‘ başkanı ’ kelimesi ile ilgili yazılar

Kanalizasyondan İmp. 3. Gordianus çıktı

16 Kasım 2010

Pamukkale Üniversitesi (PAÜ) Fen Edebiyat Fakültesi Dekanı ve Laodikya Kazı Heyeti Başkanı Prof. Dr. Şimşek, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Laodikya’da yılın 12 ayı kazı çalışmalarını sürdürdüklerini belirterek, 2010 yılı kazı çalışmalarının da kesintisiz olarak devam etmekte olduğunu bildirdi.

2010 yılında Tapınak A, Asopos Tepesi, Stadyum, Tapınak Doğu Sokağı ve 2 kilisede kazı çalışmalarının yapıldığını ifade eden Şimşek, kazıların en büyük finans kaynağının Denizli Belediyesi, Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Pamukkale Üniversitesi olduğuna işaret etti.

Laodikya’da 8 yıldır devam eden kazı ve restorasyon çalışmalarıyla antik kentte birçok alanın ortaya çıkarıldığını ve gezilip görülen ören yerleri içine girdiğini ifade eden Şimşek, ”Tapınak A’da kanalizasyon kazısında asker imparator Gordianus III’e ait olduğu düşünülen çok kaliteli bir mermer baş ele geçti. Bu baş Laodikya heykel atölyesinin kaliteli ürünleri arasında yer alıyor ve Aphrodisiasla yarışacak nitelikte” diye konuştu.

Şimşek, heykel başının Tapınak A’da 2005 yılında kanalizasyon kapağı olarak kullanılan heykele ait olduğunu belirtti.

Heykel başının, M.S. 225 ile 244 yılları arasında yaşayan ve M.S. 238-244 arasında hüküm süren Roma imparatoru 3. Gordianus’a ait olduğunu ve kanalizasyon kazılarında 5 yıl önce bulunan başsız mermer gövdeye ait olduğunu tahmin ettiklerini vurgulayan Şimşek, 4.yüz yılda çok tanrılı dinlerden Hristiyanlığa geçildiği o dönemlerde heykellerin parçalanarak kanalizasyona atıldığını, bunun da onlardan biri olduğunu düşündüklerini ifade etti.

Şimşek, ”Ayrıca Tapınak A’da dinsel seremoniler için kullanılan sunak masasına ait aslan bacak ele geçti. Diğer taraftan Doğu sokağında Helenistik döneme ait yunuslu Eros heykeli bulundu. Diğer bir mermer eser Eros başı ve Şarap tanrısı Dionysos’un eşi Ariadne’ye ait uyuyan tipte baş bulundu. Heykeller yönünden 2010 yılında Laodikya’da zengin buluntular elde ettik. Laodikya, Anadolu’nun Efes’ten sonra en büyük antik kenti. Tapınak A’daki çalışmalarımız bitmek üzere. Burada bir arkeoloji parkı oluşturmak istiyoruz. Buranın dünyaya tanıtılmasına büyük önem veriyoruz” dedi.

Şimşek, yazın 250 kişilik geniş ekiple devam eden kazı çalışmalarının şu an 85 kişilik bir ekiple sürdürüldüğünü kaydetti.

AA

Popularity: 43% [?]

Aleviler, Erbil’i neden affetmeyecek?

16 Kasım 2010

Alevi Kültür Merkezi-Cemevi Başkanı Doktor Yüksel Özdemir’le konuşan Sabah Gazetesi yazarı Yavuz Donat, Mehmet Ali Erbil konusunu da gündeme getirdi. Özdemir, Mehmet Ali Erbil’i ömür boyu gönüllerde cezalandırdıklarını açıkladı.

Donat, Erbil’le ilgili şunları aktardı:

Duvarlarda Hazreti Ali’den, Yunus Emre’den “sözler… Şiirler.” “Hoşgörü üstüne” yazılar.
Başkan Yüksel Özdemir’e sorduk:
- Hoşgörüye bu kadar önem veriyorsunuz da, Mehmet Ali Erbil’i neden affetmiyorsunuz?.. Hatasını kabullendi, özür diledi.
- Uçakta karşılaşırsam elini sıkar, hatırını sorarım ama kalbimde affetmem… Zira biz onu gönüllerde cezalandırdık.

***

- Başkan… Cezanın süresi?
- Ömür boyu.
- Olamaz… Çok ağır.
- O zaman şöyle diyeyim… Aleviler olarak ona artık ciddi bir sempati duymayız.
- Kasten, bilerek, isteyerek söylemedi.
- Biliyorum… Şuuraltı… İyi de o söylediklerini, şuuraltına kim yerleştirdi?
- Kim?
- Devletin eğitim sistemi.

Donat’ın yazısının tamamını okumak için tıklayınız

Popularity: 27% [?]

TGB’den KPSS’de hatalı soru iddiası

16 Kasım 2010

Yücel, TGB Genel Merkezi’nde düzenlediği basın toplantısında, Türkiye’de sınavların artık sağlıklı yapılamaz hale geldiğini öne sürdü.

2010 KPSS Eğitim Bilimleri Sınavı sorularının cevaplarının hatalı olduğuna yönelik TGB’ye çok sayıda öğrencinin bildiride bulunduğunu belirten Yücel, ”Bunun üzerine TGB olarak Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi öğretim görevlilerine başvurduk. Öğrendik ki kendilerine de çok sayıda başvuru yapılmış. Prof. Dr. Dilek Gözütok’un başında bulunduğu öğretim üyeleri, soru ve cevapları inceleyerek birçok sorunun cevabında hata bulmuşlar” diye konuştu.

Şu ana kadar sınavdaki 1, 6, 7, 15, 16, 21, 24, 28 ve 33. soruların cevaplarının hatalı olduğunun tespit edildiğini ileri süren Yücel, ”Gece gündüz demeden aylarca sınava hazırlanan arkadaşlarımızın hakkını kim koruyacak? YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcan, KPSS sorularının çalınmasının ardından bütün sorumluluğu ÖSYM Başkanı’nın üzerine yıkarak konuyu kendi üzerinden atmıştı. Peki şimdi sorumluluğu kimin üzerine atacak? YÖK Başkanı derhal istifa etmelidir” dedi.

AA

Popularity: 22% [?]

ÖSYM Başkanı savcı ile görüştü

16 Kasım 2010

Demir’in, ÖSYM’nin 10-11 Temmuz 2010′da düzenlediği KPSS sorularının çalındığı ve kopya çekildiği iddialarına ilişkin soruşturmayı yürüten Savcı Sakınan ile yaptığı görüşme yaklaşık 1 saat sürdü.

ÖSYM’den 2 yetkilinin de hazır bulunduğu görüşmede, soruşturmayla ilgili konuların değerlendirildiği öğrenildi.

AA

Popularity: 11% [?]

Eğitim-Sen: Kopyanın büyüklüğü ortada

16 Kasım 2010

Koncuk, sendika genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında, KPSS’ye ilişkin olarak iddiaların 15 Ağustos tarihinde gündeme geldiğini ve henüz cevap bulunamadığını söyledi.

YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcan’ın ”KPSS eğitim bilimleri ikinci sınav sonuçlarının kopya iddialarını güçlendirdiği” şeklindeki açıklamasını hatırlatan Özcan, kopya çekildiğinin zaten apaçık ortada olduğunu öne sürdü.

Koncuk, şunları kaydetti:

”Bu sınav sonuçlarının, bu kopya olayına katılımın ne derece büyük olduğunu göstermesi açısından, irdelenmesi, değerlendirilmesi gerekmektedir. Bir önceki sınava 15 bin kişi girmiyor, bu sınava girmeyenlerin sayısı 60 bin. Bir önceki sınavda 115 ve üzeri net yapanların sayısı 4 bin 200 iken bu sınavda 100 ve üzerinde net yapanların sayısı sadece 2 bin 718. 100 ve üzerinde net yapan sayısı daha önceki sınavda 8 bin civarındaydı. Yani yüzde 75′lik bir azalma olması enteresan bir durumdur. Sınavdaki kopya olayının boyutlarını göstermek açısından son derece önemlidir. 350 kişinin 120′de 120 net yaptığı sınavda, bugün tek adayın bile 120/ net yapmaması kopyanın büyüklüğünü göstermektedir. Savcılık eski istatistiklerle yenilerini karşılaştırmalı, şüpheli olanlar tespit edilmeli. Savcılık bugüne kadar elde ettiği tespitleri kamuoyu ile paylaşmalıdır. Bu kişilere öğretmenliğe başvuru hakkı verilmemelidir.”

-”UCU KİME VEYA KİMLERE DAYANIRSA DAYANSIN TESPİT EDİLMELİ”-

KPSS adaylarının bazılarının soruşturmadan bir şey çıkmayacağına ve bir takım kişilerin korunduğuna inandığını öne süren Koncuk, yetkililerin bu konuda açıklama yaparak kamu vicdanını rahatlatması, sorumluların bulunup cezalandırılacağını açıklaması gerektiğini söyledi.

Genel kültür ve genel yetenek sınavlarında da kopya çekildiğinin açık olduğunu iddia eden Koncuk, sınav sonuçlarının genel yetenek ve genel kültür testleri bakımından da değerlendirilmesinin ve tespit edilen kişilere KPSS 3 puan türü ile memur kadrolarına başvuru hakkı verilmemesini istedi.

TBMM’de KPSS araştırma komisyonu kurulması gerektiğini savunan Koncuk, öğretmen ve memur ataması yapılsa bile kopyaya karışanların tespit edilmesi halinde atamaların iptal edileceği, ödenen maaş ve ücretlerin yasal faiziyle geri alınacağını ilişkin bir açıklama yapılması gerektiğini söyledi.

Koncuk, ”Binlerce kişinin katıldığı 2010 KPSS sınavında soruları sızdıranlar ve dağıtanlar, ucu kime veya kimlere dayanırsa dayansın tespit edilmeli. Ana aktörler bakımından TCK’da en ağır cezalar getirilmelidir” dedi.

Koncuk, öğretmen olarak atama bekleyen 374 bin gencin sıkıntılarını hafifletmek ve öğretmen açığını da azaltmak için 70 bin boş öğretmen kadrosunun bu atama döneminde kullanılmasını da istedi.

Koncuk, ”Önceki sınavda 120′de 120 yapan adayların bu sınavdaki sonuçlarına bakabildiniz mi?” şeklindeki soru üzerine, ÖSYM Başkanlığının TC kimlik numarasının yanında her adayın şifre ile sonuçları öğrenebilmesi yönünde bir düzenleme yaptığını söyledi. Bu nedenle ellerindeki kimlik numaralarından 120′de 120 net yapanların kaç puan aldıklarını öğrenemediklerini ifade eden Koncuk, ”Bunu da manidar buluyoruz. Neyi gizliyoruz? ÖSYM’nin sayfasında da son derece kısıtlı bilgiler verilmiş. Bunu da anlamlı buluyoruz. Şeffaf olmaması bakımından ÖSYM’nin başına bir sürü iş geldi. ÖSYM’nin hala bundan bir ders çıkarmadığını anlıyorum. Neden gizliyoruz, kimleri gizliyoruz?” diye konuştu.

AA

Popularity: 14% [?]

Özcan: ÖSYM KPSS raporu getirecek

16 Kasım 2010

YÖK Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan, KPSS Eğitim Bilimleri Sınavı sonuçlarına ilişkin ÖSYM’nin rapor hazırladığını belirterek, ”ÖSYM, o raporu hazırlayıp getirecek. İnceleyeceğiz” dedi.

AA muhabirinin KPSS Eğitim Bilimleri Sınavı sonuçlarına ilişkin sorularını yanıtlayan Özcan, ”İptal edilen sınav sonuçlarıyla yeni sınav sonuçlarını incelediniz mi?” sorusu üzerine, ”Daha yok incelemedim. ÖSYM, sınav sonucuna ilişkin o raporu hazırlayıp getirecek. Raporu istedik, inceleyeceğiz” dedi.

”Savcılık bu sınav sonuçlarına ilişkin bilgi istedi mi?” sorusunu Özcan, ”Hayır. İsterlerse ÖSYM’den isterler. Onlarla temas ediyorlar. Bizden isteyeceklerini zannetmiyorum” şeklinde yanıtladı.

Özcan, ”Hiç kimsenin tam soru yapamaması bir öncekinde kopya olduğunun delaletidir. Önceki sınavda 350 kişinin 120 sorunun 120′sine de cevap vermesi kesinlikle kopyaya delalettir. Biz zaten onu dağılımdan görmüştük. Bu bizi doğruladı sadece” diye konuştu.

AA

Popularity: 13% [?]

Yenilen KPSS’de 280 adaya kopya iptali

16 Kasım 2010

ÖSYM, KPSS Eğitim Bilimleri sınavında tüm sorulara doğru cevap vererek 120 net yapan adayın bulunmadığını, en yüksek netin 111 olarak hesaplandığını, sınava giren 2 bin 718 adayın 100 ve üzeri net yaptığını bildirdi.

ÖSYM’den yapılan açıklamada, 31 Ekim 2010 Pazar günü 81 il ve Lefkoşa’da gerçekleştirilen sınava 235 bin 134 adayın katıldığı belirtildi.

Sınava katılım oranının yaklaşık yüzde 80 olarak hesaplandığı ifade edilen açıklamada, ”ÖSYM tarafından 5 Ekim 2010 tarihinde ve sonrasında kamuoyuna duyurulan sınav güvenlik tedbirlerinin bu sınavda da etkin ve başarılı biçimde uygulanması sonucunda sınav sorunsuz tamamlanmıştır” denildi.

280 ADAYIN SINAVI İPTAL

Geçerli özel kimlik belgesi olmaksızın sınava girmek isteyen, kural dışı davranışlarıyla sınav düzenini bozan ve cevap kağıtları üzerinde kopya incelemesi yapan istatistiksel analiz çalışması sonucunda toplam 280 adayın sınavının, ÖSYM Yürütme Kurulu kararı ile iptal edildiği vurgulanan açıklamada, sınavı geçerli olan adayların, toplam 120 soruya verdikleri doğru ve yanlış cevaplardan hesaplanan net soru sayısı ortalamasının yaklaşık 65 olarak gerçekleştiği kaydedildi.

Bu sınavda tüm sorulara doğru cevap vererek 120 net yapan aday olmadığına işaret edilen açıklamada, en yüksek netin 111 olarak hesaplandığı, sınava giren 2 bin 718 adayın 100 ve üzerinde net yaptığı belirtildi.

ÖZCAN KOPYA İDDİALARI GÜÇLENDİ

YÖK Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan, KPSS Eğitim Bilimleri Sınavı sonuçlarına göre, sınavda tüm soruları yapan aday bulunmadığını, en fazla 111 net yapan olduğunu belirterek, ”Böylece kopya iddiaları güçlendi” dedi.

YÖK Başkanı Prof. Dr. Özcan, soruların sızdırıldığı iddiasıyla iptal edilerek, 31 Ekim 2010′da yeniden yapılan KPSS Eğitim Bilimleri Sınavı sonuçlarına ilişkin yaptığı açıklamada, sonuçlara göre sınavda tüm soruları doğru yanıtlayan aday bulunmadığını, 120 sorudan en fazla 111 net yapan aday olduğunu kaydetti. 

Özcan, bu sonuçlara göre, sınavda soru sızdırılması ya da kopya iddialarının güçlendiğini belirterek, bundan sonraki görevin savcılığa düştüğünü ifade etti.

Özcan, soru üzerine, ÖSYM’nin yapısında değişiklik öngören kanun taslağını sunduklarını ve bu taslağın kanunlaşmasını beklediklerini bildirdi.

AA

Popularity: 11% [?]

Özcan: Bugünlerde moralim çok bozuk

16 Kasım 2010

KPSS ile ilgili iddiaların ortaya çıkmasından bu yana üç ay geçtiğini, olayı soruşturan savcının iyi niyetle çalışmasına karşın hala netice alınamadığını belirten Özcan, ”Eğer suçlular bulunmazsa ÖSYM’nin güven tesis etmesi hiçbir zaman yüzde yüz olmayacaktır” dedi.

AA muhabirine açıklama yapan Özcan, ”KPSS’deki iddialar nedeniyle kamuoyunda güven kaybına uğrayan ÖSYM’nin yeniden aynı güveni kazanması için ne gibi çalışmalar yapılacağı” sorusu üzerine şunları kaydetti:

”Bu konuda çok dertliyim çünkü geçen sene yapılan polislik sınavındaki soruların çalınması ve suçluların bulunmaması, bu sene de KPSS sınavındaki usulsüzlüğü kimin yaptığının bulunmaması, beni gerçekten üzüyor ve bugünlerde son derece moralim bozuk. Nasıl oluyor da geçen seneki polislik sınavında soruları kimin çaldığını bulamıyorlar. KPSS ile ilgili aradan üç ay geçti. Savcı bey çalışıyor, iyi niyetle de çalışıyor ama hala netice yok. Nedir yani bu, nasıl bulamıyoruz? Ben bunu anlamıyorum ve çok üzülüyorum. Eğer suçlular bulunamazsa ÖSYM’nin güven tesis etmesi hiçbir zaman yüzde yüz olmayacaktır.”

-”DAHA HIZLI GİTMELERİ LAZIM”-

ÖSYM’nin ertelenen sınavları yapmaya başladığını ve ”çok iyi gittiğini” söyleyen Özcan, ÖSYM’nin hem Tıpta Uzmanlık Sınavı’nda hem de iptal edilerek yeniden düzenlenen KPSS Eğitim Bilimleri Sınavı’nda çok iyi performans gösterdiğini” belirtti. Özcan, ”Ama suçlular bulunmazsa insanların aklında her zaman ‘Acaba bu sınavda da böyle şeyler oluyor mu?’ sorusu kalacaktır. Bu da beni çok rahatsız ediyor. Bu konuda derhal birşey yapılmasını istiyorum. Savcı Bey ile geçen gün konuştum. ‘Hocam hızlı bir şekilde gidiyoruz’ dedi ama bence daha hızlı gitmeleri lazım. Artık topluma suçluları ifşa etmeleri, göstermeleri lazım ki insanlar ÖSYM’ye güven duysunlar” diye konuştu.

KPSS’de soru sızdırılmasının ”kesin olduğunu” vurgulayan Özcan, büyük sınavlardaki istatistiklerde her zaman görülen ”çan eğrisi”nin, bu sınav sonuçlarında görülmediğini belirterek, ”Bu sınavda çok sorunun yapıldığı uçta bir zıplama daha vardı yani iki hörgüçlü deve gibiydi. Bunun tek çan eğrisi olması lazım” dedi.

Sınavda soruların tümünü doğru yanıtlayan veya 100′ün üstünde doğru yanıtını bulunan toplam 3 bin 200 kişinin 31 Ekimde girdiği KPSS Eğitim Bilimleri Sınavı sonuçlarına kendisinin de bakacağını ifade eden Özcan, ”Onu merak ediyorum. ÖSYM, sınav sonuçları ile ilgili çalışmayı bu hafta bitirir, sonuçlar gelir. Bir kere 120 sorunun tamamını yapanların hepsinin cevap kağıtlarına bakılır. Bu çok zor birşey değil. Bilgisayarla tespit edilir” dedi.

-”YAPILACAK HİÇBİR ŞEY YOK”-

”3 bin 200 kişiden çoğunluğu yenilenen sınavda düşük puan alırsa YÖK veya ÖSYM bu adaylara nasıl bir işlem uygulayacak?” sorusuna Özcan, ”Yapılacak hiçbir şey yok. Aldığı puana göre birşey yapamazsınız. Mesela kopya çekerken yakalanmayan adaya ‘kopyacı’ muamelesi yapamıyorsunuz. Bu konuda Danıştay’a giden davalar geri dönmüş. Mesela kişi 30 puan almış oluyor, sonra 40′a çıkıyor sonunda 95 puan oluyor. Kopya çekti diyorsun, Danıştay ‘çalışmış almış olabilir’ diyor” yanıtını verdi.

”Savcılık da birşey tespit edemezse yapılacak birşey var mı?” sorusunu Özcan, ”Ben sadece sınavların en sıhhatli şekilde yapılmasını sağlamaya çalışırım. Başka yapacağım birşey yok” diye yanıtladı.

”ÖSYM’de tüm araştırmaları tamamladınız mı, oradan bir sıkıntı olmadığını mı düşünüyorsunuz?” sorusu üzerine YÖK Başkanı Prof. Dr. Özcan, ”Araştırma hala devam ediyor. Biz önce beş-altı kişiyi görevden aldık zaten geçici süre için ama diğerlerini de araştırıyorlar. Görevden el çektirilenleri de araştırıyorlar ama birşey çıkmadı” dedi.

AA

Popularity: 16% [?]

Özcan: Başörtüsü ve katsayıda tatmin ettik

16 Kasım 2010

Emine Dalfidan/Hande İlbeyi’nin haberi

YÖK Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan, göreve geldiği dönemde en önemli sorun olarak katsayı ve başörtüsünü gördüğünü belirterek, ”İkisi de hallolmuş durumdadır. Mümkün olduğu kadar insanları tatmin edecek derecede halloldu” dedi.

Anadolu Ajansı’nı ziyaret eden Özcan, görev süresinde yaptığı çalışmaları anlatarak, gündemdeki konularla ilgili değerlendirmelerde bulundu. Görevinde üç yılı 10 Aralık 2010′da tamamlayacak olan Özcan, soru üzerine şu değerlendirmeyi yaptı:

”Sizin gözünüzde benim yaptığım iki tane şey çok önemli olabilir; bir tanesi katsayı, bir tanesi başörtüsü ama benim gözümde önemli olan şeyler onlar değil. Benim gözümde önemli olan Danıştay’ın maalesef yürütmeyi durdurma kararı verdiği, öğretim üyeleri dışındaki elemanların üniversiteye alınmasıyla ilgili düzenlemedir. Üniversiteye en iyinin iyisini almak çok önemli bir iştir. Bu, üniversitenin 20-25 yılını garanti eden birşeydir. Ama maalesef Danıştay bu güzel düzenlemeyi durdurdu.

Ayrıca benim için önemli olan şeylerden birisi de öğretim üyelerinin lisan öğrenimi için yurtdışına gönderilmesi. Çünkü çok ciddi bir şekilde yabancı dil problemimiz var üniversitelerde. Hala 7-8 bin yardımcı doçent lisan bilmediği için bir üst kademeye geçemiyor. Neredeyse yaşlı insanlar oldular, memur haline geldiler artık, öğretim üyeliğinden çıktılar.

Getirdiğimiz Farabi Değişim Programı da benim için güzel bir uygulamadır. Öğretim üyelerinin ve öğrencilerin Türkiye sathında mobilitesini sağlıyor. Şimdilerde yapacağımız performansa dayalı ödüllendirme sistemi de fevkalade birşey. Çalışana ödül vermek, çalışmayana vermemek hem rekabetin gelmesi hem de üniversitedeki bilimsel çıktıların artması açısından son derece önemli birşeydir.

12 Eylül mahsulü olan YÖK’ün çok kötü bir ismi var ama 10 yıl sonra baktığınızda sanıyorum insanlar bunu takdir edeceklerdir. ‘Her ne kadar biz çok yüklenmişsek de o dönemde böyle böyle iyi işler yapıldı’ diyeceklerine inanıyorum. Güzel şeyler yapılıyor. Bunlar hiçbir siyasi amaçla yapılmıyor.

Mesela rektör seçimlerinde rektör adayları açısından, onların gözünde biz hatalı olabiliriz ama bizim de aklımızda ‘rektör karnesi’ diye birşey var. Bir rektörün 4 yıllık hizmetine bakıp ne kadar başarılı olduğunu değerlendirecek, bizim de bir sistemimiz var. Zaman zaman biz kurul toplantılarında bunları konuşuruz. ‘Şunu yapmasaydı iyi olurdu, bunu yapmasaydı iyi olurdu, şu da şöyle davranmadı, kadroları böyle dağıttı’ diye bizim de kullanacağımız şeyler var. Diyorlar ki üçüncü sıradaki adayı birinci sıraya koydu. Bunun bir hikmeti var. Bu da karnesi. Şimdiye kadar yaptığı faaliyetlerde ne kadar başarılıdır diye bakıyoruz. Ama bunu dışarda bilmedikleri için diyorlar ki ‘üçüncü sıradaki adayı birinci sıraya çıkarttılar.’ Biz karnesine bakıyoruz, gazeteciler siyaseten zannediyorlar. Sayın Cumhurbaşkanı geçen gün söyledi kimleri atadığını. Çok hak yediğimizi zannetmiyorum.”

”BAŞÖRTÜSÜ SORUNU BİZE GÖRE BİTTİ”

”Başörtüsü sorunu bitti mi üniversitelerde?” sorusuna Özcan, ”Bize göre bitti ve biz artık o işe karışmıyoruz. Artık siyasilerin işidir, onlar yapacaklar. Biz üniversiteler tarafını hallettik gibime geliyor. Üniversite zaten istiyor bunu. Herkesin üniversitelerde başörtüsünün serbest olması konusunda konsensüsü var. Bütün partilerin var, halkımızın da var. Bence bitmiştir” yanıtını verdi.

”Rektörler arasında da konsensüs var mı?” sorusu üzerine Özcan, ”Yüzde 98 var. Belki bir-iki tane üniversitemiz vardır, bu konuda farklı görüşe sahip. Bence onlar kendileri hallederler bundan sonra” diye yanıtladı.

”YÖK Başkanlığına geldiğinizde en önemli sorun olarak katsayı ve başörtüsünü mü görüyordunuz?” sorusunu Özcan, ”İkisini görüyordum, ikisi de hallolmuş durumdadır. Mümkün olduğu kadar insanları tatmin edecek derecede halloldu. Yüzde yüz olmadıysa bile katsayıda küçük birşey kaldı. Başörtüsünde de itiraz eden bir tane üniversite bile olsa yüzde yüz bir konsensüsten bahsedilemez ama çok yüksek oranda bir konsensüsle kabul edildi diyebiliriz” diye yanıtladı.

”HEDEFİM, AKREDİTASYON KURUMU”

Kalan bir yıllık görev süresinde yapmayı planladığı çalışmaları da anlatan Özcan, en büyük hedeflerinden birinin Türkiye Akreditasyon Kurumu’nu kurmak olduğunu ifade etti. Üniversitelerdeki alanlarla ilgili akreditasyon kuruşlarını ”Türkiye Akreditasyon Kurumu” adıyla oluşturulacak bağımsız bir çatı altında toplamak istediklerini dile getiren Özcan, bu kurum aracılığıyla üniversiteleri her yıl akredite etmek istediklerini belirtti. Özcan, bu çerçevede YÖK’ü sadece idari ve mali denetim yapar hale getirmeyi hedeflediklerini ifade etti.

SİVİL POLİS

Basında çıkan ”üniversitelerde sivil polis” ile ilgili haberlere tepki gösteren Özcan, şunları söyledi:

”Bundan 6-7 ay önce bizden ve emniyetten birkaç kişi üniversiteleri bölgelere ayırdı ve bölge bölge gezip toplantılar yapıldı, üniversitelerde öğrenci hareketleri veya başka türden problemler olursa emniyet tedbirleri nasıl alınabilir, nasıl sağlanabilir diye. Bu ekip 7-8 bölgeye gitti. Alınan güvenlik tedbirleri bu toplantılardan çıkan sonuçlardır. Hiç bir tanesi YÖK’ün kararı değildir onların. Onlar topluca alınmış kararlar.

Ben şahsen ne polisin ne de jandarmanın üniversitede olmasını isteyen biriyim. Benim böyle olduğumu ODTÜ’de herkes bilir. Öyle şeyler yazıyorlar ki sanki sivil polisi biz davet etmişiz. Zaten sivil polis var üniversitede.

Zaten ne jandarma ne de polis üniversitede olmak istiyor. Kim ister ki öyle birşeyin ortasına gitmek, orada bulunmak, bütün yıldırımları üzerine çekmek. Onlar diyorlar ki ‘Biz eğer konuşlanacaksak üniversitenin çok uzağında bir yerde konuşlanalım, eğer birşey olursa bizi çağırın gelelim.’ Tabii herkes taş atıyor, yumurta atıyor, geçerken kötü bakıyor. Kim böyle bir muamele ister. Onların da niyeti yok yani.

Bugünlerde böyle bir furya başladı, YÖK sivil polisleri davet etmiş de onları üniversitede konuşlandırmak için yer istemişiz de üniversitelerden…. Kesinlikle alakası yok. Ben şahsen hiç istemem öyle birşeyin olmasını. Üniversiteye hakaret diye görürüm. Üniversiteye bir polisi, jandarmayı yerleştirmek benim için üniversiteye hakarettir. Yapılacaksa bunlar, üniversite sivil güvenliği kendisi tutar onlar vasıtasıyla üniversitenin güvenliğini sağlamaya çalışır ama bunu kendisi yapar. Gidip polisten, jandarmadan yardım istemezler. Çok büyük olaylar olursa polis çağrılabilir. Yoksa herhangi bir güvenlik kuvvetinin üniversitede olmasını üniversiteye, misyonuna çok aykırı buluyorum.”

”YENİ ÜNİVERSİTE KURMA ŞARTLARINI AĞIRLAŞTIRACAĞIZ”

Üniversite sayısının son birkaç yılda arttığı anımsatılarak, artışın devam edip etmeyeceğinin sorulması üzerine Özcan, ”Özellikle vakıf üniversiteleri açma şartlarını biraz ağırlaştırarak devam edelim diyoruz. Mesela şimdi vakıf üniversitesi kurmak için 15 milyon TL mal varlığı istiyoruz. Bunu birazcık yükseltelim istiyoruz. İyiler, sağlamlar gelsin. Devlet üniversiteleri de artık her ilde olduğuna göre, bazı illerde ikişer tane oldu, çok gerekmedikçe açmayalım, mevcutları büyütelim diyoruz. Plan böyle” diye konuştu.

Üniversitelerde bazı bölümleri açmak için sınırlar konulduğunu, ihtiyaç olmayan bölümlerin açılmasına izin vermediklerini anlatan Özcan, Milli Eğitim Bakanlığının özellikle öğretmenlik ile ilgili ihtiyaç duyduğu bölümleri açmaya çalıştıklarını ifade etti. 374 bin adayın öğretmen olmak için beklediğine işaret eden Özcan, ”Ama insanlar hala Türkiye’de öğretmenlik programlarına gidiyor. 374 bin bekleyeni olan bir programa siz müracaat ediyorsunuz, ‘ben bu alanda çalışacağım’ diyorsunuz. İnsanları da anlamak mümkün değil. 374 bin kişi iş bekliyorsa ben o pazara girmem, gider başka bir dalı seçerim” dedi.

Üniversitelerin değişimi iyi takip ederek buna göre proje üretmesi gerektiğini vurgulayan Özcan, üniversitelerin bu kapsamda yapılacak çalışmaları destekleyeceklerini söyledi.

Üniversitelerde son dönemlerde ar-ge çalışmalarının arttığını ifade eden Özcan, şöyle konuştu:

”Başbakanımız Türkiye’ye çok iyi birşey yaptı. TÜBİTAK’ın bütçesi 50 milyon dolar bile değildi, şimdi 700 milyon dolara yaklaştı. Üniversitelerde son yıllarda gördüğünüz makale sayısındaki artış, hep Sayın Başbakan’ın oraya verdiği para ve TÜBİTAK’ın da onu dağıtması sonucu oldu. Yoksa buralara hiç gelemezdik. Mükemmel bir korelasyon var. Ne kadar para koyarsan o kadar bilimsel çıktı alırsın. Paran yoksa hiçbir yere gelemezsin. Sayın Başbakan bunu gördü, Türkiye’ye en büyük iyiliklerden bir tanesini yaptı. O parayı artırdı. Üniversitede hiç değilse bir ar-ge geleneği başladı. Şimdi insanlar araştırma yapıyor. TÜBİTAK’tan proje almak prestijli bir durum haline geldi. Bu hoş birşey. Bunu o para geliştirdi ama yine de yeterli değil. Singapur’da bizim TÜBİTAK benzeri bir kuruluş var. Adı A-Star. Bütçesi 13.5 milyar dolar. Biz 700 milyon dolardayız.”

KOL NAKLİNE ÖVGÜ

Üniversitelere fırsat verildiğinde önemli çalışmalar yapıldığını belirten Özcan, Akdeniz Üniversitesi’nde yapılan ve Türkiye’de ilk olan çift kol naklinin de büyük bir başarı olduğunu kaydetti. Özcan, ”Bu aslında çok önemli bir haberdir. Düşünün, iki yıl önce kollarını kaybetmiş, orada ne damar ne sinir kalmıştır. Motosiklet kazasında ölen birinin kollarını alıp taktılar. Kol nakli yapılan kişi parmaklarını oynatmaya başlamış. Bu, müthiş bir başarı. Hocalarımızın bilgisi eksik falan değil, eğer fırsat verilsin, dünyayı oynatırlar” dedi.

Üniversitelerde rekabeti desteklediklerini dile getiren Özcan, üniversitelere, yaptıkları üretim ölçüsünde, belirli kıstaslar baz alınarak bütçe verilmesinden yana olduğunu, bunun örneğinin İngiltere’de uygulandığını sözlerine ekledi.

AA

Popularity: 11% [?]

Özcan: KPSS sonuçları hafta sonuna doğru

16 Kasım 2010

Hacettepe Üniversitesi Merkez Yerleşkesinde düzenlenen Üniversitelerarası Kurul toplantısının açılışına katılan Prof. Dr. Özcan, açılışın ardından gazetecilerin sınavla ilgili soruları üzerine ”Sınav sonuçlarının bu hafta sonuna doğru açıklanacağını düşünüyorum” dedi.

Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezince 10 Temmuz 2010′da yapılan KPSS Eğitim Bilimleri Sınavı soruların sızdığı gerekçesiyle iptal edilmiş ve 31 Ekimde yeniden yapılmıştı.

AA

Popularity: 5% [?]

Sitemizi kişi takip ediyor.Aşağıdaki kutucuğa e-posta adresinizi girin sitemize yeni eklenen içerikten haberiniz olsun...

Sitemize üye olduktan sonra, e-posta adresinize bir onay maili gelecek. O maili onaylamazsanız, üyeliğiniz tamamlanmaz. 

SohbetClub.Net Anket

How Is My Site?

View Results

Loading ... Loading ...