‘ Bu ’ kelimesi ile ilgili yazılar

Zirve katliamı 3 Aralık’a ertelendi

16 Ekim 2010

Malatya 3. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmada dinlenen ve bir başka suçtan tutuklu bulunan Orhan Kartal, Varol Bülent Aral’la 2008 yılında Adıyaman E Tipi Kapalı Cezaevinde aynı koğuşta kaldıklarını ve cinayetlerle ilgili kendisinin planlayıcı olduğunu anlattığını söyledi.

-”BEN BU FİLMİN YÖNETMENİYİM”-

Aral’ın kendisine, arkasında bulunan gücün Veli Küçük gibi isimler olduğunu söylediğini iddia eden Orhan Kartal, şöyle konuştu:

”Kendisi Malatya’daki cinayetleri işlemeleri için bulduğu gençleri psikolojik olarak hazırladıktan sonra, Adıyaman’a gönderildiğini ve burada planlı olarak kalaşnikof tüfek yakalatıp cezaevine girdiğini ve cinayetler işlendiğinde cezaevinde olmasının planlandığını anlattı. Daha sonra Sivas E Tipi cezaevine nakledildiğimde, bu dava kapsamında (Varol Bülent Aral) yargılandığını öğrenince bildiklerimi anlatmak istedim. Kendisi, Veli Küçük’le bağlantısının olduğunu söylüyordu. Muzaffer adında birinden de bahsediyor, ‘Ben bu filmin yönetmeniyim’ diyordu.”

-”JİTEMİN, HÜKÜMETLERE İSTEDİKLERİNİ YAPTIRMAK KONUSUNDA FAALİYETLERİ VAR”-

Mahkemedeki tanıklığında, Jitem’in gayri resmi elemanı olduğunu ileri süren Erhan Özen, bazı konularda askeri operasyon ve faili meçhul cinayetlerin olduğunu bildiğini belirtti.

Veli Küçük, Levent Ersöz ve Muzaffer Tekin ile 2004 yılında İstanbul’da bir ordu evinde görüştüğünü anlatan Özen, aynı ekipte yer aldığı Şiran ve Yusuf kod adlı kişilerin de yanında olduğunu söyledi.

JİTEM faaliyetleri arasında, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da hükümetlere istediklerini yaptırma, hükümetleri yıpratmanın bulunduğunu iddia etti.

Özen, Malatya cinayetleri ve Hrant Dink cinayetleri planlarının 2004 yılından itibaren aktif hale getirildiğini ileri sürdü.

-MAHKEME’DEN TANIK KORUMA TEKLİFİ-

İfadesi sırasında bazı sorulara yanıt vermekten kaçınan Erhan Özen’in, kendisinin tehdit edildiğini ve korktuğunu söylemesi üzerine Mahkeme Başkanı Eray Gürtekin, ”Konuşmak istiyorsan, bize bildiğin her şeyi anlatacaksan salonu boşalttırabilirim. Senin tanık korumadan yararlanmanı sağlarız” dedi.

Özen, bunun üzerine mahkemeden zaman isteyerek, ”iki çocuğum, ailem var. Tehdit ediliyorum. Bunun için hazır değilim’” dedi.

Mahkeme Başkanı Eray Gürtekin, salondan attırdığı Varol Bülent Aral’ı yeniden içeri aldırarak yüzüne, deliller nedeniyle tutuklandığı kararını okuyunca Aral, ”Keyfinize göre davranın, önümüzdeki duruşma Silivri’de olacak” diyerek bağırdıktan sonra salondan çıktı.

Müdahil avukat Erdal Doğan da, adliye çıkışında gazetecilere yaptığı açıklamada, Varol Bülent Aral’ın tutuklanmasının sürpriz olduğunu ancak şaşırmadıklarını dile getirerek, ”Bu duruşmanın artık İstanbul’da yapılması gerektiğini söylüyorduk, bu görüşümüzü yineliyoruz” dedi.

-OLAY-

Malatya’da, 18 Nisan 2007′de, Zirve Yayınevi’nde çalışan Alman uyruklu Tilman Ekkehart Geske ile Necati Aydın ve Uğur Yüksel bıçaklanarak öldürülmüş, zanlılardan Salih Gürler (20), Cuma Özdemir (20), Hamit Çeker (19) ve Abuzer Yıldırım (19) olay yerinde yakalanmıştı.

Üçüncü katın penceresinden kaçmaya çalışırken düşerek yaralanan Emre Günaydın, İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezindeki tedavisinin ardından çıkarıldığı mahkemece tutuklanmıştı.

Tutuklu sanık Emre Günaydın’ın olaydan yaklaşık 2 yıl sonra cezaevinde cumhuriyet savcısına verdiği ifadenin ardından, olayın azmettiricileri olduğu gerekçesiyle Varol Bülent Aral ve Zirve Yayınevi çalışanı olduğu belirtilen Hüseyin Yelki tutuklanmıştı. Yelki ve Aral, daha sonraki duruşmalarda tahliye edilmişti.

AA

Popularity: 3% [?]

KCK’da 151 sanık için 3 bin yıl hapis istendi

16 Ekim 2010

Beştaş, BDP Diyarbakır İl Başkanı Nijad Yaruk, Demokratik Toplum Kongresi (DTK) sözcüsü Cemal Coşkun, Yenişehir Belediye Başkanı Selim Kurbanoğlu ve İHD Bölge Temsilcisi Mihdi Perinçek ile ortaklaşa düzenlediği basın toplantısında, Kürdistan Topluluklar Birliği Türkiye Meclisi’ne (KCK/TM) yönelik operasyonda tutuklanan ve aralarında belediye başkanlarının da bulunduğu 103′ü tutuklu 151 sanığın ilk ez Pazartesi günü hakim karşısına çıkacağını belirtti.

Bu davanın Türkiye’nin Kürt sorununa bakışında turnusol kağıdı olacağını ileri süren Beştaş, şöyle dedi:

”14 Nisan 2009 tarihinde tutuklanan kişiler, 18 ay sonra mahkeme önüne çıkacak. İçerisinde ABD Başkanı Barack Obama, Deniz Baykal, Fetullah Gülen gibi bir çok ünlünün adının geçtiği 7 bin 500 sayfalık bir iddianame mevcut. 103′ü tutuklu 151 sanık için toplam 3 bin 326 yıl hapis isteniyor. Müvekkillerimiz silahlı bir örgütün silahsız üyeleri konumunda yargılanıyorlar. Üzerlerinde bir çakı, bir çivi dahi bulunmamıştır. Cumhuriyet tarihi boyunca Kürtlere karşı açılan davaların en önemlilerinden biridir. Kürtleri susturmaya yönelik ve siyasi ayakları olan bir davadır. Savcı, arkadaşlarımızı 3 yıl boyunca dinlemiş, sonra yerel seçimlerden hemen sonra operasyon kararı almıştır. Dava, KCK davası değil, demokratik siyaset kurumlarına yöneliktir. Türkiye demokrasisinin ilerleyip ilerlemesi bu davanın sonucuna bağlıdır. Dava Türkiye için ve Kürt sorununa bakış için turnusol kağıdı görevi görecektir.”

Beştaş, Hükümetin, Kürt sorununu Kürtsüz çözmek istediğini ve geçmişte olduğu gibi bugünden sonra da Kürtlerin buna izin vermeyeceğini ifade ederek, ”Türkiye’nin çeşitli kentlerinden baroların göndereceği avukatlarla birlikte yaklaşık 250-300 avukat savunma yapacak. İddianamenin okunmasına gerek yok. Avukatlar da müvekkiller de iddianameyi biliyor. Veya usul bakımından kısa bir özetinin okunmasını isteyeceğiz. Aralarında Avrupa Parlamentosu üyeleri ile Türkiye’deki büyükelçiliklerin yetkililerin de bulunacağı 300′e yakın kişi davayı takip edecek” açıklamasında bulundu.

BDP Diyarbakır İl Başkanı Yaruk da, davanın son 100 yılın en önemli davalarından birisi olduğunu ve herkesin üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmesi gerektiğini söyledi.

Yaruk, ”Bin 600′ün üzerinde siyasetçinin tutuklanması, toplumun vicdanında derin yaralar açtı. Biz, barış için üzerimize düşeni yapmaya çalışıyoruz. Bu dava, sürecin barışa evrilmesi konusunda belirleyici olacaktır. Bu toprakların barışa ihtiyacı var. Davayı büyük bir kitle ile takip edeceğiz. Halkımız dava boyunca adliye binasının çevresinde olacaktır” diye konuştu.

Aralarında BDP’nin 12 belediye başkanının da bulunduğu 103′ü tutuklu, 19′u firari konumdaki 151 kişinin yargılanmasına 18 Ekim’de, Diyarbakır Adliyesi içinde yaptırılan özel bölümde, 6. Ağır Ceza Mahkemesi heyeti tarafından başlanacak.

AA

Popularity: 10% [?]

Bulent Uygun Uyuşmazlık Kurulu’nda

16 Ekim 2010

Spor Toto Süper Lig ekiplerinden Bucaspor, görevinden istifa ettikten sonra Eskişehirspor ile sözleşme imzalayan teknik direktör Bülent Uygun’un haksız fesih yaptığı iddiasıyla Türkiye Futbol Federasyonu Uyuşmazlık Çözüm Kurulu’na başvurdu.

Kulübün resmi internet sitesinde yer alan açıklamada, yönetim kurulunun, Bülent Uygun’un Eskişehirspor-Bucaspor maçından hemen sonra rakip takımla sözleşme imzalamasını, kendi kurduğu takımı yüzüstü bırakmasını ve hak ettiği paradan fazlasını almasını delil göstererek, duruşmalı dava açılması için Uyuşmazlık Çözüm Kuruluna başvurduğu belirtildi.

Başvuruda, kulübün fazlası saklı kalmak koşuluyla 200 bin lira manevi tazminat davası açtığı, dava dilekçesine ek olarak, Uygun’un Bucaspor-Eskişehirspor maçı öncesinde Eskişehirspor ile anlaştığı yönünde çıkan gazete haberlerini, istifa dilekçesini ve maç sonrasındaki imza haberlerini koyduğu bildirildi.

Eski Bucaspor Teknik Direktörü Bülent Uygun hakkında Bucaspor-Eskişehirspor maçı öncesinde Eskişehirspor’a transfer olacağı yönünde haberler çıkmış, Uygun bu iddiaları yalanlamıştı.

Bucaspor’dan 4 Ekim günü istifa eden Uygun’un, daha sonra Eskişehirspor ile anlaştığı bildirilmişti.

TFF Yönetim Kurulu teknik direktör Bülent Uygun ile Eskişehir Kulübünü, TFF Etik Kurulu’na sevk etmişti

Popularity: 1% [?]

Uluç Milli takıma onu önerdi

16 Ekim 2010

Hıncal Uluç Milli Takım’a onu önerdi

Hıncal Uluç, Fotomaç’taki “Hırsı kalmamış” başlıklı söyleşisinde Milli Takım ve Teknik Patronu Guus Hiddink ile ilgili olarak çarpıcı tespitlerde bulundu…

Uluç, “Türkiye’nin 2012′ye yepyeni bir ruhla, yepyeni bir takımla girmesi gerekirdi. Hırsı, ihtirası kalmamış Hiddink’le olmaz…” dedi…

İşte Uluç’un tavsiye ettiği isim

“Türkiye’de ne iyi adamlar var. Soruyorum mesela. Kasımpaşalı Şahin’i gördün mü Hiddink kardeşim? ‘Kasımpaşa ne’ diyecektir bana böyle sorduğum zaman… ‘Kasımpaşa diye bir takım mı var?’ diyecektir bana. Niye Kasımpaşalı Şahin’i soruyorum? ‘Almanya ile oynuyoruz’ diye Alman kökenli ne kadar adam varsa sahaya çıkardı. Kasımpaşalı Şahin, Alman kökenli… Almanya’dan transfer edilmiş. Oynattığı Almanlar’ın hepsinden iyi… Gencecik, pırıl pırıl, fevkalade yetenekli… Neden? Çünkü Kasımpaşa’nın başında Türkiye’nin en hırslı en ihtiraslı adamlarından biri var: Yılmaz Vural… Etrafı arıyor. Onu bulmuş getirmiş.

Sen Hiddink’e bu takımı emanet ettiysen, artık onun tercihleri üzerinde kendi kişisel yorumların olacaktır. Ama “Efendim, Sabri’yi neden orada oynattı da, onu neden şöyle yaptı da…” Baştan konuşacaksın. Ben baştan beri “Bu Hiddink kafası ile bir şey olmaz” diyorum.

2- Takımları ilan ettiği zaman “Oynamayan adamlarla takım yapılmaz” diyorum.

3- “Efendi sen Türkiye’de maç seyretmezsen, Türkiye’nin konseptine, ruhuna, özüne giremezsin” diyorum.

Röportajda okuyorum, “Amerika’da dikkatimi çekti. Bizim futbolcular antrenmanda yere yattığında kalkmıyorlar” diyor. Düşünebiliyor musun; Türk futbolcusu maçta yere yattı mı kalkmıyor; adam maç seyretmiyor ve bunu bilmiyor. Antrenmanda görünce ‘yeni, önemli bir şey keşfettim’ zannediyor. Çocuk 16 yaşında altyapıdan hasbelkader A takıma gelmiş. A takımda yaptığı ilk başarılı şey yere yatmak ve kalkmamak!.. Türkiye’nin tipik simgesi bu… Dünyanın en iyi Oscar oyuncuları Türk futbolculardan çıkar. Adam yere düşerken ki çığlığına baksan, dublaj da değil, kendi çığlığı üstelik, yüzündeki ifadeye baksan, doğru hastaneye gidiyor, yetişir mi, yetişmez mi belli değil!..

4 kişi sedyeye almış saha kenarına getirir getirmez o yerde kıvranan adam zemberek gibi ayağa fırlıyor ve hakeme ‘Beni içeri al’ diye el sallamaya başlıyor. 3 saniye evvel ölüyordun sen ya!.. Bu nasıl bir mucizedir ki çizginin dışına çıkar çıkmaz anında canlanıyorsun. Bunda Türkiye’deki teknik direktörlerin kabahati var, o futbolcunun sahtekarlığına karı kart göstermeyen hakemin hoşgörüsü, müsamahası var… Hakemi aldatmak sarı kart!.. Biz de aldatmaktan sarı kart sadece ceza sahası içinde kendini yere atarsan veriliyor. Hayır. Topun taca, rakipten çıktığını göre göre ‘Taç ben de’ diyorsun bu dahi hakemi aldatmaya girer. Bu adama dahi sarı kart gösterebilirsin. Yetkin var. Adam 90 dakikanın 89′unda seni kandırıyor. 18′in içinde yapmazsa bunu cezası yok. Türk hakem mantalitesi.

Bu yüzden de Türkiye’de hiç maç seyretmeyen Hiddink, antrenmanda görünce “Bu niye yerde yatıyor” diyerek hayret ediyor. Adam onun antrenmanını yapıyor, Almanya’yı nasıl yeneceğinin değil. ‘Yere düşünce nasıl yatarım, hakemi nasıl kandırırım’ antrenmanı yapıyor!

Bu kadar Türkiye’nin dışında bir adam. Gerçekten umurunda değil ve ben bu adama; Ercan Güven yazmış 11 milyon euro ödüyorum! “

Popularity: 5% [?]

Konya FB maçıyla çıkışa geçmek istiyor

16 Ekim 2010

Karapınar, yaptığı açıklamada, Fenerbahçe karşılaşmasının kendileri açısından çok büyük önem taşıdığını belirtti. Fenerbahçe maçına iyi hazırlandıklarını ifade eden Karapınar, ”Sahamızdaki bu maçı galibiyetle kapatmak istiyoruz. Rakibimizin son haftalardaki yükselişini biliyoruz. Ama biz de bir çıkış yakalamak istiyoruz. Bu doğrultuda Fenerbahçe maçına büyük önem veriyoruz. Alacağımız 3 puanla Konyaspor’un geleceğe daha emin bakmasını sağlayacağız” diye konuştu.

Karapınar, Thierry Tazemeta’nın kadro dışı bırakılmasıyla ilgili de şunları söyledi:

”Thierry Tazemeta, herkesin bildiği gibi Kamerun vatandaşı ve aynı zamanda Avusturya’da yaşıyor. Dolayısıyla milli maç arası öncesi kulübümüze bir faks geldi. Tazemeta, Ekvator Ginesi isimli bir Afrika ülkesinin vatandaşı olduğunu ve bu ülkenin milli takımında oynayacağını söyledi. Gelen faks tarafımızdan inandırıcı bulunmadı. Bilindiği gibi milli bir oyuncu başka bir ülkede mücadele ediyorsa formasını giyeceği ülkenin federasyonu, oynadığı ülkenin federasyonuna faks aracılığıyla davet yazısı gönderir, TFF de kulübümüze oyuncunun ülkesinin milli takımına gideceğini söyler. Faks direkt olarak bizim kulübümüze geldiği için bunu inandırıcı bulmadık ve araştırdık. TFF’ye böyle bir faksın gelmediğini, dolayısıyla da Tazemeta’nın Ekvator Ginesi vatandaşı olmadığını tespit ettik ve gitmesine müsaade etmedik. Tazemeta’nın yapmış olduğu bu işi uluslararası platforma taşıyoruz. Oradan gelecek karar bizim için önemli.’

Popularity: 2% [?]

Gençlerbirliği’nde tatlı antrenman

16 Ekim 2010

Beştepe ilhan Cavcav Tesisleri’nde teknik direktör Thomas Doll yönetiminden yapılan çalışma, 1 saat 40 dakika sürdü. İdmanda kırmızı siyahlı futbolcular ısınmanın ardından dar alanda el ve kafa topu oynadılar. Pas çalışmasının ardından 2 gruba ayrılan futbolcular, taktik ve şut ile kenarlardan yapılan ortalara gol çalışmasıyla antrenmanı tamamladılar.

Başkent temsilcisinde sakatlıkları devam eden Mehmet Akgün ve Smeltz takımdan ayrı koşu yaparken, tedavileri süren Mustafa Pektemek ve Curri ile ülkesinde tedavi olan Stewart antrenmanda yer almadılar.

-ÖĞRENCİLERDEN TATLI ”DOPİNGİ”

Bu arada idman öncesi Ayrancı Hoşdere Samanyolu İlköğretim Okulu 8. sınıf öğrencileri, futbolculara tatlı ikram ettiler ve başarılar dileyerek destek için Medikal Park Artalyaspor maçında tribündeki yerlerini alacaklarını söylediler.

Kırmızı siyahlılar, yarın saat 16.00′da yapacakları antrenmanla Medical Park Antalyaspor maçı hazırlıklarını tamamlayarak kampa girecek

Popularity: 2% [?]

Zapotocny: Türkiye’nin en iyisiyiz

16 Ekim 2010

Zapotocny, Beşiktaş Kulübünün çocuklara yönelik aylık çıkardığı Yavru Kartal Dergisi’nde yer alan röportajında, siyah-beyazlı takımda yeniden oynamaktan dolayı mutlu olduğunu belirterek, ”Beşiktaş Türkiye’deki en büyük kulüplerden bir tanesi ve her maç elimden gelen en iyi performansı ortaya koymak için çalışıyorum” dedi.

Şu anda sadece Türkiye’deki en iyi değil, dünya çapındaki oyuncular Guti ve Quaresma ile beraber oynadığını vurgulayan siyah-beyazlı oyuncu, ”Çocukken televizyondan izlediğim yıldız futbolcularla oynamak isterdim. Şu anda bundan dolayı çok mutluyum” dedi.

Beşiktaş’taki ilk sezonunun ardından Bursaspor’a gönderilmesinden dolayı hayal kırıklığı yaşadığını anlatan Zapotocny, ”Gönderilmeyi hak eden futbolculardan biri olduğumu düşünmüyordum. Bu nedenle Bursaspor’da bunu göstermek istedim. Elimden geleni yaparak Beşiktaş’a geri döndüm. Takımda kalmamın nedeni mentalitem olabilir. Schuster hem Beşiktaş’ta, hem de Bursaspor’da şampiyonluk kazandığım için kalmamı istemiştir. İkimiz de inatçıyız, disiplinliyiz. Sanıyorum ki kafa yapılarımız uyduğu için kalmamı istedi” ifadelerini kullandı.

Teknik direktörleri Bernd Schuster’in rotasyon konusundaki düşüncesini doğru bulduğunu vurgulayan Tomas Zapotocny, şunları kaydetti:

”Kesinlikle doğru bir yol. Zaten hocamızın bu konuda büyük tecrübesi var. Daha önce Real Madrid’i çalıştırmıştı ve aynı Beşiktaş’taki gibi orada da çok geniş bir kadrosu vardı. Bütün oyuncuların maç ritmine ayak uydurması için, çok sık maç yaptığımız zamanlarda her oyuncunun hazır olabilmesi ve motivasyonun düşmemesi için bunun yapılması lazım.”

Yeni bir oyuncu alımı konusunda ciddi ihtiyacın olmadığını savunan Zapotocny, ”Bence iyi bir takımız. Ama her takım, her zaman güçlenebilir. Messi gibi bir oyuncuyu herhalde her takım ister” diye espri yaptı.

Türk Milli Takımı ile ilgili soruyu ise Çek oyuncu, ”Bence futbol olarak en üst seviyede. Çok iyi bir takım ve çok kaliteli oyuncular var. Sadece savunma olarak sorun yaşanıyor. Ama yeni teknik direktörle bu problemin çözüleceğini düşünüyorum” yanıtını verdi.

-”KAMPA GİRMEMEK DAHA İYİ”-

Schuster’in maç öncesi kamp yaptırmaması yönündeki soruyu yanıtlayan siyah-beyazlı oyuncu, bu uygulamanın olumlu olduğunu dile getirdi.

Bu uygulamanın kendisi adına iyi olduğunu belirten Zapotocny, ”Maç öncesindeki geceyi ailemle beraber geçirdiğimde stresli olmak yerine, stres atıyorum. Kafamı maçtan uzaklaştırıyorum. Ertesi güne kendimi daha iyi hazırlayabiliyorum” dedi.

Çek oyuncu, Beşiktaş’ta da uzun yıllar oynamak istediğini ifade ederken, siyah-beyazlı takıma transfer olduğu dönemde çocuklarının doğmasının mutluluğunu yaşadığını ve takımıyla çifte kupa mutluluğuna tanık olduğunu anlattı.

Zapotocny, Beşiktaş dışında İngiltere’nin güçlü ekiplerinden Manchester United’ı tuttuğunu bildirdi

Popularity: 3% [?]

Villa Şilili madencilerin cesaretini övdü

16 Ekim 2010

İspanya Milli Takımı ve Barcelona’nın golcü futbolcusu David Villa, Şili’de yerin 700 metre altında iki aydan fazla mahsur kaldıktan sonra kurtulan 33 maden işçisinin cesaretine hayran kaldığını söyledi.

Ailesi nesillerce madencilik yapan Villa, Barcelona’nın internet sitesindeki mesajında, ”Ben de herkes gibi kurtarma operasyonunu takip ettim. Ancak madencilik konusunda deneyiminiz varsa, olaya farkı bir bakış açısıyla yaklaşabiliyorsunuz. Olan biteni takdirle karşılıyorsunuz, bazı anılarınız canlanıyor” ifadesini kullandı.

Madencilerin cesaretini öven Villa mesajında, ”Barcelona ve İspanya futboluyla ilgili herkes sağ salim yeryüzüne çıkmanız nedeniyle çok mutlu. Madencilikle çocukluktan beri bağım var ve birçok şey değişmemiş gibi görünüyor. Umarım bu olay madenlerde altyapının geliştirilmesine yardımcı olur da bir daha böyle bir şey olmaz” dedi.

28 yaşındaki Villa, geçen ay madencilere destek vermek için imzalı 2 forma göndermişti.

Popularity: 2% [?]

Sitemizi kişi takip ediyor.Aşağıdaki kutucuğa e-posta adresinizi girin sitemize yeni eklenen içerikten haberiniz olsun...

Sitemize üye olduktan sonra, e-posta adresinize bir onay maili gelecek. O maili onaylamazsanız, üyeliğiniz tamamlanmaz. 

SohbetClub.Net Anket

How Is My Site?

View Results

Loading ... Loading ...