgi vermem de doğru olmaz.” dedi.

CİHAN

Popularity: 22% [?]

Kadınlar felakette erkeklerden dirençli

16 Kasım 2010

UNFPA raporunda ağırlıklı olarak Bosna-Hersek’teki savaş sırasında tecavüze uğrayan kadınların durumu ele alınırken, işgal altındaki Filistin toprakları, Irak, Ürdün, Liberya, Haiti, Doğu Timor ve Uganda’da çatışma ve felaketlerden etkilenen kadınların öykülerine yer veriliyor ve silahlı çatışmalarda kadınlara yönelik cinsel şiddete son verilmesi isteniyor.

Kadınların çatışma ve felaketlere karşı erkeklerden daha dirençli ve esnek olduğunun ve toplumların yaralarının sarılması çalışmalarında öncülük ettiğinin altı çizilen raporda, kaç kadının ve genç insanın görünürde aşılması zor engellerin üstesinden geldiği, toplumlarının yenilenmesi ve barış için temel atarak, kendi yaşamını yeniden oluşturmaya başladığı gözler önüne seriliyor.

UNFPA İcra Direktörü Thoraya Ahmed Obaid de yaptığı açıklamada, “Kadınlar ve kızlar, derin ayrımcılıktan zarar görürse tecavüz de dahil olmak üzere felaketin veya savaşın en kötü etkilerine karşı daha savunmasız olur ve onların barış girişimlerine katkıda bulunması olasılığı azalır ki, bu da uzun vadeli iyileşmeyi tehdit eder” dedi.

Çatışma ve felaketlerin erkeklerle kadınlar arasındaki eşitsizlikleri daha da kötüleştirdiğini ifade eden Obaid, “Çatışma ve felaket sonrası iyileşme süreci, aynı zamanda eşitsizliklerin ıslahı, hukukun altında eşit korumanın sağlanması ve olumlu değişim için eşsiz bir fırsat sunmaktadır” ifadesini kullandı.

Taraflara, “kadınları ve kız çocuklarını cinsiyete dayalı şiddetten korumak için önlem alma, barış anlaşmaları görüşmelerine ve bunların uygulanmasına daha fazla kadının katılımı” konusunda çağrıda bulunulan rapor, 1325 sayılı BM Güvenlik Konseyi kararının 10. yıldönümüne rastlıyor. Raporda, kadınların çatışma veya insani acil durumlarda karşılaştıkları özel zorluklar, bu durumlarda verdikleri tepkiler, yaraları nasıl sardıkları, nasıl ilerledikleri ve kadınların toplumlara sadece eski hallerine dönmeleri için yardım etmeleri değil, eşit haklar ve olanaklar temelinde yeni uluslar oluşturulmasına katkıları hakkında bilgi veriliyor.

Raporda ayrıca, toplumların eski yaraları iyileştirip ileriye baktıkları, ancak buna rağmen kadınların hizmetlere erişimi ve yeniden yapılanma çalışmalarında söz sahibi olmaları için hala yapılması gereken çok şey bulunduğu kaydediliyor.

UNFPA’in sorumlulukları ve çalışmalarıyla ilgili konuları ele alış tarzıyla öncekilerden farklı olan bu raporda, gazetecilere özgü bir yaklaşımla, çatışma ve diğer karmaşalar içindeki kadınlar, kız çocukları, erkekler ve erkek çocuklarının deneyimleri aktarılıyor. Rapor, Bosna-Hersek, Haiti, Ürdün, Liberya, işgal altındaki Filistin toprakları (Batı Şeria), (Doğu) Timor-Leste ve Uganda’da yapılan röportaj ve hikayeler çerçevesinde oluşturuldu.

-BOSNA’DAKİ SAVAŞTA TECAVÜZ SİLAHI-

En az 100 bin kişinin öldürüldüğünün tahmin edildiği ve 12 bin 500 kişinin hala kayıp olduğu Bosna-Hersek’te kaç kadının cinsel tacize uğradığının veya tecavüz sonucu kaç çocuğun doğduğunun kesin olarak belirlenemediği, ancak on binlerce tecavüz vakasının tahmin edildiği belirtilen raporda, Eski Yugoslavya için Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi kurulması ve iki yıl önce uygulamaya konulan, devletin mağdur kadınlara aylık 250 avro ödeme yapmasının, daha fazla kadını hikayesini anlatmaya istekli hale getirdiği kaydediliyor.

Bir Boşnak kadının, Bosna-Hersek’teki savaş sırasında uğradığı savaşta tecavüz ve istenmeyen gebelik sonucu doğum yaptığına işaret edilen ve kadının bugün 17 yaşına gelen oğluna hiçbir zaman anlatmadığı hikayesine yer verilen raporda, talihsiz kadının başına gelenler şöyle anlatılıyor:

“29 yaşındayken Bosna’nın doğusunda, bir köydeki evinden Sırp askerleri tarafından alınarak 450′den fazla diğer Boşnakla birlikte götürüldüler. Kadınlar, erkeklerden (ki bunlardan bazıları hiçbir zaman tekrar görülmedi) ayrılarak ‘tecavüz evi’ haline getirilen evlere hapsedilmişti. Boşnak birlikleri, kadınları dokuz gün sonra kurtardı. Ancak o, serbest bırakılmadan önce ırkçı söylemlerle vücudunu hırpalayan Bosnalı bir Sırp askerinin tecavüzüne uğramıştı. Aylar sonra tekrar götürülmüş, altı erkek tarafından kendisine tecavüz edilmiş ve kan-revan içinde bir nehir kenarına bırakılmıştı. Onu bulan Boşnak köylüleri, kendisine kıyafet ve barınak vermişti. Takip eden bahar aylarında o, bir erkek çocuğu dünyaya getirdi.”

Rapora göre, çocukla, yedi ay boyunca, görme isteği üstün gelinceye kadar iletişimi olmayan, hangi ismin verildiğini bilmeden çocuğunu yetiştirme yurtlarında arayan talihsiz kadın, sonunda bebeğini bir hastanede, hasta, gıdasız kalmış bir halde bulmuş.

1994′de bir ofiste temizlik elemanı olarak iş bulan ve 1998′de bir arazi satın alarak, kendi başına, bağışlanan malzemelerle bir ev inşa etmeye başlayan Boşnak kadın, 1999′da ailesinin tüm karşı çıkmalarına rağmen evine taşındı ve o zamandan beri oğluyla birlikte burada yaşıyor.

-FİLİSTİNLİ KADININ AZMİ-

Raporun Filistin topraklarıyla ilgili bölümünde de, Batı Şeria ve Gazze’de birbirinden farklı olan iki toplumun, benzer biçimde, bir başlayıp bir biten çatışmanın her zaman olası olduğu bir ortamda yaşaması sebebiyle hiçbir zaman tam olarak güvende olmadığı belirtilerek, İsrail’in işgal ettiği topraklarda yaşayan Filistinli kadınlar ve onları destekleyen erkeklerin, zorlukların üstesinden gelmeye ve ailelerinin yaşamını daha güvenli hale getirmeye çalışırken cesaretli, yaratıcı ve becerikli olduğuna işaret ediliyor.

Filistinlilerin karşılaştığı en büyük zorluklardan birinin üreme sağlığı hizmetlerinin sağlanmasına ilişkin olduğu kaydedilen raporda, hem Batı Şeria hem de Gazze’de, önceden neredeyse tüm doğumların, yerel üreme sağlığı uzmanlarının tercih ettiği ortam olan klinik ya da hastanelerde yapıldığına dikkat çekiliyor.

Raporda,2002-2003 yıllarında değişen Batı Şeria’da, Filistin’den gelen saldırılara karşı İsrail ordusunun, Ramallah, Cenin ve Nablus’un da aralarında bulunduğu Batı Şeria’daki birçok şehri kuşatma altına aldığı ve ardında birçok ölü ve çok büyük bir yıkım bıraktığı kaydediliyor.

Sonraki yıllarda Filistinliler için sağlık hizmetlerine erişimin çok zorlaştığı, doktor ve hastane ihtiyacı olan birçok kişinin kontrol noktalarında durdurulup geri gönderildiği ve sokağa çıkma yasağının, tıbbi aciliyet durumlarında bile gece dışarı çıkmayı tamamen imkansız hale getirdiği belirtilen raporda, aktif çatışma sona erdiğinde dahi, engellerin yıllar boyunca yürürlükte kaldığına işaret ediliyor.

Raporda sözü edilen Raeda Freyteh, İsrail saldırılarının mağduru olduğu yaşamını ve uzun yıllar süren rehabilitasyon sürecini anlatıyor. Yaptıklarıyla birçok kişi için azim ve dayanıklılık timsali olan, 2002 yılında İsrail’in bombalı saldırısında evi isabet alan Freyteh, “Teyzelerimin ikisi öldürüldü. 9 saat enkaz altında kaldım. 3 gün sonra hastanede gözlerimi açtım” diyor.

Evinin çökmesi ya da kendisini kurtarmak için yoldan geçenlerin yaptığı bilinçsiz müdahaleler sonucu tamamen felç olan, hiçbir yeri, elleri bile hareket etmeyen Freyteh şöyle devam ediyor:

“Ben ne olduğunu hiç hatırlamıyorum. Ancak bazıları bana, yoldan geçen birinin, enkaz altından gelen sesimi duyduğunu söyledi. Sadece benim hayatımı kurtarmak istedikleri ve başka hiçbir şey düşünmedikleri için, belki de beni yanlış şekilde çıkardılar. O zamanlar durum çok çok kötüydü. Birçok kişi yaşamını yitirmiş, birçok ev yıkılmıştı, kimse ne olduğunu anlayamıyordu. Herkes şehrin tamamen başımıza yıkılacağını düşünüyordu. Bana ne olduğu umurumda değildi. Ailemi düşünüyordum. Neredeydiler? Doktorlar bana hiçbir şey söylemiyordu. Hastanede üç ay kaldım ve daha sonra gerçeği öğrendim. Hareket kabiliyetimi bir daha asla geri kazanamayacaktım. Teyzelerim ölmüş, evim yıkılmıştı. Şu anda gerçeğin bu olduğunun farkına vardım.”

Biri Ürdün’de olmak üzere birçok ameliyat geçiren, döndükten 3 ay sonra erkek kardeşinin öldürüldüğünü ve ondan kendisine hiçbir şey kalmadığını söyleyen genç kadın, sözlerini, “Bombalama sırasında, 27 yaşındaydım ve üniversitedeki ilk yılımdı. Böyle olmadan önce evliydim, bir oğlum, bir de kızım vardı. Ancak eşimden ayrılmış, ailemin evine geri dönmüştüm. Bu sakatlıktan sonra eşim, çok kolay bir şekilde, ‘Sakatsın, bir eş olmak için artık uygun değilsin, boşanalım’ dedi. Veda etmek için çok kolay bir yol bulmuştu” diye sürdürüyor.

Rapora göre, Freyteh’in teyzelerinden birini tanıyan ve yaşadığı trajedinin hikayesini duyan ve saldırılarda sevdiklerini kaybeden kadınlar için bir destek grubu kuran ünlü Filistinli feminist Ravda Baseyr, Freyteh’i depresyondan ve intihar düşüncelerinden kurtarmak için harekete geçti.

Baseyr’in sürekli teşvikleri ve mali desteğiyle Freyteh, psikoloji okumak ve bildiklerini diğerlerine yardım için kullanmak amacıyla, Nablus’taki En-Necah Ulusal Üniversitesine geri döndü. O zaman sürecinde gördüğü fizik tedavisi, vücudunun üst kısmında hareket kabiliyetini yeniden kazanmasına yardımcı oldu, ancak bacakları tedaviye cevap vermedi.

Freyteh, durumunu şöyle anlatıyor:

“Tekerlekli sandalye üzerinde üniversiteye gitmek çok zordu. Derslere girmek korkunçtu. Eski bir üniversite olması sebebiyle, engelliler için erişimi yoktu. Üniversiteden arkadaşlarım beni kucaklayıp sınıfa çıkararak çok yardımcı oldu. Bazen öğretim görevlileri, benim için sınıflarını değiştirip giriş katına aldı. Üniversitedeki tekerlekli sandalyeli tek kişi bendim. Şu anda burada okuyan altı engelli öğrenci var ve üniversiteye erişim de daha iyi düzeyde. Tanrı’ya şükürler olsun ki, arkadaşlarım ve öğretmenlerim çok destekleyici davrandı.”

Aldığı diplomayla, şehir yönetimi için bir sosyal psikoloji projesi üzerinde çalışacağı yarı zamanlı bir iş bulabilen Freyteh, bu yıl Nablus ruh sağlığı merkezinde sosyal psikoloji danışmanı olarak ilk tam zamanlı işine başladı.

Sosyal psikolojik ve fiziksel her türlü aşamadan geçtiği ve diğerlerine nasıl destek verebileceğini bildiği için işe alındığı söyleyen Filistinli kadın, “O merkezde, var olduğumu hissediyorum. Yapabildiğim bir iş buldum” diyor.

Hikayesi çocuklarına da esin kaynağı olan ve şu anda oğlu 17, kızı 13 yaşına gelen Freyteh, bir kardeşinin, tekerlekli sandalyeyle yaşamaya uyumlu hale getirilen evinde yaşıyor.

“Artık çocuklarım benimle çok gurur duyuyor. İnsanların, ‘Güçlü bir anneniz var’ dediklerini görüyor ve duyuyorlar” ifadesini kullanan Freyteh, bu duruma gelinmesinde toplumun ve güçlü kadınların desteğinin payı bulunduğunu söylüyor.

AA

Popularity: 1% [?]

Töre ve namus intihara yönlendiriyor

16 Kasım 2010

Dicle Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Aytekin Sır, AA muhabirine yaptığı açıklamada, bölgede intihar oranlarının yüksek olduğunu, yaptıkları araştırmada özellikle kadınlarda intihar oranının erkeklere göre 2 kat fazla olduğunu saptadıklarını söyledi.

İntihara sürükleme veya olaya intihar görünümü vermenin de söz konusu olabileceğini belirten Sır, şöyle dedi:

”Kişi zehirli buğdaydan ekmek yapıyor, ondan sonra onu kadına yediriyor. Kadın fare zehiri içmiş diye hastaneye gönderiliyor. Bunların kurtarılması şansı olmuyor. Başka yöntemde de kadına ‘al namusunu temizle’ diyorlar. Bu işi kadına bırakıyorlar. Kadın psikolojik olarak intihara hazırlanıyor. Kadına kötü davranıyorlar, baskı kuruyorlar. Kadın psikolojik baskıya dayanamayarak intihar edebiliyor. Bunların ortaya çıkması çok zor. Çünkü kanıt yok. Bunu kanıtlamak çok zor. Özellikle kadınlara ait intihar vakalarının çok daha titizlikle incelenmesi gerekiyor.”

-”İNTİHAR DEĞİL CİNAYETTİ”-

Dicle Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü Başkanı Doç. Dr. Rüstem Erkan da 2000-2001 yılları arasında Batman’daki kadın intiharları üzerine araştırma yaptıkları zaman şüpheli bazı intihar vakalarının bulunduğunu, daha sonra aydınlanan bu intiharların, intihar değil de cinayet olduğunun tespit edildiğini söyledi.

Yüksekten atma, öldürüp intihar süsü verme, bir de intihara zorlananların bulunduğunu anlatan Erkan, en önemli olanının intihara zorlananlar olduğunu, herhangi bir nedenden dolayı özellikle bekaret, namus gibi meselelerinde bunların ortaya çıktığını kaydetti.

Aileden birinin zarar görmemesi için kadının intihara zorlandığını ifade eden Erkan, şöyle konuştu:

”Kadına diyorlar ki ‘sen intihar et’. Aileden biri suç işlemesin diye o işi kişinin kendisine yaptırıyorlar. İntihara zorlananlar var. Butür olayların özellikle kırsal kesimde üzerinin kapatılması çok daha kolay. Bölgede genç kız ve kadın intiharının yüksek olmasının nedeninin altında eşi, ebeveynler tarafından intihara zorlanma gibi bir durum da var. Sadece intihar edeceksin demek de değil. Kadının artık yaşamdan bıktıracak duruma getirilmesi, başka çıkış bulmaması, iyice kuşatarak da kadın intihara sürükleniyor. Örneğin evden dışarı çıkarmıyor, bir yere hapsediyor, sürekli kilitli tutuyorsa bu tür yollarla kadınlar intihara sürükleniyor. Bunların ortaya çıkması çok zor ve kayıtlara intihar olarak geçiyor. Aile tarafından öldürülerek intihar süsü verilen olaylar da var. Onların bir kısmı aydınlanıyor. Ama baskıyla intihara sürüklediği zaman kayıtlara intihar olarak geçiyor. Bunun maddi bir delili yoktur.”

-”SERT BİR DUVARLA KARŞILAŞIYORLAR”-

Erkan, silahla kadının intihar etmesinin çok az olduğunu, bu yöntemi genellikle erkeklerin kullandığını anlatarak ancak silahla intihar eden kadınların da ortaya çıktığını vurguladı.

Töre ve namus cinayetlerinin önüne geçmek için toplumsal yapının değişmesi gerektiğini, kadın ve ailenin üzerindeki kontrolün, geniş bir çevrenin kontrolü ve geniş bir çevrenin sorunu olarak görüldüğünü anlatan Erkan, bu nedenle işlerin bu noktaya getirildiğini bildirdi.

Çekirdek aile yapısı ve bireyleşmeyle bu sorunun giderilebileceğini belirten Erkan, bir kişinin davranışında bütün aşiretin sorumlu olması, karar alma mekanizmalarına bütün aşiretin girmesinin kadına yönelik baskıyı arttırdığını, aileler çekirdek aile yapısına dönüştükçe baskının ve kontrol mekanizmasının da azalacağını dile getirdi.

Bölgede özellikle Diyarbakır ve Batman’da hızlı bir değişim olduğunu, bu değişime direnen bir yapının bulunduğunu aktaran Erkan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

”Kadınların talebi yükselmiş. Değişmek isteyen, başka türlü yaşamak isteyen bir kadın var. Aynı zamanda da çok sert bir geleneksel yapı ile karşılaşıyor. Bu geleneksel yapı kırmaya çalışan bir yapı var. Bunu kırmaya çalışınca sert bir duvarla karşılaşıyor. Böyle olunca bu tür sorunlar ortaya çıkıyor. Ama değişim eğilimi yüksek.”

Özellikle genç kadın intiharlarına mutlaka şüpheyle bakılması gerektiğini dile getiren Erkan, ”Bir fail bulmadan öte o çevrede neler olmuş ona bakmak gerekiyor. Kadını o ortama getiren mutlaka bir yapı ve durum ortaya çıkmıştır. Onun için şüpheyle bakmak bu sorunun çözümü için de yararlıdır. Böyle durumları çok doğal karşılamamak lazım” diye konuştu.

-ŞEKİL VE YÖNTEM DEĞİŞTİ-

Bağlar Belediyesi Kardelen Kadın Evi Koordinatörü Mukaddes Alataş da kadın intiharında şüpheli vakaların bulunduğunu, cezalar ağırlaştırıldığı için töre ve namus cinayetlerinin şekli ve yönteminin değiştiğini söyledi.

Töre ve namus cinayetlerinin bazen 14-15 yaşındaki çocuklara yaptırıldığını, cezalar ağırlaştırılınca kadının ya intihara zorlandığını ya da intihar süsü verilerek öldürüldüğünü vurgulayan Alataş, bunların organizeli olduğunu belirtti.

Bütün vakalara şüpheyle baktıklarını anlatan Alataş, şöyle konuştu:

”Bir kadın intiharına şüpheli bakmak gerekiyor. Kadına yönelik çalışma yapan kurumların şüpheli bakması lazım. Şüphelerin bir araya getirmesi gerekiyor. Çoğunda zorlama var, mahalle baskı var. ‘Kim ne der’ gibisinden baskı var. Evin içerisinde tecrit edilme var. Kadınlar intihara itiliyor. Aile fertlerinden birinin cinayeti işlemesi ve intihar süsü verilmesi olayları da yaşanıyor. Mesela ‘kadın silahla kendisini vurmuş’ diyorlar. Kadın uzun namlulu bir silahı kendisine doğrultamaz. Kendisine doğrultsa bile eğer solak ise sağ eliyle kendisine ateş edemez. Böyle bir vaka vardı. Bir vakada da kadına önce tecavüz etmişlerdi, sonra da intihar süsü vererek öldürmüşlerdi. Ancak daha sonra Adli Tıp Raporunda ortaya çıktı.”

-GERÇEĞİN ORTAYA ÇIKMASI ÇOK ZOR-

Diyarbakır Barosu Kadın Komisyonu Başkanı Zeynep Atlı Alar ise özellikle intihara sürüklenen kadınlar konusunda olayın gerçek yüzünü öğrenemediklerini, bu tür olayların yargı boyutuyla ilgilendiklerini, bu tür vakaların şekil değiştirerek karşılarına çıktığını söyledi.

Genellikle bu tür olayların aile içi olduğu ve ailenin fail ile aynı görüş içerisinde olduğunu anlatan Alar, ”Bunun sebebini bizim bilmemiz çok zor oluyor. Bunlar planlanarak yapılıyor. Kaza veya intihar süsü veriliyor. Ama bu gerçeğin ortaya çıkması aile içi ve namus sorunu olduğu için çok zor oluyor ” dedi.

AA

Popularity: 22% [?]

Kadın ‘viagrası’nda hüsran!

16 Kasım 2010

Pfizer’in erkeklerde cinsel gücü artırmak için ürettiği Viagra’nın kadınlara yönelik bir versiyonu üzerinde çalışan ve bu alanda önemli mesafe kat eden Boehringer çalışmalarını durdurduğunu açıkladı. Alman şirketin bu kararında, ABD pazarına giremeyecek olması önemli rol oynadı. İlacın kadınların cinsel isteğini artırabileceğine ikna olmayan Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi, ilacın ABD pazarına girmesine müsaade etmeyeceğini açıkladı. İlacın faydalarını taahhüt ettiği gibi belgeleyemeyen Boehringer tüm çalışmalra son verdiğini duyurdu.

Sabah

Popularity: 13% [?]

Sitemizi kişi takip ediyor.Aşağıdaki kutucuğa e-posta adresinizi girin sitemize yeni eklenen içerikten haberiniz olsun...

Sitemize üye olduktan sonra, e-posta adresinize bir onay maili gelecek. O maili onaylamazsanız, üyeliğiniz tamamlanmaz. 

SohbetClub.Net Anket

How Is My Site?

View Results

Loading ... Loading ...