‘ Dini ’ kelimesi ile ilgili yazılar

Hacı adaylarının coşkulu yolculuğu müzikal oldu

16 Kasım 2010

Cemal Reşit Rey Konser Salonu’ndaki konserde, Abbasilerle başlayan ve Osmanlı döneminde zirveye çıkan Surre Alayı geleneği, ilahilerle aktarıldı.

İhsan Özer’in şefliğini yaptığı ve iki bölümden oluşan konser, hacca niyetle başladı. Konserin ilk bölümünde Recep ayının gelmesiyle çıkılan yolculukta konaklanan illere de müzikal anlamda ziyaret yapıldı. Miraç Kandili’nin de ihya edildiği ilk bölüm, Ramazan Bayramı ile sona erdi.

Salavatlarla başlayan konserin ikinci bölümü, Hz. Muhammed’e methiyeler düzülerek Medine’ye, ardından da Kabe’ye yapılan yolculuk ve sonrasında hac hadisesiyle devam etti. Konser, Kurban Bayramı ile son buldu.

Ayrıca konser sırasında eski surre alaylarından görüntüler sinevizyondan yansıtıldı.

Konserin, kısa bir süre önce genç yaşta vefat eden İstanbul Tarihi Türk Müziği Topluluğu üyelerinden Hafız Yahya Soyyiğit’e adandığı bildirildi.

-SURRE ALAYI-

Osmanlı Devleti’nde Yıldırım Bayezid ile başlayan ve ilk olarak Edirne’den gönderilen ”Surre Alayı” geleneğini diğer padişahlar da devam ettirdi.

Dini bayramları içerisine alan ve hac zamanı bitene kadar devam eden bu süreçte hacı adayları çeşitli merkezlerde toplanırdı. Bu insanlar Mekke ve Medine halkına ve oradaki mekanlara katkı sağlamak amacıyla mal ve paraları hediye olarak götürürdü. Surre Alayı’nın yolculuğu Recep ayının 12. gününde başlardı.

Hacıların Sarayburnu’ndan Üsküdar’a geçişiyle başlayan süreç, Selami Çeşme, Bağdat Caddesi üzerinden devam ederdi. Bu alay, kutlamalarla 3 koldan ilerler, bir kol İznik, Bursa, Eskişehir’den, bir kol Karadeniz tarafından, bir kol da ayrı yol izleyerek devam ederdi. Her uğradığı mekanda alaya yeni hacı adayları katılır, onların yanında yeni hediyeler de alaya eklenirdi.

Ramazanın 20. gününde bütün kollar birleşip Şam’da buluşur, orada Ramazan Bayramı kutlanırdı. Buraya ayrıca Kahire, Bağdat ve Bakü’den ekipler de katılır, bayramdan sonra hep birlikte Medine ve Mekke’ye gidilirdi.

Surre Alayı ile gönderilen paralar, Haremeyn’in masraflarına sarf edilirdi.

Alayla beraber paralar dışında gönderilen ve nadir bulunan kıymetli halılar, seccadeler, murassa avizeler, şamdanlar, paha biçilmez mushaf-ı şerifler, levhalar, puşideler (örtüler), gümüş perde halkaları, elbiseler, Mekke Emirine mahsus sırmalı ve işlemeli kaftan, mücevherli kılıç, inciden tesbih ve daha pek çok kıymetli hediye ise Mekke ve Medine’deki mübarek makamlara, seyyidlere, şeriflere, fakirlere, zahidlere hediye edilirdi.

Gönderilen hediyeyi alanlar, kendilerine göre, keselere zemzem, hurma gibi hediyeler koyarak surre ile geri gönderir, böylece karşılıklı hediyeleşilirdi.

Bu arada, Kahire’den gönderilen surre alayında yer alan yeni Kabe örtüsü merasimle eskisiyle değiştirilirdi. Mekke Emiri eski Kabe örtüsünü İstanbul’a gönderirdi. Bu Kabe örtülerinden İstanbul’da pek çok camide bulunuyor.

Surre alayları, 1864 yılına kadar kara, bu tarihten 1908′e kadar deniz, daha sonra da demiryoluyla gönderildi. Surre alaylarının sonuncusu 1915′de gönderildi. Daha sonra Mekke Emirinin isyanı (1916) ve toprakların elden çıkması sebebiyle gönderilen surre alayları yerine ulaşamadı.

AA

Popularity: 66% [?]

Tarkan’ın kurban gafı çişinden beter!

16 Kasım 2010

Ünlü sanatçı Tarkan’ın vacip olan ilahi emri gelenek sandığı ortaya çıktı. Kurban Bayramı öncesi “Keşke gelenekler değişse ve daha az hayvan öldürsek” diyen Tarkan’ın devirdiği çama bugün gazeteler geniş yer ayırdı. Görünen o ki dini cehaletinin doğurduğu büyük gaf Tarkan’ın başını “çişim geldi” gafından daha çok ağrıtacak. Tarkan yıllar önce Savaş Ay’ın kendisiyle yaptığı röportaj sırasında “çişim geldi” diye koşarak yanıdan ayrılmış ve cahilliğinden dolayı çok kınanmıştı…

Tarkan’ın bugün gazetelerde geniş yer bulan gafıyla ilgili Akşam muhabiri Süleyman Şen’in haberi şöyle:

Popstar Tarkan, önceki gün bir iş gezisi için Paris’e giderken Atatürk Havalimanı’nda görüntülendi. Ünlü şarkıcı, Paris’ten sonra Londra’ya geçeceğini, fakat Kurban Bayramı için Türkiye’ye döneceğini söyledi. Şimdiden bayram mesajını da veren megastar, Kurban Bayramı’nda kesilen hayvanlara dikkati çekerek, ‘Umarım bu bayram olabildiğince az hayvan öldürülür. Haberlerde kurbanlık hayvanları görüyorum. Ölümleri için geri sayımı bekliyorlar. Ama bazı gelenekler maalesef değişemiyor. Keşke biraz değişse ve daha az hayvan öldürsek’ diye konuştu.

ALLİONOİ RANT İÇİN YOK EDİLİYOR

Tarkan, Allianoi ve Hasankeyf antik kentleriyle ilgili düşüncelerini da yineledi. Ünlü müzisyen, ‘Ülkemizde maalesef rant uğruna böyle yerler feda ediliyor. Barajların ömrü 40 yıl. Ama kültürel mirasımız ebediyen yok ediliyor. Olmasa keşke, her şey para değil’ diye konuştu.

Kelebek etkisi!

Tarkan, uçağına binmeden önce Atatürk Havalimanı’nda ‘Kozanın Dönüşümü’ adlı kelebek sergisini gezdi. Kelebekleri incelerken, ‘Hayvanların canlı canlı yakalanıp dondurulması ve sergilenmesi beni üzüyor’ dedi. Üzüntüsü yüzüne yansıyan Tarkan, tabelayı okuyunca biraz rahatlayarak, ‘Burada kelebeklerin yaşam sürelerini doldurdukları yazıyor. Öyle olmasaydı çok üzülürdüm. Doğal yaşam alanlarının korunması önemli’ diye konuştu.

Haber7

Popularity: 32% [?]

Bakanın cenazesi CHP kulisine döndü

16 Kasım 2010

CHP eski Genel Başkanı Deniz Baykal, eski Genel Sekreter Önder Sav ile herhangi bir görüşme yapmadığını söyledi.

Vefat eden eski Devlet Bakanı Mehmet Gülcegün için TBMM’de düzenlenen törene katılan Baykal,  Kocatepe Camisi’ndeki dini törene katılmak için beklerken CHP Ankara Milletvekili Yılmaz Ateş ile birlikte Meclis kulisinde çay içti.

Gazetecilerle de sohbet eden Baykal, Gülcegün’ün sonuna kadar SHP’ye sadık kaldığını, ancak CHP ile kardeş ilişki içinde olduğunu belirterek, ”Bizimle iyi ilişkiler geliştirdi. Mardin’den çok beyefendi bir arkadaşımızdı” diye konuştu.

Baykal, bir soru üzerine eski CHP Genel Sekreteri Önder Sav ile herhangi bir görüşme yapmadığını belirterek, ”Bir temasımız olmadı” dedi.

CHP’deki gelişmelerle ilgili soruları ise Baykal, ”Beni anlamanızı istiyorum. Her vesileyle ülkenin önemli konuları, ciddi siyasi meseleler, parti konuları ile ilgili açıklamalar yapmayı uygun görmüyorum.

Bu konularla ilgili konuşmak isteyeceğimi bilirsiniz, söylenecek çok şey olduğunu da biliyorum. Fakat bir şey söylemek doğru değil. İzleyici sıralarından olaya bakmayı deneyelim” sözleriyle yanıtsız bıraktı.

Söyleyeceğini canlı yayınlarda söylediğini ifade eden Baykal, ”Siyasi baskı yapıyor gibi bir görüntü vermek istemem. Parti ve Türkiye yararına olduğunu düşündüğüm bir değerlendirmeyi koydum.

Onu parti organları takdir eder, etmez, uygular, uygulamaz, onların takdiridir. Bir kampanya açmış gibi, bir siyasi mücadele veriyor gibi bir görüntüye girmek istemiyorum” diye konuştu.

”DOĞAL KARŞILANMASI LAZIM”

Bir başka soru üzerine, siyasi liderlerin yasalar çerçevesinde karikatürlerle eleştiri konusu yapılmasının doğal olduğunu ifade eden Baykal, ”Burada önemli olan çifte standart kullanılmamasıdır. Herkesin bunu doğal karşılaması lazım.

Kendisine yapıldığı zaman da doğal karşılaması lazım, karşı tarafa yapıldığı zaman da. Şu yapılmaz, bu yapılmaz diye bir şeyin anlamı yok. Olabilir, ne olacak yani.

Geçmişte de çok acı şeyler yapılmıştır. Menderes, Demirel, Özal döneminde de bugün büyük olay yaratanların çok ötesinde karikatürler yapılmıştır” dedi.

Gazetecilerin, TBMM Genel Kurulunda ”olmayan milletvekillerinin yerine pusula ile oy kullanıldığı” iddialarına ilişkin sorularını ise Yılmaz Ateş yanıtladı.

Geçmişte TBMM Başkanvekilliği yaptığını anımsatan Ateş, oturumu yöneten Başkanvekilinin pusula gönderen milletvekillerinin Genel Kurulda olup olmadığını kontrol etmesi gerektiğini söyledi.

Ateş, konunun Meclis’in saygınlığı açısından önemli olduğunu, Meclis Başkanı’nın Meclis’in saygınlığı açısından kendiliğinden harekete geçmesi gerektiğini kaydetti.

AA

Popularity: 13% [?]

Ne için inşallah ne için maşallah demeli

17 Ekim 2010

Aslıhan Köşşekoğlu‘nun haberi

Bir şeyi çok beğendiğimizde hemen ‘maşallah’ diyoruz, gerçekleşmesi muhtemel bir durum karşısında ‘inşallah’ dökülüyor dudaklarımızdan. Peki, bu kelimeleri kullanmanın ehemmiyetini biliyor muyuz?

Her zaman söylediklerimizin farkında olarak mı konuşuyoruz? Cevap ‘evet’ ise neden “Sözlerin beni çok kırdı.” tarzında cümleler kurulur hayatta? Öyle ya, bir insan bile isteye sözleriyle başka bir insanı neden incitsinss? Ancak maalesef bir anda birçok işle meşgul olduğumuz günümüz dünyasında sözlerimizi her zaman ölçüp tartamıyoruz. Kelimeler bazen hedef şaşırıyor ve kırgınlıkların, dargınlıkların kapısını çalıyor. Kırıcı sözleri hayatımızdan atmayı ümit edelim ve güzel kelimelerden, cümlelerden bahsedelim.

Her zaman kötü sözleri alışkanlık edinmiyoruz ne de olsa. Dilimize dolananlar arasında bir Müslüman’ın ağzına en çok yakışan kelimeler de var. Mesela gün içinde kaç kere “İnşallah, maşallah, hayırlısı, Allah razı olsun” dediğimize dikkat ettiniz mi hiç? Bunlar ve benzeri dua, temenni kelimelerini gün içinde sıkça dillendiriyoruz birbirimize karşı. Bir yakınımız hastalandığında geçmiş olsun yerine “Allah acil şifa versin.”, yolculuğa çıkan birine “Allah yolunu açık etsin, hayırlı yolculuklar.” diyoruz. Yani kul olarak her daim Allah’ı anıyor, ondan istiyor, ondan bekliyoruz. Bu kelimeleri elbette iyi bir niyetle dile getiriyoruz. Ama her zaman bilinçli olarak söyleyip söylemediğimize dair kafa yordunuz mu? Öyle ya, bazen kaçış cümlesi olarak da çıkıveriyor ağzımızdan. Kararsız kaldığımız bir durumda “Hayırlısı olsun!” ya da “Allah bilir.” deyip geçiyoruz. Şuurunda olsak bile bu sözleri kullanmanın ehemmiyetini ya da tam olarak ne anlama geldiklerini biliyor muyuz? Soruları burada keselim ve sözü ilahiyatçılara verelim… a.kossekoglu@zaman.com.tr

***

Dil alışkanlığı ibadete dönüşebilir

Sakarya Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Tefsir Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Davut Aydüz, öncelikle bir Müslüman olarak ağzımızdan çıkan her kelimeye dikkat etmemiz gerektiğini söylüyor. Gelişigüzel konuşmak hem doğru değil hem de bazen bunlar bizi günaha sokabilsir. Aydüz, güzel kelimeleri alışkanlık haline getirdiğimizde sevap bile kazanabileceğimizi belirtiyor ve Bediüzzaman Said Nursi’nin sözlerini hatırlatarak şöyle diyor; “Günlük âdetlerimiz ibadetlere dönüşebilir. Mesela herkes birbirine selam verir, ayrılırken bir şeyler söyler. Ama biz, karşılaştığımızda peygamberimiz (sas) gibi selam verirsek, ayrılırken onun gibi söyler, yemeğe başlarken, yemekten kalkınca onun gibi konuşursak bütün bu alışkanlıklarımız/âdetlerimiz bizim için ibadet olur ve bize sevap kazandırır.” Cumhuriyet Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Din Eğitimi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Zeki Aydın da Allah’a inanan ve seven bir Müslüman’ın, sevgisini söz ve davranışlarıyla ortaya koyduğunu söylüyor. Aydın, “Kişi, söz ve davranışlarıyla Allah’ı hatırlar ve O’nu hoşnut etmeye çalışır.” diyor.

Anlamını bilmeden kullanmak sakıncalı mı?

Bu kelimeleri gün içinde sıkça kullanıyoruz ama her zaman dilimize düşenin bir dua olduğunu ya da Allah’ın adını andığımızı fark etmiyoruz, tam olarak hangi anlama geldiğini bilmiyoruz. Prof Dr. Davut Aydüz’e göre bu kelimeleri anlamını bilmeden söylemenin de sevabı var. Manasını bilmesek, aklımız istifade etmese bile ruhumuz, kalbimiz, manevi duygularımız, yani letâifimiz istifade ediyor. Bir de kullandıkça bilmeyen kimselere öğretmiş, bilip kullanmayan veya unutanlara hatırlatmış oluyoruz. Aydüz; “Yoksa bizim bazı meslektaşlarımızın dediği gibi, manasını bilmeden Kur’an okumanın bir faydası yok, öyleyse okumayın diyemeyiz.” diyor. Mehmet Zeki Aydın ise konuya farklı bir açıdan yaklaşıyor ve “Müslümanlar, bilinçli yaşayan kimselerdir. Bilinçli insan, ezbere yaşamayan kişi demektir. Bilinçli yaşamak, ne yaptığının farkında olmak, yaptıklarının hesabını verebilmek demektir. Ezbere yaşayanlar, yaptıklarının sebep ve sonuçlarını dikkate almayan kimselerdir. Bu nedenle, farkında olarak ya da olmayarak kullandığımız dinî içerikli sözler sorumluluk gerektirir. Örneğin, bir insanın bilmeyerek, ‘Allah’ın bile unuttuğu bir yer’ demesi, inanç bakımından çok tehlikelidir.” diyor.

Hangi kelime ne anlama geliyor?

İnşallah: Allah dilerse demektir. Yapmaya niyetlendiğimiz işlerin hayırla neticelenmesi için kullanılır.

Maşallah: Allah’ın dediği olur demektir.

Allah rahmet eylesin: Vefat eden bir Müslüman için kullanılan bir dua cümlesidir.

Çok sükür: Bu söz de daha çok ‘Nasılsınız?’ sorusuna cevap olarak kullanılır. Şükür ifade eden güzel bir deyimdir.

Maazallah: “Allah korusun, Allah esirgesin” anlamına gelir. Allah’a sığınma cümlesidir.

Hayırlısı: Allah hayırlısını versin manasında bir tevekkül cümlesidir.

Hamd olsun: Şükürden daha kapsamlıdır. Allahu Teala’yı övmek demektir.

Günlük yaşamda kullandığımız diğer ‘hayırlı’ sözler: Allahaısmarladık, Allaha emanet, Allah razı olsun, Allah şifa versin, Nasipse, Süphanallah, Elhamdülillah, Eyvallah, Amin, Allah yardımcın olsun, Allah ne muradın varsa versin…

(Zaman)

Popularity: 6% [?]

Irak Başbakanı komşu ülke turuna çıkıyor

17 Ekim 2010

Başbakanın danışmanı Ali Musavi, Maliki’nin yarın Ürdün’de Kral Abdullah ile pazartesi günü de Tahran’da İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad ve dini lideri Ayetullah Ali Hamaney ile görüşeceğini açıkladı.

Ali Musavi, Maliki’nin gelecek hafta ayrıca Türkiye ile Mısır’ı ziyaret edeceğini belirtti.

Musavi, Maliki’in komşu ülkelere, kendisinin görev alacağı yeni hükümette, Irak’ta seçimlere katılan önde gelen siyasi yapıların hiçbirinin dışarıda kalmayacağı teminatı vereceğini ifade etti.

AA

Popularity: 5% [?]

İran ekonomisi 1 yıla çökebilir iddiası!

17 Ekim 2010

Fransa’da yayımlanan ekonomi gazetesi Les Echos’nun haberine göre, İran dini lideri Hamaney’in Eylül ayı sonunda hazırlattığı raporda, yaptırımlara karşı sıkı önlemler alınmaması durumunda ülke ekonomisinin bir yıldan daha kısa sürede çökebileceğine ilişkin tehlikeler bulunduğu belirtildi.

İran Merkez Bankası ile Petrol ve Ekonomi Bakanlığı ekonomistlerinin hazırladığı raporda, Batılı ülkelerin özellikle ticaret, finans ve petrol sektörlerine yönelik uyguladığı yaptırımların ülke ekonomisine yönelik tehlikeleri artırdığına dikkat çekildi.

Rapora göre, gelirlerinin üçte ikisini oluşturan petrole yönelik yaptırımlardan önemli oranda etkilenen İran, ABD ve İran’la olan çıkarları arasında seçim yapan petrol şirketlerinin ülkedeki faaliyetlerini askıya almasından rahatsız. Örneğin Fransız Total, İngiliz-Hollanda ortaklığı Shell, Norveç şirketi Statoil, İtalyan Eni ve son olarak Japon Inpex İran’daki faaliyetlerini askıya aldı.

İran’da yaz aylarında günlük ortalama 3,5 milyon varil petrol üretilmesine rağmen, rafineri yatırımlarının eksikliği nedeniyle toplam benzin tüketiminin üçte birini ithal etmek zorunda kalabilecek. Yani yaptırımlar nedeniyle dünyanın üçüncü büyük petrol rezervine sahip ülkede yakıt tedariği ciddi bir sorun haline dönüşebilir.

İsviçreli Vitol ve Glencore, Hintli Reliance ve Rus Lukoil’ın ardından petrol ithalatının yarısını sağladığı Türk firması Tüpraş da Ağustos ayı sonunda faaliyetlerini askıya aldığını açıkladı. İran şu anda yakıt tedariğini, Türkmenistan, Çin, Venezuela ya da kaçak olarak Irak’tan sağlıyor.

KITLIK VE İFLASLAR KAPIDA

Sanayide ise Koreli Kia, Alman Thyssen Eylül ayı sonunda faaliyetlerini durdururken, yaptırımlara uymak konusunda şirketleri, Caterpillar, Toyota, Daimler ve Hewlett-Packard izledi.

Allianz, Munich Re ve Lloyds, ülkedeki uçak ve kargo tedariğini sigortalamayı reddediyor.

Dış ticaret finansmanı daha karmaşık bir hale gelmeye başlayan ülkede, tüm Batılı bankalar, İran’la ilişkilerini sürdürmeyeceklerini açıklıyor.

İran’ın ithalat transferlerinin yarısını sağlayan Birleşik Arap Emirliği bankaları ise yaklaşık iki hafta önce İran’la tüm köprüleri attı.

Ülkeye uygulanan yaptırımların potansiyel etkisinin 10 milyarlarca doları geçmesi bekleniyor.

Raporda, ciddi bir krizi engellemek için sert önlemler alınması gerektiğine dikkat çekilerek, önlemlerin alınmaması durumunda en fazla bir yıl içinde ülkede sayısız iflas ve kıtlık oluşabileceği konusunda uyarıda bulunuldu.

Çin, Rusya ve Hindistan’a yönelik dış ticaretin acil olarak yeni koşullara uygun hale getirilmesi gerektiği vurgulanan raporda, ülkedeki gıda ve yakıt rezervlerinin artırılması ve teknik engellere rağmen Merkez Bankasının elinde bulunan dolar ve avro rezervlerinin, yuan gibi başka para birimlerine dönüştürülmesi gerektiğine işaret edildi.

AA

Popularity: 6% [?]

Çelik: Hristiyanlara ‘gavur’ demedim

16 Ekim 2010

Mardin Midyat Süryani Kültür Derneği Başkanı Yuhanne Aktaş’a dayanılarak yapılan haberlerde, Bakan Çelik’in 12 Ekim’de CNN Türk’te Ahmet Hakan’ın sunduğu Tarafsız Bölge programında “Niye gavurun dini Hristiyanlığı öğretiyoruz da, Aleviliği öğrenmeyeceğiz” şeklinde cümle sarf ettiği iddia edildi.

Devlet Bakanı Faruk Çelik yaptığı açıklamada, “Kesinlikle böyle bir şey yok, bu aleni ve açık bir iftiradır. Hiçbir araştırmaya dayanmadan böyle hassas bir konuda haber yapılıyorsa, vay Türk basınının haline” dedi.

Bakan Çelik, söz konusu haberin kasıtlı yayınlandığını belirterek, “İki önemli amaca yönelik bu haberlerin yapıldığını düşünüyorum. Birincisi, Türkiye’nin dünya üzerinde son derece olumlu gelişen imajına balta vurmaktır. İkincisi, sağlıklı bir şekilde diyalog içinde yürüyen Alevi açılımı sürecine balta vurmaktır. Belli ki istismar alanlarını kaybedeceğini görenler böyle bir saldırıyı tertip etmişlerdir. Basınımız da ne yazık ki haberi doğrulamadan yayınlamıştır. Hükümete ve şahsıma yönelik eleştiriye her zaman açığız ancak inançların söz konusu olduğu böyle durumlarda herkesten daha dikkatli olmalarını bekliyoruz” dedi.
 

Popularity: 5% [?]

Bakan Çelik: Hristiyana gavur demedim

16 Ekim 2010

Mardin Midyat Süryani Kültür Derneği Başkanı Yuhanne Aktaş’a dayanılarak yapılan haberlerde, Bakan Çelik’in 12 Ekim’de CNN Türk’te Ahmet Hakan’ın sunduğu Tarafsız Bölge programında “Niye gavurun dini Hristiyanlığı öğretiyoruz da, Aleviliği öğrenmeyeceğiz” şeklinde cümle sarf ettiği iddia edildi.

Devlet Bakanı Faruk Çelik yaptığı açıklamada, “Kesinlikle böyle bir şey yok, bu aleni ve açık bir iftiradır. Hiçbir araştırmaya dayanmadan böyle hassas bir konuda haber yapılıyorsa, vay Türk basınının haline” dedi.

Bakan Çelik, söz konusu haberin kasıtlı yayınlandığını belirterek, “İki önemli amaca yönelik bu haberlerin yapıldığını düşünüyorum. Birincisi, Türkiye’nin dünya üzerinde son derece olumlu gelişen imajına balta vurmaktır. İkincisi, sağlıklı bir şekilde diyalog içinde yürüyen Alevi açılımı sürecine balta vurmaktır. Belli ki istismar alanlarını kaybedeceğini görenler böyle bir saldırıyı tertip etmişlerdir. Basınımız da ne yazık ki haberi doğrulamadan yayınlamıştır. Hükümete ve şahsıma yönelik eleştiriye her zaman açığız ancak inançların söz konusu olduğu böyle durumlarda herkesten daha dikkatli olmalarını bekliyoruz” dedi.

AA

Popularity: 6% [?]

Sitemizi kişi takip ediyor.Aşağıdaki kutucuğa e-posta adresinizi girin sitemize yeni eklenen içerikten haberiniz olsun...

Sitemize üye olduktan sonra, e-posta adresinize bir onay maili gelecek. O maili onaylamazsanız, üyeliğiniz tamamlanmaz. 

SohbetClub.Net Anket

How Is My Site?

View Results

Loading ... Loading ...