‘ Diye ’ kelimesi ile ilgili yazılar

Osmanlı’nın unutulup giden bayram adetleri

16 Kasım 2010

”BAYRAMLIKLARIYLA SOKAĞA ÇIKAN ÇOCUKLARA ARİFE ÇİÇEĞİ DENİRDİ”

Bayramların bilhassa çocuklar için ayrı bir yeri olduğuna değinen tarihçi Demirel, ”bayramlıklarıyla sokakta gezen çocuklara halk, arife çiçeği derdi.” dedi. Demirel, Osmanlı’dan gelen ‘Arife Çiçeği’ kavramını, bayramdan birkaç gün önce yapılan alışverişten sonra çocukların sabırsızlanarak giysilerini bayramdan 1 gün önce yani Arife günü giyerek dolaşması olarak açıkladı.

”PADİŞAH ÖNCE ANNESİYLE BAYRAMLAŞIRDI”

Demirel, Osmanlı’da bayram tebriklerinin ‘Saray’ ve ‘Halk’ şeklinde olarak 2 şekilde olduğunu söyledi. Saraydaki törenin, dünyanın ‘en tatlı acı tören geleneği’ olarak değerlendiren Demirel, Osmanlı’daki tören geleneğinin çok ağır olmasına rağmen herkesin zevk aldığını söyledi.

Osmanlı’da Sultanın bayram namazı için camiye gelişiyle başlayan bir tören anlayışına sahip olduğunu dile getiren Demirel, bütün Osmanlı padişahlarının bu duruma riayet ettiklerini ifade etti. Demirel, Saraya dönen padişahın önce annesinin elini öpüp ardından diğer aile efradıyla bayramlaştığını söyledi. Padişahın, bayram tebriğinin ardından güzel işlemeli keselerle çocuklara para saçarak onları sevindirdiğini söyleyen Demirel, padişahların yeniçeriye ayrı bir ihtimam gösterdiklerini söyledi. Bütün devlet erkanıyla bayramlaşan padişahın Ehl-i Beyt’e ayrı bir özen gösterdiğini de ekledi.

BAYRAM NAMAZI SONRASI MEZARLIK ZİYARETİ YAPILIRDI

Bayram namazından sonra mezarlık ziyareti yapıldığını söyleyen Demirel, Osmanlı medeniyetinin şekillenmesinin ‘Akl-ı selim, Kalb-i selim ve Zevk-i selim’ olarak 3 sac ayağı olduğuna dikkat çekti. Demirel, ”Cami, mezarlık ve ev. Bunlardan mutlaka şehirlerde ya da köylerde cami vardı ve mezarlıklar da buralara çok uzak yapılmamıştır ki dünyevileşme, sekülerleşme olmasın.” diye konuştu. 

Büyük merkezlerde, mutlaka küçük de olsa bir kabristan bulunduğuna dikkat çeken Demirel, buraların namaz sonrası ziyaret edilmesinin uhrevileşmeyi sağladığına dikkat çekiyor. Demirel, bu ziyaret yolu üzerindeki ev sahiplerinin de yemek hazırlayarak ziyaret dönüşünde misafir ağırladığını söyledi.

”KURBAN ETİ HEMEN YENMEZDİ”

Kurban etinin biraz dinlendirildiğini söyleyen Demirel, kanlı etin yenmesinin İslam dininde caiz olmadığını hatırlattı. Demirel, kurban etinin 3′e bölündüğünü ifade ederek, bunu, kendi aile efradı, fakirlere dağıtma, eş ve dostlarıyla paylaşma olarak açıkladı. Osmanlının et bekletme geleneğinin olmadığına dikkat çeken Demirel, Kurban Bayramı’nın öncelikle İslam alemine ve bütün dünyaya mutluluklar getirmesi temennisinde bulunurken, insanlar birbirlerini ziyaret etmelerini, özellikle yaşlı insanları ziyaret etmeleri konusunda hassas olmalarını dile getirdi. Demirel, “Kurban keserken Hz. İsmail’i (a.s) düşünerek kurbana insanca muamele etmelerini hatırlatmayı da ihmal etmedi.

CİHAN

Popularity: 51% [?]

Bir çocuk, 6 köpek mumyası bulundu

16 Kasım 2010

Mumyaların Lima’nın 25 kilometre güneyindeki Pachacamac arkeolojik alanında yer alan İnka piramitlerinden birinin içinde bulunduğu belirtildi.

Hayvan mumyalarını inceleyen veterinerler, köpeklerin Peru’da yaygın olan iki köpek türünden olmadığını kaydetti. Köpeklerin cinsini belirlemek için araştırmaların sürdüğünü bildiren arkeolog Jesus Holguin, “Mumyalanmış köpekler iyi durumda, tüyler ve çene kemiği olduğu gibi korunmuş” diye konuştu.

Veteriner Enrique Angulo ise “Bulunan köpeklerin güçlü çene kemiği, bunların evcil av köpekleri olduğunu gösteriyor” dedi.

Uzmanlar, köpeklerin de muhtemelen çocuk gibi kurban edildiğini düşünüyor. Köpekler üzerinde yapılan araştırmanın bunu netleştireceği kaydediliyor.

Pachacamac bölgesinde 1400-1530 yılları arasında İnka kültürü hakimdi.

AA

Popularity: 37% [?]

Romalılar enflasyonla böyle mücadele etmiş

16 Kasım 2010

Kenan Gürbüz‘ün haberi  

Pamukkale Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi ve Stratonikeia Antik Kenti Kazı Başkanı Doç. Dr. Bilal Söğüt, antik kentteki 2010 yılı kazı çalışmalarının 15 Haziran’da başladığını belirterek, ilk olarak Kuzey Şehir Kapısı’nın yer aldığı bölgeye odaklandıklarını bildirdi.

Bu süreç içinde Kuzey Şehir Kapısı’ndan kent merkezine doğru devam eden anıtsal caddeyi açtıklarını kaydeden Sögüt, bu sırada 3 bin yıllık tarihsel sürecinin her dönemine ait eserlere ulaştıklarını belirtti. Kazı çalışmalarının yapıldığı alanın, 2500 yıl önce bölgenin yerli halkı olan Kayralıların toplandığı yer olduğunu anlatan Söğüt, ”Hekatomnos ailesi ve özellikle Pers Satrabı Maussolos’un çok önem verdiği kentlerden birisi burasıdır. Burası aynı zamanda antik dönemin en önemli birliklerinden birisi olan Atika Deniz Birliği’ne para veren bölgedeki birkaç kentten birisidir. Bu kültür zenginliğini başka bir antik kentte bulmak imkansız. Ayrıca burası tam anlamıyla yaşayan bir tarih köyü. Antik dönem ile Osmanlı ve Cumhuriyet Dönemi eserlerinin birlikte dimdik ayakta durduğu tek antik kent Stratonikeia’dır” diye konuştu.

kullan

-ROMALILARIN ”ENFLASYONLA MÜCADELE” YÖNTEMİ-

Stratonikeia Antik Kenti’ndeki bulgulara göre Romalıların asırlar önce enflasyonla mücadele ettikleri bilgisini veren Kazı Başkanı Doç. Dr. Bilal Söğüt, sözlerine şöyle devam etti:

”M.S. 301 yılında burada satılan tüm ürünlerin adlarını meclis binasının duvarlarına Latince yazmışlar. Ortaya çıkan tarihi bulgulara göre satılan ürünlerin fiyatı enflasyonla mücadele kapsamında sabitlenmiş ve herkes belirlenen fiyatlara göre ürünlerini satıyormuş. Bunun dışında 5 liralık bir ürünü 3 liraya vermek istiyorlarsa, bunun 2 lirasını bir zengin karşılıyormuş. Satıcı 5 liraya satıyor, tüketici 3 liraya alıyor, aradaki farkı bir zengin karşıladığı için sorun yaşanmıyormuş. Yani dönemin zenginleri fiyatları sübvanse ediyorlarmış. Günümüzden yaklaşık bin 709 yıl önce Romalılar, fiyatları sabitleyerek enflasyonun önüne geçmişler. Ayrıca o döneme ait ekonomik hayatla ilgili önemli bilgilere ulaştık. Bir mermer ustasının çalışması karşılığı kaç para alacağı bile belirlenmiş.”

kullan

Romalıların enflasyonla mücadele yöntemlerinin bugün de geçerliliğini koruduğunu vurgulayan Söğüt, ”Fiyatlar artmadığı sürece Romalıların 1709 yıl önce enflasyonla mücadele amacıyla başvurduğu yöntemler günümüze uyarlanabilir. Özellikle domates ve et fiyatları konusunda sübvanse yönetimine başvurulabilir. Önemli olan fiyatların tüketiciye yansıması. Sübvanse işlemini devlet veya zenginler yapabilir” dedi.

-STRATONIKEIA ANTİK KENTİ-

Karia Bölgesi’nin en önemli kentlerinden biri olan Stratonikeia, Helenistik, Roma, Bizans, Anadolu Beylikleri, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerinde adından söz ettiren önemli bir antik kenttir.

kullan

Söz konusu dönemlerin her birine ait onlarca tarihi yapıyı hala antik kent içinde görmek mümkün. Kenti ziyaret edenler, Hellenistik ve Roma dönemi ile Osmanlı dönemine ait yollardan yürüyüş yapabilir. Antik kentin gözde mekanlarından biri de Beylikler dönemine ait Türk Hamam ile 18′inci yüzyıla ait Ağa Konakları ve Yaşayan Osmanlı Köy Meydanı turistlerin ilgi odağı olmayı sürdürüyor.

Yatağan Kaymakamlığının, Stratonikeia Antik Kenti’nin dünyaya tanıtılması için 2009 yılında başlattığı çalışmalar ise devam ediyor. Kentin adının verildiği Stratonike ile Antiokhos’un aşkını anlatan bir tablo yaptırılarak, kentin tanıtımı için Bodrum-Yatağan karayolundan Stratonikeia Antik Kenti’ne ayrılan yol kavşağına yerleştirilmiş.

kullan

Ayrıca ilk kez bu sene düzenlenen ”Karsanat Stratonikeia Barok Festivali” kapsamında Karya Barok Topluluğu, 3 bin yıllık Stratonikeia Antik Kenti’nde çıplak sesle konser vermiş ve konsere vatandaşlar yoğun ilgi göstermişti. Bu konser ile Stratonikeia Tiyatrosu’nun 1650 yıllık sessizliği de son bulmuştu.

Bölgede Kasım ayının sonuna kadar sürecek kazı çalışmalarını yaklaşık 35 kişilik bir ekip yürütüyor. Bu yıl ki kazılarda gün ışığına çıkarılan sütunlar yapılan bir çalışma ile ayağa kaldırılarak, orijinal şekillerine zarar vermeden bulundukları noktalara yerleştirildi.

Kazı çalışmalarına Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Muğla Valiliği destek veriyor.

(aa)

Popularity: 47% [?]

Fatih Akın’ın filmine ödül

16 Kasım 2010

Lübeck tiyatro salonundaki ödül törenine Fatih Akın, filmin yapımcılarından Klaus Maeck, filmin başrol oyuncularından Pheline Roggan, sanatçılar, Hamburg eyaleti Kültür Bakanı Reinhard Stuth ile eşi Hristiyan Demokrat Birlik partisi (CDU) Hamburg eyalet meclisi ve partinin uyum sözcüsü Bettina Machaczek, Schleswig-Holstein eyaleti Eğitim ve Kültür Bakanı Ekkehard Klug ile çok sayıda davetli katıldı.

Törende ayrıca, “Bis nichts mehr bleibt” filmine en iyi film ödülü, “Zwiebelfische Jimmy Ernst Glückstadt – New York” filmine en iyi belgesel filmi ödülü, “Bella Block – Vorsehung” filmine de en iyi televizyon filmi ödülü verildi.

Ödül töreninde konuşan Hamburg Eyaleti Kültür Bakanı Stuth, ödüllerin açıklanması sırasında, aralarında Akın’ın da bulunduğu bir grup sanatçı tarafından protesto edildi. Sanatçılar, “Altona Müzesi kapatılmamalı” diye bağırdı.

Akın, ödül töreninden sonra gazetecilere yaptığı açıklamada, Hamburg eyaletinin Kültür Bakanını bir grup sanatçı arkadaşıyla birlikte protesto ettiklerini belirterek, “Altona Müzesi tasarruf gerekçesiyle kapatılmak isteniyor. Bakanı yuhaladım. Müzeler, kütüphaneler kapatılamaz. Ben kütüphanelerde yetiştim. Kütüphaneler olmasaydı bugün bu seviyelere gelemezdim. O dönemlerde evimizde çok kitap yoktu. Annem beni kütüphanelere yazdırmıştı” dedi.

“Soul Kitchen” (Aşka Ruhunu Kat) filminin kendisi için ayrı ve özel bir anlam taşıdığını ifade eden Akın, şunları anlattı: “Bu film bir krizden ortaya çıktı. Çok sevdiğim bir arkadaşımı İstanbul’da kaybetmiştim. Bu duruma çok üzüldüm. Beni bu film krizden çıkardı, yeni alanlar yarattı.”

Bir gazetecinin Almanya Cumhurbaşkanı Christian Wulff’un “İslamiyet Almanya’ya aittir” şeklindeki açıklamasını hatırlatması üzerine de Akın, “Sadece sanatçı olarak değil, vatandaş olarak herkesin dinini, kültürünü yaşaması gerektiğine inanıyorum. Bu aynı zamanda insan haklarının da bir parçası. Ben de elbette Wulff’un söylediklerine katılıyorum. Almanya’daki yapı Türkiye’deki gibi değil. Türkiye’de İran korkusu var” görüşünü dile getirdi.

Akın ayrıca, IBF Orta Sıklet Dünya Şampiyonluğu müsabakasında, Dünya Şampiyonu Alman boksör Sebastian Sylvester’e yenilen Türk boksör Mahir Oral’ın yenilgisinden dolayı hala üzgün olduğunu sözlerine ekledi.

AA

Popularity: 18% [?]

87′lik dedenin 77′lik kız kaçırma öyküsü

16 Kasım 2010

87 YAŞINDAKİ MUSTAFA DEDE, 77 YAŞINDAKİ AYŞE NİNE’Yİ KAÇIRDI. “AŞKIN YAŞI YOK” DİYE MEŞHUR OLDULAR AMA…

Popularity: 16% [?]

Tarkan’ın kurban gafı çişinden beter!

16 Kasım 2010

Ünlü sanatçı Tarkan’ın vacip olan ilahi emri gelenek sandığı ortaya çıktı. Kurban Bayramı öncesi “Keşke gelenekler değişse ve daha az hayvan öldürsek” diyen Tarkan’ın devirdiği çama bugün gazeteler geniş yer ayırdı. Görünen o ki dini cehaletinin doğurduğu büyük gaf Tarkan’ın başını “çişim geldi” gafından daha çok ağrıtacak. Tarkan yıllar önce Savaş Ay’ın kendisiyle yaptığı röportaj sırasında “çişim geldi” diye koşarak yanıdan ayrılmış ve cahilliğinden dolayı çok kınanmıştı…

Tarkan’ın bugün gazetelerde geniş yer bulan gafıyla ilgili Akşam muhabiri Süleyman Şen’in haberi şöyle:

Popstar Tarkan, önceki gün bir iş gezisi için Paris’e giderken Atatürk Havalimanı’nda görüntülendi. Ünlü şarkıcı, Paris’ten sonra Londra’ya geçeceğini, fakat Kurban Bayramı için Türkiye’ye döneceğini söyledi. Şimdiden bayram mesajını da veren megastar, Kurban Bayramı’nda kesilen hayvanlara dikkati çekerek, ‘Umarım bu bayram olabildiğince az hayvan öldürülür. Haberlerde kurbanlık hayvanları görüyorum. Ölümleri için geri sayımı bekliyorlar. Ama bazı gelenekler maalesef değişemiyor. Keşke biraz değişse ve daha az hayvan öldürsek’ diye konuştu.

ALLİONOİ RANT İÇİN YOK EDİLİYOR

Tarkan, Allianoi ve Hasankeyf antik kentleriyle ilgili düşüncelerini da yineledi. Ünlü müzisyen, ‘Ülkemizde maalesef rant uğruna böyle yerler feda ediliyor. Barajların ömrü 40 yıl. Ama kültürel mirasımız ebediyen yok ediliyor. Olmasa keşke, her şey para değil’ diye konuştu.

Kelebek etkisi!

Tarkan, uçağına binmeden önce Atatürk Havalimanı’nda ‘Kozanın Dönüşümü’ adlı kelebek sergisini gezdi. Kelebekleri incelerken, ‘Hayvanların canlı canlı yakalanıp dondurulması ve sergilenmesi beni üzüyor’ dedi. Üzüntüsü yüzüne yansıyan Tarkan, tabelayı okuyunca biraz rahatlayarak, ‘Burada kelebeklerin yaşam sürelerini doldurdukları yazıyor. Öyle olmasaydı çok üzülürdüm. Doğal yaşam alanlarının korunması önemli’ diye konuştu.

Haber7

Popularity: 34% [?]

Camiilerde kadın şadırvanı talebi

16 Kasım 2010

Camii ve Kur’an Kursu Dernekleri Federasyonu, cami derneklerini yeni yapılacak camilerde kadınlar için abdest alma ve namaz yeri ayırmaları konusunda uyardı. Mevcut camilerin de yeniden dizayn edilerek kadınlara açılmasını isteyen federasyon, bu konurda cami derneklerinin çalışma yapmasını istedi.

Camii ve Kur’an Kursu Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı Recep Kıyak, kadınların sadece camilerde abdest alma değil, namaz kılma yeri konusunda da sıkıntıları olduğunu söyledi. Kıyak, Cihan Haber Ajansı (Cihan)’na yaptığı açıklamada, federasyon olarak bu konuda cami derneklerini uyardıklarını belirterek, “Bugün camilerimiz bu dernekler sayesinde inşa ediliyor. Eğer derneklerimiz hassas davranır ise kadınlarımızın camideki abdest alma ve namaz kılma yeri konusunda sıkıntısı ortadan kalkar. Öncelikle yeni inşa edilecek camiler konusunda dernekleri uyardık. Ayrıca mevcut camilerde de yeniden düzenlemeler yapılmasını istedik. Camilerde ibadet etmek kadınlarımızın da hakkı. Kadınların camilere gelmeleri, vaaz ve cemaate katılmaları camilerde namaz kılma imkanları sağlanmalı. Bu konuda cami derneklerimize büyük bir görev düşmektedir.” diye konuştu.
 

CİHAN

Popularity: 20% [?]

Ona 850 bin TL vereyim kendi çocuğunu atsın

16 Kasım 2010

Malatya’da, 2 yıl önce üstü açık bırakılan su kanalına düşerek can veren Sedef Kömürgöz’ün (5) annesi, Malatya Belediyesi avukatının, ’850 bin TL tazminat ödenirse, zihniyeti bozuk aileler, çocuklarını öldürür’ savunmasına tepki gösterdi…

Su kanalında can veren Sedef’in ailesi 850 bin TL tazminat istemiş, avukatları ‘Türkler de en az Alman ve İngiliz vatandaşları kadar değerledir’ demişti. Belediyeyi savunan avukat İnanç Kara Ölmeztoprak ise ‘Türkiye’nin Avrupa ile kıyaslanamayacağını, Türkiye’de tek dil, tek din olmadığını’ belirtmişti. Ölmeztoprak savunmasında, ‘Bu tazminata karar verilirse, ufak çıkarlar için kendi akrabası çok sayıda kişiyi çoluk-çocuk demeden katletme zihniyetine sahip birçok vatandaşımız, sırf tazminat için kendi çocuklarını ölüme itebilir’ demişti. Sedef’in Ailesi, mezarı başından avukata tepki gösterdi.

DUYUNCA YÜREĞİM DONDU

Anne Gülhan Kömürgöz, ‘Kadın avukatın savunmasındaki ifadeleri öğrenince yüreğim dondu. Para için kimse evladını dereye atmaz. O sözü söyleyen avukata sesleniyorum, anne ise evladını para için dereye atar mı? Eğer atarım diyorsa, 850 bin TL’yi ona vereyim gidip çocuğunu dereye atsın. Böyle mantıksız bir savunma olabilir mi? Anlayamıyorum’ diye konuştu

O AVUKAT BENİ ANLAYAMAZ

Anne şöyle devam etti: Sedef’siz bir dünya geçmiyor. O içimdeki yanardağı anlayamaz. Evlat yitirmemişse hiç anlayamaz. Bir hayal edip evladını yok saysın. Sofrada olmadığını, yatağının boş olduğunu hayal ederse beni anlayabilir. Bir kadın bir avukatın bunları söylemesi şaşırtıcı.

CESEDİNİ ELLERİMLE ÇIKARTTIM

BABA Levent Kömürgöz ise, ‘Olay sonrası derenin kapatılması için şikayetçi olduk. Malatya Belediye Başkanımız Ahmet Çakır seçim çalışması için gelmişti. Durumu aktardım, kapatılacağını söyledi. Fakat kapatılmadı. Ben 12 yıldır buradayım. Bu dereye 11 çocuk düştü, 8 tanesi de öldü. Her gün o derenin önünden geçiyoruz ve içimiz yanıyor. Çocuğumu o dereden kendi ellerimle çıkardığımda cesedi paramparçaydı. Evlat acısı bu, başka bir şeye benzemez’ diye konuştu.

AVUKATA ‘SUS’ TALİMATI

Tartışma yaratan savunmayı hazırlayan ve AK Parti Milletvekili Fuat Ölmeztoprak’ın kızı olan sözleşmeli avukat İnanç Kara Ölmeztoprak önce muhabirimizle görüşmeyi kabul etti. Ancak daha sonra Belediye Başkanı Ahmet Çakır’ın izin vermediğini belirterek görüşmeyi iptal etti.

- GENELLEYİCİ İFADELER YOK:

Savunmayla ilgili belediyenin Hukuk İşleri Müdürlüğü’nden ise özetle şu açıklama geldi:Habere konu edilen kısımlar, 14 sayfalık dilekçeden cımbızla çekilerek alınmıştır. Cevap dilekçesinde, Avrupa ile Türkiye arasındaki ekonomik ve kültürel farklar vurgulanmış, ailenin çocuk üzerindeki sorumluluğuna yönelik uzman görüşleri değerlendirilmiştir. Tazminat davalarındaki zenginleşme yasağı vurgulanmıştır. Hiçbir şekilde vatandaşları genelleyici ve kötü niyetli addedici bu şekilde düşünmeye yönlendiren ifadeler kullanılmamıştır.

Akşam

Popularity: 32% [?]

Çocuğunuzun ensest ilişkisine şaşmayın!

16 Kasım 2010

Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, ensest ilişkiyi anlatan televizyon dizisini seyreden anne babaların, ileride çocuklarının da bu tarz bir ilişkiye girmesi karşısında şikayet etmeye hakları olmadığını söyledi.

Aylık genel kültür dergisi Moral Dünyası’nın kapak konusu olarak işlediği “Çocuk ve Mahremiyet Eğitimi” konusunda dergide bir röportajı yayınlanan Prof. Dr. Tarhan, çocukta mahremiyet bilincinin oluşması için önemli açıklamalarda bulundu.

Prof. Dr. Tarhan, televizyonlarda çarpık ilişkileri anlatan dizileri seyreden anne-babaların dikkat etmeleri gereken bir konuya vurgu yaparak “Televizyonlarda oynayan bir dizi var. Bu dizide anlatılan aslında ensest bir ilişkidir. Dizide bir kadın bir evlat gibi büyüttüğü eşinin evlatlığı ile ilişki kuruyor! Eğer, anne-baba evde bu diziyi izleyerek bu ilişkiyi onaylamışsa ve ileride kendi çocuğu böyle bir ilişki içerisine girerse şikâyet etmeye hiç hakkı yok.” diyor.

Prof. Dr. Tarhan, böyle bir durumda anne-babaların nasıl davranması gerektiği hakkında ise şunları söylüyor: “Bu durumdaki anne-baba ‘Ben ruhen rahatsız oluyorum böyle bir şeyi seyretmekten’ deyip odadan çıkarsa, o ilişkiyi onaylamazsa bu çocuğa yeter. Böyle durumlarda televizyon pat diye kapatıldığı zaman çocuk merak eder, gider arkadaşında seyreder. İnternetten indirir, orada seyreder. Bunun yerine, ‘Böyle bir şeyi seyretmek insanın psikolojik sağlığı için, insanın hayatı için onaylanmayacak bir şey. Ben bunu onaylamadığım için seyretmiyorum, sana da seyretmeni tavsiye etmiyorum’ deyip çocuğunun vicdanında bir sorumluluk duygusu uyandırmak yeter.”

YANLIŞI DA ANLATMALI

Prof. Dr. Tarhan, mahremiyet eğitimi konusunda genel olarak yapılan bir yanlışa dikkat çekerek şunları söylüyor:

 kullan

 Moral Dünyası dergisinin Ekim 2010 tarihli 79. sayısında kapak konunusu çocuk ve mahremiyet eğitimi.

Mehmet Paksu ise yazısında huzurlmu bir aile için her deliye bir veli öneriyor…

www.moraldunyasi.com

“Siz eğer çocuğu çok steril bir ortamda, mikrop olmayan bir ortamda yetiştirirsiniz bu çocuk topluma ilk çıktığı anda, örneğin okula ilk gittiği gün hastalanacaktır. İlkokula gelinceye kadar evden çıkmamış, hiç başka yabancıyla karşılaşmamış, hiç mikropla teması olmamış bir çocuk birdenbire okula gittiği zaman karşısına çıkan ilk mikropta hasta olur. Çünkü bağışıklık kazanmamıştır. Aman hiçbir şeye dokunmasın, aman üşümesin, öksürmesin, hasta olmasın diyerek soğuğa, sıcağa çıkarılmamış, cam kavanozda büyütülmüş korunaklı bir çocuk topluma girdiği zaman, okula gittiği zaman, ufak bir düzen bozulduğu zaman hemen hasta olur. Onun için çocuğu toplumdan soyutlamak çözüm değil. Bunun gibi aynı şey psikolojik riskler için de geçerli. Aynı şekilde mahremiyet eğitiminde de çocuğa sadece bazı şeyleri yapmamasını söylemek, günah olduğunu söylemek doğru değildir.

Çocuk, yanlışla karşılaştığı zaman ne yapacağıyla ilgili beceri kazanamamışsa, böyle durumlarla karşılaştığı zaman yanlış-doğru ayırımını yapamaz ve kolaylıkla özellikle ergenlik dönemine başladığı zaman hemen zevk tuzaklarına düşebilir. Böyle yetişen çocuk, örneğin kendisine öğretilenlerin dışında televizyonda bir görüntüyle karşılaştığında bocalayacaktır. Öğrendiğiyle karşılaştığı şey arasında belki de ikileme düşecektir. Oysa çocuğa zamanında böyle şeylerle de karşılaşabileceği, bunların doğru şeyler olmadığı, bunların yanlış olduğu nedenleri ve niçinleriyle anlatılsaydı çocuk bu görüntülerin yanlış olduğunu bilecek, dolayısıyla bir bocalama ve ikilem içerisinde kalmayacaktı. Anne-babalar mahremiyet konularında yasaklamak yerine, neden bu yanlışın olumsuz etkileri var, neden sakıncalı, neden bizim kültürümüzde böyle bir kural oluşmuş, bunları çocuğa büyük insan gibi gerekçeleriyle anlatmalı. Yasak, ayıp, günah lafı çocukta daha çok savunma duygusunu uyandırıyor, onu ters yöne itiyor. Onun için burada ayıp, günah, yasak sözünden daha çok, çocuğa bunun gerekçeleriyle doğrularını, yanlışlarını anlatmalı.”

Moral Dünyası dergisinin mahremiyet eğitimi sayısında ayrıca çocuğa mahremiyet bilincinin nasıl kazandırılacağı konusunda Uzman Pedagog Adem Güneş ve Sosyolog Doç. Dr. Ali Murat Yel ile yapılmış röportajlara ve yazılara da yer veriliyor.

CHA

Popularity: 38% [?]

TGB’den KPSS’de hatalı soru iddiası

16 Kasım 2010

Yücel, TGB Genel Merkezi’nde düzenlediği basın toplantısında, Türkiye’de sınavların artık sağlıklı yapılamaz hale geldiğini öne sürdü.

2010 KPSS Eğitim Bilimleri Sınavı sorularının cevaplarının hatalı olduğuna yönelik TGB’ye çok sayıda öğrencinin bildiride bulunduğunu belirten Yücel, ”Bunun üzerine TGB olarak Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi öğretim görevlilerine başvurduk. Öğrendik ki kendilerine de çok sayıda başvuru yapılmış. Prof. Dr. Dilek Gözütok’un başında bulunduğu öğretim üyeleri, soru ve cevapları inceleyerek birçok sorunun cevabında hata bulmuşlar” diye konuştu.

Şu ana kadar sınavdaki 1, 6, 7, 15, 16, 21, 24, 28 ve 33. soruların cevaplarının hatalı olduğunun tespit edildiğini ileri süren Yücel, ”Gece gündüz demeden aylarca sınava hazırlanan arkadaşlarımızın hakkını kim koruyacak? YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcan, KPSS sorularının çalınmasının ardından bütün sorumluluğu ÖSYM Başkanı’nın üzerine yıkarak konuyu kendi üzerinden atmıştı. Peki şimdi sorumluluğu kimin üzerine atacak? YÖK Başkanı derhal istifa etmelidir” dedi.

AA

Popularity: 22% [?]

Sitemizi kişi takip ediyor.Aşağıdaki kutucuğa e-posta adresinizi girin sitemize yeni eklenen içerikten haberiniz olsun...

Sitemize üye olduktan sonra, e-posta adresinize bir onay maili gelecek. O maili onaylamazsanız, üyeliğiniz tamamlanmaz. 

SohbetClub.Net Anket

How Is My Site?

View Results

Loading ... Loading ...