‘ Ankara ’ kelimesi ile ilgili yazılar

Çinlilerin halay merakı bir başka

16 Kasım 2010

 Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek, Şanghay’da ”Ankara Kültür Günleri” çerçevesinde Oriental Sanat Merkezi’nde düzenlenen etkinlikte yaptığı konuşmada, Türkiye ve Çin medeniyetlerinin dünyanın köklü ve zengin medeniyetleri arasında yeraldığını söyledi. Tarihin her döneminde bu iki köklü milletin yakın ilişkiler içinde bulunduğunu ifade eden Gökçek, yakın ilişki sonucu Türkiye ile Çin arasında ortak ilgi alanları oluştuğunu belirtti.

Çin’de uygulanan doğru ve istikrarlı ekonomi politikalarının, güçlü aile yapılarının ve çalışkan insanların dünyadaki hızlı değişimi lehlerine çevirebildiklerini anlatan Gökçek, şöyle devam etti:

”Çin dünya ekonomisinde ön sıralara çıkmış, öyle ki dünya ekonomisi Asya’ya doğru eksen değiştirmiştir. Mutlulukla belirtmek isterim ki iki ülke arasındaki yakın dostluk ve ekonomik ilişkiler yakın zamanda Çin Halk Cumhuriyeti Başbakanı’nın Türkiye ziyareti sırasında imzalanan sekiz anlaşma ile stratejik işbirliğine dönüşmüştür. Bu sayede iki ülke arasındaki iş hacminin 17 milyar dolardan 50 milyar dolara çıkarılması hedeflenmiştir. Ankara ve Şanghay bu büyümenin odağında yer almışlardır.

BM raporlarına göre tarihte ilk kez insanların yüzde 50′den fazlası kentlerde yaşamaya başlamış ve 21. yüzyıl kentler çağı olmuştur. Ankara ve Şanghay gerçekleştirdikleri kentsel dönüşüm, çevre, ulaşım ve sosyal projelerle dünya kentlerine örnek oluştururken, halklar arasında dostluk ve kültürel anlayışı arttırmaya yönelik kentler diplomasisinin de öncüleri olmuşlardır.”

Şanghay Belediye Başkanı Han Zheng ile Ankara’da görüştüklerini, dostluk ve işbirliği anlaşması imzaladıklarını anımsatan Gökçek, anlaşmaların kağıt üzerinde kalmadığını ve geçen yıl Ankara’da Şanghay Kültür Haftası düzenlediklerini belirtti. Ankaralıların Şanghay ve Çin kültürünü çok sevdiklerini ifade eden Gökçek, bu yıl da Şanghay’da Ankara Kültür Günleri düzenlendiklerini söyledi. Bu çerçevede geleneksel Türk dansları ve modern Türk müziğinden bir demet hazırladıklarını dile getiren Gökçek, ”Memnuniyetle izliyorum ki konuksever Şanghay halkı da Ankaralı kardeşlerime aynı ilgi ve alakayı gösteriyorlar” dedi.

-ÇİNLİ İŞ ADAMLARINA YATIRIM DAVETİ-

Şanghay halkının 10 gün önce sona eren Şanghay EXPO’daki Türkiye pavyonuna gösterdikleri ilgiden de memnun kaldıklarını bildiren Gökçek, ”EXPO tarihininde bir rekor olan ve 70 milyon kişinin katıldığı Şanghay EXPO’da Türkiye pavyonunu 7 milyon kişi ziyaret etmiştir” diye konuştu.

Dostluk ve kültürel ilişkilerin ekonomik işbirliğiyle desteklenerek, halkların refahını daha da arttırması gerektiğine inandığını anlatan Gökçek, ”Bu nedenle Çinli iş adamlarını Ankara’ya yatırıma davet ediyorum. Başta raylı sistemler ve tünel yollar olmak üzere ulaşım, tema parklar, kongre ve fuar merkezleri gibi geniş biz yelpazede, Ankara’da cazip yatırım fırsatları bulunuyor” dedi.

Gökçek ayrıca Ankara’nın Çin Çok Uluslu Şirketler Birliği tarafından ”Türkiye’nin En İyi Yatırım Yapılabilir Kenti” seçildiğini anımsatarak, Şanghay’da düzenlenen Ankara Kültür Günleri’nin aralarındaki ekonomik, kültürel ve dostluk ilişkilerine yeni bir ivme kazandıracağına inandığını söyledi.

Şanghay Halk Siyasi Danışma Konferansı Başkanvekili Wu You Ying ise Ankara’nın mesafe olarak uzak olduğunu, buna rağmen her iki ülke halkının çok eskiye dayanan ortak geçmişe sahip bulunduklarını söyledi.

Bu geçmişin önceleri İpek Yolu şimdi ise EXPO’da biraraya geldiğini ifade eden Ying, Şanghay’da düzenlenen Ankara Kültür Haftası etkinliğinin, 2 şehir ve halklar arasında olumlu etkiler yaratacağına inandığını dile getirdi. Ying, ”İnanıyorum ki bugün düzenlenen etkinlikte her iki ülke de kendi sanat gösterilerini dolu dolu sunacaklardır” dedi.

-ÇİNLİLERİN HALAYA İLGİSİ-

Konuşmaların ardından Ankara Büyükşehir Belediyesinin halk oyunları ekiplerince folklor, kına gecesi canlandırması, Karadeniz yöresi oyunları, Ankara misket havası, ecüş mecüş gösterileri sunuldu. Şangay Belediyesine ait ekipler de yöresel kıyafetlerle Çinlilere özgü halk oyunları ile Kurşun Asker gösterisi sergiledi.

Sanatçı Ferhat Göçer de aralarında Çince parçaların da yer aldığı bir konser verdi. Göçer’in şarkılarına zaman zaman eşlik eden Çinli ve Türk izleyiciler, Göçer’e yoğun sevgi gösterisinde bulundular.

Konser bitiminde Ferhat Göçer’in orkestrası tarafından çalınan Mehter Marşı ile 10. Yıl Marşı’na konseri izleyen Türkler eşlik etti.

Etkinlikte Türk halk oyunlarını izleyen Çinliler, konser salonundan ayrıldıktan sonra Şanghay Meydanı’nda, aralarında Türklerin de yer aldığı gruplarla beraber büyük bir keyifle halay çektiler. Halayda zorlanan bazı Çinlilere ritm tutma konusunda Türkler yardımcı oldu.

AA

Popularity: 75% [?]

Devlet Tiyatroları’nın bayram mesaisi

16 Kasım 2010

DT’den yapılan yazılı açıklamaya göre, Ankara Devlet Tiyatrosu, Akün Sahnesi‘nde, ”Nazım Hikmet’in ‘Memleketimden İnsan Manzaraları’ndan Onbir Tablo” adlı oyununa, 18 Kasımda dünya prömiyeri yapacak. Oyun, 19 ve 20 Kasımda da izlenebilecek. ”Genç Osman”, Büyük Tiyatro’da, 19 ve 21 Kasımda seyirciyle buluşacak.

Çayyolu Cüneyt Gökçer Sahnesi‘nde, Brita Kutchmy’nin yazdığı, Çağman Pala’nın Türkçe’ye çevirdiği, Işıl Kasapoğlu;nun yönetmenliğini yaptığı her yaşta çocuğa yönelik ”Narnia Günlükleri”, 21 Kasım Pazar günü sahnelenecek.

Aynı sahnede, İbrahim Balaban’ın yazdığı, Haldun Çubukçu’nun uyarladığı, Ayşe Emel Mesci’nin yönettiği ”Şair Baba ve Damdakiler” adlı oyuna, 17 Kasım Çarşamba günü dünya prömiyeri yapılacak. Oyun, 18-26 Kasım tarihleri arasında da temsil verecek.

Şinasi Sahnesi‘nde, Paola Levi’nin yazdığı, Tarık Leventoğlu’nun dilimize çevirdiği Aclan Büyüktürkoğlu’nun yönettiği ”Trafik Cezası”, 17–20 Kasım tarihlerinde seyircinin karşısında olacak. Mehmet Akay’ın yazıp, yönettiği ”Büyümek İstiyorum” adlı çocuk oyunu ise 21 Kasım pazar günü izlenebilecek.

Küçük Tiyatro‘da ”Soğuk Bir Berlin Gecesi”, 17-20 Kasım’da sahnelenecek. Oyunu yazan ve yöneten Barış Eren. Aynı sahnede, ”Keloğlan Keleşoğlan” adlı çocuk oyunu 21 Kasım pazar günü küçük izleyicilerle buluşacak.

Altındağ Tiyatrosu‘nda, Yıldırım Keskin’in yazdığı, Ali Hürol’un yönettiği ”İçlerinden Hangisi”, 17-21 Kasım tarihlerinde sahnelenecek.

İrfan Şahinbaş Atölye Sahnesi‘nde, Hasan Erkek’in yazdığı, Rasim Aşı’nın yönettiği çocuk oyunu ”Boğaçhan”, 19 Kasım’da izlenebilecek. Yakub Kadri Karaosmanoğlu’nun yazdığı, Berkun Oya’nın uyarladığı, Bengisu Doğruer’in yönettiği ”Yaban”, 17, 18, 20 Kasımda aynı sahnede temsil verecek.

Stüdyo Sahne‘de ”Üç Yönetmen Üç Oyun” 19, 21 Kasım tarihlerinde seyirciyle buluşacak. Ethan Coen’in yazdığı, Deniz Ünsal’ın dilimize çevirdiği, Bahar Kerimoğlu’nun yönettiği, koreografisini Gizem Erden’in yaptığı ”Bekleyiş”, Max Frisch’nin yazdığı, Hasan Kuruyazıcı’nın dilimize çevirdiği, Doğu Yaşar Akal’ın yönetmenliğini yaptığı, ”Phılıpp Hotz’un Büyük Öfkesi”, Tankred Dorst’un yazdığı, Behçet Necatigil’in dilimize çevirdiği, Merve Taşkan’ın yönettiği ”Dönemeç” izlenebilecek.

Oda Tiyatrosu‘nda, ”Sinek Kadar Kocam Olsun Başımda Bulunsun” adlı oyun ise 17-20 Kasım’da sahnelenecek.

-İSTANBUL DEVLET TİYATROSU-

Cevahir Salon 1‘de, Aziz Nesin’in yazdığı, Yücel Erten’in uyarlayıp, yönettiği ”Ne Dersin Azizim?” 17–21 Kasım tarihlerinde, Cevahir Salon 2′de Kubilay Tunçer’in yazıp yönettiği ;in yazıp yönettiği çocuk oyunu ”Herkes Sihirbaz Olacak” 21 Kasım Pazar günü sahnelenecek. Sarah Ruhl’un yazdığı, Z. İrem Aydın’ın çevirdiği, Kubilay Karslıoğlu’nun yönettiği ”Temiz Ev” aynı sahnede 17–20 Kasım tarihleri arasında görülebilecek.

Üsküdar Stüdyo Sahne‘de, Charles Battle’nın yazdığı, Zerrin Yanıkkaya’nın çevirdiği, Mehmet Birkiye’nin yönettiği ”Baştan Çıkarma”, 17–21 Kasım tarihleri arasında temsil verecek.

Küçük Sahne‘de, 17-21 Kasım tarihlerinde Duşan Kovacevic’in yazdığı, Başar Savuncu ve Bilge Emin’in çevirdiği, Işıl Kasapoğlu’nun yönettiği ”Profesyonel” izlenebilecek.

Küçük Çekmece DT Sahnesi‘nde, Mahmut Gökgöz’ün yazdığı ve yönettiği ”Pir Sultan Abdal”, 18–21 Kasım tarihleri arasında da sanatseverlerce izlenebilecek.

Ahmet Mithat Efendi Kültür Merkezi Feridun Karakaya Sahnesi‘nde, Robin Hawdon’un yazdığı, Özcan Özer’in çevirdiği, Mutlu Güney’in yönettiği ”Karanlık İşler” 19 – 21 Kasım tarihlerinde sahnelenecek.

-İZMİR DEVLET TİYATROSU-

Konak Sahnesi‘nde, 17-21 Kasım tarihleri arasında Murathan Mungan’ın yazdığı, Tayfun Erarslan’ın yönettiği ”Bir Garip Orhan Veli” izlenebilecek.

Karşıyaka Ragıp Haykır Sahnesi‘nde Orhan Asena’nın yazdığı, Mehmet Ege’nin yönettiği ”Şili’de Av”, 18–21 Kasım tarihleri arasında sahnelenecek.

Karşıyaka Oda Tiyatrosu‘nda, Cuma Boynukara’nın yazdığı, Alev Kerimoğlu’nun yönettiği ”Yoksun”, 17 Kasım Çarşamba günü, Konak Melek Ökte Sahnesi’nde David Tristram’ın yazdığı, Sinan Gürtunca’nın çevirdiği, Sinan Pekinton’un yönettiği ”Henry Ve Alice’in Gizli Yaşamı” 19, 20 Kasım tarihleri arasında beğeniye sunulacak.

-DİĞER BÖLGE TİYATROLARI-

Bursa AVP Sahnesi‘nde, Reşat Nuri Güntekin’in yazdığı, Turgut Özakman’ın uyarladığı, Mustafa Kurt’un yönettiği ”Sarıpınar 1914”, 17–20 Kasım tarihleri arasında, Oda Tiyatrosu’nda, Erdi Mamikoğlu’nun yazdığı, Taner Turan’ın yönettiği ”Hiç Kimsenin Öyküsü” adlı oyun, 18, 19, 20 Kasım tarihlerinde sanatseverlerle buluşacak.

Adana Hacı Ömer Sabancı Kültür Merkezi Sahnesi‘nde, Özen Rodop’un yazdığı, Boğaçhan Sözmen’in yönettiği çocuk oyunu ”Papağan Kaçtı”, 17 Kasım’da sahnelenecek. Fuaye Sahnesi’nde 17 Kasımda prömiyer yapacak olan Tuncer Cücenoğlu’nun yazdığı, Hakan Boyav’ın yönettiği ”Matruşka” 18–20 Kasım tarihleri arasında seyirciyle buluşacak.

Trabzon Atapark Haluk Ongan Sahnesi‘nde, Uğur Saatçi’nin yazdığı, Barış Erdenk’in yönettiği ”İstibdat Kumpanyası” 18-20 Kasım tarihleri arasında tiyatroseverlerin beğenisine sunulacak.

Diyarbakır Orhan Asena Sahnesi‘nde, Habib Bektaş’ın yazdığı, Özlem Gür’ün yönettiği çocuk oyunu ”Titil İle Bibil” 21 Kasım tarihinde, Cevat Fehmi Başkut’un yazdığı, Levent Suner’in yönettiği ”Hacıyatmaz”, 18–20 Kasım tarihleri arasında izlenebilecek.

Antalya Haşim İşçan Kültür Merkezi DT Sahnesi Küçük Salon‘da, Barbara Schottenfeld’in yazdığı, Sevgi Sanlı’nın çevirdiği, Y. Murat Sarı’nın yönettiği ”Yedi Kadın” 19, 20 Kasım tarihlerinde sahnelenecek. Brian Way’ın yazdığı, Servet Aybar’ın çevirdiği, Ahmet Avkıran’ın yönettiği çocuk oyunu ”Pinokyo”, 21 Kasım’da küçük sanatseverlerce izlenebilecek.

Erzurum’da, Andersen’den Aylin Çalap’ın uyarladığı, Ebru Kara’nın yönettiği çocuk oyunu ”Deniz Kızı” 21 Kasım Pazar günü, Haluk Işık’ın yazdığı, M. Doğan Yağcı’nın yönettiği İzmir Devlet Tiyatrosu yapımı ”Yollarda” 18-20 Kasım tarihleri arasında temsil verecek.

Konya‘da, Zeki Yorulmaz’ın yazdığı, A. Volkan Çetinkaya’nın yönettiği çocuk oyunu ”Orkestra”, 19, 20 Kasım tarihlerinde küçük sanatseverlerce izlenebilecek.

Van, Kültür Merkezi Sahnesi’nde, Necmettin Tetik’in yazdığı, İpek Gezener’in yönettiği çocuk oyunu ”Küçük Korsan”, 17, 21 Kasım tarihlerinde F. Garcialorca yazdığı, Tahsin Saraç ve Yücel Yıldırım’ın çevirdiği, İpek Atagün Gezener’in yönettiği ”Kanlı Düğün”, 18-20 Kasım tarihleri arasında sahnelenecek.

(aa)

Popularity: 65% [?]

Avrupalı öğrenciler Çini’ye merak sardı

16 Kasım 2010

Avrupa Birliği Hayat Boyu Öğretim programı kapsamında Kütahya’ya Bulgaristan, Litvanya, Romanya, Belçika, Macaristan ve Polonya’dan gelen 20 kişilik bir grup Kütahya Kültür ve Sanat Derneğinde çini ve seramik çalışmaları yapıyor.

Grundtving Çalıştayı olarak Kütahya İl Milli Eğitim Müdürlüğü ve Kütahya Kültür ve Sanat Derneğinin ortaklaşa düzenlediği organizasyonda 20 kişilik grup Kütahya’da çeşitli etkinliklere katılacak. Konu hakkında bilgi veren Kültür ve Sanat Derneği Başkanı Abdurrahman Yıldız misafir grubun Kütahya’da 5 gün kalacağını kaydetti. Yıldız, Kütahya’ya 6 ülkeden gelen grup üyelerine dernek binasında çini ve seramik sanatının öğretilmeye çalışıldığını, grubun 16. yüzyıl Saray sanatı ve desenlerinden oluşan Haliç, Rumi, Selçuklu gibi çininin ana desenleri uygulanarak ikişer obje çalıştığını, grup üyelerinin yapmış olduğu çinilerin hazırlanarak kendilerine armağan edileceğini söyledi.

Türkiye Ulusal Ajans tarafından finanse edilen proje kapsamında grup üyelerinin çini ve seramik çalışmalarının yanı sıra Kütahya’yı da gezeceklerini bildiren Yıldız, bu sayede misafirlere Kütahya’nın tanıtımının da yapılacağını kaydetti.

Ankara Ulusal Ajans Grundtving çalışanlarından İsmail Hakkı Bilgen ve Yasemin Uz denetiminde yürütülen projede Kütahya Kültür ve Sanat Derneği Başkanı Abdurrahman Yıldız, Dernek çalışanı Filiz Arık, Genel Koordinatör Özlem Özrenk, çevirmen ve dernek görevlisi Tuba Aybak ve Usta Öğretici Kerim Keçecigil görev alıyorlar.

İHA

Popularity: 23% [?]

Atatürk’ün hasta günlerinde yaşadıkları

16 Kasım 2010

Şehriban Oğhan’ın haberi

Atatürk’ün, dünyada uzun söylev rekorunu kıran 400 bin sözcüklü ‘Nutuk’u kaleme alışı sırasında yanında olan iki kişiden biri Ali Rıza Erdim. Nam-ı diğer Bebe Rıza. Zira o dönem Köşk’te dört tane Rıza var. Hasan Rıza Soyak (Kalem-i Mahsus), İstanbul Mübayaa (satın alma) memuru Köse Rıza (Özak), Köşk’ün ihtiyarı Ankara Erzak Mübayaacısı Baba Rıza ve evrak katibi Ali Rıza Erdim. Erdim, Ankaralılar küçüklere ‘bebe’ dediği için kendisine öyle seslenildiğini söylüyor. Köşk’ün ‘bebe’si, Atatürk’ün diğer önemli kararında da yanında bulunuyor. İsmet İnönü’nün başbakanlıktan ayrıldığını duyuran izin yazısı onun kaleminden çıkıyor… 

Ali Rıza Erdim, Atatürk’ün hastalık dönemini anlatıyor…

Atatürk’ün hastalık döneminin başlamasıyla ilgili olaylar…
- 1938’de Termal Otel inşa halindeydi. Bir gün “Termal emrinize amade” diye bir haber aldık. İzmit’e, Derince’ye, Ertuğrul ile iskeleye ve Termal’e ulaştık. Otel tamamen bitmemiş fakat her şey tertemiz, hazırlanmıştı. Başvekil Bayar da yanımızdaydı. Doktorlar Nihat Reşat Belger, Neşet Ömer İrdelp, Atatürk’ün Termal’deki hususi köşküne gidiyorlar. Orada Paşa’ya bakıyorlar, siroz olduğunu anlıyorlar. O gece Termal’de güzel bir sofra kuruldu, yenildi, içildi. Ankara radyosundan şarkılar dinlendi. Bursa Valisi Şefik Bey, Atatürk’ün geldiğini haber almış, Bursa’ya davet ediyor. Bursa’da iki gün kaldık. Benim Atatürk’ün siroz olduğundan haberim yok. Bursa belediyesi salonunda balo verildi. Ben, Atatürk’ün arkasındayım. Garsonlar, rakı, leblebi getirdiler. Tuzsuz sarı leblebiyi çok severdi. Cebinden mendili aldı. Sofrada mendille burnunu siliyor cebine koyuyor, hemen sofracı mendili alıyor temiz mendil veriyordu. Sonra, anlattılar. Siroz’un en belirgin özelliğiymiş burundan kan gelmesi. Üçüncü gün Dolmabahçe Sarayı’na gittik, orada zatürree geçirmiş galiba. Karnı şişmiş, su falan alındı. Viyana’dan Hitler’in müsaadesiyle iki doktor getirtildi. Fransa’dan gelen Mösyö Fissenger “Benim kliniğime gelirse ben onu Türkiye’ye sağlam gönderirim” demiş. Gönderilmedi.

Gönderilmedi mi, gitmek mi istemedi?
- Gönderilmedi, herhalde hükümet izin vermedi. O zaman uçağa binmek istediği halde izin verilmezdi. İsmet İnönü askeri uçakla gitti geldi. O da binmek istemiş izin verilmemiş. Viyanalı doktorlar yata gittiler, Atatürk Dolmabahçe Sarayı’nın önünde yatta yatıyor.

Emrediyorum, bana dondurma getirin

Niye yatta yatıyor?
- Belki serinlerim diye. Doktorlar 4-5 saat kaldılar. Neşet Ömer Bey, Akil Muhtar (Özden) Bey, Dr. Mehmet (Kamil) Bey İstanbul’un bütün meşhur doktorları orada. Ecnebi doktorlar, muayene sonunda “Bizim yapacağımız bir şey yok, siz çok iyi bakıyorsunuz. Fakat şefimizi altı aydan fazla yaşatamazsınız” demişler. Hemen Avrupa’ya döndüler. Bizim doktorlar onları Sirkeci’den yolcu etmeye gitmişler. Onlara, “Sakın bir şey vermeyin” diye tembih edilmiş. Atatürk, Neşet Ömer Bey’e soruyor, şu yok, bu yok. “Bana dondurma getir” diyor. “Efendim emir verdiler getirmeyeyim” diyor. “Ben emir veriyorum getir” diyor. Onlar da bardakla getiriyorlar. Sonra Neşet Ömer Bey soruyor, “Nasıl Paşam?” diyor. “Sorma halimizi, perişan olduk, tırnağımızdan girdi saçımızdan çıktı” diyor. Neşet Ömer Bey üzülüyor, dizine vuruyor. Siyahlığı günlerce geçmemiş, çok üzülmüş.

6 ay yaşayacağı söylendiyse moralinde ne gibi bir değişme oldu?
- Nasıl söylediler bilmem ama, “Ben bunu da yeneceğim” demiş, demek ki hasta olduğunu biliyordu.

Atatürk’ün yüksek ateşini itfaiye bile söndüremiyor

Yatta kimler vardı?
-Savarona’da ben nöbetçiyim, bazen Haldun Derin olurdu…Zihni Derin’in (çay sanayiinin kurucusu) oğlu. Hasan Rıza Soyak’ın oğlunun Arnavutköy Koleji’nden arkadaşıydı. Onun kanalıyla Riyaseti Cumhur kalemine alındı (1933). Burada iki sene kaldı, sonra Kalem vasıtasıyla Avrupa’ya gönderildi, maaşı da yollanıyordu. Fransa’da da kaldı. Haldun Derin geliyor, ben gidiyorum. Gece yattım. Baktım gemi harekete hazırlanıyor, giyindim. Savarona’yı gördünüz mü? O muazzam bir gemiydi. Her şey elektrikli. Doğru yukarı çıktım “Said Kaptan hayrola, ne oluyoruz” dedim.

Said kaptan kim, soyadı yok mu?
-Atatürk’ün bir sözü vardı. Karada Sadullah (Albay, Seyrisefain Umum Müdürü), denizde Said Kaptan olduktan sonra ben daima yaşarım” derdi. “Atatürk bunalmış” dedi. Atatürk’ün odasında vantilatör çalışıyordu, ama kâfi gelmediği için odanın etrafına 30 santimetre yüksekliğinde çinkolar içine buz konuyordu. Onunla soğutulmaya çalışılıyordu.

Odanın içi yanıyor yani!
-Said Kaptan’a, “Burası çok sıcak, acaba seyredersek faydası olur mu?” demiş. O da “Olur tabii, Paşam” demiş. “İyi öyleyse, Boğaz’a kadar gidelim” demiş. Marmara’ya doğru 3-4 saat gittik. Tekirdağ’ın ışıkları görünüyordu. Sonra geri döndük. Dolmabahçe’ye demir attık. Sofracı Kamil, Atatürk’ü kucağına aldı, motora (Acar motoru), oradan asansörle yukarı çıkardı. Pehlivan gibi oğlandı.

Hani yabancı casuslarla güreştirdiği oğlan mı?
- Evet o. Rahmetli güreşi çok severdi. Sofracı çocuk onu kucağına almadan önce, yatta çalışan mühendisler vardı, görmesinler diye onları bir yere, kamaraya kapattılar.

En son ne zaman içki içti Atatürk?
- Termal’de teşhis konduktan sonra, son olarak baloda içti. Ölmeden 5-6 ay önce içkiyi bırakmıştı. Atatürk Dolmabahçe’de yatarken, itfaiyeler, denizden su alır duvarlara püskürtürlerdi. Soğuk olsun diye.

Çok zayıflamış mıydı?
- 30 kilo vermişti.

Boylu poslu muydu?
- Boyluydu, güzel adamdı. Erkek güzeli diye ona derlerdi.

Onu en son ne zaman gördünüz?
- Dolmabahçe’deyiz, yedek subaylar, özellikle öğretmenler maaşları verilmediği için Gülhane Parkı’nda toplanmışlardı. Polisler bir ayaklanma falan zannetmişler. Saraya aksettirilmiş mesele. Subaylar saraya yürüyeceklermiş. Ben de o gün nöbetçiyim. Bu askeri toplantılardan, yürüyüşlerden Atatürk kuşkulanmış. Orduya, “Bana bağlılığınızı bildirin” diye tamim göndermiş. Her taraftan bağlılıklarını bildiren yazılar geliyor. Yazılar o kadar çok ki, yoruldum, bıktım…. Saat; 2.00-3.00. Paşa karşıma oturdu. “Erzurum’dan var mı?” diyordu. Erzurum’da Salih Omurtak kumandan. “Var Paşam” dedim. Sayıları okumaya başladım. 22-23… Ben yazı okuyorum diye rakamları okuyorum. “Bu çocuk yorgun yatırın bunu” demiş. Sonra, Atatürk’ün emriyle maaşlar verildi.

Karnı şişmişti fotoğrafçıya izin vermedi

“Hastalığı sırasında Hatay meselesiyle meşguldü. İstanbul’a gittik, hükümete oradaki Fransızlarla görüşülmesi için talimat verdi. Müspet cevap gelmeyince Adana’ya gitmeye karar vermiş. Ülkü küçük, ona “Siz Ankara’ya, ben harbe” demiş. Onlar, Ankara’ya, biz de Eskişehir’den Adana’ya gideceğiz. İstanbul’a gelmeden önce Fevzi Çakmak’a “Sizinle konuştuğumuz esaslar üzerinde harekete geçin” demiş. O da şu: Trakya’daki savaş araçları Adana’ya gönderilecekti. Kesin emir verdiği halde, bunu önlemek amacıyla biz Eskişehir’deyken Tevfik Rüştü, Şükrü Kaya, İsmet Bey Atatürk’ü karşıladı. Onlar bir vagonda görüştüler. Adana’dan vazgeçildi. Biz Mersin’e gittik. Fakat, Adana’da fıkra kumandanı Şükrü Kanatlı bir resmi geçit hazırlamış. Atatürk onu seyretti. O zaman Karnı şişti. Bir fotoğrafçı resmini çekmek istemişti trende, izin vermemişti.”

Hürriyet

Popularity: 17% [?]

Banliyö hattında kadın makinistler

16 Kasım 2010

İzmir Büyükşehir Belediyesinden yapılan yazılı açıklamaya göre, kadın makinistler Ebru Katiç ile Aysun Mutlutürk stajyer makinist olarak seferlere çıkıyor.

İZBAN şirketine, açılan sınavla giren kadın makinistler, nisan ayından bu yana kesintisiz eğitim alıyor. Bu süreçte Ankara ve İspanya’daki eğitimlere de katılan kadın makinistler, 10 bin kilometrelik sürüş tecrübesinin ardından asaletlerini alacak.

Açıklamada görüşlerine yer verilen Ebru Katiç ve Aysun Mutlutürk, ”İzmirli iki öncü kadın” olarak bu önemli görevi yerine getirmekten son derece mutlu olduklarını ifade etti.

Aysun Mutlutürk, Türkiye’de banliyöyü kullanan ilk kadın makinistler olduklarını kaydetti.

Ebru Katiç de dışarıdan çok kolay gibi görünen mesleğin, çok ciddi bir eğitim gerektirdiğini, başlangıçta bu işi başaramayacaklarını düşünenlerin bulunduğunu, şimdi tüm bu olumsuzlukların ortadan kalktığını belirtti.

AA

Popularity: 20% [?]

Güzelliğe ayrılan bütçe arttı!

16 Kasım 2010

Ankara Kuaförler, Güzellik Salonları ve Manikürcüler Esnaf Odası Başkanı Bekir Yiğittürk, AA muhabirine yaptığı açıklamada, kent genelinde odalarına kayıtlı 3 bin 100 toplamda ise 5 bin civarında kuaför, güzellik salonu ve manikürcü esnafının bulunduğunu söyledi.

Yaşanan ekonomik kriz nedeniyle esnafın zor günler geçirdiğini bazı işyerlerinin de kapanmak zorunda kaldığını belirten Yiğittürk, ”Krizin bitiş sinyalleri ile kapanan işyeri sayısı yok denecek kadar azaldı, buna karşın çok sayıda yeni işyeri açılıyor” dedi.

Sıkıntının aşılmaya başlamasıyla birlikte insanların harcamalarında da rahat davranmaya başladığını anlatan Yiğittürk, şöyle konuştu:

”Krizde insanlar doğal olarak harcamalarını kısıtlıyor, ilk kesintiye gidilen şeyin başında ise güzellik harcamaları geliyor. Ancak şimdi durum değişti, insanlar güzelliklerine daha fazla harcama yapıyor. Esnafta rahat bir nefes aldı, iş yoğunluğu eskiye göre artış gösterdi. Esnaf memnun, işlerin önümüzdeki süreçte daha da artmasını bekliyoruz.”

-YURT DIŞINDAN MANİKÜRCÜ, PEDİKÜRCÜ TALEBİ VAR-

Türk kuaförleri ve güzellik merkezi çalışanlarının işlerinde fazlasıyla başarılı olduklarını belirten Yiğittürk, ”Eğitim aldıktan sonra işsiz kalınmayacak tek meslek kuaförlük” diye konuştu.

Yurt dışında özellikle gurbetçilerin yoğun yaşadığı Almanya, Fransa ve Hollanda gibi ülkelerden kuaför, manikürcü, pedikürcü talepleri aldıklarını belirten Yiğittürk, bu taleplere cevap verebilmek için sürekli kurslar açtıklarını söyledi.

Yaklaşık 8 ay süren kurslarda kalifiye eleman yetiştirmeye çalıştıklarını belirten Yiğittürk, mezun olanların ise kolayca iş bulduğunu aktardı.

-EĞİTİMLERİ DE ODALAR VERSİN-

Geçmiş yıllarda, çıraklık, kalfalık, ustalık gibi belgelerin meslek odaları tarafından verilebildiğini anımsatan Yiğittürk, bu uygulamanın meslekte branşlaşma açısından yeniden yapılması gerektiğini söyledi.

Milli Eğitim Bakanlığı tarafından açılan çıraklık okullarına karşı olmadıklarının altını çizen Yiğittürk, ”Belgeler odalar tarafından verilirse, mesleğin içinden daha başarılı kişiler yetişir” dedi.

AA

Popularity: 19% [?]

Trabzon’a 2. üniversite için onay

16 Kasım 2010

TBMM Milli Eğitim Kültür Gençlik ve Spor Komisyonu tarafından Ankara’ya çağrılan üniversite kurucu üyeleri Ömer Yıldız, İbrahim Keskin, Prof. Ahmet Karagüzel ve Nihat Adıgüzel Ankara’ya gitti. Kurucu üyeler burada komisyon üyelerine yürüttükleri hazırlıklarla ilgili bilgiler verdi.

Konuyla ilgili bilgi veren İbrahim Keskin, “Meclis Milli Eğitim Kültür Gençlik ve Spor Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Mehmet Sağlam başkanlığındaki komisyon girişimimizi oybirliği ile onandı. Artık son adım, TBMM Genel Kurulu’ndaki oylama olacak. Bunun da Aralık ayından önce tamamlanmasını bekliyoruz. Heyecanlıyız. Trabzon KTÜ’den sonra önemli bir üniversite kazanacak” dedi.

İHA

Popularity: 23% [?]

Rektörden başörtülü öğrencilere özür

16 Kasım 2010

Muş Alparslan Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nihat İnanç, gazetecilere yaptığı açıklamada, 2010-2011 akademik yıl açılış töreninde konuşan Rukiye Işık’ın konuşma metninin üniversite yönetimi tarafından hazırlandığı şeklindeki iddiaların ortaya atıldığını anımsatarak, konuşma metninin içeriğinden haberi olmadığını söyledi.

Konuşma metninin Işık tarafından hazırlandığını ifade eden İnanç, ”Kendisine, çıkıp istediği gibi konuşmasını söyledik. Bu görüşmeden sonra Rukiye Işık, kendi hayat hikayesini anlatan bir konuşma hazırladı. Açılışta yaptığı konuşması, toplantıya katılanları çok duygulandırdı” dedi.

Başörtüsü yasağının geçmişte çok sayıda öğrenciyi mağdur ettiğini hatırlatan Prof. Dr. Nihat İnanç, başörtüsü yüzünden eğitim hakları ellerinden alınan öğrencileri, sürgün edilen öğrenciler olarak nitelendirdi.

Rektör Prof. Dr. Nihat İnanç, konuşmasını şöyle sürdürdü:

”Bizim açımızdan baktığınız zaman Muş Alparslan Üniversitesi bizim göreve geldiğimiz günden bu yana hep özgürlüklerin savunulduğu bir yer oldu. Sadece savunulmak ile kalmadı, uygulandığı bir üniversite de oldu. Bir tek bizim öğrencilerimize değil ÖSYM ve açık öğretim sınavlarında da bu özgürlük kısıtlanmadı. Yüksek Öğretim Kurumu (YÖK) ise bu süreci sahiplendi. YÖK bu süreci sahiplenmeseydi konu bu kadar gündemde olmazdı. Bizim açımızdan baktığınız zaman, başından beri tavrımız neyse o. Yani Ankara’nın tavrı ne olursa olsun doğrusu bizi pek fazla ilgilendirmiyor. Çünkü mevcut yasalar belli, Anayasa ve kanunlar belli.”

Kanunda olmayan bir konuda ”emre itaat”in olamayacağına dikkati çeken İnanç, ”Ben bir kez daha söylemek istiyorum; sürgüne gönderilen öğrencilerimiz özellikle inancından dolayı başını örten kızlarımız ve sebep ne olursa olsun kanuni dayanağı olmadan eğitim-öğretim hakkı elinden alınan evlatlarımızdan özür dilemeliyiz. Bu devlet çoğu kesimden özür diledi, sürgüne gönderilen öğrencilerimizden de özür dileyecektir” şeklinde konuştu.

AA

Popularity: 12% [?]

Youtube, Baykal görüntülerini kaldırdı

16 Kasım 2010

AA muhabirinin aldığı bilgiye göre, ”Youtube” yetkilileri ile Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı (TİB) yetkililerinin görüşmeleri sonuç verdi.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca mahkemeden aldırtılan ”erişimin engellenmesi” kararını dikkate alan ”Youtube” yetkilileri, Baykal’a ait olduğu iddia edilen görüntüleri internet sitesinden kaldırdı.

Bu gelişme üzerine, ilgili yasal mevzuatın tamamlandığı ve bu aşamada ”Youtube”a erişimin engellenmesinin söz konusu olmadığı öğrenildi.

Öte yandan Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, söz konusu görüntüleri ”Youtube”a koyan kişi veya kişileri tespit etmek amacıyla başlattığı soruşturmanın sürdüğü bildirildi.

Deniz Baykal’ın avukatları, geçtiğimiz hafta, müvekkillerine ait olduğu iddia edilen görüntülerin ”Youtube”da yayınlanması üzerine, bu görüntülere erişimin engellenmesi istemiyle Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına başvurmuştu.

Bu şikayet üzerine harekete geçen Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Ankara 11. Sulh Ceza Mahkemesi’ne başvurarak, görüntülere erişimin engellenmesini talep etmiş, mahkeme de ”Youtube”a erişimin engellenmesi kararı almıştı.

Karar, gereğinin yapılması için TİB’e gönderilmiş, TİB de ”Youtube”a yazı yazarak, görüntülerin kaldırılmasını talep etmiş, aksi halde erişimin engelleneceğini bildirmişti.

AA

Popularity: 17% [?]

Ahmet Türk’ten Başkent Kulisi’ne çarpıcı açıklamalar

16 Kasım 2010

DTP Eski Başkanı Ahmet Türk Kanal 7’de yayınlanacak olan Başkent Kulisi için çok özel açıklamalarda bulundu. 14 Kasım Pazar günü saat 11.00’de Kanal 7’de ekrana gelecek programda Türk’ten Kürt sorunu ile ilgili çarpıcı açıklamalar geldi.

Eylemsizlik sürecinde devlet güven verici adımlar atmalı Kapatılan DTP’nin Genel Başkanı ve Demokratik Toplum Kongresi Eşbaşkanı Ahmet Türk, Kanal 7’de yarın yayınlanacak programda Kanal 7’nin Ankara Temsilcisi Mehmet Acet’in sorularını yanıtladı.

Kürt sorununun çözümüne yönelik atılan adımları değerlendiren Ahmet Türk, Kanal 7 Ankara Temsilcisi Mehmet Acet’e çarpıcı açıklamalarda bulundu. Türk,  seçimlere kadar Kürt sorununun çözümünde radikal adımlar beklemediklerini ancak hükümetin güven verici adımlar atması gerektiğini söyledi.

12 Eylül’deki anayasa referandumu için Hayır sonucu çıksaydı üzülürdüm 12 Eylül’deki referandumu boykot eden BDP’nin aksine hayır çıksaydı üzüleceğini söyleyen Türk, “Boykot olmasa yüzde 95 ‘Evet’ çıkardı” dedi.

Türkler’in, Kürtler’in ve askeriyenin baskı, inkâr ve silahla bu sorunun çözülemeyeceğini anladıklarını belirten Türk, “PKK silahla devleti yenemeyeceğini anladı. Şimdi devlet, sorunu çözme becerisini göstermeli. Kürt sorunu bir hak ve özgürlükler sorunudur” dedi.

Kürtlerin en önemli sorunu anadil sorunudur

Anadilinin öğrenilmesinin engellenmesiyle, insanlar kimliğini, kültürünü kaybediyor. Bu asimilasyonun da ötesinde tam bir insanlık suçudur. Bir dilin, kamusal alanda kullanılmadığı sürece yaşama şansı yoktur. Kürtçeyi yok sayarak kardeşlik olmaz. Kürtler açısından en önemli sorun anadil sorunudur.

Anadilde eğitim hakkını inkâr etmek insanlık suçudur

Anadilde eğitim hakkının inkâr edilmesinin insanlık suçu olduğunu savunan Türk, sorunun çözümünde mecliste akil insanlardan oluşan bir komisyonun kurulmasının önemine değindi.

Türkiye’nin tüm bölgeleri için demokratik özerklik gereklidir

Programda, yerel yönetimlerin güçlendirilmesi yalnızca Kürtler’in yoğun olduğu Güneydoğu Anadolu Bölgesi için değil tüm Türkiye için gereklidir diyen Türk, “Fransa’da 22 bölge meclisi var. Kürtlerin kültürel, kimlik haklarının tanınması ile etnik bir yapının ortaya çıkmasını savunmuyoruz” dedi.

Demokratik ve AB üyesi bir Türkiye’de Kürtler daha mutlu olacaktır

Kürtlerin hak ve özgürlüklerini güvence altına almalıyız. Silahların tamamen bırakılması esas tıkanma noktası. Çünkü Kürtlerde hep aldatılmışlık inancı var. Dil ve üslup barıştan yana olmalı. Kürtlerin özgürleşmesi, Türklerin özgürleşmesidir. Etnik milliyetçilik halklar için tuzaktır.

Ergenekon ile PKK’nın bağlantısı olabilir

Yerel yönetimlerin güçlendirilmesiyle, çetelerin, mafyaların yaşaması mümkün olmaz. PKK’nın Ergenekon’la işbirliği yaptığına inanmıyorum ama sızmalar olabilir. Barışçı girişimleri sabote etmek isteyenler olabilir.

Ahmet Türk’ün ‘Kürt sorunu’ ile ilgili yaptığı çarpıcı açıklamalar 14 Kasım Pazar günü saat 11.00’de Kanal 7’de Mehmet Acet’in yönetimindeki Başkent Kulisi’nde ekrana geliyor.

Haber7

Popularity: 16% [?]

Sitemizi kişi takip ediyor.Aşağıdaki kutucuğa e-posta adresinizi girin sitemize yeni eklenen içerikten haberiniz olsun...

Sitemize üye olduktan sonra, e-posta adresinize bir onay maili gelecek. O maili onaylamazsanız, üyeliğiniz tamamlanmaz. 

SohbetClub.Net Anket

How Is My Site?

View Results

Loading ... Loading ...