Kasım 2010 ayında yazılan yazılar...

Mesir Macunu için ünlü yönetmene teklif

16 Kasım 2010

‘Manisa 1. Altın Üzüm Kısa Film Festivali’nde finale kalan eserlerin gösterimi için Manisa’ya gelen yönetmen Sinan Çetin, Manisa Belediye Başkanı Cengiz Ergün’ü makamında ziyaret etti.

Ziyarette Çetin, Manisa Belediyesi’nin film festivali düzenlemesinin ve kısa filmi ön plana çıkarmasının oldukça önemli olduğunu vurgulayarak, ”Bu sayede Manisa, ülkemize yeni ve genç yönetmenler kazandırabilir. Artık Manisa’dan yönetmenler ithal edilmeli” dedi.

Festivale katılan 270 filmi merakla beklediğini de ifade eden Çetin, Şehzadeler Şehri olarak anılan Manisa’nın yakın gelecekte artık yönetmenler şehri olarak ta anılabileceğini söyledi.

Belediye Başkanı Cengiz Ergün, Manisa Belediyesi olarak sanata büyük önem verdiklerini belirterek, Sinan Çetin’e içerisinde Manisa’yı tanıtıcı ürünlerin yer aldığı çanta hediye etti.

Kendisine hediye edilen mesir macunlarını merakla açan Yönetmen Sinan Çetin, Mesir Macunu’nun önemli bir marka olduğunu ve bunun üzerine bile film yapılabileceğini söyledi. En kısa zamanda Manisa’da bir film çekmek istediğini anlatan Sinan Çetin’e Ergün, gelecek yıl ki Mesir Festivali’nde temsili Merkez Efendi olması yönünde teklif götürdü.

Ünlü yönetmen Çetin, Manisa Şehir Tiyatrosu’nda da ‘Manisa 1. Altın Üzüm Kısa Film Festivali’de finale kalan 60 eserin gösterimini de izledi.

Burada finale kalan kısa filmlerin yönetmenleri ile bir söyleşi yapan Çetin, kısa filmlerin en kısa olanının makbul olduğunu ancak, kısa filmlerin uzun çekilmesinin bu alandaki en büyük problemlerden biri olduğunu söyledi.

Bir filmin güzel ve başarılı olması için yönetmeninin iyi olmasının çok önemli bir etken olduğuna dikkat çeken Çetin, ”Bir film, yönetmen kötü ise asla güzel olamaz. Bunun dünyada bir örneğine rastlamadım. Senaryo iyi, oyuncular iyi, kameraman iyi, prodüksiyon iyi, film kötü, bu nasıl oluyor. Bunun bir tek cevabı vardır. Çünkü yönetmen kötüdür. Yönetmen doğulur, yönetmen olunmaz. Sonradan ben yönetmen olacağım, canım yönetmenlik yapmak istiyor, diyerek yapılacak bir iş değil. Dünyanın en tatsız, zor işlerinden biridir” diye konuştu.

AA

Popularity: 40% [?]

Şam Film Festivali’nde Türkan Şoray bölümü

16 Kasım 2010

Hediye Levent’in haberi

Türkan Şoray için, festival programı içinde özel bir bölüm oluşturuldu. Bu çerçevede, Şoray’ın hayatının ve filmlerinden kesitlerin yer alacağı sinevizyon gösteriminin yanısıra, Suriye Kültür Bakanlığı ve Sinema Genel Müdürlüğü yetkilileri ile Şoray ortak bir basın toplantısı düzenleyecek.

Şam’a Pazar günü sabah erken saatlerde gelmesi beklenen Türkan Şoray için 5 günlük program hazırlandığı, ancak programın Şoray’ın isteği çerçevesinde detaylandırılacağı ve ünlü yıldızın başkent Şam dışındaki kentleri de ziyaret edebileceği kaydedildi.

Suriye basınında festivale ilişkin haberlerde ‘Sultan’ lakabıyla anılan Türkan Şoray, “Selvi Boylum Al Yazmalım” adlı filmini de Suriyeli sinemaseverlerle birlikte izleyecek.

UMUT, BAL, YUMURTA VE CENNETİ BEKLERKEN

Ödüllü yönetmen Semih Kaplanoğlu’nun ‘Bal’ filmi ile açılacak olan festivalde, Kaplanoğlu’nun ‘Yumurta’ adlı filmi de gösterilecek.

Türk filmleri kategorisinde Suriyeli sinemaseverlerin izleyeceği filmler arasında Nuri Bilge Ceylan’ın ‘Üç maymun’, ‘İklimler’, ‘Uzak’ ve ‘Mayıs Sıkıntısı’, Derviş Zaim’in ‘Cenneti Beklerken’, Çağan Irmak’ın ‘Babam ve Oğlum’, Yılmaz Erdoğan’ın ‘Neşeli Hayat’, Mehmet Eryılmaz’ın ‘Hazan Mevsimi’ ve Yılmaz Güney’in ‘Umut’ adlı filmleri de yeralıyor.

‘Bal’ filminin oyuncusu Tülin Özen’in de davetli olarak katılacağı film festivalinde, Reha Erdem’in ‘Kosmos’ adlı filmi, İspanya, ABD, Rusya, Fransa gibi ülkelerden katılan 24 film ile büyük ödül için yarışacak.

Festivalde, Türk filmleri kategorisinin yanısıra Roman Polanski, Emir Kusturica gibi ünlü yönetmenlerin filmlerinin sunulacağı özel bölümler de bulunuyor.

Türkiye’den katılımın olmadığı kısa film yarışması dalında ise, dünyanın farklı ülkelerinden 91 kısa film yarışacak.

Film festivali çerçevesinde Şam’a gelecek olan Türk sinemasının meslek örgütlerinin temsilcileri de, Suriyeli sinemacılarla ve meslek örgütleri ile biraraya gelecek.

AA

Popularity: 19% [?]

Anadolu Ateşi’nin Macaristan gösterisi iptal

16 Kasım 2010

Gösterilerin iptaliyle ilgili açıklamada bulunan Macar organizasyon şirketi yetkilileri, gösterinin teknik nedenlerden ötürü iptal edildiğini ve iptalin kendilerinden kaynaklanmadığını bildirdi.

Yetkililer, sadece 8, 9 ve 10 Kasımda Macaristan’da yapılacak gösterilerin değil, Orta Avrupa turnesi doğrultusunda Hırvatistan ve Sırbistan’daki gösterilerin de iptal edildiğini kaydetti.

Satılan biletlerin iadesine yarından itibaren başlanacağını ifade eden yetkililer, ”Troya” gösterisinin gelecek yıl 8 Martta Budapeşte’de sahneye konulacağını, biletlerin bu gösteri için geçerli olacağını belirtti.

Mustafa Erdoğan’ın sanat yönetmenliğini yaptığı Anadolu Ateşi Dans Grubu’nun, ”Troya” gösterisini üç gün boyunca Macaristan’da sahneye koyacağı açıklanmış, gösterinin Macar medyası ve halkından büyük ilgi gördüğü bildirilmişti. 

Yaklaşık 4 yıl önce de ”Anadolu Ateşi” gösterisi Macaristan’da sahnelenmiş ve Macar sanatseverlerin büyük beğenisini kazanmıştı.

AA

Popularity: 9% [?]

Türk ve Avustralya barışı anısına 95 fidan dikildi

16 Kasım 2010

Eceabat Çamburnu yolunda, deniz kıyısında yaklaşık 10 bin metre karelik alana sahip Seyit Onbaşı Parkı’ndaki,   geçmişte çıkan küçük çaptaki yangın sonucunda ağaçsız kalan alana, zeytin, çınar, fıstık çamı, leylendi çamı, limon, selvi, iğde ve akça ağaç türünde 95 adet fidan dikildi.

Barış ve dostluğun simgesi olarak bilinen zeytin fidanlarının dikimini, Eceabat Kaymakamı Bülent Uygur, Belediye Başkanı Kemal Dokuz, Avustralya’nın Çanakkale Konsolosu Andrew Koç McDonald, Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Park Müdürü İsrafil Erdoğan ve Eceabat Orman İşletme Şefi Tuncay Işık, birlikte yaptı.

Konsolos Andrew Koç McDonald, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Eceabat’ta 95 fidanın dikildiği bu etkinlikte Kaymakam Uygur, Belediye Başkanı Dokuz ve diğer dostları ile beraber olmaktan dolayı son derece mutlu olduğunu söyledi.

Çanakkale Savaşlarının ardından geçen 95 yıl sonra, her yıl için birer fidan olmak üzere toplam 95 fidan diktiklerini ifade eden McDonald, şunları söyledi:

”Ulu Önder Atatürk’ün, ‘Bu memleketin toprakları üstünde kanlarını döken kahramanlar, burada bir dost ülkenin toprağındasınız. Huzur ve sükun içinde uyuyunuz’ sözü ebedi barış ve dostluğu pekiştiren sözlerdir. Bu sözler daima hatırımızdadır. Bu sözler ayrıca Avustralya’nın Başkenti Canberra’da bizler için çok önemli olan Atatürk Anıtı’nda da yer alıyor. Bu sözler evlatları Çanakkale’de savaşmış, Avustralyalı annelere de teselli vermiş, iki ülke arasındaki ilişkilerin ne denli sağlam temellere oturduğunu gösteren bir kaide olarak Canberra’da yerini almıştır.”

Kaymakam Bülent Uygur da, 95 yıl önce zırhlıların dövdüğü bu kıyılarda, bu topraklarda, o gün canlarını kaybeden Avustralyalı askerler ile Mehmetçiklerin ruhlarını şad etmek için 95 adet fidanı toprak ile buluşturduklarını vurguladı.

Dikilen fidanların çoğunluğunun zeytin fidanı olmasının etkinliğe ayrı bir anlam kattığını ifade eden Uygur, ”Bugün savaştan bir dostluk elde edilmiş durumda. Her yıl Avusturalya ve Yeni Zelandalı genç, yaşlı bu topraklara atalarını anmak için geliyorlar. Yerel yönetim olarak gelen ziyaretçilerin bu topraklarda ziyaretlerini en iyi bir şekilde gerçekleştirip memleketlerine memnun ayrılmalarını sağlamak noktasında gayretler içerisindeyiz. Bu etkinliğin gerçekleştirilmesinde emeği geçenlere teşekkür ederim. Nice barış dolu günlere” diye konuştu.

Belediye başkanı Kemal Dokuz ise, her iki ülkenin 95 yıl evvel bu topraklarda bir mazilerinin olduğunu, 95 yıl sonra buraya dikilen 95 fidanın her iki ülkenin iyiliğine, dostluğuna, barışına, huzuruna, mutluluğuna ve güzelliğine doğru atılan bir adım olduğunu belirterek, dikilen bu fidanların sürekli güzelliklerin yeşermesi için bir adım olması temennisinde bulundu.

AA

Popularity: 16% [?]

Erdoğan’a hangi filmi izlemesini önerdi?

16 Kasım 2010

Hayalindeki projeyi Tarantino’nun çekmesini istediğini söyleyen Tülek, Başbakan’a hangi filmi tavsiye ettiği sorusuna da ‘Persepolis’ cevabını verdi.

Kapak röportajlarıyla ses getiren aylık sinema dergisi Film Arası’nın Kasım sayısı ses getirmeye devam ediyor. Derginin eğlenceli sorulardan oluşan ‘Ayaküstü’ bölümüne konuk olan tiyatro ve sinema oyuncusu Tuğrul Tülek, kendisine yöneltilen 14 soruya yanıtlar verdi. Hangi filmin başrolünde oynamayı hayal ettiği sorusuna ‘Eternal Sunshine of The Spotless Mind’ cevabını veren Tülek, hayalini kurduğu projeyi de Tarantino’nun filme çekmesini istedi.

BAŞBAKAN PERSEPOLİS’İ İZLESİN!
Tuğrul Tülek, bugüne kadar çekilmiş en başarılı edebiyat uyarlaması filmi olarak ‘Yüzüklerin Efendisi Üçlemesi’ni gösterirken, derginin yönelttiği diğer bir soruya da ilginç bir cevap verdi. Oyuncu, ‘İmkânınız olsa Başbakan’a hangi filmi seyretmesini tavsiye ederdiniz?’ sorusunu ‘Persepolis’ diye yanıtladı.

Persepolis, İran rejiminin baskıcı yönünü küçük bir kızın yaşamı üzerinden tartışan bir film olarak dikkat çekmişti. 

Haber 7

Popularity: 8% [?]

Üst geçit evi kapatınca bu tabelayı astı

16 Kasım 2010

Düzce’de evinin girişine inşa edilen üst geçit nedeniyle evine giremeyen vatandaş, üst geçidin ayaklarına ”Bize bayramı zehir ettiniz size iyi bayramlar” yazılı pankart astı.

Düzce D 100 Karayolu üzerine inşa edilen ve Hamidiye Mahallesi’ni ile Kültür Mahallesi’ne birbirine bağlayan üst geçit yüzünden dış dünyayla iletişimlerinin tamamen kesildiğini belirten Nuri Çetin, evine giremediğini söyledi.

Üst geçidin yapımında hata olduğunu iddia eden Çetin, ”Biri bana çıkıp da bu üst geçidin yamuk olmadığını söylerse, intihar edeceğim. Bayram geldi, evimize giremiyoruz. Evde yaşlı annem var ve rahatsız. Bu üst geçit bizim dış dünyayla tamamen irtibatımız kesti” dedi.

Daha sonra üst geçidin üzerine çıkan Çetin, ”Yetkililer sesimi duyana kadar burada bekleyeceğim” diye konuştu. Vatandaşlar tarafından ikna edilen Çetin, bir süre sonra aşağı indirildi.

Bu arada Nuri Çetin üst geçidin ayaklarına, ”Bize bayramı zehir ettiniz, size iyi bayramlar” ve ” Bu üst geçidi 5 metre kaydırarak evimizi rezil edenler size iyi bayramlar” yazılı iki ayrı pankart astı.

AA

Popularity: 11% [?]

87′lik dedenin 77′lik kız kaçırma öyküsü

16 Kasım 2010

87 YAŞINDAKİ MUSTAFA DEDE, 77 YAŞINDAKİ AYŞE NİNE’Yİ KAÇIRDI. “AŞKIN YAŞI YOK” DİYE MEŞHUR OLDULAR AMA…

Popularity: 16% [?]

Hacı adaylarının Arafat’ta ilk gecesi

16 Kasım 2010

Arafat’a ulaşan hacı adayları, önceden hazırlanan çadırlara yerleşirken, bir çoğu da kendi imkanlarıyla kurdukları çadırları kurma telaşında.

Gecenin ilerleyen saatlerine rağmen Arafat’a gelişler sürüyor. Sabahleyin mahşeri bir kalabalığın beklendiği Arafat’ta birçok hacı adayı kendi imkanlarıyla kurdukları çadırlarda kalıyor. Bazı hacı adayları ise dışarıda yatıyor.

Yolların aydınlatıldığı Arafat bölgesinde insanlar, Nemira Mescidi avlusunda ve girişinde ibadet ediyor. Büyük bir hareketliliğin yaşandığı Arafat’ta her şey sabah için hazır.

 

 

Popularity: 11% [?]

Seyri doyumsuz güz manzarası GALERİ

16 Kasım 2010

Yedigöller’de sonbahar görüntüleri görenleri büyülüyor…

Popularity: 1% [?]

94′lük ikizlere 86 yaşındaki gelin bakıyor İZLE

16 Kasım 2010

Aydın’ın Nazilli ilçesinde oturan ve Türkiye’nin bilinen en yaşlı tek yumurta ikizleri olduğu kaydedilen 94 yaşındaki Esma Telliel ve Hediye Demircioğlu, uzun yaşama sırrının erken yatıp erken kalkmak ve hayır yapmak olduğunu söylüyor. Hayatları boyunca sabah namazından sonra yatmadıklarını belirten ikizler, yatsı namazından sonra da hemen uyuduklarını anlatıyor.

Sekiz kardeşin arasında ikiz doğan sevimli ninelerin anneleri, 100 yaşında vefat etmiş. İkiz kardeşlerden Hediye bir, Esma ise iki defa evlenmiş.

İki kişiyle evlendiğini açıklayan Esma Telliel,” Biriyle 35 sene, biriyle 20 sene durdum.” dedi. “Belki bir daha evlenirsiniz.” sorusuna karşılık ise gülerek, “Ne evlenmesi? 94 yaşındayız oğlum. Ben ölüm bekliyorum artık. Allah sağlıklı ömür versin. Ayağım kırık, bir çayı zor dolduruyorum.” şeklinde konuştu.

Uzun yaşamalarındaki sırrı öğrenmek için ne yiyip içtikleri konusunda sorular sorulduğunu ifade eden ikiz nineler, “Canavar gibi yer, canavar gibi işlerdik (çalışırdık). Hiçbir şey sakınmadık, her şeyi yedik. Yoğurt, süt, kekik yedik. Kekiği tabaktan eksik etmedik. Ayaklarım ağrıyınca kekik yağını sürerim, geçer.” diye konuştu.

Popularity: 11% [?]

Sitemizi kişi takip ediyor.Aşağıdaki kutucuğa e-posta adresinizi girin sitemize yeni eklenen içerikten haberiniz olsun...

Sitemize üye olduktan sonra, e-posta adresinize bir onay maili gelecek. O maili onaylamazsanız, üyeliğiniz tamamlanmaz. 

SohbetClub.Net Anket

How Is My Site?

View Results

Loading ... Loading ...