‘ Eden ’ kelimesi ile ilgili yazılar

Hacı adaylarının coşkulu yolculuğu müzikal oldu

16 Kasım 2010

Cemal Reşit Rey Konser Salonu’ndaki konserde, Abbasilerle başlayan ve Osmanlı döneminde zirveye çıkan Surre Alayı geleneği, ilahilerle aktarıldı.

İhsan Özer’in şefliğini yaptığı ve iki bölümden oluşan konser, hacca niyetle başladı. Konserin ilk bölümünde Recep ayının gelmesiyle çıkılan yolculukta konaklanan illere de müzikal anlamda ziyaret yapıldı. Miraç Kandili’nin de ihya edildiği ilk bölüm, Ramazan Bayramı ile sona erdi.

Salavatlarla başlayan konserin ikinci bölümü, Hz. Muhammed’e methiyeler düzülerek Medine’ye, ardından da Kabe’ye yapılan yolculuk ve sonrasında hac hadisesiyle devam etti. Konser, Kurban Bayramı ile son buldu.

Ayrıca konser sırasında eski surre alaylarından görüntüler sinevizyondan yansıtıldı.

Konserin, kısa bir süre önce genç yaşta vefat eden İstanbul Tarihi Türk Müziği Topluluğu üyelerinden Hafız Yahya Soyyiğit’e adandığı bildirildi.

-SURRE ALAYI-

Osmanlı Devleti’nde Yıldırım Bayezid ile başlayan ve ilk olarak Edirne’den gönderilen ”Surre Alayı” geleneğini diğer padişahlar da devam ettirdi.

Dini bayramları içerisine alan ve hac zamanı bitene kadar devam eden bu süreçte hacı adayları çeşitli merkezlerde toplanırdı. Bu insanlar Mekke ve Medine halkına ve oradaki mekanlara katkı sağlamak amacıyla mal ve paraları hediye olarak götürürdü. Surre Alayı’nın yolculuğu Recep ayının 12. gününde başlardı.

Hacıların Sarayburnu’ndan Üsküdar’a geçişiyle başlayan süreç, Selami Çeşme, Bağdat Caddesi üzerinden devam ederdi. Bu alay, kutlamalarla 3 koldan ilerler, bir kol İznik, Bursa, Eskişehir’den, bir kol Karadeniz tarafından, bir kol da ayrı yol izleyerek devam ederdi. Her uğradığı mekanda alaya yeni hacı adayları katılır, onların yanında yeni hediyeler de alaya eklenirdi.

Ramazanın 20. gününde bütün kollar birleşip Şam’da buluşur, orada Ramazan Bayramı kutlanırdı. Buraya ayrıca Kahire, Bağdat ve Bakü’den ekipler de katılır, bayramdan sonra hep birlikte Medine ve Mekke’ye gidilirdi.

Surre Alayı ile gönderilen paralar, Haremeyn’in masraflarına sarf edilirdi.

Alayla beraber paralar dışında gönderilen ve nadir bulunan kıymetli halılar, seccadeler, murassa avizeler, şamdanlar, paha biçilmez mushaf-ı şerifler, levhalar, puşideler (örtüler), gümüş perde halkaları, elbiseler, Mekke Emirine mahsus sırmalı ve işlemeli kaftan, mücevherli kılıç, inciden tesbih ve daha pek çok kıymetli hediye ise Mekke ve Medine’deki mübarek makamlara, seyyidlere, şeriflere, fakirlere, zahidlere hediye edilirdi.

Gönderilen hediyeyi alanlar, kendilerine göre, keselere zemzem, hurma gibi hediyeler koyarak surre ile geri gönderir, böylece karşılıklı hediyeleşilirdi.

Bu arada, Kahire’den gönderilen surre alayında yer alan yeni Kabe örtüsü merasimle eskisiyle değiştirilirdi. Mekke Emiri eski Kabe örtüsünü İstanbul’a gönderirdi. Bu Kabe örtülerinden İstanbul’da pek çok camide bulunuyor.

Surre alayları, 1864 yılına kadar kara, bu tarihten 1908′e kadar deniz, daha sonra da demiryoluyla gönderildi. Surre alaylarının sonuncusu 1915′de gönderildi. Daha sonra Mekke Emirinin isyanı (1916) ve toprakların elden çıkması sebebiyle gönderilen surre alayları yerine ulaşamadı.

AA

Popularity: 66% [?]

Çinlilerin halay merakı bir başka

16 Kasım 2010

 Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek, Şanghay’da ”Ankara Kültür Günleri” çerçevesinde Oriental Sanat Merkezi’nde düzenlenen etkinlikte yaptığı konuşmada, Türkiye ve Çin medeniyetlerinin dünyanın köklü ve zengin medeniyetleri arasında yeraldığını söyledi. Tarihin her döneminde bu iki köklü milletin yakın ilişkiler içinde bulunduğunu ifade eden Gökçek, yakın ilişki sonucu Türkiye ile Çin arasında ortak ilgi alanları oluştuğunu belirtti.

Çin’de uygulanan doğru ve istikrarlı ekonomi politikalarının, güçlü aile yapılarının ve çalışkan insanların dünyadaki hızlı değişimi lehlerine çevirebildiklerini anlatan Gökçek, şöyle devam etti:

”Çin dünya ekonomisinde ön sıralara çıkmış, öyle ki dünya ekonomisi Asya’ya doğru eksen değiştirmiştir. Mutlulukla belirtmek isterim ki iki ülke arasındaki yakın dostluk ve ekonomik ilişkiler yakın zamanda Çin Halk Cumhuriyeti Başbakanı’nın Türkiye ziyareti sırasında imzalanan sekiz anlaşma ile stratejik işbirliğine dönüşmüştür. Bu sayede iki ülke arasındaki iş hacminin 17 milyar dolardan 50 milyar dolara çıkarılması hedeflenmiştir. Ankara ve Şanghay bu büyümenin odağında yer almışlardır.

BM raporlarına göre tarihte ilk kez insanların yüzde 50′den fazlası kentlerde yaşamaya başlamış ve 21. yüzyıl kentler çağı olmuştur. Ankara ve Şanghay gerçekleştirdikleri kentsel dönüşüm, çevre, ulaşım ve sosyal projelerle dünya kentlerine örnek oluştururken, halklar arasında dostluk ve kültürel anlayışı arttırmaya yönelik kentler diplomasisinin de öncüleri olmuşlardır.”

Şanghay Belediye Başkanı Han Zheng ile Ankara’da görüştüklerini, dostluk ve işbirliği anlaşması imzaladıklarını anımsatan Gökçek, anlaşmaların kağıt üzerinde kalmadığını ve geçen yıl Ankara’da Şanghay Kültür Haftası düzenlediklerini belirtti. Ankaralıların Şanghay ve Çin kültürünü çok sevdiklerini ifade eden Gökçek, bu yıl da Şanghay’da Ankara Kültür Günleri düzenlendiklerini söyledi. Bu çerçevede geleneksel Türk dansları ve modern Türk müziğinden bir demet hazırladıklarını dile getiren Gökçek, ”Memnuniyetle izliyorum ki konuksever Şanghay halkı da Ankaralı kardeşlerime aynı ilgi ve alakayı gösteriyorlar” dedi.

-ÇİNLİ İŞ ADAMLARINA YATIRIM DAVETİ-

Şanghay halkının 10 gün önce sona eren Şanghay EXPO’daki Türkiye pavyonuna gösterdikleri ilgiden de memnun kaldıklarını bildiren Gökçek, ”EXPO tarihininde bir rekor olan ve 70 milyon kişinin katıldığı Şanghay EXPO’da Türkiye pavyonunu 7 milyon kişi ziyaret etmiştir” diye konuştu.

Dostluk ve kültürel ilişkilerin ekonomik işbirliğiyle desteklenerek, halkların refahını daha da arttırması gerektiğine inandığını anlatan Gökçek, ”Bu nedenle Çinli iş adamlarını Ankara’ya yatırıma davet ediyorum. Başta raylı sistemler ve tünel yollar olmak üzere ulaşım, tema parklar, kongre ve fuar merkezleri gibi geniş biz yelpazede, Ankara’da cazip yatırım fırsatları bulunuyor” dedi.

Gökçek ayrıca Ankara’nın Çin Çok Uluslu Şirketler Birliği tarafından ”Türkiye’nin En İyi Yatırım Yapılabilir Kenti” seçildiğini anımsatarak, Şanghay’da düzenlenen Ankara Kültür Günleri’nin aralarındaki ekonomik, kültürel ve dostluk ilişkilerine yeni bir ivme kazandıracağına inandığını söyledi.

Şanghay Halk Siyasi Danışma Konferansı Başkanvekili Wu You Ying ise Ankara’nın mesafe olarak uzak olduğunu, buna rağmen her iki ülke halkının çok eskiye dayanan ortak geçmişe sahip bulunduklarını söyledi.

Bu geçmişin önceleri İpek Yolu şimdi ise EXPO’da biraraya geldiğini ifade eden Ying, Şanghay’da düzenlenen Ankara Kültür Haftası etkinliğinin, 2 şehir ve halklar arasında olumlu etkiler yaratacağına inandığını dile getirdi. Ying, ”İnanıyorum ki bugün düzenlenen etkinlikte her iki ülke de kendi sanat gösterilerini dolu dolu sunacaklardır” dedi.

-ÇİNLİLERİN HALAYA İLGİSİ-

Konuşmaların ardından Ankara Büyükşehir Belediyesinin halk oyunları ekiplerince folklor, kına gecesi canlandırması, Karadeniz yöresi oyunları, Ankara misket havası, ecüş mecüş gösterileri sunuldu. Şangay Belediyesine ait ekipler de yöresel kıyafetlerle Çinlilere özgü halk oyunları ile Kurşun Asker gösterisi sergiledi.

Sanatçı Ferhat Göçer de aralarında Çince parçaların da yer aldığı bir konser verdi. Göçer’in şarkılarına zaman zaman eşlik eden Çinli ve Türk izleyiciler, Göçer’e yoğun sevgi gösterisinde bulundular.

Konser bitiminde Ferhat Göçer’in orkestrası tarafından çalınan Mehter Marşı ile 10. Yıl Marşı’na konseri izleyen Türkler eşlik etti.

Etkinlikte Türk halk oyunlarını izleyen Çinliler, konser salonundan ayrıldıktan sonra Şanghay Meydanı’nda, aralarında Türklerin de yer aldığı gruplarla beraber büyük bir keyifle halay çektiler. Halayda zorlanan bazı Çinlilere ritm tutma konusunda Türkler yardımcı oldu.

AA

Popularity: 71% [?]

Batman’da 5 boyutlu sinema keyfi

16 Kasım 2010

Funny Club’te 5 boyutlu sinemayı denemek isteyen vali ve emniyet müdürü, heyecanlı anlar yaşadı. Böylesi teknolojik bir eğlenceyi ilk defa gördüklerini ve denediklerini ifade eden Vali Turhan ve Emniyet Müdürü Bilim, heyecan ve eğlenceyi bir arada yaşadıklarını dile getirdiler.

Temmuz 2010′da Batman World Center AVM’de hizmete giren 5D Motıon Theater “Beş boyutlu sinema” çok kısa bir süre zarfında 7′den 77′ye herkesin ilgi odağı haline geldi. Çevre iller Diyarbakır, Van, Mardin ve Siirt başta olmak üzere, Batman’a gelen yerli yabancı turistler sinemada  heyecan, adrenal ve eğlenceyi bir arada yaşıyor.

AA

Popularity: 62% [?]

Süleymaniye’de 150 yıllık ‘ayet’ hatası

16 Kasım 2010

Projenin hat danışmanlığını yürüten Prof. Dr. Hüsrev Subaşı Süleymaniye Camisi’nin ana kubbesindeki yazıların 1860′lı yıllarda Sultan Abdülmecid zamanında görevlendirilen hattat Abdülfettah Efendi tarafından yazıldığını söyledi.

70 metre yüksekliğindeki bir camide 8 metre çapındaki bir kubbe yazısıyla ilk kez karşılaştığını anlatan Subaşı, kubbedeki yazının tuval üzerine değil, çinko üzerine yazılmış olduğunu gördüklerini ifade etti.

Yaptıkları çalışmada, birbirine monte edilen çinkolardaki çivilerin zamanla paslandığını ve hat yazılarının yüzde 65′inin ortadan kalktığını gördüklerini belirten Subaşı, daha önce alınan kalıp ve eski fotoğraflar üzerinden hareket ederek, yazının aslına uygun biçimde ihya edilmesini sağladıklarını anlattı.

Subaşı, yazının bir yerinde nakkaş veya hattat hatası gördüklerinde, bunların düzeltilmesi noktasında 5-6 hattatın müzakere ederek karar verdiğini belirtti.

PANDANTİFLERDEKİ İLGİNÇ DURUM

5.5 metre çapındaki pandantiflerin de usulüne uygun biçimde ihya edildiğini ifade eden Subaşı, şunları kaydetti:

kullan”Kıbleye yakın ön pandantifte ‘Başarıyı bana veren Allah’tır’ anlamında bir ayet var. Avluya yakın arka pandantifte de ”De ki ey Peygamber, her şeyi yaratan Allah’tır’ anlamında bir ayet var. İnsan camide böyle bir şey yazacak olsa, herhalde ‘Her şeyi yaratan Allah’tır’ ifadesini ön tarafa koyar, diğerini ise arka tarafa koyar bir nevi eserin imzası gibi. Bu durum bana mantıksız geldi ve bir arşiv araştırması yaptık. Yaptığımız araştırmada 1970 yılına ait bir fotoğraf bulduk ve ‘Her şeyi yaratan Allah’tır’ önde, ‘Başarıyı bana veren Allah’tır’ yazısı arkada. Bunların neye istinaden değiştirildiği yönünde hiç bir bilgi yok.”

AYETTEKİ EKSİK HARF

Ana kubbenin yazısının uygulamasında bir sıkışma gördüklerini, bunun hat kurallarına göre olmaması gerektiğini tespit ettiklerini belirten Subaşı, ”Yazı mükemmel yazılmıştı ancak 8 metre çapındaki bir yazı büyük bir alanı işgal ediyor. Dörde veya ikiye bölerek tozlamış olmalılar. Kalemkar ekibi, parça parça yazıyı tozlarken bir yerde sıkıştırmak zorundaydılar ve biz bunu fark ettik. Kendi hattatlar kurulumuzda bunun müzakeresini yaptık ve düzelttik” diye konuştu.

150 yıl önce ana kubbeye yazılan ayetin bir harfinin unutulduğunu gördüklerini anlatan Subaşı, Abdülfettah Efendi’nin en az 30 yazısını incelediklerini ve camideki yazıyı yazdığı zamanlardaki kompozisyonlarında yer alan ”h” harfini elle aldıklarını ve bu harfi olması gereken yerine koyduklarını belirtti.

Subaşı, 3-4 gün içinde iskelelerin tamamen sökülmüş olacağını ve caminin bayram namazına hazır hale getirileceğini sözlerine ekledi.

AA

Popularity: 38% [?]

4 bin yıllık tarihi kent gün yüzüne çıkıyor

16 Kasım 2010

Aydıntepe Belediye Başkanı Orhan Eraslan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, ilçelerinin sınırları içindeki tarihi yer altı şehrinin ortaya çıkartılıp, turizme kazandırılması amacıyla 12 yıl önce başlatılan çalışmaların sürdürüldüğünü belirterek, söz konusu kenti yer altı şehrinden çok yer altı kalesi olarak adlandırdıklarını ifade etti.

Kazı çalışmalarında elde edilen verilerle, söz konusu yerleşim yerinin sürekli yaşanan bir kentten öte savunma amaçlı ve tehlikeli zamanlarda kullanılan bir kale olarak kullanıldığını gösterdiğini ifade eden Eraslan, şu bilgileri verdi:

”1998′de bir inşaat kazısında bulunan yer altı kalesi yaklaşık olarak 50 metre civarlarındaydı. İlk belirlemelerde eski Roma yeni Bizans dönemine ait olabileceği söylendi. Atatürk Üniversitesi’ndeki sanat tarihçileri ile yapılan temizleme çalışmalarında yeni bulgular ve bazı duvar figürleri ortaya çıktı. Bu kazı çalışmalarında bulunan figürler buranın Roma-Bizans döneminden daha önceki dönemlere ait olduğunu ortaya koyuyor. Duvar figürleri daha ilkel inanışların olduğu dönemleri simgeliyor. Bunlar da bu yerleşim yerinin en az 3 bin yıllık olduğunu işaret ediyor. Yer altı kalesi odalar şeklinde, sokaklar ve geniş galerilerden inşa edilmiş. Yerleşim merkezinde 13 oda, 4 büyük galeri, 1 mutfak ve su ihtiyacının karşıladığı bir havuz bulunuyor.”

Eraslan, söz konusu yerleşim bölgesindeki kazılarda 3500-4000 yıllık mezarlar çıktığına da dikkati çekerek, ”Bu mezarlar anıt mezarlar şeklinde değil. Ölen kişilerin cesetleri yakılıp, toprak kaplar içerisine konmuş ve üzerelerinde de bir takım ziynet eşyası var. Gün ışığına çıkartılan eşyaların tamamı şu anda Erzurum Müze Müdürlüğünde. Bu alanda yapılan çalışmalarda en büyük özveriyi biz gösterdik. Ama tabi ki bu bizim gibi belediyelerin kapasitesinin çok üzerinde bir çalışma. Buradaki çalışmalara 200 bin liradan fazla para harcadık” şeklinde konuştu.

-YERLEŞİM YERİNİN BİR KISMI ORTAYA ÇIKARTILDI-

Tarihi yerleşim bölgesindeki yaklaşık bin metrekarelik bir alanı tamamen temizleyerek gün ışığına çıkarttıklarını ifade eden Belediye Başkanı Orhan Eraslan, sözlerine şöyle devam etti:

”Bundan sonraki çalışmalarımızda yer altı kalesindeki odalarda cansız mankenlerle figürler oluşturacağız. Daha sonra bölgeye ait eşyaların sergilendiği alanlar oluşturacağız. Burada yapacağımız en önemli çalışmalardan biri de yer altı kalesinin aydınlatılması olacak. Yapacağımız yeni aydınlatma tarihi alana zarar vermeyecek ve otantik yapısını bozmayacak. Bu çalışmaları bu kışın bitireceğiz. İçeride zaman zaman sergiler de düzenleyeceğiz. Bu çalışmaları bitirdiğimizde sadece Bayburt’un değil bölgeninde turist sayısında önemli ölçüde artış olacağını düşünüyoruz.”

Kazı çalışmaları sürdürülen alanda, yer altı kalesi dışında başka eserlerin de varlığını tespit ettiklerini söyleyen Eraslan, ”Bu eserler üzerinde de çalışmalarımız sürüyor. Ama öncelikle temizlenen alanı hizmete açmak için titiz çalışma yürütüyoruz. Tespit ettiğimiz diğer alanlara şimdilik dokunmayacağız. Bu alanların bir kısmı şehrin içerisinde diğer bir kısmı da şehrin dışında. Özellikle şehrin kuzeydoğu kısmında mevcut yer altı kalesinin 2 bin metre ötesinde tespit ettiğimiz bir yer var, bunlar bizi heyecanlandırıyor. Oralara da zamanla gireceğiz ancak öncelikli olarak ortaya çıkartılan alanı iyi bir şekilde tanıtmalıyız” diye konuştu.

Eraslan, bulunan tarihi yer altı kalesini istedikleri şekilde turizme kazandırmak için 1 milyon liraya ihtiyaçları olduğunu bildirerek, ”Ben inanıyorum ki bunların hepsi olacak ve burası hak ettiği ölçüde tanınacaktır” dedi.

AA

Popularity: 46% [?]

Romalılar enflasyonla böyle mücadele etmiş

16 Kasım 2010

Kenan Gürbüz‘ün haberi  

Pamukkale Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi ve Stratonikeia Antik Kenti Kazı Başkanı Doç. Dr. Bilal Söğüt, antik kentteki 2010 yılı kazı çalışmalarının 15 Haziran’da başladığını belirterek, ilk olarak Kuzey Şehir Kapısı’nın yer aldığı bölgeye odaklandıklarını bildirdi.

Bu süreç içinde Kuzey Şehir Kapısı’ndan kent merkezine doğru devam eden anıtsal caddeyi açtıklarını kaydeden Sögüt, bu sırada 3 bin yıllık tarihsel sürecinin her dönemine ait eserlere ulaştıklarını belirtti. Kazı çalışmalarının yapıldığı alanın, 2500 yıl önce bölgenin yerli halkı olan Kayralıların toplandığı yer olduğunu anlatan Söğüt, ”Hekatomnos ailesi ve özellikle Pers Satrabı Maussolos’un çok önem verdiği kentlerden birisi burasıdır. Burası aynı zamanda antik dönemin en önemli birliklerinden birisi olan Atika Deniz Birliği’ne para veren bölgedeki birkaç kentten birisidir. Bu kültür zenginliğini başka bir antik kentte bulmak imkansız. Ayrıca burası tam anlamıyla yaşayan bir tarih köyü. Antik dönem ile Osmanlı ve Cumhuriyet Dönemi eserlerinin birlikte dimdik ayakta durduğu tek antik kent Stratonikeia’dır” diye konuştu.

kullan

-ROMALILARIN ”ENFLASYONLA MÜCADELE” YÖNTEMİ-

Stratonikeia Antik Kenti’ndeki bulgulara göre Romalıların asırlar önce enflasyonla mücadele ettikleri bilgisini veren Kazı Başkanı Doç. Dr. Bilal Söğüt, sözlerine şöyle devam etti:

”M.S. 301 yılında burada satılan tüm ürünlerin adlarını meclis binasının duvarlarına Latince yazmışlar. Ortaya çıkan tarihi bulgulara göre satılan ürünlerin fiyatı enflasyonla mücadele kapsamında sabitlenmiş ve herkes belirlenen fiyatlara göre ürünlerini satıyormuş. Bunun dışında 5 liralık bir ürünü 3 liraya vermek istiyorlarsa, bunun 2 lirasını bir zengin karşılıyormuş. Satıcı 5 liraya satıyor, tüketici 3 liraya alıyor, aradaki farkı bir zengin karşıladığı için sorun yaşanmıyormuş. Yani dönemin zenginleri fiyatları sübvanse ediyorlarmış. Günümüzden yaklaşık bin 709 yıl önce Romalılar, fiyatları sabitleyerek enflasyonun önüne geçmişler. Ayrıca o döneme ait ekonomik hayatla ilgili önemli bilgilere ulaştık. Bir mermer ustasının çalışması karşılığı kaç para alacağı bile belirlenmiş.”

kullan

Romalıların enflasyonla mücadele yöntemlerinin bugün de geçerliliğini koruduğunu vurgulayan Söğüt, ”Fiyatlar artmadığı sürece Romalıların 1709 yıl önce enflasyonla mücadele amacıyla başvurduğu yöntemler günümüze uyarlanabilir. Özellikle domates ve et fiyatları konusunda sübvanse yönetimine başvurulabilir. Önemli olan fiyatların tüketiciye yansıması. Sübvanse işlemini devlet veya zenginler yapabilir” dedi.

-STRATONIKEIA ANTİK KENTİ-

Karia Bölgesi’nin en önemli kentlerinden biri olan Stratonikeia, Helenistik, Roma, Bizans, Anadolu Beylikleri, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerinde adından söz ettiren önemli bir antik kenttir.

kullan

Söz konusu dönemlerin her birine ait onlarca tarihi yapıyı hala antik kent içinde görmek mümkün. Kenti ziyaret edenler, Hellenistik ve Roma dönemi ile Osmanlı dönemine ait yollardan yürüyüş yapabilir. Antik kentin gözde mekanlarından biri de Beylikler dönemine ait Türk Hamam ile 18′inci yüzyıla ait Ağa Konakları ve Yaşayan Osmanlı Köy Meydanı turistlerin ilgi odağı olmayı sürdürüyor.

Yatağan Kaymakamlığının, Stratonikeia Antik Kenti’nin dünyaya tanıtılması için 2009 yılında başlattığı çalışmalar ise devam ediyor. Kentin adının verildiği Stratonike ile Antiokhos’un aşkını anlatan bir tablo yaptırılarak, kentin tanıtımı için Bodrum-Yatağan karayolundan Stratonikeia Antik Kenti’ne ayrılan yol kavşağına yerleştirilmiş.

kullan

Ayrıca ilk kez bu sene düzenlenen ”Karsanat Stratonikeia Barok Festivali” kapsamında Karya Barok Topluluğu, 3 bin yıllık Stratonikeia Antik Kenti’nde çıplak sesle konser vermiş ve konsere vatandaşlar yoğun ilgi göstermişti. Bu konser ile Stratonikeia Tiyatrosu’nun 1650 yıllık sessizliği de son bulmuştu.

Bölgede Kasım ayının sonuna kadar sürecek kazı çalışmalarını yaklaşık 35 kişilik bir ekip yürütüyor. Bu yıl ki kazılarda gün ışığına çıkarılan sütunlar yapılan bir çalışma ile ayağa kaldırılarak, orijinal şekillerine zarar vermeden bulundukları noktalara yerleştirildi.

Kazı çalışmalarına Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Muğla Valiliği destek veriyor.

(aa)

Popularity: 42% [?]

Kanalizasyondan İmp. 3. Gordianus çıktı

16 Kasım 2010

Pamukkale Üniversitesi (PAÜ) Fen Edebiyat Fakültesi Dekanı ve Laodikya Kazı Heyeti Başkanı Prof. Dr. Şimşek, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Laodikya’da yılın 12 ayı kazı çalışmalarını sürdürdüklerini belirterek, 2010 yılı kazı çalışmalarının da kesintisiz olarak devam etmekte olduğunu bildirdi.

2010 yılında Tapınak A, Asopos Tepesi, Stadyum, Tapınak Doğu Sokağı ve 2 kilisede kazı çalışmalarının yapıldığını ifade eden Şimşek, kazıların en büyük finans kaynağının Denizli Belediyesi, Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Pamukkale Üniversitesi olduğuna işaret etti.

Laodikya’da 8 yıldır devam eden kazı ve restorasyon çalışmalarıyla antik kentte birçok alanın ortaya çıkarıldığını ve gezilip görülen ören yerleri içine girdiğini ifade eden Şimşek, ”Tapınak A’da kanalizasyon kazısında asker imparator Gordianus III’e ait olduğu düşünülen çok kaliteli bir mermer baş ele geçti. Bu baş Laodikya heykel atölyesinin kaliteli ürünleri arasında yer alıyor ve Aphrodisiasla yarışacak nitelikte” diye konuştu.

Şimşek, heykel başının Tapınak A’da 2005 yılında kanalizasyon kapağı olarak kullanılan heykele ait olduğunu belirtti.

Heykel başının, M.S. 225 ile 244 yılları arasında yaşayan ve M.S. 238-244 arasında hüküm süren Roma imparatoru 3. Gordianus’a ait olduğunu ve kanalizasyon kazılarında 5 yıl önce bulunan başsız mermer gövdeye ait olduğunu tahmin ettiklerini vurgulayan Şimşek, 4.yüz yılda çok tanrılı dinlerden Hristiyanlığa geçildiği o dönemlerde heykellerin parçalanarak kanalizasyona atıldığını, bunun da onlardan biri olduğunu düşündüklerini ifade etti.

Şimşek, ”Ayrıca Tapınak A’da dinsel seremoniler için kullanılan sunak masasına ait aslan bacak ele geçti. Diğer taraftan Doğu sokağında Helenistik döneme ait yunuslu Eros heykeli bulundu. Diğer bir mermer eser Eros başı ve Şarap tanrısı Dionysos’un eşi Ariadne’ye ait uyuyan tipte baş bulundu. Heykeller yönünden 2010 yılında Laodikya’da zengin buluntular elde ettik. Laodikya, Anadolu’nun Efes’ten sonra en büyük antik kenti. Tapınak A’daki çalışmalarımız bitmek üzere. Burada bir arkeoloji parkı oluşturmak istiyoruz. Buranın dünyaya tanıtılmasına büyük önem veriyoruz” dedi.

Şimşek, yazın 250 kişilik geniş ekiple devam eden kazı çalışmalarının şu an 85 kişilik bir ekiple sürdürüldüğünü kaydetti.

AA

Popularity: 37% [?]

Mersin’de taş heykel sempozyumu

16 Kasım 2010

Sempozyum Düzenleme Kurulu Başkanı ve MEÜ Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Berika İpekbayrak, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türkiye ile toplam 8 ülkeden gelen 10 sanatçının katılımı ile devam eden sempozyumun, başarılı bir şekilde sürdüğünü söyledi.

Bir haftadır devam eden çalışmalar neticesinde heykellerin şekillenmeye başladığını ifade eden İpekbayrak, sempozyum sayesinde, heykel bölümünde eğitim gören öğrenciler için deneyim kazandıklarına işaret ederek, ”Öğrencilerimiz bu sempozyumla birlikte dünyanın çeşitli ülkelerinden gelen sanatçılarla tanışma fırsatı bulurken, aynı zamanda onların deneyiminden de faydalanıyorlar. Üniversitede bulunan öğrencilerimiz buraya gelerek heykel yapımında kullanılan aletlere aşinalıkları artıyor, mesleklerini mutfakta görme fırsatını buluyorlar” dedi.

Sempozyuma katılan sanatçılara geziler düzenleyerek onlara aynı zamanda Türkiye’nin tarihi ve kültürel zenginliklerini anlatmak istediklerini ifade eden İpekbayrak, şunları kaydetti:

”Sanatçılarımızı her yıl ülkemizin güzelliklerini anlatmak için değişik yerlere geziler düzenliyoruz. Sanatçılarımızı geçen yıl Kapadokya’ya götürdük. Bu yıl Mersin’deki tarihi ve kültürel yerlerini gezdireceğiz. Bazı sanatçılarımız ülkemizin güzellikleri karşısında hayretlerini gizleyemiyor, bazıları da önümüzdeki yıllarda buraya yerleşmeyi düşündüklerini söylüyorlar. Ülkemize karşı Avrupa’daki ön yargıları kırmak için herkes üzerine düşeni yapması gerekir. Yani sempozyum, aynı zamanda ülkemiz için gönüllü turizm elçileri yetiştiriyor.”

30 Kasıma kadar sürecek olan sempozyum kapsamında yapılacak heykeller, daha sonra kentin farklı noktalarına yerleştirilecek.

AA

Popularity: 35% [?]

Dünya yıldızlarına Şeb-i Aruz’a gel daveti

16 Kasım 2010

Rıfat Yerlikaya’nın haberi

Konya’da 7-17 Aralık tarihleri arasında gerçekleştirilecek Mevlana’nın 737. Vuslat Yıl Dönümü törenlerinin hazırlıkları devam ediyor.

Bu yıl 11 günde 16 sema programının gerçekleştirileceği törenlere az bir zaman kala Konya Büyükşehir Belediyesi de törenlere katılmaları için dünyaca ünlü sporcu, aktör ve şarkıcıya davetiyeler göndermeye başladı.

Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Akyürek, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Konya’nın bir sevgi ve hoşgörü şehri olduğunu söyledi.

Bunu da Hz. Mevlana’nın çağları aşan evrensel anlayışına borçlu olduklarını ifade eden Akyürek, ”Şehrimizde her yıl Aralık ayında yapılan törenlerde binlerce yerli ve yabancı misafiri ağırlıyoruz. Onlara, Mevlana ikliminde yetişmiş insanların misafirperverliğini en güzel şekilde gösteriyoruz” dedi.

ROBERT DE NİRO VE JULİETTE BİNOCHE’YE ”GEL” ÇAĞRISI…

Akyürek, Şeb-i Arus törenlerinin, içeriği, katılımcı sayısı ve verdiği mesaj bakımından şu anda dünyanın en önemli kültür etkinliği konumunda olduğunu vurgulayarak, şunları kaydetti:

”Bu törenler giderek daha çok dünya çapına yayılıyor. Sevgi, barış ve kardeşliğe her zamankinden fazla ihtiyaç duyulan bugünün dünyasında daha çok kabul görüyor. Biz de bu konuda şehir olarak gereken tanıtım çalışmalarını yerine getiriyoruz. Bu yıl Aralık ayında yapılacak törenlere de geçmiş yıllarda olduğu gibi bu yıl da yine birçok yerli ve yabancı devlet adamı, dini lider, büyükelçi ve sanatçı katılacak. Törenler için Amerikalı ünlü aktör Robert De Niro, ünlü aktör Will Smith, ünlü Fransız düşünür Roger Garaudy, dünyaca ünlü basketbolcu Shaquille O’Neal, İngiltere’nin eski Başbakanı Tony Blair’in eşi Cherie Blair’in Müslüman olan kız kardeşi Lauren Booth, Yusuf İslam, Zinadine Zidane, Fransız sinamasının ünlü oyuncularından, en iyi kadın oyuncu ödülünü ”Certified Copy” filmindeki rolüyle alan Juliette Binoche, Hillary Clinton, futbolcular Nicolas Anelka, Zinedine Zidane ve Frank Ribery davetiye gönderildi.”

Akyürek, törenlerin, Hazreti Mevlana’nın yüzyıllar öncesinden ortaya koyduğu evrensel barış ve hoşgörü anlayışının tüm dünyada yayılmasına, acıların, savaşların ve ayrımcılıkların sona ermesine vesile olmasını diledi.

AA

Popularity: 19% [?]

Mesir Macunu için ünlü yönetmene teklif

16 Kasım 2010

‘Manisa 1. Altın Üzüm Kısa Film Festivali’nde finale kalan eserlerin gösterimi için Manisa’ya gelen yönetmen Sinan Çetin, Manisa Belediye Başkanı Cengiz Ergün’ü makamında ziyaret etti.

Ziyarette Çetin, Manisa Belediyesi’nin film festivali düzenlemesinin ve kısa filmi ön plana çıkarmasının oldukça önemli olduğunu vurgulayarak, ”Bu sayede Manisa, ülkemize yeni ve genç yönetmenler kazandırabilir. Artık Manisa’dan yönetmenler ithal edilmeli” dedi.

Festivale katılan 270 filmi merakla beklediğini de ifade eden Çetin, Şehzadeler Şehri olarak anılan Manisa’nın yakın gelecekte artık yönetmenler şehri olarak ta anılabileceğini söyledi.

Belediye Başkanı Cengiz Ergün, Manisa Belediyesi olarak sanata büyük önem verdiklerini belirterek, Sinan Çetin’e içerisinde Manisa’yı tanıtıcı ürünlerin yer aldığı çanta hediye etti.

Kendisine hediye edilen mesir macunlarını merakla açan Yönetmen Sinan Çetin, Mesir Macunu’nun önemli bir marka olduğunu ve bunun üzerine bile film yapılabileceğini söyledi. En kısa zamanda Manisa’da bir film çekmek istediğini anlatan Sinan Çetin’e Ergün, gelecek yıl ki Mesir Festivali’nde temsili Merkez Efendi olması yönünde teklif götürdü.

Ünlü yönetmen Çetin, Manisa Şehir Tiyatrosu’nda da ‘Manisa 1. Altın Üzüm Kısa Film Festivali’de finale kalan 60 eserin gösterimini de izledi.

Burada finale kalan kısa filmlerin yönetmenleri ile bir söyleşi yapan Çetin, kısa filmlerin en kısa olanının makbul olduğunu ancak, kısa filmlerin uzun çekilmesinin bu alandaki en büyük problemlerden biri olduğunu söyledi.

Bir filmin güzel ve başarılı olması için yönetmeninin iyi olmasının çok önemli bir etken olduğuna dikkat çeken Çetin, ”Bir film, yönetmen kötü ise asla güzel olamaz. Bunun dünyada bir örneğine rastlamadım. Senaryo iyi, oyuncular iyi, kameraman iyi, prodüksiyon iyi, film kötü, bu nasıl oluyor. Bunun bir tek cevabı vardır. Çünkü yönetmen kötüdür. Yönetmen doğulur, yönetmen olunmaz. Sonradan ben yönetmen olacağım, canım yönetmenlik yapmak istiyor, diyerek yapılacak bir iş değil. Dünyanın en tatsız, zor işlerinden biridir” diye konuştu.

AA

Popularity: 37% [?]

Sitemizi kişi takip ediyor.Aşağıdaki kutucuğa e-posta adresinizi girin sitemize yeni eklenen içerikten haberiniz olsun...

Sitemize üye olduktan sonra, e-posta adresinize bir onay maili gelecek. O maili onaylamazsanız, üyeliğiniz tamamlanmaz. 

SohbetClub.Net Anket

How Is My Site?

View Results

Loading ... Loading ...